Özet (TL;DR) @ 2018-06-21T10:59:53.000Z: Başbakan Binali Yıldırım’ın “30 bin Suriyeli 24 Haziran seçimlerinde oy kullanacak” açıklamasıyla tekrar gündeme gelen Suriyeli sığınmacılar meselesi siyasetin odağında yer almaya devam ederken…
Başbakan Binali Yıldırım'ın "30 bin Suriyeli 24 Haziran seçimlerinde oy kullanacak" açıklamasıyla tekrar gundeme gelen Suriyeli sığınmacılar meselesi siyasetin odağında yer almaya devam ederken Multecilerle Dayanışma Derneği Genel Başkanı Eda Bekçi, Suriyeli sığınmacıların seçim kampanyalarında olmaktan rahatsız olduklarını ifade etti.
Bekçi, "Belirsizlik hali ve kalıcı nitelikteki hukuki duzenlemeden yoksunluk hem iktidar partisi açısından hem de muhalefet partileri açısından bir seçim malzemesi olarak kullanılıyor. Bu insanlar gerektiğinde gunah keçisine, gerektiğinde oy deposuna donuşturulebiliyor" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak ise iktidarın Suriyelileri 'ithal seçmen' olarak gorduğunu dile getirerek "Suriyelilerin, Turkiye'deki yonetime karar vermeleri doğru değil. Tayyip Erdoğan kaderini Suriyelilere bağlamışsa buna uzulurum" dedi.
' VATANDŞLIK HAKKI KAZANAN 30 BİN SURİYELİ OY KULLANACAK'
24 Haziran seçimlerine gunler kala Suriyeli sığınmacılar Başbakan Binali Yıldırım'ın açıklamasıyla tekrar gundeme geldi. Yıldırım, dun İzmir'de yaptığı konuşmada "Vatandaşlık hakkı kazanan 30 bin Suriyeli 24 Haziran seçimlerinde oy kullanacak. Suriyeliler bizim misafirimiz memleketlerine gidecekler" demişti.
İçişleri Bakanlığı'na bağlı Goç İdaresi Genel Mudurluğu'nun verilerine gore Turkiye'de halihazırda yaklaşık 3.6 milyon Suriyeli, 400 bin de diğer ulkelerden olmak uzere yaklaşık 4 milyon sığınmacı bulunuyor. Suriyeliler, Turkiye'de 'geçici koruma' hakkıyla bulunuyorlar.
Suriyeli sığınmacılar sıklıkla siyasetin gundeminde yer alırken CHP ve İyi Parti, Suriye'de barış sağlandıktan sonra Turkiye'deki Suriyeli sığınmacıların ulkelerine gonderilmesi vaadinde bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrin harekatı sırasında bu bolgeye Turkiye'de bulunan Suriyelilerin yerleştirileceğini soylemiş, erken seçim kararı alınmadan once Mayıs ayında ise Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilebileceğini ifade etmişti. O donemde de vatandaşlık kazanan Suriyelilerin seçimlere etkisi gundeme gelmiş, yaklaşık 50 bin kadar Suriyelinin Turk vatandaşlığı kazandığı ve dolayısıyla oy verme hakkına sahip olduğu belirtilmişti. Başbakan Yıldırım'ın dunku açıklamasıyla resmi olarak 30 bin Suriye kokenli Turk vatandaşının seçimlerde oy kullanacağı açıklanmış oldu.
' İKTİDAR SURİYELİLERİ İTHAL SEÇMEN OLARAK KULLANIYOR'
Vatandaşlık hakkı kazanan 30 bin Suriyeli'nin 24 Haziran seçimlerinde oy kullanacak olmasını Sputnik'e değerlendiren CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, iktidarın bu yolla 'seçmen ithal etmeyi amaçladığını' dile getirerek "Bu iktidarın yaptığı şey şudur; Turk halkından umudu kesmişler, Suriyelileri ithal ederek seçmen olarak kullanıyorlar. Bunu doğru bulmam. Turk halkı, kendi ulkesinin idaresine, yonetimine kendisi karar verir. Suriyelilerin, Turkiye'deki yonetime karar vermeleri doğru değil. Tayyip Erdoğan kaderini Suriyelilere bağlamışsa buna uzulurum" dedi.
