Özet (TL;DR) @ 2018-06-18T19:21:00.000Z: Deniz Yıldırım’a göre, Türkiye seçiminde uzun süredir ilk kez güvenlik ve dış politika belirleyici değil. ‘Tek adam rejimi’ altında uluslararası planda güvensiz bir imaj çizildiğini belirten Yıldırım,…
Deniz Yıldırım'a gore, Turkiye seçiminde uzun suredir ilk kez guvenlik ve dış politika belirleyici değil. 'Tek adam rejimi' altında uluslararası planda guvensiz bir imaj çizildiğini belirten Yıldırım, Erdoğan'ın 'dış politikayı gundelik ihtiyaçları için kullanmasına' karşılık muhalefetin Batı'yı dengelemeye yonelik ittifaklar aradığını soyledi.
Turkiye'de 24 Haziran'da ulkenin kaderini etkileyecek cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri için son viraja girilirken, dikkatler bir yandan da siyasi partilerin vaatleri ve dış politikada atacakları adımlarda. Seçimin en baş belirleyici etkeni Turkiye'deki ekonomik kriz olurken, Erdoğan hukumeti altında Ankara'nın hem Batı hem de komşularıyla sancılı ilişkileri muhalefetin de gundeminde. Muhalefet liderleri ozellikle Suriye yonetimiyle yeniden ilişkilerin tesis edilmesine vurgu yaparken, Batı karşıtlığı yapmadan Batı ile ilişkileri dengeleme mesajları veriyor.
24 Haziran oncesinde verilen mesajlar ve arayışları ABC gazetesi yazarı ve Tele1 televizyonu yorumcusu siyaset bilimci Doç. Dr. Deniz Yıldırım ile konuştuk.
' BU SEÇİMLERDE DIŞ POLİTİKA GERİ PLANA ATILDI'
Doç. Dr. Deniz Yıldırım'a gore, Erdoğan yonetimi altında Turkiye'nin iç politik ihtiyaçları dış politikayı yonlendiren en onemli etkenlerden biri haline geldi. Erdoğan yonetiminin geçen seneki 'Turk tipi' başkanlık sistemi referandumu surecinde Avrupa ile yaşadığı gerginliği anımsatan Yıldırım, bu seçimlerde ise dış politikanın hiç olmadığı kadar geri planda kaldığına dikkat çekti:
(C) AA /
"Dış politikanın guvensizleştirildiğini goruyoruz. Dış politika daha çok Turkiye'nin iç politik ihtiyaçları ya da bir guvenlik ihtiyacının temelinde anlamlandı. Dunyada da boyle guvensizleştirilmiş bir dış politika anlayışının yayıldığı goruyoruz. Bunun dışındaki alanlarda ise değerli bir yalnızlık soyleminin iktidar tarafından son yıllarda one çıkarıldığını ve seçim donemlerinde iç politika malzemesi yapıldığını biliyoruz. Bu seçimin ayırt edici bir ozelliği oldu. Referandum surecinde Avrupa ile yaşanan gerilimler ozellikle yurt dışında yaşayan seçmenlerin sandık seferberliğini arttırmaya da hizmet etmişti. Turkiye'nin dışarıda kotu muamele goren bir ulke olduğu, haksızlıklarla karşı karşıya olduğu iç politikaya iktidar tarafından etkili bir şekilde malzeme yapıldı. Şu anda dış politika daha once hiç olmadığı kadar geri plana atılmış durumda. Belirleyiciler açısından bakarsak bunun nedeni toplumsal oncelikler. Yapılan araştırmalar seçmenlerin sorun olarak gorduğu şeyin guvenlik değil, ekonomi olduğunu gosteriyor. Dolayısıyla seçimin gundemi muhalefetin de etkili kampanyası sayesinde ekonomi temelli kurulabilmiş oldu."
' AFRİN YAHUT KANDİL OPERASYONLARI SİYASİ HİKMET GÖRÜLMÜYOR'
Turkiye'deki Erdoğan hukumeti tabanında Afrin ve Kandil operasyonlarının karşılığı bulunsa da 'guvenliği sağlama' temasının zaten yoneticilerin sorumluluk alanı olduğunu anımsatan Yıldırım, şu anki operasyonların fazladan bir başarı yahut siyasi hikmet gorulmediğini vurguladı:
"Bu da iktidarın MHP ile kurduğu daha çok guvenlik vadeden ittifakının vaatlerinin gorunur olmasını engelleyen bir stratejiye donuştu. Bunun dışında guvenlik temelli bir dış politika anlayışı açısından baktığımızda belki AKP'ye oy veren seçmen tabanı içerisinde Afrin, Kandil operasyonlarının mutlaka bir karşılığı var. Ama bu, bu tabanı da aşıyor. Bu operasyonlara destek oranlarına baktığınızda sadece AKP tabanı ile sınırlı olmadığını soyleyebiliriz. Guvenliği sağlamak zaten gorev. Dolayısıyla bu gorevin yerine getirilmesi ekstra bir siyasi bir başarı ya da ekstra siyasi anlamda bir hikmet olarak gorulmeyebilir."
