Özet (TL;DR) @ 2018-06-25 11:54:45.618358: Münir Özkul'un kızı Güner Özkul "İnsanlar, babamın 'Yaşar Usta' ya da 'Mahmut Hoca' olduğuna inanmak istiyor. Onlar kadar dürüst ve müdanasızdı, ama Yaşar Usta ya da Mahmut Hoca değildi; o bütün…



25.06.2018 - 09:00 25.06.2018 - 09:06 Son Guncelleme : 25.06.2018 - 09:06

Munir Özkul'un kızı Guner Özkul, babasını ve onunla olan ilişkisini Esquire dergisine anlattı:

Babam surekli çalışmak zorunda olduğu için yatılı okudum, ama tatillerime denk gelen setlerde babamla birlikteydim. Arzu Film doneminde; kemikleşmiş oyuncu kadrosu senaryo aşamasından itibaren surece dahil oluyor, sabaha kadar karakter analizi yapılıyordu. Bugun sinema hakkında en ufacık bir fikrim varsa, o çalışmalarda dinlediğim konuşmalar uzerindendir diyebilirim.

Çocukken babanızın unlu olduğunu çok anlamıyorsunuz, size sorulmaya başladıkça farkına varıyorsunuz. Çok buyuk bir sorumluluk çunku babam butun Turkiye'nin 'baba' olarak kabul ettiği bir insan. "Babam o kadar da mutevazı değildi" dediğimde, "Sen kim oluyorsun?" diye kızdılar bana mesela. Benim kastettiğim, işi soz konusu olunca babamın hayatında tevazuya yer olmadığıydı

Babam omru boyunca sevdiği bir işi yaparak yaşadı; bu herkese nasip olacak bir şans değil. Hele bugun hiç değil. Ne zaman onun filmlerini izlesem, sanki hiç orada olmamışım gibi kendimi kaptırır ağlarım. Hatta bazen ağlayacağım yer gelecek diye gozlerimin dolduğu da olur. 'Bizim Aile'de çok zorlandıkları bir sahne vardı; gulmeleri gerekirken o sahne bir turlu çekilemedi ve sonunda sinirleri bozulup ağladılar. Yine 'Gulen Gozler'de, muteahhitle kavgalarını seslendirirken Sadettin Erbil'le ter içinde kalmışlardı; izlerken hep bunları hatırlarım.

Babam gorduğu garip şeyleri taklit ederdi; bir keresinde anafora direnen bir boceği taklit etmişti. Her şeyi bu şekilde anlatıyordu; bir imgelem yaratıyor, kendi inanıyor, beni de inandırmaya çalışıyordu.

Ben, babamın halim selim bir donemine denk geldim. Birlikte çok eğlenirdik. İçinde kaldığı için beni resme o yonlendirdi, ben de farkına varmadan kendim istedim sandım. Çok zeki bir insandı ve manipulasyon ustasıydı, bir şeyi aslında sizin istediğinize ikna edebilirdi.
Guzelliklere bayılırdı. Parfumleri, lavanta kolonyasını, İngiliz kumaşlarını severdi.

Parayla hiç ilişkisi olmayan bir insandı, maaşını ilk gunden bitirirdi. Eşi Umman Abla, çekmecede tedavulden kalkmış paraları biriktiriyordu. Babam bir gun çekmeceyi açtı "Paramız yok diyorsun, burada bir suru para var" dedi.

Guzelden anlardı, ama değeriyle ilgili hiçbir fikri olmazdı. Rektorumuzun soylediğine gore bir zamanlar Turkiye'de uç kişide Picasso varmış, biri de babammış. Ama ben boyle bir şeyi hiç gormedim. Sahip olduğu o kadar guzel şeyi insanlara dağıttı ki, bunların yarısı elimizde olsa bir elimiz yağda, bir elimiz balda yaşıyor olurduk. Babamın yaşayışından çok ders çıkarmışımdır. Babam mudanasız biriydi, ben de biraz oyle oldum.

Caz muziğini ve tangoyu çok severdi. Bir zamanlar o da tango yaparmış. Çok atletikti; gençken yuzer, bisiklete binermiş. Hatta bir ara boks bile yapmış. Hareketlerindeki esneklik oradan geliyormuş meğerse. Evde genellikle kitap okurdu, ozellikle psikoloji ve psikanalize çok meraklıydı. Onu genelde çalışma masasında kitap okurken hatırlıyorum.

En buyuk merakı, maç seyretmekti. Sabahtan akşama kadar maç izleyebilirdi. 'Mavi Boncuk' filminde taktığı sarılacivert atkıyı ona Adile Teyze ormuştu. Konuşmayı pek sevmezdi, onun kendini anlatma şekli işini yapmaktı. Solunum cihazına bağladıktan sonra gırtlağına bir aparat taktılar, aparat sesi değiştiriyordu. Sesini duydu, beğenmedi ve sustu.

İnsanlar bazen babamla ilgili çok saçma şeyler anlatıyor. Ben babamın eline tornavida aldığını bile gormedim ama bana "Baban çok iyi tamirciydi, ondaki alet kutusu kimsede yoktu" diye anlatıyorlar. Demek ki benim bilmediğim bir donemi var.

İnsanlar, babamın 'Yaşar Usta' ya da 'Mahmut Hoca' olduğuna inanmak istiyor. Onlar kadar durust ve mudanasızdı, ama Yaşar Usta ya da Mahmut Hoca değildi; o butun oynadığı karakterlerdi. Babam Bakırkoylu koklu bir ailenin çocuğuydu, Bakırkoy'den çocukluk arkadaşlarıyla çok goruşurdu.