Özet (TL;DR) @ 2018-06-25 00:07:32.917632: Türk özel televizyonculuğuna damga vurmuş 3-5 genel müdürden biridir Murat Saygı... Yıllarca Show TV, CINE5, Kanal D, Star TV ve D-Smart’ı yönetti. Yeniden Kanal D’nin genel müdürlük koltuğuna…



◊Özel televizyon tarihinin en kıdemli isimlerindensin. Ben yakından tanıyor ve biliyorum ama bilmeyenler için TV yoneticiliği kariyerini kısaca anlatır mısın?

- Teşekkur ederim. 1992-2001 yılı arası Show TV'de çalıştım. Bu donemde CINE5'in de yonetim kurulundaydım. 2001'in sonundan 2008'e kadar Kanal D'yi yonettim. 2008-2009'da Star TV'de yoneticilik yaptım. Ondan sonra 2 sene D-Smart çalıştım, 2011'de  ayrıldım.

20 y ıla yakın buyuk kanalları yonettin... 7 yıldır ise bu pozisyondan uzaksın ama sektorden hiç kopmadın... Neler yaptın 7 yılda?

- Önce bir arkadaşımla 4 tematik kanal kurduk. Çocuk kanalı, yemek kanalı vb... Onları buyuttuk ve Sony'e sattık. O arada ben biraz kendi beğenilerime gore belgesel, film satışları yaptım. 22 tane belgesel şirketinin temsilciliğini aldım. Onların malzemelerini sattım. Tabii ulkede çok belgesel satılmıyor...

Sonra ufak tefek produksiyon işleri yaptım. En onemlisi bir arkadaşımla Netflix yapısına uygun Film Club'ı kurduk.

Ancak donem donem bazı şeyleri çok erken yapmak iyi olmaz ya, bizimki de o hesap oldu. Sistem çok mukemmel çalışıyordu ama korsana alışıldığı için kimse bu işlere para vermek istemiyordu... Onu da doğru zamanda yapmak lazımmış. O sistemi de kapatmadık, beraber iş yaptığımız arkadaşların Pay TV işleri vardı, oraya aktardık, hala çalışıyor.

Teknolojiden hi ç kopmadın yani...

- Evet, teknoloji ve yenilikten hiç kopmadım. "Dijital dunyada neler oluyor" uzerine oldukça kafa yordum. Gençliğin ilgi alanlarını inceledim. Onların gozdesi gamer'larla birtakım işlerimiz oldu.

Televizyon formatlarını gamer'lara uyarladık. Onlarla "Biri Bizi Gozetliyor" tarzı formatlar yaptık. Ayrıca Turkcell TV gibi onemli platformlar kurulurken danışmanlık gorevi ustlendim. Kısaca 7 yıl boyunca sektorden hiç elimi çekmedim.

Demir oren Ailesi'yle yolunuz nasıl kesişti?

- Demiroren Medya Grubu İcra Kurulu Başkanı Mehmet Soysal'ı çok eskiden tanırdım ama yıllardır goruşemiyorduk. Bir perşembe gunu beni aradı. "Holdingte buluşalım" diye... Gittiğimde Meltem Demiroren ve Yıldırım Demiroren de oradaydı. Sandım ki oncelikle benden danışmanlık isteyecekler. Tam çıkarken Yıldırım Başkan, "Kanalın başına geçmeye ne dersin" diye sordu.

Benim bir de Demiroren ailesi ile eskiden gelen bir dostluğum var. Mehmet Bey ile goruştukten sonrayı takip eden hafta işe başladım.

Umarım hayırlı olur, sektorun harekete ihtiyacı var.

KAZANDIKLARI PARALAR HOLLYWOOD F İYATLARINA ÇIKMIŞ

TV piyasas ı gelir gelmez dizilere koyduğun 800 bin liralık ust limit barajını konuşuyor. "Milyon liralık diziler kapıdan içeri girmeyecek" sozun doğru mu?

-  Evet, doğru... Dediğim gibi asıl problem sektorun genelinde. Sektore giren reklam parasıyla çıkan program maliyeti dengesiz. 1-2 kanalın mutlu olması fark etmiyor, sektor kendi içinde zararda. "Niye zararda" diye baktığın zaman sebebi, yuksek maliyetler. Peki, bu yuksek maliyetler yuzunden televizyonlar zarar ediyor da yapımcılar para mı kazanıyor, hayır. Para kazananlar sadece menajerler ve oyuncular. Çok buyuk paralar kazanıyorlar. Oyuncuların kazandığı paralar Hollywood fiyatlarına çıkmış. Ben diyorum ki, bu sektorde bu kanallar yaşamazsa, yapımcılar da yaşayamaz, oyuncular da yaşayamaz.

