Özet (TL;DR) @ 2018-06-25 00:08:46.296793: Hayvan haklarından bahsedip köpeklerimize mama veriyoruz ama o mamalar civcivler ezilerek yapılıyor!
Geçen hafta Sapanca'da kolları ve kuyruğu kesildikten sonra hayata tutunamayan yavru kopeğin o hali hala gozunuzde, değil mi? Peki ya, aynı gun ve sonrasında işlenen diğer işkence ve cinayetler? Çok uzun zamandır Turk Ceza Kanunu'nun hayvanları koruma altına almasını istiyoruz. Zanlıların cuzi bir para cezasıyla kurtulmamasını ve hayvana yapılan her turlu eziyetin kabahat değil, suç sayılmasını...
İnsan-hayvan ilişkisi uzerine çalışan sosyolog Doç. Dr. Sezai Ozan Zeybek'le buluştuk, sozkonusu şiddeti masaya yatırdık...
◊ Sapanca 'daki yavru kopeğin dramı her yerdeydi: Gazeteler, internet siteleri, sosyal paylaşım siteleri... Herkes şefkat yoksunluğundan soz ediyordu. Bizim Turkiye'de hayvanlarla nasıl bir ilişkimiz var?
- Bu tur goruntulere bakarak hayvanlara kotu davranan bir ulke olduğumuz ileri surulebilir. Ama başka turlu ilişkiler kuran insanlar da hala var. Üstelik bunlar genel kanının aksine sadece Cihangir yahut Moda gibi zengin muhitlerde yaşamıyor.
◊ Sizce bu şaşırtıcı mı?
- Turkiye gibi oldukça kutuplaşmış bir toplumda, hayvanlarla kurulan bu gorece yakın ilişki ortak bir zemin yaratıyor. Hayvanlar karşısında takınılan tutum, Turkiye'deki bilindik kutuplaşma hatlarını tekrar etmiyor, başka kesimler yan yana gelebiliyor.
80 binkopek oldu
◊ Bu dayan ışma ağları 'hayvan hakları' kavramından once de varmış, değil mi?
- Evet. Osmanlı şehirlerinde mahalle denen yer, insanlarla hayvanların bir arada yaşadığı bir alan. Bir mahalleye dışarıdan birinin gelmesi istenmiyorsa sorun yok. Ama ne zaman ki mahalleler arasındaki hareketlilik artmış, ticaret ve gece hayatı ortaya çıkmış, işte o zaman kopeklerin toplanması gerektiği konuşulmuş. İttihat ve Terakki doneminde (1910) yaklaşık 80 bin kopek toplanıp Hayırsızada'da, suyun bile olmadığı bir yerde olume terk edilmiş. Bu, çok kritik bir olay. Hayvanlara yapılan bu uygulamayla, insanlara yapılan uygulamalar arasında paralellik var.
Do ç. Dr. Sezai Ozan Zeybek
End ustriyel hayvancılık şiddeti
◊ Nas ıl bir paralellik?
- Bu olaydan sadece birkaç yıl sonra, bu defa Ermeniler toplanıyor, uzak bir yere gonderiliyor. Karar veren kadrolar aynı. Çeşitli şiddet araçları, doğum kontrol yontemleri, ıslah ve kapatma usulleri hayvanlar uzerinde deneniyorsa, bilin ki bir noktada insanlara da uygulanabilir.
◊ Peki bug un artan şiddetin temelinde ne var?
- Önce şunu soylemek lazım: Bunlar hepimizde endişe uyandırması gereken emareler. ABD'de seri katillerin onemli bolumu kariyerlerine hayvanlara işkence edip oldurerek başlamış. O yuzden bazı ulkelerde çocuklar ve gençler bu tarz şiddet eylemlerinden sonra takibe alınıyor. Ancak devletlerin insanları bu şekilde kayıt altına almasına dair çekincelerim de var. Sapanla kuş avlamak, karınca ezmek, sineği kavanoza kapatmak gibi daha yaygın zulumler çocuklarda gorulebiliyor. Bunların, bilgilerin sızabileceği bir arşivde durması sakıncalı. Ayrıca boyle bir kayıt kişileri kriminalize etmeye neden olur.
◊ Ama 'artan şiddet' sozune de itirazınız var galiba...
- Doğru; bir-iki olay arka arkaya dizilince ister istemez bir anda boyle bir artış hissi oluşuyor. Ama yıllara gore artış olduğunu soylemek için guvenilir sayılara ihtiyaç var. Belki de insanların dikkatini çekmek için bu olayların bu şekilde kullanılması gerekiyor. Ama benim hissim daha ziyade şu: Surekli infial yaratmaya yonelik bir uslupla sunulan olaylar, hafızamızı aslında zayıflatıyor. Her şeye tepki vermeye çalışmanın aşındıran bir tarafı var. Siyasetin alanı daralıyor. Bir de buyuk sonuçlara varmak için, bu olaylar sıçrama tahtası olarak kullanılıyor. Yani vaka, soylenmek istenene kılıf ediliyor: "Toplum bozuldu, insanlar manyak, guvenlik şart vs." gibi.
