Özet (TL;DR) @ 2018-06-23 11:10:35.390934: Gelmiş geçmiş en ünlü gece kulübü Studio 54’ün yaratıcısı Ian Schrager, sihirli ellerini bu yaz Bodrum’a dokunduruyor, kendi tabiriyle ‘deneyim tasarımcısı’ olarak girdiği otelcilik işinde son olarak…
Ali Tufan Koç / [email protected]

New York 'ta 1977-1979 yılları arasında, sadece 18 aylığına açık kalabilen bir gece kulubu tarihe 'her şeyi değiştiren kulup' olarak geçer. Kurucularından Ian Schrager, 'Amerikan ruyası'nın ta kendisi. Brooklyn'de geçim derdi bitmek bilmeyen bir aileden çıkar, başarma arzusu ve zekası onu sıfırdan zirveye taşır. İlk işi, Andy Warhol'dan Liz Taylor'a, Michel Jackson'dan Mick Jagger'a, Woody Allen'a kimi ararsan orada bulabileceğiniz Studio 54'u açmak olur. Öyle bir kulup ki, 'kalp kırpması' bile donemi şekillendiren bir sanat işine, bir disko hitine donuşur. Niles Rodges açılış gecesi içeri alınmaz, eve doner, sinirinden yazdığı şarkı, 'Freak Out' donemin en buyuk hitlerinden biri haline gelir misal. Kulup, kısa surede Beyaz Saray'ın, FBI'ın bile gundemi olur. "Ruhsatı olmayan bir mekandı. İşletme adına neredeyse hiçbir şey yasal değildi. 70'lerden bahsediyoruz sonuçta..." diye hatırlıyor o donemi Schrager. Vergi kaçakçılığı nedeniyle 3.5 yıl hapis cezası ve 13 aylık hapis, Schrager'ı hayatta başladığı noktaya geri dondurse de o, tekrar sıfırdan var olmasını bilir. Başta The Edition otelleri olmak uzere son 20 yılda 'yaratıcılığını' ustlendiği otel ve mekanlarla, donuşu her zamanki orijinalliğinde olur...
S tudio 54 d oneminin yaratıcısı olarak gunumuz populer kulturunu, sanatını, eğlence anlayışını nasıl okuyorsunuz?
- 70'lerde insanlar urettikleri sayesinde konuşulurdu. Önce çalışır ve uretir, sonra ortaya çıkardı. Artık durum farklı: Önce şohret oluyorsun, sonra mesleğine karar veriyorsun. Şohret kulturu, gereğinden daha fazla buyudu. İyice şişti. Her şohret, kendi parodisini yaratmaya başladı. Vasata tapmak, insanı fark etmeden uyuşturur. Gittikçe uyuşan toplumlar, taklitlerle yetinmeye başlar. Taklidi hazmetmek kolaydır çunku. Kafa yorman ve uzerinde çok da duşunmen gerekmez. Kullan-at, bas like'ı geç... Taklit taklidi doğurdu, bu dongu birkaç kez tekrarlandı, taklidin de taklidi derken sonunda Kardashian doğdu. Anlamıyorum ben bu Kardashian'ları. Anlamak da istemiyorum sanırım. Üzerine duşunecek, konuşacak kadar muhim bulmuyorum.
Studio 54 efsanesinin yarat ıcısı Ian Schrager
Nostalji zaman kayb ıdır
- 70 'lerin sihri neydi sizce?
- Topluma belli bir sınıf ya da kultur hakim değildi. Zenginle orta sınıf arasında boyle bir uçurum yoktu. Kimse 'hedge fonu', yatırım vs. nedir bilmezdi. 'Wall Street tipleri' henuz doğmamıştı. Her şey bu kadar kapitalleşmemişti. Sahnede yalnızca kreatif kitle vardı. Sanat, muzik, moda, herkes ve her şey iç içeydi. İnsanların kendini kategorize etme derdi de yoktu. Herkesin istediğini giyip çıkardığı ve denediği bir donemdi. Bu yuzden yaratıcılık had safhadaydı.
- Zamanla de ğişen ne oldu da 70'lerdeki efsanevi kuşağın gerisi gelmedi?
- Kapitalist duzen ağır bastı. Her şey kapitalleşti ve başrolu para kaptı. Sanatta da, modada da, her yerde... Muzisyeni de yazarı da sanatçıyı da para kazanma telaşı sardı. Para kazanmak için de belli formuller, kurallar, kategoriler vardı. Etiket, yaratıcılığı oldurdu.