' MUHALEFET PARTİLERİNE GÖRE SURİYE YÖNETİMİ İLE TEMASA GEÇİLMELİ'
(C) REUTERS / Stringer
Yıldırım, muhalefet partilerinin Suriye hukumetiyle goruşmelerin yeniden başlatılması taraftarı olduğuna dikkat çekti. Yıldırım, ABD karşıtlığının iktidar tarafından en az seçim malzemesi yapıldığı kampanyalardan biri olduğunu belirtti. Yıldırım'a gore, iktidar ilk defa guvenlik merkezli ihtiyacı birinci sıraya yerleştirmekte zorlanıyor:
"Hemen hemen butun muhalefet partileri Suriye'deki yonetimle bir şekilde goruşulmesi gerektiğini soyledi. Artık (Suriye Devlet Başkanı Beşar) Esad yonetimi ile olan sorunların giderilmesi ve Suriye yonetimi ile temasa geçilmesi gerektiğini soyluyorlar. Bir başka başlık CHP'nin onerdiği İran, Irak, Suriye ve Turkiye'nin uye olacağı bir Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT). Bir bakıma bolge merkezli bir dış politika anlayışı içerisinde sadece guvenlik değil aynı zamanda iktisadi bir işbirliğinin de kapısını açacak bir entegrasyon sureci onerisi geliyor. İktidarın bu konuyu şu anda geri planda tutmasının nedeni Turkiye'de şu anda Suriyeli multeciler meselesinin aynı zamanda bir iç politik gerilim malzemesi olması. Suriye konusu tartışıldığında artık doğrudan bir dış politika konusu değil. Yapılan bir araştırmada da halkın yuzde 78'i Suriyelilerin oyle ya da boyle geri gonderilmesi gerektiğini duşunuyor. Bu yuzden AKP açısından çok elverişli bir tartışma alanı değil. ABD'nin en az konuşulduğu, iktidar partisi tarafından ABD karşıtlığının en az seçim malzemesi yapıldığı kampanyalardan birini goruyoruz. Dış politikanın ve iç politikanın guvenlik eksenli olarak yeniden tarif edilmesi Turkiye'de seçmen davranışlarını çok hızlı bir şekilde etkiliyor. 7 Haziran seçimleri sonrasında başlayan çatışma ve şiddet ortamından sonra bir tur koalisyon oluşturulamaması, yeniden istikrarsızlık, 'Tek parti ortamında olmayan şeyler bu kaos ortamında oluştu' propagandasının etkili olması ozellikle muhafazakar, milliyetçi seçmenin yeniden AKP etrafında kumelenmesine yol açtı. Meselenin ozu iç politikada da dış politikada da olsa guvenlik merkezli bir ihtiyacın seçmenler tarafından birinci sıraya yerleştirilip yerleştirilmediği. Şu anda iktidarın guvenlik merkezli ihtiyacı birinci sıraya yerleştirmekte ilk defa zorlandığını goruyoruz."
' DIŞ POLİTİKADA ÖNCELİKLER İKTİDARIN GÜNLÜK İHTİYAÇLARI DOĞRULTUSUNDA YAPILAN ESNEMELER'
İktidarın Atlantikçi pozisyon almaya çalışan bir hat izlediğini belirten Yıldırım, Erdoğan yonetiminin dış politikada izlediği yolu 'gundelik ihtiyaçların belirlediğini' ve aslında bir denge siyaseti olarak tanımlanamayacağı goruşunde:
"İktidarın kendine gore şu anda geliştirdiği çok ciddi bir dış politika retoriği var. Bu çizgiden çok da uzaklaşacak bir goruntu de vermiyor. Avrupa Birliği'nde (AB) yaşanan bolunmede daha çok İngiltere ile ilişkileri guçlendiren daha Atlantikçi bir pozisyon almaya çalışan bir hat izliyor. Bunun yanında ABD ile Suriye merkezli politika anlaşması uzerinde çalışıyor. Özellikle Batı'da kendisine donuk ilginin zayıfladığını gorduğu andan itibaren de Rusya ile ilişkileri iyileştirmeye çalışan bir pozisyon var. Yeni Osmanlıcığın yada ideolojik onceliklere gore dış politika anlayışının Suriye'de iflas etmesinden sonra ortaya çıkan yeni tabloya baktığımızda birçok kişi AKP iktidarının dış politikada bu sorunları aslında gorduğunu, gerçeklerle yuzleştiğini ve bir denge politikasına yonelmeye mecbur kaldığını duşunuyor. Aslında durum tam da boyle değil. Burada gorduğumuz kadarıyla iktidarın kendi siyasal oncelikleri açısından bir meşruluk sorunu hissetmeye başlaması. Bu meşruluk sorunu karşısında yalnızlığını ortadan kaldırılabilmek adına zaman zaman çok esnek ve taktiksel birtakım gidiş gelişler yaptığını goruyoruz. Bazen Rusya'ya kendini çok fazla yaklaştırması bazen bir taraftan Suriye konusunda İran'ı ve Rusya'yı karşısına alarak yeniden ABD'nin yanında taraf alması. Ben bunun bir denge siyaseti olarak adlandırılabileceğini duşunmuyorum. Bende buradaki onceliklerin daha çok iktidarın gunluk ihtiyaçları doğrultusunda yapılan esnemeler olduğu izlenimi daha hakim."
