Özet (TL;DR) @ 2018-06-19 08:52:34.925353: Elektrik mühendisliğinden mezun olan ama hayatına oyuncu, yapımcı, yönetmen olarak devam eden Hamdi Alkan, aynı zamanda önemli bir koleksiyoner. Televizyondan kazandığının önemli kısmını kendi…
◊ M uhendislik eğitimli bir oyuncu olduğunuzu biliyorum. O ilginç hikayeyi konuşacağız ama... Önce benim de merakla beklediğim şu yeni projenizden bahsedelim mi?
- Evet, yeni bir yarışmaya başlıyoruz. Adı da "Geleceğin Starı"...
◊ 40 bin ba şvuru olmuş duyduğuma gore, inanılmaz.
- Evet ve hala devam ediyor başvurular. Sadece Turkiye'yle sınırlı kalmadı, dunyanın birçok yerinden başvuru yapıldı.
◊ Nerelerden mesela?
- Kırgızistan, Kazakistan, Azerbaycan, Turkmenistan, Pakistan, Afganistan... Aklımda kalanları soyluyorum. Ayrıca Hollanda, Almanya, Belçika. Bunlar dışarıdan başvurular. Bir de biz kalkıp insanların yanına gittik. Ankara, İzmir, Adana ve son olarak da İstanbul'da seçmelere katıldık.
◊ Neye g ore seçim yaptınız?
- Oyunculuk gucune gore...
◊ İlla konservatuvar eğitimi almış olmaları şart mı?
- Yok yok... "Yeteneğin varsa, ışığın varsa buyur gel" dedik. Bir miktar altyapısı olanların şansı daha yuksek tabii. Ama emin olun geçenlerde hiç alakasız bir yarışmacı geldi, çıkarın şimdi şurada, konuşturun, profesyonel stand-up'çı sanırsınız. Doğuştan gelen yetenek başka bir şey.
80 YA ŞINDA BİR HANIMEFENDİ GELDİ "GEÇ Mİ KALDIM" DEDİ
◊ Ya ş sınırı var mı peki?
- Genelde yarışmacıların biraz genç olmasına dikkat ediyoruz tabii. Fakat çok eğlenceli şeylerle de karşılaştık.
◊ Ne gibi?
- Geçenlerde 75-80 yaşlarında bir hanımefendi geldi, "Geç mi kaldım?" dedi.
◊ Ne cevap verdiniz?
- "E biraz geç kaldınız ama olsun, konuk olarak alalım sizi" dedik. Biz programda beğendiğimiz boyle insanlara da şans vereceğiz. Yani yetenekli olan ama yaş anlamında biraz geç kalanlara fırsat tanımaya çalışacağız.
◊ Bu yar ışmadan yeni yıldızlar çıkar mı, iddialı mısınız?
- Çıkar tabii. Bundan once yaptığımız yarışmalardan da çok değerli isimler çıktı. Çoğu hala sektore guzel guzel hizmetler veriyor. Bu da bizi mutlu ediyor.
◊ Kimler vard ı mesela bu tur yarışmalardan çıkan?
- İlk aklıma gelen Beren Saat ve Engin Akyurek... O yarışmalara katılan birçok arkadaşımız oyle ya da boyle reklam sektorunde, dizi sektorunde, tiyatroda kalıcı işler yaptı. Mesela Mehmet Kurt vardı. Rahmetli Kemal Sunal'a benziyordu. "Emret Komutanım" dizisinde ses getirmişti.
◊ Yar ışmalarda alınan dereceler bu sektorde onemli bir referans oluyor tabii...
- Tabii... Bir de kendini gosterme fırsatı.
KIRAN KIRANA B İR M ÜCADELE YAŞANACAK
◊ "Geleceğin Starı" yarışması nerede yapılacak? Juride sizden başka kimler var?