Oyuncular ın fedakarlık yapması mı gerek?

- Yapmak zorundalar. Donem yapımcının da oyuncunun da fedakarlık yapması gereken bir donem.

Ben bu b utçelerle yapımcıların kazanmadığına katılmıyorum ama...

- Yapımcıların para kazanmasının tek şansı da yurtdışı satışları olmuş. Bunun için oncelikle yurtdışına satılabilecek miktarda dizi yapman lazım.

Dizin burada 5 bolumde yayından kalkarsa nasıl para kazanacaksın? Dolayısıyla satışı yaparken, yurtdışı satış payı koyuyorsun da bugunu duşunmeden tamamen afaki yapıyorsun bu işi.

Birkaç yapımcı yurtdışına satılabilir diziler yapmışlar, çok iyi para kazanmışlar filan ama once bugun. Bugun kanallar yaşamalı ki yarın olabilsin. Bu yapımcı için de, sanatçı için de, menajer için de boyle...

Bu soylediklerimden menajer ve sanatçıya karşıyım diye bir şey de çıkmasın. Burada rasyoneli doğruyu bulmak lazım.

Bug unku koşullarda kanalın bir diziden kar etmesi için ne olması lazım?

- Herhangi bir televizyon kanalı, 800 bin liranın ustunde bir iş yapıyorsa, o işten para kazanması için en aşağı 10-12 reyting alması lazım. Çok da kolay bir şey değil bu.

Mesela biz bir diziye başlarken "5-6 reytingle bu dizi yaşar" diyoruz. 5-6 reytingli dizi, 800 bin lira maliyetliyse yaşayabilir.

Çunku o 800 bin liralık dizi, minimumda 1.2 milyon lira gelir elde edecek ki kanalın genel giderleri, maaşları çıkabilsin.

Çunku bir tek o dizi için para kazanmak diye bir şey yok.

SEKT ÖR AŞAĞI GİTMİŞ

Y onetici olarak bıraktığın ozel televizyonculukla geldiğinde bulduğun ozel televizyonculuk arasında nasıl bir fark var?

- Ne yazık ki olumsuz yonde bir fark var. Bunu Kanal D ozelinde soylemem doğru değil. Sektor bazında konuşuyorum... Çunku kanalların biri çıkar, biri duşer. Fazla takılmamak lazım. Ama sektor maalesef çok aşağı gitmiş.

Neler de ğişmiş 7 yılda?

- Sektorde birçok grubun ana işi medya değil. Bu nedenle gerçekten çok kalifiye yoneticilerin yonetmediği bir donem yaşanmış. Bir taraftan da kanal sayısı çok arttı. Eskiden 4 kanallı bir ortam varken şimdi TRT dahil 7 kanallı bir ortam var. Eskiden asıl konu birinci olmakken, şimdiki zamanda onem sırası değişmiş. En kotusu, işin ekonomisi maliyetler açısından buyumuş ama gelir bacağında çok da artamamış. Tam tersi pazar, 7 kanala kırılmış gorunuyor. Dolayısıyla, kanal kar mı ediyor, etmiyor mu kimse bu konularla ilgilenmemiş. Eski patronlar doneminde zarar eden bir iş yapmak mumkun değildi.

Gelinen noktada seni en çok şaşırtan ne oldu?

- Ben sektorde en çılgın patronlarla çalıştım, en sıkışık donemlerde bile hiç toplu personel çıkartmadım. Şimdi guçlu kanallarda bile toplu personel çıkarma durumu var. Ben patrona "Diziyi tekrar edelim, şu personeli çıkarmayalım" derdim. Onlar da ikna olurdu... Rasyonel kaybolmuş sektorde.

"Niye sen bu kadar milyona dizi yapıyorsun, bu işin rasyoneli var mı" diyecek birisi çıkmamış. Yoneticiler de hesap makinesiz devam etmişler.

Murat Saygı: Kanallar hayır kurumu
değil

" DELi YÜREK"i 10 B ÖLÜMDEN SONRA TUTTURDUM

G unumuzde dizilere artık çok şans da verilmiyor. Tutmadıysa iki bolumde yayından kaldırılıyor... Sizin zamanınızda boyle değildi...