- 54 'un bir sırrı var mıydı yoksa her şey biraz tesaduf, biraz 'doğru zaman/doğru yer' kuralı mı?
- Studio 54'u, şehirde bizim kafamızda, gidip dans etmek istediğimiz bir kulup yok diye açtık.
- Nas ıl bir yer arıyordunuz da bulamıyordunuz?
- Şohreti, dansçısı, eşcinseli, transı, aklına gelecek her turden insanı bir araya getiren bir kulup... Öyle de oldu. Sadece VIP'lere yonelik ya da herhangi belli bir kitleye hitap eden bir kulup yapmak en buyuk hatadır.
m Alt ın donemini 70'lerde yaşayıp hayatının geri kalanını sermayeden yiyerek, o donem urettiğini remiksleyerek ayakta kalan tasarımcı, muzisyen ve yazar çok. Bir yandan size bakıyorum, surekli ileriye ve yeni olana bakıyorsunuz, işin nostalji kısmında pek takılı kalmıyorsunuz.
- Keşfedilecek ve uretilecek o kadar çok şey var ki nostalji, insan için zaman kaybından başka bir şey değil. Surekli yeni bir fikir doner kafamda.
- 71 ya şında sizi hala bu kadar yaratıcı, enerjik ve kreatif kılan ne?
- Çok basit: Sokağın kendisi. Sokağa karışırım. Metroda dolaşırım. Sade anlatımın en doğal ve 'hayattan halini' ararım. Gozume takılan detayları, etrafımda konuşulanları not alırım. Gazetede gorduğum bir kupur, alışveriş yaptığım mağazanın torbası... Yaratıcılık, zenginliğe ya da imkana bakmaz.
- Uluslararas ı projeler için de aynı taktik işe yarıyor mu? The Edition Bodrum'a nasıl hazırlandınız misal?
- Lokal deneyimler ve ritueller yaratarak... Turkiye'de kahvaltı denen, son derece ozgun ve zengin, adeta merasim şeklinde gerçekleşen bir rituel var mesela. Luks, artık zenginlerin tekelinde değil. Bugun luks bir kahve deneyimini tanımlayan, ne kadar pahalı bir porselende sunulduğu değil, aşkla, tutkuyla o çekirdeğin harmanlanmasında, oğutulmesinde. Lokal deneyimleri de bu anlayışla yeniden yorumluyoruz.
- " İhtiyacınız olan ve isteyebileceğiniz her şey var" diyorsunuz...
- Evet, konsept bu. Çunku 'ihtiyacın kadar', seni asıl mutlu edecek olan. Gereksiz ihtişam ve abartı çoktan geçerliliğini yitirdi, miadını doldurdu.
Ger çek orijinalite budur!
- The New York Edition 'ın içindeki restoran, 'Clocktower'ın duvarları, şehrin ikon isimlerine saygı duruşu niteliğinde. Bodrum'da bir tur uyarlaması olacak mı bunun?
- Her The Edition'un kendine has bir hikayesi var. O 'saygı duruşu' fotoğraflar, New York'a ozel. Bodrum'un farklı bir ruhu ve detayları olacak. Bilmem gereken bir ikon varsa paylaş ama...
- Zeki M uren'i anmamız, fotoğrafını Google'lamamız farz oldu şu an...
- (Schrager'ın iPhone'undan birlikte Zeki Muren fotoğraflarını incelerken...) Gerçek orijinalite budur işte! Muhteşem! 54'u 54 yapan da o donem insanlarındaki orijinal olabilme ve kalabilme cesaretiydi.
- Ka ç sene geçti son Turkiye seferinizden bugune?
- İstanbul'a ve Turkiye'ye ilk ve son gidişim bundan 10 yıl once, sanırım
2006.
O gune kadar dunyanın farklı noktalarında, 'Doğu-Batı sentezi' adı altında
birçok iş yapmıştım. Fakat İstanbul'u gorduğumde gerçekten anladım 'Doğu-Batı
sentezi'nin ne olduğunu. Gerçek bir harmoni. Butun seyahat boyunca ağzım açık
kaldı. Bir şehir, bir toplum nasıl bu kadar kendine has olabilirdi?
- Sizi en çok şaşırtan detay ne oldu?
- Sultanahmet Camii'ne giriyorsun mesela... Öyle bir aydınlatma, tavandan sarkıtılan lambalar kullanmışlar ki... Mavi-beyaz çiniler o kadar kendine has ki... Kim bilir kaç otel, ev, mekan tasarlarken kullanmışımdır ilham olarak Sultanahmet'te gorduğum o kareyi... İstanbul'un mistikliği de buradan geliyor. İlham karesi, en ummadık yerlerde karşına çıkabiliyor.