- Zorlu'dan yapacağız yayınları. Her hafta bir konsept belirlenecek, her hafta konsepte uygun muhteşem bir dekor kurulacak. Sevgili Nurgul Yeşilçay, Fırat Parlak ve ben juri uyesi olarak yer alacağız. Ayrıca konuk jurilerimiz olacak. Bu sektorden kişiler tabii; yapımcı, oyuncu... Birbirinden değerli dort de oyuncu koçumuz var, hepsi kendi işlerinde çok başarılı. Onlar da çocuklara eğitim verecek. Yani kıran kırana bir mucadele yaşanacak. İnsanlar bu işin çok kolay olmadığını gorecek.
◊ Ne zaman ba şlayacak?
- İnşallah bu ay ekranda olacağız. Bekleriz, sizi de misafir etmek isteriz.
◊ Çok isterim gelmeyi...
- Buyurun, canlı canlı izleyin.
YA DOKTOR OLACAKTIM YA M ÜHENDİS
◊ Gelelim bu i şe başlama hikayenize. Çok alakasız diyebileceğim bir eğitim almışsınız.
- Evet, elektrik muhendisiyim aslında ben.
◊ Oyunculuk çocukluktan gelen bir heves miydi, yoksa universiteden sonra mı keşfettiniz yeteneğinizi?
- Genlerden geçen bir şey herhalde. Babam renkli bir insandı, mekanı cennet olsun. 90 kusur yaşında vefat etti. Bize iyi insan olmayı, insanları mutlu etmeyi, tebessum ettirmeyi o oğretti. Bir de Antakya'nın ozelliği sanırım. Canlı, mizaha çok yakın insanlardır Antakyalılar.
◊ Genel olarak T urkiye oyle değil mi?
- Öyle ama bizim tarafta pek çok kulturun karışımından kaynaklanan bir
renklilik soz konusu. İnsanlar genellikle olaylara mizahi bir bakış açısıyla
yaklaşır. Annem 86 yaşında şimdi, hala oyledir. Ablam da aynı şekilde, hatta
kendimden çok daha eğlenceli bulurum
onu.
◊ Oyunculuk maceras ı nasıl başladı?
- İlkokulda sahneye çıkmaya başladım. İlkokul ve ortaokulda musamereler, aile meclislerinde tiplemeler, taklitler şunlar bunlar derken yol bizi aldı goturdu. Biz konservatuvara goturecek zannettik ama...
◊ Neden o yola girme-
diniz?
- Anadolu'da kriter belli, ya doktor olacaktım ya muhendis. Aslında konservatuvar okumayı çok isterdim. Kazandım da ama buna net şekilde karar verdiğimde universite 4'uncu sınıftaydım. Çok saygı duyduğum Yıldız (Kenter) Hanım, "Zaten son sınıftasın, yakmasan mı şu okulu" dedi. Neyse benim yolum da bu işte, sorun değil.
L İBİDOMA BAKTILAR BUZDOLABI ÇIKTIM DED İM 'GİT YA YANLIŞ BU'
◊ Siz yurtd ışında da muzeleri, antikacıları geziyorsunuzdur...
- Tabii... Hollanda'ya gidiyorum, oradan da kitap buluyorum falan. Ama tabii guç olçusunde, gucum olçusunde. Ülkemizde bu tur yatırımlara ihtiyaç var. Dizi sektorunde çok iyiyiz evet, birçok dizi ihraç ediyoruz. Ama Turkiye kulturun beşiği, Turkiye entelektuelliğin, aydınlığın, medeniyetlerin buluşma noktası. Bizim bu konuyu pazarlamamız lazım asıl. Evet Gaziantep'te guzel muzeler yapıyoruz, Hatay'da guzel muzeler yapıyoruz ama yeterli değil. İşin derinleşmesi lazım.
◊ Gereklili ğini anlamak ve anlatmak lazım oncelikle...
