Özet (TL;DR) @ 2018-06-25 00:08:52.465659: İşe gitmek birçoğumuz için tam bir çile. Hele de İstanbul’da! Beş yıl boyunca 500 bin araç takip edilerek yapılan Trafik Otoritmi Araştırması, hayatlarımızın ortalama üç buçuk yılının trafikte…



Haftan ın bir gunu yola gidiyor
BeykozÜniversitesi, Dokuz Eylul Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi akademisyenleri beş yıl boyunca İstanbul trafiğindeki 500 bin aracın koordinatlarını ve hızını takip ederek 'Trafik Otoritmi Araştırması' yaptılar. Raporun sonuçlarına gore İstanbul'da yaşayanlar hayatlarının ortalama uç buçuk yılını trafikte geçiriyor. Bu da haftada bir işgunu mesai fazladan yapmış etkisi yaratıyor. Beykoz Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serkan Gursoy, trafik nedeniyle kısa vadede zaman; orta vadede çevre kirliliği ve sağlık kayıpları; uzun vadedeyse sosyoekonomik ve sosyokulturel kayıplar yaşandığını soyluyor.

İ şime atımla gidiyorum, işte aradığım medeniyet bu!
**Zeynep Bak ır - Kaş

Yolu boyle olunca pazarları bile işe
gidilir

**Kaş'a taşınmadan once İstanbul Moda'da oturuyordum ve Topkapı'daki işyerime metrobus kullanarak gidip geliyordum. Her sabah metrobuse binip inen insanların yer kapma savaşlarını gormek, beni insanlığımdan utandırıyordu. Ya her şeyi goze alarak koltukta oturmayı başaracaksın ya da ayakta kalıp yol boyunca turlu işkenceye maruz kalacaksın. İtilip kakılmaktan, rahatsız edilmekten bıkmıştım. Çok sevdiğim Galata'nın dibinde son kez çay içerek vedalaştım İstanbul'la. Adını 'Buyukanne' koyduğum bir işim var. İnsanlara Likya yolunu yurutuyorum. Ama asıl guzel yanı işime atımla gidiyorum. "İşte" diyorum, "aradığım medeniyet bu!" İşe ne kadar surede gittiğimin, kaç kilometre geçtiğimin, saatin kaç olduğunun onemi kalmıyor. Çunku yolda olmanın ne demek olduğunu şimdi fark ettim. Yolda olmak yaşamakmış. Ve İstanbul'un trafiğinde geçirilen zaman yoldan çıkmakmış.

İşine dunyanın en guzel su yolundan gidiyor

Yolu boyle olunca pazarları bile işe
gidilir

Başar Kozanoğlu, annesi Neslihan Kozanoğlu gibi buyukbaş besicilikle uğraşıyor. Anadoluhisarı'nda oturuyor ve şehir içi toplantılarını ve goruşmelerini Boğaz uzerindeki lokasyonlarda yapmayı tercih ediyor. Trafikten kaçmak için de denizyolunu tercih ederek her sabah gune kendi teknesiyle Anadoluhisarı'ndaki Goksu Deresi'nden hareket edip Tarabya, İstinye, Yenikoy ve Bebek kıyılarını kullanarak devam ediyor.

Bisikletle yolculuk ozgurluktur  
**G ulay Buyukkaplan / İstanbul

Yolu boyle olunca pazarları bile işe
gidilir

**Nişantaşı'nda oturan 57 yaşındaki Gulay Buyukkaplan işine dort yıl once kullanmaya başladığı bisikletiyle gidip geliyor. Korukent'teki bir reklam ajansında çalışan Buyukkaplan genellikle Beşiktaş-Ortakoy rotasını kullanıyor. Akşam donuş yolunda, bisikletle yokuş çıkmamak için Kabataş'tan funikulerle Taksim'e çıkıyor ve duz yoldan Nişantaşı'na ulaşıyor. Her gun bisikletiyle trafikte sıkışıp kalan arabaların arasından geçerek ortalama 15 kilometre yol yapıyor. Bu mesafe bazen 20 kilometreyi bulabiliyor çunku Gulay Hanım bazı gunler oğle yemeğinde Bebek'e gitmeyi tercih ediyor. Ajansta çalıştığı için giydiği kıyafetler genellikle spor ve bisiklet kullanmasını engellemiyor. Ofise vardığında duş alma şansı da olduğundan hiçbir şey onu bisiklet kullanma tutkusundan vazgeçiremiyor. Gulay Buyukkaplan, "Bisiklete binmek benim hayatımı değiştirdi, bisiklet ozgurluktur" diyor ve bisikletiyle yola çıkmak isteyen tum kadınlara Bisikletli Kadın İnisiyatifi'ne ulaşmalarını oneriyor.