' SAYILAR KAMUOYUYLA PAYLAŞILMADI, KAPALI KAPILAR ARDINDA HESAP YAPIYORLAR'
Vatandaşlık hakkı kazanan Suriyeli sayısının daha yuksek olduğu tahmininde bulunan Toprak, "Ben sayının çok daha yukarıda olduğuna inanıyorum. Bunlar kamuoyuyla paylaşılmadı, kapalı kapılar ardında hesap yapıyorlar" diye konuştu.
Toprak, oy kullanacak Suriye kokenli seçmen sayısının seçim sonuçlarını etkileyip etkilemeyeceğiyle ilgili olarak ise "İthal seçmen de getirseler biz bu seçimi alacağız" dedi.
' SURİYELİLER GEREKTİĞİNDE GÜNAH KEÇİSİNE GEREKTİĞİNDE OY DEPOSUNA DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİYOR'
(C) AA /
Konuyla ilgili Sputnik'e değerlendirmelerde bulunan Multecilerle Dayanışma Derneği Başkanı Eda Bekçi ise seçim surecinde sığınmacıların siyasete alet edilmesinin buyuk bir sorun olduğunu soyledi. Suriyelilerin tabi olduğu geçici koruma sisteminde inisiyatifin hukumette olduğuna işaret eden Bekçi, şoyle konuştu:
"Geçici koruma sistemi adı ustunde geçici bir durum olmasına rağmen maalesef 7 yılı aşan bir surede bu geçiciliğe bir çozum bulunamadı. Geçiciliğin nasıl sona ereceği konusunda da Bakanlar Kurulu yetkili, Bakanlar Kurulu da mevcut siyasi iktidar anlamına geliyor. Yani bu insanların kaderi siyasal iktidarın meseleye bakış açısına bakıyor. Ülkelerine geri mi gonderilecekler, bir tampon bolgeye mi alınacaklar, vatandaşlığa mı alınacaklar, uluslararası korumaya başvuruları mı alınacaklar, ne olacakları konusu maalesef belirsiz. Bu belirsizlik hali ve kalıcı nitelikteki hukuki duzenlemeden yoksunluk hem iktidar partisi açısından hem de muhalefet partileri açısından bir seçim malzemesi olarak kullanılıyor. Bu insanlar gerektiğinde gunah keçisine, gerektiğinde oy deposuna donuşturulebiliyor."
Suriyeli sığınmacıların seçim malzemesi olmaktan rahatsız olduklarını ifade eden Bekçi, "Elbette pek çok ulkenin kendilerini reddettiği donemde kendilerini kabul eden Turkiye'ye karşı bir gonul borçlarının olduğunu duşunuyorlar. Ancak her fırsatta 'Kapıları açar uzerinize salarız,' gerektiğinde 'oy kullanırlar,' gerektiğinde 'oy kullanmazlar' şu olur, bu olur şeklinde hem iktidar hem muhalefet tarafından soylenen sozler bu insanlar açısından çok kırıcı, hem de ulkemizde yaşayan vatandaşlar açısından çok kafa karıştırıcı" diye konuştu.
(C) Sputnik /
' VATANDAŞLIK KONUSUNDA KRİTERİN NE OLDUĞUNU BİLMİYORUZ'
Seçimlerde oy kullanabilme şartının Turk vatandaşlığı olduğunu, vatandaş olmayanların oy kullanamadığını vurgulayan Bekçi, vatandaşlık kazanan sığınmacı sayısında şeffaf veriler olmadığını vurgulayarak "Devlet çoğunlukla guvenlik gerekçeleriyle sayıları açıklamakta çekinik davranıyor. Vatandaşlığa geçiş konusu muğlak kaldı. Özellikle sınıra yakın bolgelerde yaşayan bir kısım Suriyeli, kan bağı ve soy bağı iddiasıyla vatandaşlık davaları açtı ve dava yoluyla vatandaşlığa geçti. Çunku bu insanların akrabaları vatandaş, kendileri de vatandaş oldu. Bir kısım da oteden beri Turkiye'de ikamet eden, iş yapan ve surelerini doldurduktan sonra vatandaşlığa geçenler oldu. Bir kısım da kriterlerinin ne olduğunu bilmediğimiz şekilde devletin davetiyle vatandaş oldu. Bunlar konusunda kriterin ne olduğunu biz de bilmiyoruz. Kimlerin, neden tercih edildiğini de sayıları da bilmiyoruz. Dileğimiz, eğer boyle bir politika izlenecekse, ayrımcılık yapılmaksızın Turkiye'deki tum multeciler için aynı politika izlenmesi" dedi.