◊ Bu olaylar kar şısında ne dendiğinde siyasetin alanı genişler?
- İkinci itirazım zaten bununla alakalı. Turkiye'de ve her yerde milyarlarca hayvana her gun sistematik olarak şiddet uygulanıyor. Mesela biri, "Kopeklerin boğazını kesmek için birkaç ay besliyorum" dese ruh hastası olduğunu ve hapse girmesi gerektiğini duşunuruz. Oysa etinden sutunden faydalanılan hayvanlara yapılan tam olarak bu! Kedileri çok seviyorsunuz diyelim ama kedi mamalarının içinde ne olduğunu biliyor musunuz?
◊ Sormaya korkuyorum.
- Yumurta veremeyecek erkek civcivler eziliyor ve kedi-kopek maması oluyor. Hayvan haklarından bahsedip, sonra da çok sevdiğimiz kopeklere bu yemeği veriyoruz. Yani merhametimizde seçiciyiz. Bu son zamanlarda gazetelere yansıyan canice hikayeler, endustriyel hayvancılıktaki sistematik şiddeti bize unutturmamalı. 20 yıl omru olan hayvanları en kotu koşullarda birkaç ay yaşatıp sonra olduren bir toplumda yaşıyoruz. Hiddetimiz, sadece kopeğe tecavuz eden adama yonelmemeli. Eğer mesele burayla sınırlı kalırsa, aramızdaki 'kotuleri' ayıklayıp kendimizi iyi insanlarmış gibi hissetmekten başka bir kazanımımız olmaz. Bu da bence siyasetin alanını daraltan bir hamle.
◊ ' Kuyu' kopek konusunda da boyle bir toplumsal birleşme olmuştu. Turkiye'de hayvan konuları ideolojileri aşarak siyaset ustu bir noktaya çıkabiliyor.
- Evet, kutuplaşmaları aşabiliyor gerçekten. Sadece hayvan değil. İklim değişikliği, ekmek, su, hava kirliliği... O parti yahut bu partinin adını anınca bilindik kamplaşmaların içine duşuyoruz. Ama mesela ekmeğin içindeki kimyasallardan bahsettiğimizde ortak bir noktadan hareket etme imkanı doğuyor. Başka bir suru mevzuya değmek de mumkun. Bu hatlardan konuşsak çok daha birleştirici bir siyaset çıkar ortaya.
_Canl ıları oldurmeden yaşamak henuz mumkun değil maalesef. Boyle bir et tuketme alışkanlığı, dunyanın hemen her meselesine değen bir sorun..."
_
İ ş 'Ben hayvan yemiyorum, çok iyi bir insanım' demekle bitmiyor
◊ Ş iddetsiz bir toplum mumkun mu?
- İşte bu, çok mayınlı bir mesele. Ama kısaca soylemek gerekirse hayır, canlıları oldurmeden yaşamak henuz mumkun değil. Boyle bir et tuketme alışkanlığı, dunyanın hemen her meselesine değen onemli bir sorun. Geçen hafta Bruksel'de Avrupa Parlamentosu'nda hayvan hakları oturumuna davetliydim. Bu konuda çalışan dunyaca unlu Philip Wollen konuşmacılardan biriydi. Soylediklerinin çok buyuk bolumu de doğruydu. Kafesler, işkence, sağlık, iklim değişikliği, somuru... Ama bir noktada, her gun aynaya bakıp mutlu olduğunu, vicdanının temiz olduğunu, kendisi yuzunden hiç hayvan olmediğini soyledi. Bu her anlamda çok sorunlu bir ifade.
Solucanlar hayvan de ğil mi?
◊ Neden?
- Tarım yaparken hayvanların olduğunu gormezden geliyor. Bocek ilaçları yuzunden kuşlar, fareler, tavşanlar, kostebekler oluyor. Açılan her tarım arazisiyle bazı canlılar yaşam alanını kaybediyor. Kendisi bahsettiğim konuşmaya uçakla gelmiş. Plastiklerle çevrili bir dunyada yaşıyor. Yaşıyoruz. Kuşların karnından çopler çıkıyor, yağ dokularımızda mikro-plastikler birikiyor. Boyle bir temiz vicdan yok.
◊ Yani şiddet her yerde...
