Özet (TL;DR) @ 2018-06-25T18:51:00.000Z: Aydın Sezer’e göre ‘Erdoğan kazanmış olsa da partisi bu seçimin en büyük kaybedeni’ oldu ve MHP ile zımni koalisyon artık tescillendi. Dış politika ‘bilinmez’ bulunan İnce’ye karşı ABD’nin de…



Aydın Sezer'e gore 'Erdoğan kazanmış olsa da partisi bu seçimin en buyuk kaybedeni' oldu ve MHP ile zımni koalisyon artık tescillendi. Dış politika 'bilinmez' bulunan İnce'ye karşı ABD'nin de Rusya'nın da Erdoğan'ı tercih ettiğini belirten Sezer, AB konusunda da sıcak bir perspektif sergilenmeyeceği goruşunde.

(C) AA / Kayhan Özer

Turkiye'de haftalardır beklenen 'Turk tipi' cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimleri duzenlendi. Yuksek Seçim Kurulu rakam açıklamamış olsa da partilere sunulan veriler uzerinden seçimlerin kazananı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu. Meclis için yapılan oylamada ise Erdoğan'ın partisi yuzde 42'de kalırken, çoğunluğu ancak ittifaka gittiği MHP ile birlikte elde edebilir halde.

Seçimlerin sonuçları, dış dunyada algılanması, meşruiyeti ve verdiği mesajlarıyla siyaset bilimci ve yazar Aydın Sezer ile konuştuk.

' AKP'DEN KOPAN OYLARIN CUMHUR İTTİFAKI İÇİNDE KAYDIĞI FARK EDİLEMEDİ'

Aydın Sezer'e gore, seçimlerin en buyuk kaybedeni Erdoğan'ın partisi. Sezer, sonuçların şaşkınlık yaratmasını AK Parti'den kopan oyların Cumhur İttifakı'nın içinde kaldığının ongorulememesinden kaynaklandığını belirtti:

"Turkiye'de seçimlere katılım oranı ne kadar yukselirse iktidar partisinin oy oranında da o kadar duşuş olacağına dair genel bir kanı vardı. Dunku sonuçların şaşkınlıkla karşılanmasının arka planında sadece tek bir parti ile ilgili bir gelişme var. Bu da AKP'den kopan yuzde 6'lık oyun Cumhur İttifakı'nın içinde kalması ve MHP'ye transfer olması. KONDA dahil 12 araştırma şirketinin MHP ile ilgili tahminlerine bakıyorum. OPTİMAR hariç hiçbirisi MHP'nin bugunku oy oranını artı eksi yuzde 4-5 bandında tahmin edemiyor. OPTİMAR yaklaşık 11 buluyor. Ama OPTİMAR da AKP'nin oyunu yuzde 48'lerde gosteriyor. Yanılgısı oradan kaynaklanıyor. Benim beklentim AKP'den bir miktar oyun kopacağı ve bu oyun belki bir iki puan HDP'ye ama geri kalanının İyi Parti ve sayın Akşener'e yoneleceği şeklindeydi. Zaten 5-6'lık oy oranını Meral Akşener'e ve İyi Parti'ye verirseniz seçim sonuçlarının tamamen değişmiş olacağını goreceksiniz. Hem cumhurbaşkanlığı ikinci tura kalacak olacaktı hem de parlamentoda Cumhur İttifakı ciddi bir şekilde çoğunluğu kaybedecekti.

' AKP-MHP ZIMNİ KOALİSYONU TESCİLLENDİ'

Sezer, Turkiye'nin zaten uzun bir suredir AKP-MHP koalisyonu tarafından yonetildiğini vurgularken, bu seçimlerle bu zımni koalisyonun tescillendiği goruşunu de dile getirdi:

(C) AA / Metin Aktas

"Zaten Turkiye uzun suredir zımni olarak bir AK Parti-MHP koalisyonu tarafından yonetiliyordu. AK Parti'nin meclise getirdiği ya da karar almaya çalıştığı butun konularda Bahçeli'nin desteği vardı. Sadece af konusunda bir goruş ayrılığı oldu. Bu açılarda bu seçimler bu zımni koalisyonun artık şeffaf bir şekilde seçimlerle tescil edildiği bir boyuta taşındı. MHP'nin ve Cumhur İttifakı'nın oylarını ayrı ayrı değerlendirdiğimizde AKP'nin oyunun yuzde 42.50, Erdoğan'ın oyunun da yuzde 44-46 bandına kadar gerilediğini goruyoruz. Bu seçimlerin en buyuk kaybedeni AK Parti oldu. Sınırlı sayıda da olsa hem parlamentoda çoğunluğu kaybetti hem de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde MHP'nin desteği olmaksızın birinci turu geçemeyeceğini gormuş oldu. Bu itibarla artık Turkiye'de 16 yıl suren tek parti iktidarı değil, resmen bir koalisyon var."

