Özet (TL;DR) @ 2018-06-30T12:17:00.000Z: CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, seçim sonrası ortaya çıkan siyasi tabloyu değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun HDP'lilere yaptığı tehdidi ve CHP'lilerin şehit cenazelerine…
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, seçim sonrası ortaya çıkan siyasi tabloyu değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanı Suleyman Soylu'nun HDP'lilere yaptığı tehdidi ve CHP'lilerin şehit cenazelerine alınmaması talimatıyla ilgili de konuştu. CHP lideri "Bunu ona kim soyletti? Bu, Turkiye'de bir iç çatışma planının ilk adımıdır" dedi.
(C) AA /
Cumhuriyet'ten İklim Öngel'in haberine gore, 4 Haziran seçimlerinin ardından kendisini izleyen gazetecileri makamında kabul eden Kılıçdaroğlu'nun sorulara yanıtları şu şekilde:
' SOYLU'YU CİDDİYE ALMIYORUZ'
-Soylu 'nun çağrısı için ne duşunuyorsunuz?
"Soylu'yu çok ciddiye almıyoruz, ciddiye alınacak bir Bakan değil zaten. Guvenliği sağlaması gereken bir Bakan'ın kışkırtıcılık yapması başlı başına bir felaket. Asıl uzerinde durulması gereken nokta o. İki; Suleyman Soylu bunu kendisi mi soyledi yoksa Soylu'ya birileri mi soyletti? Birileri Soylu'ya soylettiyse, bu bir kaos planının Turkiye'de bir iç çatışma planının ilk adımıdır. Bu hem FETÖ'ye hem PKK'ya yarar. Bu soylem PKK'ya hizmet soylemidir. 35 yıldır PKK'nın ayrıştıramadığı, bolemediği bir toplumu Soylu bolmek, ayrıştırmak istiyor. Açıkça Soylu, PKK'ya hizmet ediyor. Soylu kullanılıyor. Geçmiş siyasal birikimine bakınca kullanılmaya musait bir kişi. Çıkar peşinde koşan bir isim. Bu soylemle kendisine yeni bir alan açabilir mi arayışında olan bir isim. Dolayısıyla Soylu'nun değil ama Soylu'ya bu cumleleri kurdurtan kimdir, asıl onun uzerinde durmak gerekiyor.
-Se çim gecesi bir kişi çıkıp "İnce'ye telefonda konuştum, hiçbir yere ayrılmayın YSK'ye yuruyeceğiz" dedi…
Bu tur yerlerde provokatorlere dikkat etmek lazım. Buyuk ihtimal o da bir başka provokator. Muharrem Bey'in "Ayrılmayın, yuruyeceğiz" diye bir şey soyleceğini tahmin etmiyorum. Soylese zaten çıkar soyler. Onu bulmak lazım. Bursa'da CHP'nin çelengine yonelik saldırı yapanların kimliğine de çok iyi bakmak lazım. Bunlar da yonlendirilmiş provokatorler olabilirler. Bursa İl Başkanımız bu konuda gerekli çalışmaları yapacak.
-Se çim gunu silah atma goruntuleri vardı. Belki o gece çok farklı şeylerin yaşanabileceğini gosteren goruntuler de vardı…
(C) AFP 2018 / ADEM ALTAN
Seçim gecesi, kadınların da olduğu bir grubun ellerinde silahlarla ateş etmesi, kendilerine gore bir zafer kutlamasını silah atışıyla gerçekleştirmek istemeleri vahim bir tablo. Bu tabloya yaşandığı andan itibaren guvenlik guçlerinin mudahale etmesi lazım. Dikkat ederseniz guvenlik guçleri bir gun sonra, olay medyaya duşunce harekete geçtiler. Bunun da uzerinde durmak gerekiyor. Bu konuda ayrıntılı bir bilgiye toplumun ihtiyacı var. Bu bilgiyi Soylu veremez. Çunku o yonetim gucune sahip değil. Onun arkasındaki zembereği kuran adamı bulmak lazım.
' DEVLETTE LİYAKAT SİSTEMİNİN ÇÖKMESİ CAN VE MAL GÜVENLİĞİ KAYGISINI ÇOK ÖNE ÇIKARDI'
-Se çim oncesi bir AKP'linin açıklaması da vardı, "Saklanmış silahları çıkartırız" diye. Bunların hepsini birleştirdiğimizde nasıl bir okuma yapmak gerek, onumuzdeki gunler çatışmaya gebe mi?