- Ben, "Deli Yurek" gibi bir diziyi 10 bolumden sonra tutturmuştum. O zaman dizinin arkasında "Televole" vardı. Şansal Buyuka gelirdi, "Murat Bey, bunu ne zaman kaldıracaksınız" diye. Biz de "Dur Şansal bey, biraz daha" deyip idare ederdik. 10'uncu bolumden sonra dizi fenomen oldu. Mesela "Bir Demet Tiyatro", Star TV kaldırma kararı aldıktan sonra tutmuştu. Ama şimdi sektore panik hakim. Bir dizi, ilk gun kotu reyting almışsa hemen, "Bunun yedeği nerede"... "Yedeği hazırlanana kadar kaç bolum garanti", "Yapımcıya soyleyin 3 bolumde toplasın kalksın"... Yapımcı da zaten cenazeyi yıkamak uzere o 3 bolumu yapıyor. Aman para harcamayayım diye. O anlamda sektorun disipline olması lazım.

Bir m udur tek başına sektoru değiştirebilir mi?

-  Biz artık sektorun veteranıyız...

Veteran dedin de, ya ş kaç oldu?

- Boş ver. (Guluyor) Ruhum genç. En azından sabah 07.30, gece 23.00 çalışabilecek haldeyim. 30 yaşındakilerle spor yapabiliyorum. Hayat kalitesi odur...

Soruya tekrar donersek, butun kanalların para kaybettiği donemde reklam konusunda vadelerin kısaltılması lazım. Turkiye hala gayri safi milli hasılanın reklama oranının en duşuk olduğu ulkelerden biri. Onun için hala Amerika, Turkiye'de birçok kanal kuruyor. Discovery, Sony onun için geliyor buralara. Biz de reklam bedava. Amerika'ya git saniyesi 400 dolardan aşağı reklam bulamazsın. Ben televizyonların bir araya gelerek bu dertleri çozeceğine inanıyorum. Hem maliyetleri duşurme hem de gelirleri artırmayla ilgili ortak sektor menfaatine bir şeyler yapabileceğimizi duşunuyorum.

Kanal patronlar ı bir araya gelir mi?

- Şu anda iletişim kuramayacağımız kanallar yok. Eskiden vardı. "Ben Doğan grubuyla iş yapmam", "Ben Sabah'la bir araya gelmem" diye... Artık kavgalar dovuşler yok. Artık şirketlerin ve sektorun kendi rasyonelleri var. Hep birlikte para kaybedip batalım mı? Battıkça kanallar el değiştirip durur, onun yerine kanalları yaşatmak lazım...

Ş U ANDA SEKTÖRDEKİ EN BÜYÜK ALICI BİZİZ

Yeni d onemde rakip kanalların alım gucunu nasıl goruyorsun?

- Bu donemde biz dahil hiçbir kanalın eli bol davranma luksu yok. Şu anda sektordeki en buyuk alıcı Kanal D. Çunku Kanal D'nin elinde sadece benim başlattığım ve eylul itibari ile 13'uncu sezonuna merhaba diyecek "Arka Sokaklar" var. Bundan dolayı, guzel projelerle gelen herkese kapımız açık. Daha oncesinde çalışılmayan birçok yapımcı, kanalın el değişimi ve benim gelmemle misafirimiz oldu.

Bu yap ımcılar daha once neden Kanal D ile çalışmak istemiyorlarmış?

- Turkiye'nin en iyi işlerini yapan yapımcılar buranın kapısından geçmez olmuşlar. Hem de "Dizinin yurtdışı satışı da bende olacak", "Bunun mulkiyeti de benim" gibi bana gore 3 para etmeyecek şeyler yuzunden. Zaten buralarda oluşan gelirler paylaşılıyor. Sen satsan ne olacak, ben satsam ne olacak? Önemli olan geliri maksimize etmek.

Şimdi herkese kapımızı açtık, projelerini getiriyorlar. Bu yapım işi yapımcıya guvenilerek yapılan bir iş. Yapımcı inandığı işi sana getiriyor, sen de inanıyorsan yap. Ondan sonra, "Yok ben onun senaryosuna sahne yazayım", "Şu cast'ı da ben belirleyeyim" olmaz. Hem oyle yaparsan yapımcının sorumluluğu olmaz. İş tutmadığı zaman yapımcı "Sen soyledin bana" derse ne diyeceksin? Kanal veya yonetici kendini yapımcı zannediyorsa problem var demektir.