' BAHÇELİ'NİN TÜRKİYE YÖNETİMİNDE ÖZEL BİR SÖZ SÖYLEME HAKKI VAR'

Sezer'e gore, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 15 Temmuz'dan bu yana Turkiye yonetiminde ozel bir soz soyleme hakkı var. Bu nedenle Aydın Sezer, Erdoğan'ın partisiyle MHP'nin koalisyonunun Bahçeli'nin istediği doğrultuda hareket edeceğine dikkat çekti:

"Bu koalisyonda edilgen olan parti buyuk parti olacak. Devlet Bahçeli'nin onerdiği, istediği ya da yon vermeye çalıştığı şeyleri artık AK Parti'nin ya da Erdoğan'ın kulak ardı etmesi soz konusu değil. Dolayısıyla bu oyle bir koalisyon ki benim kanımca AKP ile MHP arasında bir sorun çıkarsa AKP, meclisteki başka bir partiyle yoluna devam edebilir gibi bir alternatifi olan koalisyon ortamı da kalmıyor artık. Özellikle 15 Temmuz'dan beri Bahçeli'nin Turkiye'nin yonetiminde ozel bir soz soyleme hakkına, bir paydaş olduğuna inanıyorum. Bu noktaya geldiğine ya da getirildiğine inanıyorum. Bunu bir komplo teorisine burundurmemek gerekiyor. 2002 seçimlerine giderken de seçimlerin startını Bahçeli vermişti, 24 Haziran seçimlerine giderken de… Ama arada bir yerde Deniz Baykal'ın rahatsızlığı ve acilen Almanya'dan Turkiye'ye getirilmesi, hemen 6 gun sonra erken seçim kararının alınması gibi bir durum soz konusu. Baykal'ın AKP'nin kaybettiği 7 Haziran seçimlerinden sonra da nasıl siyaset sahnesinde rol aldığını, neler yaptığını hatırlatmak amacıyla soyluyorum. Bu koalisyon Bahçeli ve MHP'nin istediği doğrultuda hareket edecek bir koalisyon olacak."

' ABD ZATEN BİRÇOK KONUDA ERDOĞAN YÖNETİMİ İLE ANLAŞMIŞTI, İNCE TALİHSİZ AÇIKLAMALAR YAPTI'

Sezer'e gore, dış politikada bilinir bir aktor yahut politika 'bilinmezliklerle dolu' olanına tercih edilir. Sezer, bu açıdan Muharrem İnce'nin dış politikayı ilgilendiren konularda talihsiz açıklamalar yaptığına işaret etti. Sezer, ABD'nin birçok konuda zaten Erdoğan yonetimi ile anlaştığına dikkat çekerken, hem ABD hem Rusya orneklerini şoyle verdi:

"AKP ve Erdoğan'ın dış politika ile ilgili konumu bugune kadar çok açık ve bilinen bir pozisyon sergiledi. Ama Muharrem İnce'nin dış politika ile ilgili soylemi çok talihsiz oldu. FETÖ'nun iadesi ile ilgili konuda İncirlik'teki askerleri tatile gondermek gibi talihsiz bir açıklama yaptı. Amerika tarafından ne kadar ciddiye alındı bilemiyorum ama dış politikada bilinen bir aktoru ya da politikayı, bilinmez bir politikaya ya da aktore tercih edilir. Zaten ABD bu tercihini seçimlerin sonuçlanmasına otelemedi. Zira bir Menbiç anlaşması, bir F-35 teslimatı, açıkça Zarrab davası uzerinden verilecek ya da gelmesi muhtemel cezanın ertelenmesi gibi konularda zaten Erdoğan ve AKP ile çalışmaya yonelik çalışma arzusunu belirtmiş oldu."

' RUSYA DA ÇOK RAHATLADI'

(C) REUTERS / Ümit Bektas

Sezer, Erdoğan yonetiminin seçilmesiyle Rusya'nın rahat bir nefes aldığı goruşunu dile getirdi. Moskova'nın kafasında 'Rusya'nın Turkiye'yi çevrelediği' soylemini de gundeme taşımış İnce ile her şeyin yeniden başlayıp başlamayacağına dair sorular bulunduğunu belirten Sezer, Rusya'nın Turkiye'den taleplerinin çok daha fazla olacağı bir surece bugun itibarıyla girildiğini kaydetti:

"Rusya, eğer Muharrem İnce kazanırsa, Suriye politikası ya da buyuk çaplı enerji projelerinde acaba her şeye yeniden başlamak zorunda mı kalırız endişesini taşıdı. Zaten Ruslar, Erdoğan yonetimini ozellikle Akkuyu'da, Turk Akım'da ve Afrin ve Suriye ozelinde 50-60 gunluk bir açık çek vermişlerdi. 'Seçimlerin ertesi gunu kaldığımız yerden başlamamız gerekiyor' mesajını vermişlerdi. O nedenle bir tedirginlik oldu. Şu anda Rusya da çok rahatladı. Daha Erdoğan-Putin goruşmesi gerçekleşmeden once Rus medyası Akkuyu ile birtakım konuları gundeme getirmeye başladı. Henuz teyit edemediğim bir konu var: Rosatom, Akkuyu'daki kendisinde bağlı ASE (Atom Stroy Export) firmasını değiştirmek uzere çalışmalar yapıyor. Burada iktisadi anlamdaki ikili ilişkilerde Rusya'nın şu anda Turkiye'den taleplerinin çok daha fazla olacağı bir surece bugun itibarıyla girmiş bulunuyoruz."

' AB KONUSUNDA SICAK BİR PERSPEKTİF SERGİLENMEYECEK'

Sezer, Erdoğan'ın başkanlığı altında AB bakanlığını bile artık işlevsiz hale gelmiş bir Dışişleri Bakanlığı'na bağlanacağına dikkat çekti. Sezer'e gore, Ankara, Avrupa Birliği konusunda artık sıcak bir perspektif sergilenmeyecek:

"Son 2 aylık sureçte Avrupa Birliği'nin (AB) ozelde Almanya'nın Rusya veya Amerika kadar Turk dış politikasında bir yer işgal etmediğini soyleyebiliriz. Ama yine de Erdoğan'ın Avrupa'da temasları geçekleşti. AB konusunda Bahçeli'nin de bir perspektifi var. Amerika veya Rusya ile yakınlaşma ya da uzaklaşma konusunda Bahçeli'nin ne boyutta olduğunu biliyoruz. Ama AB konusunda Amerika veya Rusya kadar sıcak bir perspektif sergileyeceği kanaatinde değilim."