Devlette liyakat sisteminin çokmesi ve yargının işlevsiz bırakılması can ve mal guvenliği kaygısını çok one çıkardı. Kişiler kendi can ve mal guvenliklerini sağlamak için ozel silahlanmaya, ozel koruma timleri oluşturmaya başladılar kendilerine gore. Hatta o kadar ileri gidildi ki Belgrad Ormanları'nda silahların gomulduğu bile ifade edildi ve bu ifadeyi kullanan eğitimsiz biri de değildi. Öteden beri bilinçli olarak farklı bir silahlanma anlayışına gidiliyor. Herkes kendi can ve mal guvenliğini sağlama yonunde kendisi onlem alıyor. Çunku devletin onlem alamayacağı kanısında. Devletin guvenliği sağlayamayacağından kaygı duyan kişi oncelikle Erdoğan. TSK var, Turk Polis Teşkilatı var. Bu iki orgut hepimizin gozbebeği. Zaman zaman eleştiririz ama devlet olmanın gereği olarak ordu, jandarma ve polis hepimizin gozbebeği. Siz tum bunları bir tarafa atıyorsunuz ve Saray'da SADAT diye ayrı bir guvenlik yapılanması oluşturuyorsunuz. Bu Turkiye Cumhuriyeti Devleti'ne guvenmemenin bir anlamda felsefesini oluşturuyor. "Ben Turkiye Cumhuriyeti'nin guvenlik guçlerine, ordusuna guvenmiyorum. Kendi guvenliğimi sağlayacak ozel mekanizmalar, ozel birlikler kuruyorum" diyor. Vatandaş bakıyor, devletin en yetkili makamında oturan kişi kendi guvenliğini sağlamak için ozel birlikler oluşturuyor. Polise, orduya, jandarmaya guvenmiyor. O zaman "benim de silahlanmam lazım. Ben kime guveneceğim" diyor. Silahlanmayı ozendiren temel unsur, devletin guvenlik guçlerine duyulan guvensizliğin tepede yaratılmış olmasıdır.
' YÜZDE 52, ERDOĞAN'IN ÇOK RAHAT HAREKET EDEBİLECEĞİ BİR SÜRECİ ORTAYA KOYMUYOR'
-Se çimlerin ardından oluşan parlamento aritmetiğini Millet İttifakı ekseninde nasıl değerlendiriyorsunuz?
Parlamentoda ikili bir yapı var zaten. Önce parlamentoda Ak Parti çoğunluğunu kaybetti. Dolayısıyla zorunlu bir işbirliği sonucu çıktı ortaya. Bu sonuçta Ak Parti, MHP ile yoluna devam edecek. Bizim gorduğumuz tablo o. Nitekim MHP cumhurbaşkanı adayı çıkarmadı, Meclis Başkanı adayı da çıkarmayacak. Boylece Ak Parti'nin beklentilerini bir anlamda yerine getirmiş olacak. Komisyonlarda çoğunluğunu kaybetti, dolayısıyla komisyonlardaki yapı da bir anlamda değişmiş olacak. Teknik komisyonlarda yasalar goruşulurken yine Ak Parti ile MHP'nin işbirliği buyuk ihtimalle devam edecek. Diğer partiler de Turkiye'nin lehineyse zaten sorun yok, destek verirler, eğer Turkiye'nin aleyhine ise kendi dunyaya bakışları açısından muhalefet edeceklerdir. Dolayısıyla ben Ak Parti'nin geçmiş yasama donemlerindeki rahatlığını bulamayacağını goruyorum. İkincisi Cumhurbaşkanlığı. Erdoğan, partisi yuzde 42 aldı, kendisi MHP'nin desteği ile yuzde 52'lik bir çizgiyi yakaladı. Yuzde 52 Erdoğan'ın çok da rahat hareket edebileceği bir sureci ortaya koymuyor, parlamento çoğunluğunu kaybetmesi nedeniyle. Orada da kararnameler duzeyinde yapacağı duzenlemeleri dikkate almak zorundadır. Parlamentodaki yapıyı dikkate alarak o kararnameleri şekillendirecek, sonuçlandıracak ve o çerçevede kamuoyu ile paylaşacaktır. Öncelikle bakılması gereken konu Erdoğan'ın nasıl bir Bakanlar Kurulu ve yardımcılar tayin edeceği, bu onemli. Parlameto içinden mi, dışından mı veya hem parlamento içinden hem parlamento dışından gorevlendireceği bakan ve başkan yardımcıları Erdoğan'ın ne yapmak istediğini toplumun onune koyacaktır.