The Edition Bodrum, gelecek hafta a çılıyor.
Daha fazlas ını istemeye *ba şladığın an, *o i şi hemen bırak
* Ba şarının yuzde 80'i doğru yerde doğru zamanda olmaksa yuzde 20'si de ne zaman ayrılacağını bilmektir diyorsunuz. Nereden bileceğiz ayrılmak için doğru zamanın geldiğini?
- Kendini yokla. İstediğine ulaşmana rağmen biraz olsun daha fazlasını istemeye başladığın an, bil ki ayrılma zamanın gelmiş.
* İ nsan bu. Surekli daha fazlasını istemeye programlı...
- Daha fazlasını istemenin sonu yoktur. Çok değil, iki adım sonrası zifiri karanlık. O girdaba bir duştun mu sonra çıkış yolunu da bulamazsın. Daha fazla başarının ve paranın seni daha mutlu edeceğini duşunursun. Oysa çark tersine donmeye başlar.
* Daha fazlas ını istemeden kendimizi nasıl motive edeceğiz peki?
- Yeni şeyler soylemenin hazzını hissederek. Doğru ya da yanlış, iyi ya da kotu olması dert değil. Muhim olan yeni durması. Yeni kalabilmek adına ne zaman ayrılacağını iyi bilmelisin.
* İ yi bir partiden ne zaman ayrılmalı?
- Gelmesi gereken herkes geldikten, yani kalabalık tam kıvamını bulduktan 20 dakika sonra... Studio 54 yıllarından kalma bir alışkanlık. Geceyi ne zaman bitirmem gerektiğini bilmeseydim bugun burada olamazdım.
Bir odada en çok konuşan ve konu şulandan daima kork
- Ç ok ihtişamlı bir doneme tanıklık ettiniz ama bugun 'Sadelik, yeni luks' cumlesini tekrar ediyorsunuz her fırsatta. Hiç olmadığı kadar gurultulu bir çağda insan nasıl hayatını sadeleştirebilir?
- Sade yaşamayı bilen, en zenginden bile daha mutlu ve luks bir yaşam surer. Luks bir yaşam için zengin olman gerekmiyor artık. Ne kadar sade, o kadar luks... O sadeliğe ulaşman için de her seferinde kendini yeniden keşfetmen ve aslında ne istediğini tekrar tanımlaman gerekiyor. Kimliğin de isteklerin de surekli değişir çunku. Bu ikisini çok net bir şekilde tanımlayabildiğinde ancak sadeleşebilirsin. İhtiyacın kadar kullanır, tasarlar, konuşur, yaşar, sonra da gozun arkada kalmadan olursun.
- Size g ore hayatta en buyuk başarı 'sade insan' olabilmek midir?
- Kesinlikle. Bir odada en çok gurultu çıkaran insan olmaktan korkun. En fazla ilgi çeken, goze batan, konuşan ya da konuşulan aslında bir şeyler saklıyordur. Etrafından değil, kendisinden.
Ian Schrager 'dan iki Bodrum surprizi
1. Dunyanın en unlu restoranları arasında bulunan El Bulli ve Mugaritz'in Perulu şefi Diego Munoz, The Bodrum Edition için iki ozel restoran açıyor: 'Kitchen at The Bodrum EDITION'ın ruhu; daha çok Akdeniz, sloganı; zindelik ve sağlıklı yaşam. 'Brava'ysa bir Akdeniz-Asya esintilli Latin Amerika mutfağı. 2. "Diskosuz olmaz" diyor, içeri bir de 'Discetto' yerleştiriyor. 'Monusunde' canlı muzik ve uluslararası DJ'ler var.
_Kanada Ba şbakanı Justin Trudeau'nun annesi Margaret Trudeau (solda) ve sanatın efsanevi isimlerinden Andy Warhol Studio 54'te (1978). _
Bianca Jagger, Studio 54 'te 30'uncu yaşını kutladığı partiye beyaz bir atla gelmişti.
Oyuncu Tracee Ellis Ross ve model Naomi Campbell.
Michael Jackson DJ kabininde.
_Muhammed Ali 'li bir Studio 54 gecesi.
Şarkıcı, model Grace Jones, mekanın mudavimlerindendi.
Diana Ross, hızını alamayıp mikrofonu kapıyor.
Truman Capote, dans pistinin hakkını veriyor (1978)._

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.