KANAL D I ŞILTILI BİR KANAL OLACAK

Murat Saygı denince akla studyo programları gelir. Yeni sezonda Kanal D'de studyo programları daha mı ağırlık kazanacak?

- Evet, 1-2 tane studyo programının siparişini verdik bile. Dizisiz bir hayatı bugun duşunemiyorsun ama ben Show TV'deyken haftada 1 dizim, 2 sitcom'um vardı. Kanal D'deki donemimde 4-5 dizi, 1-2 gun ise studyo programları vardı. Şimdi en azından o gunlere donmek istiyorum. Kanal D'de şu an "Arka Sokaklar" var, 3-4 tane daha dizi yaparız. 2 gunde format program yaparız. Onlar tutmazsa başka format tutar.

Format programlar ın maliyeti daha az olduğu için mi boyle rahatsın?

- Dizi tutmadığı zaman acayip bir ekonomik zarar yaratıyor. Bir formata başladın ama tutmadı, çok buyuk zarar verecek rakamlar ile karşılaşmıyorsun. Tutturduğun zaman ise az maliyetle, çok reyting ureten bir proje yapıyorsun ve kanalın ışıltısı çıkıyor ortaya. Bana gore Kanal D'nin ekranı şu an tozlu. Yeni donemde ışıltılı bir kanal olacak.

Nas ıl ekran yuzlerinin olmasını istersin?

- Genç, dinamik ve eğlenceli tipler olsun. Televizyonlar çok ağlak, gulen insan yok. Gun boyunca ya bağırış çağırış, ya ağlayan ya da çocuğunu kaybedenlerin olduğu programlar var. Kanal D'de oyle şeyler olmayacak.

Ne t ur programlar olacak?

- Gunduz son derece neşeli kadın programları olacak. Guzellik ve moda gibi umit veren programlar yayınlayacağız. Moda programı yaparken de o dunyanın unlu isimleri ile çalışmayacağız. Gerçek insanlarla reality şov yapacağız. Son derece eğlenceli bir şey olacak.

Diziler de mi e ğlenceli olacak, sitcom yayınlayacak mısınız?

- Dizilerde oyle bir luksum yok. Ama mesala, "Ne deneyeceksin" dersen, haftada 1-2 gun rakiplerimin çok dram ağırlıklı olduğu gunlerde komedi deneyeceğim, alternatif olarak. Karşı tarafta birileri birbirini boğazlarken, Kanal D'de komedi olacak. Sitcom da yapacağız. Sitcom bir televizyon çeşidi ve de çok makul maliyetle yaparsın. Ama herkes akıbeti belli olmayan yurtdışı satışına yatırım yapmaktan sit-com yapmıyor.

Halbuki sitcom'un en buyuk avantajı, al 10 kere yayınla... Oysa ki yuksek reyting alan dramayı bir kere daha yayınlayamazsın. Onun için sitcom da yapacağım, "Guldur Guldur" vari programlar da...

İsterse çok reyting almasın, kanalda onların olmasına ihtiyaç var. Mumkunse format gecelerini hafta sonu ust uste yapabilirim. 4 tane ust uste format yapsam 1 dizi maliyeti yapmaz. Beyaz (Özturk) gibi buyuk bir değer var elimde.

Murat Saygı: Kanallar hayır kurumu
değil

BEYAZ 'A YENİ FORMAT ARIYORUZ

Beyaz Show devam edecek mi?

- Beyaz'la devam edeceğiz ama klasik Beyaz Show yapmayacak. Yeni bir format duşunuyoruz. Onun da içine sinen bizim de uzerinde anlaşacağımız yeni bir format olacak.

Yine sohbet, talk show mu olacak?

-  İnan bakıyoruz. Yarışma da, game şov da olabilir.

Beyaz 'ın yeni programı saat kaç gibi yayınlanır, nasıl bir akış var kafanda?

- 23.00'ten geç olmayacak.

ESER YENENLER 'LE 2 YARI ŞMA

"2 tane programla anlaştık" dedin. Biraz da onlardan bahseder misin?

- **** Studyo formatları, yurtdışından. Biri tahmin, diğeri eğlenceli içinde komedinin fazlası ile yer alacağı bir yarışma. İkisi için de Eser Yenenler'le anlaştık.