G une 400 metre yuksekten başlıyor

**Metin Ak ıncı / Çamlıhemşin

Yolu boyle olunca pazarları bile işe
gidilir

**Metin Akıncı, Çamlıhemşin'in Çinçiva (Şenyuva) Koyu'nden. Mahallesinin adı Çulina ama o mahallesine, 'Kendini Koruyan Mahalle' demiş. Çunku ulaşımı tamamen kendi tasarladığı ve uyguladığı, insan taşıyan bir kabinle sağlıyor, hem de 400 metre yuksekten! Koylerine araba yolu yapmadan, doğasını bozmadan nasıl ulaşım sağlayacaklarını duşunmuşler ve bunun da en iyi yolunun teleferik olduğuna karar vermişler. Daha evvel yuk teleferikleriyle ilgili biraz tecrubesi olan Akıncı uzun sure ustunde çalışarak insan taşıyan bir teleferik yapmış. Teleferik altı yıldır çalışıyor. Dere tabanından yuksekliği 400 metre. Yerelden ve dışarıdan gelen insanların alışkın olmadıkları bir ulaşım şekli bu. Akıncı "Zaten herkes de geçemiyor. Ama binenler keyif alıyorlar" diyor. Akıncı her sabah ve her akşam 400 metre yukseklikte teleferiğe binerek muhteşem manzarası olan bir vadinin içinden geçerek işine gidiyor.

Servis var ama ko şmayı tercih ediyorum

İ lhan Koç - Tokat

Yolu boyle olunca pazarları bile işe
gidilir

Tokat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Mudurluğu'nde infaz koruma memuru olarak çalışan lisanslı atlet İlhan Koç (54), servis olmasına rağmen spor yapmak için her gun, evden işe iki saat suren 20 kilometrelik yolu koşarak gidip geliyor. Ortaokulda koşmaya merak saran, Kıtalararası Avrasya Maratonu dahil birçok musabakaya katılan, bu yarışlarda çeşitli dereceleri olan ve yaklaşık 35 yıldır atletizmle uğraşan Koç, haftada ortalama 100 kilometre kat ediyor. İzin gunlerinde de spor yapmayı ihmal etmediğini belirten Koç, ayda bir kere de Çamlıbel-Tokat arasındaki 80 kilometrelik mesafeyi koşuyor. Koç, "Trafikte bir yolculuk hayal bile edemiyorum. Daha once Bursa'da çalışıyordum, orada da evimle işim arasını koşarak gidip geliyordum. Ölene kadar da koşmayı bırakmayı duşunmuyorum'' diyor.

Kar şıyaka vapurunda 'Hayat gerçekten guzel' diyorum

**Birg ul Arıca - İzmir, Karşıyaka

Yolu boyle olunca pazarları bile işe
gidilir

Kar şıyaka-Alsancak vapurunun ruhunu biraz anlatır mısınız?*- 25 yıldır vapur kullanıyorum. Sizi çaya, kahveye bekleyen ve sanki "Hadi şimdi tum dertlerini anlat, dok bana" diyen 40 yıllık dostunuz gibi. Onun sayesinde gune daha dinç, huzurlu ve mutlu başlarsınız. Akşam da aynı ruhla sarar; işten yorgun donerken onunla yenilenirsiniz. Ve bizim için tam olarak sefadır, vapur sefası...

* Bu vapurun insan profili nas ıl? Herkes birbirini tanır mı?

- Daha çok işe gidip gelenler var. Çoğu bakımlı, şıktır. Genelde kahvaltısını vapurda yapar; kumrusunu, boyozunu yer; çayını içer; gevreğini martılarla boluşur; kitabını okur. Sakindir ve 'geç kaldım' endişesiyle telaşla koşturan yoktur.

* Vapurla seyahat ederken asla ka çırmadığınız bir manzara var mı? Nasıl hissettiriyor?

- Pasaport'a yaklaşırken deniz fenerinin uzerindeki karabatağı goruyorum. Her seferinde "Acaba beni yine karşılayacak mı?" diye merakla bekliyorum. İnsanlar duşen bir damla yağmurda trafik çilesi çekerken, ben nergis, çay ve portakal kokuları eşliğinde işten eve donuyorum. Ben hayatı çok sık tartarken bulurum kendimi ama vapur bana hep şoyle duşunduruyor: Hayat gerçekten guzel!