- Evet, kesinlikle. Şimdi ben Hatay Muzesi'ni kuruyorum. Bunun için çalışıyorum ama nereye kadar yeteceğim? Yaşım geldi 50'ye. Gidiyorsun Budapeşte'ye, bakıyorsun bir teror muzesi. Ulan dedim gidip goreyim. İşte Nazilerin soykırımıyla ilgili falan bir muze. Ama oyle guzel bir konsept oluşturmuşlar, o kadar guzel sunuyorlar ki, insanlar dunyanın dort bir yanından geliyor akın akın. Bizde bu yok. Oralarda erotik muze bile var afedersiniz.
◊ Ona da gittiniz mi?
- Prag'da gittim. Ortada oturuyorsun, senin libidonu anlatıyor. Ben ne çıktım dersiniz; buzdolabı. Dedim git ya, yanlış bu!
◊ Birileri g orur, tanır falan diye çekinmediniz mi?
- İçeride Turkler de varmış zaten, bir kadın "Hamdi Bey" diye seslendi, yakalandım. Bir kere de Hollanda'da oldu boyle bir şey.
◊ Yine mi erotik m uze?
- Yok. Oraya gidince bir Red Light'a uğruyorsun yani. İçeri girdim, biri "Hamdi abi burada ne işin var?" diye bağırıyor. "Dukkan açacağım bebeğim" dedim. Geziyorum işte ne yapacağım başka, hayret bir şey. Turist gittiği zaman oralara uğruyor, garip bir durum yok. Çok da haz etmiyorum ama artık simge olmuş, gorelim diyorsun.
ZEYNEP ARTIK BENDEN ME ŞHUR
◊ Hamdi Bey, sizin iki de k ızınız var. Çocuklarla aranız nasıl?
- Üç aslında. İlknaz da var. Selen (Gorguzel) Hanım'ın kızı, o da benim kızım. Ama onun oyunculuğa pek merakı yok.
◊ As ıl Zeynep çok gundemde...
- Artık benden daha meşhur. O Roma'da koptu gidiyor valla. Çok ciddi takipçisi var, çok populer.
◊ Ne okuyor orada?
- Performing arts (performans sanatları) okuyor. İngilizcesi vardı zaten, İtalyancayı da oğrendi. Guzel şeyler yapacak eminim.
◊ Ne yapmak istiyor peki?
- Sanat; oyunculuk, dans... Hepsiyle ilgilenecek. Kendi yolunu kendi çiziyor.
◊ Ya Ay şe?
- O da meraklı bu işlere, ondan da umutluyuz, bakalım.
BEYAZIT MEYDANI 'NDA KİTAP SATARDIM, ZABITA KOVALARDI
◊ Nas ıl geliştirdiniz kendinizi, oyuncu olmak için neler yaptınız?
- Çok okudum, çok araştırdım, ciddi bir tiyatro koleksiyonu, arşivi var bende. Hala da araştırıyor ve topluyorum. Tarihe buyuk merakım var. Oyunculuk tarihi, Turk tiyatro tarihi apayrı, onlarla ektsra ilgiliyim. Ataturk'un ıslak imzalı fotoğrafı var mesela şu koşede.
◊ Bu koleksiyonerlik ve ar şiv merakı nasıl doğdu?
- Ben bu işe Beyazıt Meydanı'nda kitap satarak başladım. Öğrenciyken geçimimizi sağlamak için giderdik, oradan buradan toplar satardık. Zabıta bizi kovalardı, biz zabıtadan kaçardık. Ama gururlu bir kaçıştı. Kaçak mal satmıyorum, Çin malı satmıyorum arkadaş, aldığım kitapları satıyorum yani.
◊ Ger çekten mi?
- Evet. Saban 04.00'te çıkardım evden, Cihangir'den yuruye yuruye Eminonu Koprusu'nu geçer, Cağaloğlu yokuşundan tırmanırdım. Bu sırada da tabii sakallar, çanta falan, oğrenci tipiyim ya, polisler çevirirdi "Sen nereye gidiyorsun?" diye. Ben otomatiğe bağlamıştım, açardım çantayı, "Kitap satmaya gidiyorum işte" diye. Erken gelen kapardı yeri. Gider beklerdik o yuzden meydanda. Çok keyifliydi.