Programlar ın içerikleri hakkında biraz daha detay verir misin?

- Yurtdışında siyasilerin yuzlerini kullanarak yaptıkları maskları biz burada futbolcu ve sanatçı ile yapacağız. Onların oyunlardaki komedileri çok iyi. Bizim kendi studyolarımızı kullanacağız. Ben programın eski "Şahane Pazar" gibi pazar akşamlarında reytingte zirveye oynayacağını duşunuyorum. Diğeri dediğim gibi tahmin yarışması. Tahmin yarışmaları her zaman iş yapar. Çunku herkesin oynayabileceği bir şey. Yazın prime time'da gireceğiz.

"Çarkıfelek" de geri dondu...

- Yazın bir deneyeceğiz. Çarkıfelek dunyada her zaman iş yapıyor. Eylulden itibaren belki belli periyotlarda yayınlayabiliriz ama anlaşmamız diğer yazı da kapsayacak şekilde.

Bu iki yar ışma dışında başka format var mı yakın zamanda?

- Evet, çocuklara ozel gerçekten guzel bir programımız daha Kanal D'de olacak.

4 KADIN SUNUCULU PROGRAM GEL İYOR

Anla ştığını yeni dizi var mı?

- Drama ekibimle 7-8 diziyi inceliyoruz. 2 tanesini sipariş verdik gibi. Kontrat aşamasındayız. 3 ve 4'uncuyu de olgunlaştırıyoruz. Yazın tek dizi gireceğiz.

G unduz kuşağında tasarrufun ne olacak?

- Gunduz kuşağımızda magazin programı var, gelin-kaynana yemek yarışması devam ediyor. Yeni donemde sabahları 4 kadının sunacağı bir sabah programı yayınlayacağız.

Kimler sunacak?

- Kesin olarak Hande Ataizi var. Diğerleri surpriz olsun.

Program ın içeriği ne olacak?

- İçinde yemek, guzellik ve moda her şey var. Çok hafif magazin sohbeti de yer alacak. Bizim studyolarda çekilecek. Dikkat edersen hep bizim studyolarda diyorum. Çunku en çok şoka girdiğim şey donduğumde Kanal D'nin yarısını bulamadım. Ben burayı bıraktığım zaman Kanal D'nin arka tarafında izleyiciler birbirinin uzerinden geçerdiler, programlara konuk olmak için... Şimdi ise her yer ofise donmuş. Oraları yaşamadan buraları yaşatamazsın. Yeni dekorlar gelmeye başlıyor, burası yine yaşayan bir yer olacak.

2 DAK İKALIK *REKLAM KU ŞAKLARI *DENEYECE ĞİM

15 dakikal ık reklam kuşakları için ne diyorsun?

- Çok sıkıcı buluyorum. Ne seyrettiğini unutuyorsun. Ben kısa reklam kuşaklarını denemek istiyorum. Malın iyi ise 3 dakikalık kuşak koy. İzleyiciye "çayını koy gel" de. 15 dakika neredeyse bir komşuya git gel periyodu.

K ısa reklam kuşaklarının reytinglere faydası olur mu?

- Bunu denemek istememin nedeni reytinge faydası olur, zararı olurdan ote reklam değerlerini artırmak. Bir firma geliyor, ilk reklam ben gireceğim diye 200 bin lira oduyor. Sıralamaya gore fiyat gittikçe duşuyor en arkadaki 20 bin lira oduyor. Çunku oradaki izlenme oranı çok daha duşuk. Onun yerine ben bir suru ilk reklam fiyatını alırım. Deneyeceğim...

POPSTAR   80 'LER YILBAŞI PROGRAMI G İBİYDİ

TV 'ye kazandırdığın unutamadığın format programlar hangisi?

- "Kim 500 bin İster"i unutamam. Onu yapmak o zaman buyuk bir cesaretti. Aslında "Dadı"ya başlarken de kendi yardımcılarım bile isyan etmişti. Turkiye'de dadı mı var, uşak mı var diye. O sitcom'ları yaparken çok heyecanlanmıştım. Popstar mesela... Popstar 50'nin uzerinde share alıyordu, restoranlar bize o faks çekiyorlardı. "Lutfen yayını erken kesin, millet yemeğe gelmiyor" diye.

Kanal D 'de yayınlanan en son "Popstar"ı nasıl buldun?