' ERDOĞAN'IN BAĞIMSIZ İRADESİ ARTIK YOK'
Erdoğan'ın bir koalisyon yapmaya ihtiyacı var. Bu MHP-AKP koalisyonu mu olacak yoksa daha geniş bir siyasal tabanı mı oluşturacak ona bakmak gerekiyor. O geniş bir siyasal tabanı oluşturma duşuncesi "Tamam seçildim ama sadece MHP ile değil daha geniş bir siyasal taban oluşturdum. Dolayısıyla toplumun her kesimini kucaklayacak bir duşunce ile yola çıkıyorum" mesajı da vermek isteyebilir Erdoğan. Erdoğan bu çalışmayı MHP'nin olurunu almadan sonuçlandıramaz. Erdoğan'ın bağımsız iradesi artık yoktur, çunku hem başkan yardımcılarını hem kabineyi oluştururken MHP'nin yuzde 100 onayını olmak zorundadır.
- "Bahçeli çok uzun suredir Erdoğan'ı yonetiyor, devlet aklıyla hareket ediyor" gibi soylemler oldu. Gerçekten bu boyle mi, yoksa 'stepne' tanımı doğru mu?
O bağlamda yorum yapmayı çok doğru bulmuyorum. Çunku onumuzdeki belki de 15-20 gun içinde butun bu ayrıntılar ortaya çıkacak zaten.
-Erdo ğan'ın MHP'ye muhtaç olmamak için parlamentoda yeni bir hamle yapar mı? İYİ Parti gibi…
Milletvekili transferleri demokrasinin yuz karasıdır. Seçilen kişinin seçildiği partiyi bırakıp başka bir partiden milletvekili olması, oy aldığı vatandaşlara ihanettir. Milletvekili pazarının açılması doğru bulmuyorum.
-Se çim bitti. Televizyon programlarında CHP konuşuluyor AKP konuşulmuyor. Siz bunun onunu kesecek şeyler yapabilirdiniz. Neden halen yuz yuze goruşme olmadı?
Telefonla konuştuk ama yan yana gelmedik. Geliriz yan yana, o konuda bir tereddudumuz yok. Seçim gecesi de telefonda konuştuk. Muharrem Bey tatile gitti, tatil sonrası konuşacağız.
' YEREL SEÇİMLERDE TABLO UMUT VERİCİ'
-Yerel se çimlerle ilgili ongorunuz ne?
Bu sonuçlar yerel seçimlerde bize umut vaat ediyor. Benim ilk gorduğum tablo yerel seçimlerde iyi sonuç alacağız. Daha once soylediğim Ankara, İstanbul, Denizli, Balıkesir, Antalya, Mersin, Adana'yı alabiliriz. Burada bir tereddudum yok benim.
-Yerel se çimlere yonelik çalışmaları başlatalım diye ilk gunden itibaren soyluyorsunuz. Nasıl strateji ile gideceksiniz?
Önceden anketler yaparak belirleyeceğiz. Milletvekilleri listeleri ile yerel yonetim adayları arasında fark var.
(C) REUTERS / Huseyin Aldemir
Milletvekili adaylığında vatandaş daha çok partisine oy veriyor. Yerel yonetimlerde bu tablo değişiyor. Belediye başkanından memnunsa, gidip belediye başkanına veriyor. Veya adayın bir başarısını gormuşse, yaklaşımı sıcak mesaj vermişse, onu bire bir etkiliyorsa oyunu ona verebiliyor. Birinci yapacağımız şey, yerel yonetim adaylarını olabildiğince erken belirleyip kamuoyuna paylaşmak. YSK takvimini beklemeden "Belediye başkanı adayımız budur, git kardeşim çalış" diyeceğiz.
-Yerel se çimin erkene alınma durumu olursa…
Olmaz, nedeni de şu; anayasanın değişmesi lazım. Dolayısıyla 8 ay sonra olması lazım.
-Meclis Ba şkanı seçimleri var. Millet ittifakı ile ortak aday çıkartılabilir mi?
Adayımızı çıkartacağız. O çerçevede kendi politikamızı belirleriz. Gerekirse konuşuruz. Öyle bir şeyimiz yok. Millet İttifakı'nın parlamentoda varlığını surdurmesi lazım, ortak ilkeler çerçevesinde. Ortak ilkelerde her parti elbette kendi goruşunu dile getirir.
-Se çim değerlendirmesi için liderler bir araya gelecek mi?
Önce şu yemini bir edelim, onlar da buyuk bir ihtimalle bir analiz çalışmasına ihtiyaç duyuyordur. O çerçevede yeniden oturup duşunmek lazım."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.