◊ Kitaba ilgi azald ı değil mi?
- Okuyan, araştıran hep var ama az maalesef. Kitap okumak dunyanın en guzel şeyi oysa. Mesela ben şu an uç kitap birden okuyorum.
◊ Tarihe merakl ı olduğunuzu soylediniz, daha çok tarih kitaplarını mı tercih ediyorsunuz?
- Yooo, her şey. Okumamız lazım, beslenmemiz yazım. Bir de biz tarihin boşluklarını tamamlayan koleksiyonerleriz. Televizyondan kazandığım paraların bir kısmını kağıtlara yatırdım.
◊ Bundan ne gibi bir beklentiniz var?
- Bir beklentiyle değil, tamamen iyi niyetle. Mesela gunumuzde ne konuşuyoruz; goçmen sorununu, Suriyelileri konuşuyoruz değil mi? Şimdi ben size 1919 Suriye gizli raporunu gostereyim. Turkçeye çevrilmesi gerekiyor bu arada...
◊ Siz çeviri yaptırdınız mı?
- Benim ana dilim Arapça... Neyse, bunlar çevrildiğinde işte, o zamanki sıkıntıları goruyorsun. Hep soyluyorum, bunlar devletin arşivlerinde de duruyor, bunları değerlendirecek insanlara ihtiyaç duyuyoruz. Murat Bardakçı, İlber Ortaylı gibi çok az insan var. Bizim bu konuya yonelmemiz lazım.
◊ Ne yap ılmalı?
- Devletin arşivlerinin açılması, insanlara imkan yaratılması gerek. Biz bireysel olarak yapıyoruz. Benim gibi bu işe gonullu insan sayısı toplasanız 30-40'tır. Çunku çok buyuk emek gerektiriyor. Konudan konuya zıplamak gibi olacak ama bir ornek vereyim; çok onemli bir sanayici arkadaşımın, Nejat Çuhadaroğlu'nun Şişli'de savaş muzesi var. Adı Hisart. Kanuni'nin kılıcını falan almış, oyle sağlam bir koleksiyoner. Geçen gun kendisine doğum gunu hediyesi olarak ne aldı biliyor musunuz?
◊ Ne?
- Amerika'da, deniz altından Alman avcı uçağı çıkarttırdı.
◊ İnanılmaz!
- Öyle... Aynı şekilde bir de Ömer Koç var tabii. Dunyanın en onemli oryantalist kitapları onda, Turkiye'yle ilgili basılmış kitapların bulunduğu en buyuk koleksiyonun sahibi Ömer Bey'dir. Kendisine korkunç bir saygım var. Zaten biliyorsunuz beş-altı dil konuşabiliyor. Latince bilen kaç kişi var? Osmanlıca... Muhteşem.
◊ Hamdi Bey, şimdi fark ettim... Biz Beyazıt Meydanı'nda kitap satmanızdan, zabıtalarla kovalamaca oynamanızdan soz ediyorduk...
- (Guluyor) İşte ben universiteye geliyorum, yıl 1984. Ama 4 yılda bitmesi gerekirken 12 yılda bitiyor universite. Rezalet. Neyse bitti ya sonunda.
◊ Oyunculuk ne oldu o arada?
- Amator olarak devam... Oğuz Atay Sahnesi'ni kurdum. Soylemeden geçmeyeyim, Oğuz Atay Sahnesi benim için çok onemlidir. Çunku Oğuz Atay bizim hocamız.
◊ Okul, tiyatro sevdas ı yuzunden uzamış belli ki...
- 13 yıl bilfiil her gun tiyatroya gittim geldim. Sınavlara girmiyordum gerekirse. İnat ettim ve halen o çizgi devam ediyor.
SON 24 SAATTE YA ŞANANLAR

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.