- İzlerken kanaldan arkadaşlara mesaj attım. "Bunu benim zamanında yapsaydınız, kafanıza atardım kasedi" diye... Bir işi 15 sene once yaptığından daha kotu nasıl yaparsın? O zamanlar yayınlar eskiydi, HD yok, 4K yok. Ona rağmen ışıl ışıl bir mal çıkmıştı. Yenisi ise 80'ler yılbaşı programı gibiydi.

Tutan bir format ı yeniden denemek doğru mu?

- Bazı formatları tekrar deneyebilirsin ama ben televizyonculukta kendini bile taklit etme diyenlerdenim. Bir işi iyi yaptın, dur orada. Kendine hayran olup da bir daha taklit etme. Şimdi Muge Anlı o işi çok iyi yapıyor diye, niye 10 tane daha Muge Anlı yaratmaya çalışıyorsun? Sonra hepsi batıyor. Çunku aralarındaki rekabet, reyting uğruna her şeyi yapılabilir haline getiriyor. Duzeyi duşuruyor.

TELEViZYON KANALI HAYIR KURUMU DEGiL

G unduz kuşağında da sınırı gunluk 20 bin lira olarak belirlediğin konuşuluyor... Şu sıralar gunluk diziler de çok revaçta. Onlar hakkında ne duşunuyorsun?

- O dizilerin gunluğu 100 bin lira. E kaç para reklam alıyor? 50 bin lira. Burası hayır kurumu değil ki her yayınladığın gunde 50 bin lira zarar ediyorsun. 20 ile çarp, ayda 1 milyon lira zarar. Öyle bir şey yok. Dolayısıyla 20 bin liralık iş yapar, 30 bin liralık reklam alırsa gunluk diziler yayınlanabilir. Diğer gunduz kuşağı programlar için de aynı şey geçerli...

Kanallar art ık prime time'da tek dizi yayınlayarak gunu kurtarıyorlar. Buna ne diyeceksiniz?

- İş televizyonculuğu şık olmaktan çıkartıyor. Gerçekten televizyonculuk yapılamaz hale geliyor. Diziler 120-130 dakika... Haberlerden sonra dizinin ozeti başlıyor, gece yarısına kadar aynı dizi suruyor. Son derece sıkıcı bir şey. 21.00'de bak aynı dizi, 22.00'de bak aynı dizi, 23.00'de aynı dizi...

Kimsenin televizyonculuk yapmaya niyeti kalmamış. Bir senaristin hayal dunyasına sığın, bir tane de yapımcı bul... Yap 5 bolum, tutmazsa kaldır. E boyle boyle sonunda elbet bir tane tutturuyorsun. Var oyle kanallar. 30 tane dizi yapıyor, 1 tane tutturuyor. Kimse de "29'una ne oldu" diye sormuyor.

Televizyonda k otu işler hatırlanmaz zaten ama...

- Doğru, televizyonculuğun iyi yanı budur, başarısız iş hatırlanmaz. Herkes parlak işleri hatırlar. Başarısız işi yapmadım sayabilirsin. Paralar gider ama kimse de, "Ya Cengiz ne kotu iş yaptın" demez. Çunku kimse farkında değildir. Hep başarılı işler konuşulur ya, onun için biz televizyoncular kendimizi bir şey zannederiz. "Ne muazzam işler yaptım, onu da ben yaptım" diye.

Yapımcılar da oyle. Başarı oranın yuzde 30'sa çok başarılısın. 40'sa zaten git Miami'de yaşa, ayakkabılarını yolla. Ama benim Turkiye'de gorduğum yuzde 10'larda başarı oranı.

Bu arada dizilerin uzunlu ğundan herkes şikayetçi, ama  ote yandan 60 dakikalık diziler de denendi, tutmadı...

- Tutmadı. Çunku dizinin kendi içinde tutarlılığı olması lazım. Ben dizinin kendi matematiğine girmiyorum. Ben televizyonculuk açısından rakamların rasyonelliğine bakıyorum. Yapımcılar, "1 milyon 200 bin liraya dizi yaptım ama 120 dakika" diyor. Ya bana 800 bin liraya dizi yap, 120 dakika getirme, 90 dakika getir. Ben arkadaki 100-150 bin lirayla ikinci bir program yapayım, yeni bir reklam kuşağı açayım, yeni bir hedef kitleye ulaşayım. Çunku sen bu gece benim kanalımda yayınlanan diziyi beğenmiyorsan bir daha benim kanalıma uğramıyorsun.