' VATANDAŞLIK YA DA MAVİ KART GİBİ ÇÖZÜMLER BULUNABİLİR'
Turkiye, sığınmacıların hukuki durumuna dair Cenevre Sozleşmesi'nin kurucu taraflarından ancak bu sozleşmeye koyduğu coğrafi çekince ile Avrupa Konseyi uyeleri dışından gelenlere iltica hakkı tanımıyor. Turkiye'ye Avrupa ulkeleri dışından gelen ve bireysel olarak uluslararası koruma başvurusunda bulunan kişilere, iltica taleplerinin değerlendirilmesi surecinde "geçici sığınma" ve buna bağlı olarak "geçici ikamet izni" veriyor.
Turkiye'nin Cenevre Sozleşmesi'ne koyduğu coğrafi çekincenin fiilen işlemediğini, bu çekincenin kaldırılması durumunda birçok sorunun çozulebileceğini ifade eden Bekçi, "Sizin ulkenizde 4 milyondan fazla vatandaşınız olmayan bir nufus soz konusu. Bu durum hem ulkenin guvenliği, hem de sığınmacıların hukuki guvenliği açısından bir sorun yaratıyor. Turkiye, coğrafi çekinceyi AB'ye girdiğinde kaldıracağını açıkladı. Fakat goruyoruz ki bunun epey uzağındayız. Bu olana kadar ne olacak sorusu ortada duruyor. Bu insanlar burada yaşıyorlar, iltica sisteminden kaynaklanan sorunlar yumağıyla boğuşuyorlar. Siz onlara bu sorunları aşabilecek aşamalı olarak vatandaşlığa geçiş olabilir, vatandaş olmayan yabancılara verilen ama vatandaşlığa yakın pek çok hakkı içeren Mavi Kart benzeri çozumler olabilir, bu tur çozumler bulunması ve artık hiçbir anlamı kalmayan coğrafi çekincenin kaldırılması gerekiyor" diye konuştu.
' İNSANLAR KENDİ ÜLKELERİNE DÖNEMİYORSA KALICI ÇÖZÜMLER BULUNMASI GEREKİYOR'
Vatandaşlık için şeffaf kriterler getirilebileceğini ifade eden Bekçi, "Dil bilme, çalışma, çocuklarını eğitim kurumlarına gonderme gibi kriterler getirebilirsiniz, bunun yontemleri var. Devletlerin erklik hakkı vardır, istediğine vatandaşlık verir istediğine vermez. Ancak bunun kriterlerinin açıklanması, hem Turkiyeliler açısından, hem multeciler açısından gerçekten bu belirsizliği ortadan kaldıracak bir şey. Yıllardır Turkiye'de yaşayan ve buranın vatandaşı olmak isteyen, burada çalışan, çocukları burada dunyaya gelmiş, artık donecek bir yurtları olmayan insanların vatandaşlığa geçişini ya da geçişi sağlayacak sureçleri sağlamak çok normal bir şeydir. İltica sisteminin maksadı budur. Aslolan insanların kendi ulkelerine donmesidir. Ancak bunun mumkun olamadığı durumlarda onlara kalıcı çozumler bulunması gerekiyor. Turkiye bu kalıcı çozum konusunda oldukça muğlak ve kapalı politikalar izliyor. Biz de bunun hangi kriterlerle yapıldığını bilmiyoruz" goruşune yer verdi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.