- Şiddetsizlik diye anılan sadece belli hayvanlara yonelen, yine son derece sınırlı bir merhamet. Bocekler dahil değil mesela. Onların kanı akmıyor; insana benzetebileceğimiz sesler çıkarmadan oluyorlar. Solucanlar kıvranırken acı çekmediklerini nereden biliyoruz? Bitkiler de mazhar olamıyor bu şefkate. Özetle dediğim şu: Olabildiğince az hayvan urunu içeren bir diyete geçmek iyi olur. Ancak olumle çeşitli usullerle barışmak, insana bu kadar anlam/misyon yuklememek, yani kendi yerini bilmek onemli meziyetler.
◊ Dolay ısıyla şiddetin sınırı ve derecesi hakkında mı konuşmalıyız?
- Evet, iş, "Ben hayvan yemiyorum, çok iyi bir insanım" demekle bitmiyor. Yemeseniz daha iyi, o ayrı. Hukuk, ahlak, din ve benzeri oluşumlar, insana haddini bildirmek, sınırını belirlemek için var olagelmişler. Fakat bugun insanlar dahil, dunyadaki varlıkların çoğu, azınlıktaki bir grubun şaşaalı hayat surmesi için ihlal ediliyor diye duşunuyorum. Adalete dair, haddimizin ne olduğuna dair yeniden konuşmamız gerekiyor.
◊ Nas ıl konuşabiliriz peki bu konuda? İnsan hakları veya hayvan hakları yeterli değil mi?
- Bence yaşam alanlarından bahsetmemiz lazım. Eğer belli bir yerdeki insanların ağaçlarını kesersen, derelerini kurutursan, hayvanlarını yok edersen insanların haklarını da koruyamazsın! İnsanın çevresiyle, diğer varlıklarla, taşla ve toprakla organik bağları var. Mesele, yaşam alanlarını korumak!
_ Zoofilinin ulkemizde nispeten sık rastlanan cinsel sapmalardan biri
olduğunu duşunuyorum
_ Psikiyatrist - Psikoterapist Prof. Dr. Ercan Özmen
Turkiye'de zoofiliyle ilgili kapsamlı bir araştırma yok. Zeka duzeyi ortalamanın altında ve eğitim duzeyi duşuk olan erkeklerde daha sık gorulduğu biliniyor. Zoofilinin tanısı şu: Bir cinsel partneri olduğu halde, altı aydan daha uzun sure hayvanlarla cinsel ilişki, deneyim veya fantezilerinin surmesi. Dolayısıyla hayvana tecavuz olgularının çoğunda zoofili değil, davranım bozukluğu veya antisosyal kişilik bozukluğu bulunuyor. Bu kişilik bozukluklarında kurbanlar, hayvanların yanı sıra insanlar da oluyor, bu grup, toplum için daha ciddi bir tehlike oluşturuyor. Kendi klinik deneyim ve gozlemlerimden yola çıkarak zoofilinin ulkemizde nispeten sık rastlanan cinsel sapmalardan biri olduğunu duşunuyorum. İnternette konuyla ilgili forum ve gruplarda çok sayıda kişinin deneyim ve fotoğraf paylaşımında bulunması da bu gozlemi destekler nitelikte.
SON 10 G ÜNDE NELER OLDU?
◊ 14 Haziran: Kad ıkoy Moda'da mahallelinin baktığı 'Gece' isimli kopeğe tecavuz edildi. Birkaç gun sonra yakalanan zanlı serbest bırakıldı, Gece sakat kaldı!
◊ 15 Haziran: Ç anakkale'nin Lapseki ilçesinde, hırsızlar çaldıkları uç gebe ineği silahla vurup oldurdu. İç organlarını çıkarıp, etlerini ve yavrularını aldı.
◊ 16 Haziran: Zonguldak 'ta boynuna ip geçirilmiş kopek olusu sahile vurdu.
◊ 17 Haziran: Yine Sakarya 'da yavru kopeğin ayağı asitle eritildi. Adana'da yavru kedi cesedinin başı yoktu. Sakarya'da beş yavru kopek zehirlenerek olduruldu. Kadıkoy Rustempaşa Mahallesi Recaizade Sokak'ta bulunan apartmanın guvenlik kamerasına yansıyan goruntulerde, bir binanın girişinde yatan kopek dakikalarca dovuldu.
◊ 18 Haziran: Fatih 'te derisinin buyuk bolumu yuzulerek oldurulmuş bir kedi bulundu.
◊ 19 Haziran: Ey up'te uç aylık yavru kediye tecavuz edildi, kedi iç organlarının parçalanması nedeniyle oldu.
◊ 20 Haziran: Bursa 'da kaldırım uzerinde dort ayağı kesilmiş yavru kedi olu bulundu.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.