Halbuki televizyonculuk devamlılığı olan bir iş. Mesela İstanbul'dan bir otobus Erzurum'a gidiyor. İlk başta 10 yolcusu var, İzmit'ten 5 kişi daha alıyor. Ankara'dan 15 kişi daha alıyor, Samsun'da 3 kişi iniyor. Erzurum'a belki 15 kişi ulaşıyor ama belli bir devir daim var.

Sen "sadece bu diziyi seyredenler benimle olsun" diyorsan, İstanbul'dan aldığın 10 kişiyle Erzurum'a ulaşıyorsun demektir...

G unduz programlarındaki durum ne?

- Oradaki programlardaki durumda bu. AB grubunu kaybetmeden CD'yi alacaksın, CD'yi kaybetmeden E'yi alacaksın. Onu kaybetmeden de onun uzerine koyacaksın. Mesela Acun (Ilıcalı) sadece prime time televizyonculuğu yapıyordu. Bu sene ilk defa, ustelik yazın gunduz programlarına ağırlık verdi. Çunku hayat oyle akmıyor. Gunduzden de muşteri taşıman lazım ki kanal olabilesin.

Reklamverenlerin vazgeçmemesi açısından da burayı 24 saat yaşayan ve çalışır bir programlılıkla yurutmen lazım.

Televizyonda bu matematikler bozulmuş. Videocu dukkanına donmuş.

KANALLARIN OYUNCU BA ĞLAMASI BÜYÜK HATA

Yeni d onemde Kenan İmirzalıoğlu ya da Kıvanç Tatlıtuğ'a gidip "2 milyon lira vereyim sana, anlaşma yapalım" der misin?

- Hayır, ben hayatımda boyle bir şey yapmadım. Benim bu konudaki ustadım Faruk Bayhan'dır. Onun hiç starlık anlaşması yaptığını gormedim. Ben de kimseye boyle bir şey oğretmedim. Kanal bir gazino ya da yapım şirketi değildir. Sanatçıyla benim işim olmaz. Ben yapım şirketini tanırım, onlar benim muhatabımdır. Yaptığım işi iyi biliyorum. Reyting satın alıyorum, reyting satıyorum. Dolayısıyla sanatçı işletmek, onu memnun etmek, ona dizi yapmaya çalışmak ve ona para verip kendime bağlamak benim işim değil. Ben reyting alacağım bir yapım şirketi bulurum. Yapım şirketlerinden reyting alırım, reklam verene bu reytingleri satarım. Arasında da para kazanırım.

BU KO ŞULLARDA PATRONLAR KANALLARA KİLİT VURUR

B olum başına 150 bin lira alan oyuncular var. Sen 800 bin liralık maliyet sınırı koyuyorsun. Ünlulerle çalışmayacaksın o halde. Kanal D, starların ekranı olmayacak mı?

- Tabii ki olacak. Ama starlar da makul rakamlara inecek... Bu paraları alan 8 ya da 10 isim var. Her genel mudur gibi ben de çalışmak isterim onlarla ama olmazsa da olmaz. Çunku şoyle bir şey var; senin projen iyi ise her zaman iş yapar. Bir tane parlak oyuncuyu oynattın diye, her iş tutacak kaidesi yok.

Yeni d onemde starlar o paraları alamayacaklar mı yani?

- Amacım unluleri mağdur etmek değil. Onların tarafından bakarsan tamam ama bu taraftan bakınca da bu kanallar var olmalı ki onlar da yaşamlarına devam etsin. Yani bugun sana birisi, "1 milyon lira vereyim hayatın sonuna kadar çalışma" mı desin, yoksa "Ayda 50 bin lira vereyim. Hayatın boyunca bu 50 bin liraya kazan" mı? Konu bu. Algıyı doğru yonetmezsek, sanatçılar, oyuncular tarafından yanlış anlaşılabilir. Ama her bolum yayınlandığında kanal 500 bin lira zarar etsin ama her oyuncu cebine 100 bin lira para koysun. Bu surdurulebilir değil. Bugun ben varım, yarın başkası olur. Bir patron sonunda buraya kilit vurup gider. Sektor olmadık insanların eline geçer.

HAFTALIK MAGAZ İN GÜNDEMİ

Haftalık Magazin Gundemi!

daha fazla video için