' BATI'YI DENGELEMEYE DÖNÜK YENİ İTTİFAK ALANLARI ARANIYOR'
Erçin Top
Yıldırım, Turkiye'nin uluslararası planda 'guvensiz bir imaj çizmesinin' Turk diplomasi araçlarının dunyadaki itibarının zedelenmesine yol açtığı vurgusu yaparken, ozellikle muhalefet partilerinin Batı'yı dengelemeye donuk yeni ittifak alanları aradığını belirtti. Yıldırım'a gore, bu arayış hem bolge merkezli hem kuresel olçekte yeni bir donemin işareti:
"Turkiye'nin bir taraftan içeride tek adam rejimine doğru yoneldiği, diğer taraftan uluslararası alanda guvensiz bir imaj çizmesi Turk diplomasi araçlarının dunyadaki itibarının zedelendiği durumu karşısında muhalefet tarafından yeniden Turkiye'nin uluslararası alanda değerini arttıracak bir restorasyon onerisi var. Bunun yanında muhalefet partilerinin one çıkardığı konu yalnızlığı aşmak adına Turkiye'nin onculuklerini merkeze alan bir denge politikası. Avrupa Birliği (AB) ile uyelik gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin, bir katılım hedefine donuk olarak uyum surecinin devam ettirilmesi, ABD ve NATO ile ilişkilerin uyumlu olması ama diğer taraftan da dunyadaki guç dengelerine paralel olarak ozellikle Rusya ve Çin ile ilişkilerin iyileştirilmesi yonunde bir pozisyonları olduğu goruluyor. Bugune kadarki seçimlerde iktidar ve muhalefet partisinde çok daha Batı merkezli bir dış politika perspektifi onerisi goruyorduk. Bugunku bildirgelere baktığımızda doğrudan bir Batı'dan kopuş yonunde herhangi bir eğilim yok. Ama buna rağmen Batı'yı dengelemeye donuk yeni ittifak alanları arandığını gosteren hem bolge merkezli hem kuresel olçekte yeni bir donemin işareti. Bu aynı zamanda dunya dengelerindeki yeni değişimin Turkiye'deki siyasi partilerin de kendilerini uyarlamaya çalıştıklarını gosteren bir arayışın ifadesi."
' KAPİTALİZMİN KARŞI KARŞIYA OLDUĞU CİDDİ BİR KRİZ VAR'
Yıldırım, ABD merkezli dunya hegemonyasında ciddi bir sarsılma olduğuna vurgu yaptı. Kapitalizmin karşı karşıya olduğu ciddi bir kriz olduğunu belirten Yıldırım, odakların krizi nasıl atlatacağına dair herhangi bir reçetesi olmadığının altını da çizdi:
"20. yuzyılda oluşan ABD merkezli dunya hegemonyasında ciddi bir sarsılma var. Kapitalizmin bugunku dinamikleriyle karşı karşıya olduğu ciddi bir kriz var. Kapitalizmin yaklaşan daha derin bir krizi nasıl atlatacağına dair bir reçete bulunmuş değil. Bu içinden geçtiğimiz donemi siyasal anlamda da bir geçiş sureci olarak değerlendirmek lazım. Antonio Gramsci'nin "Eski oldu, yeni henuz doğmadı" diye bir sozu vardır. Boyle bir geçiş sureci yaşıyoruz şu anda. Belki de Turkiye gibi ulkelerdeki aktorler tam da bu geçiş doneminin kendilerini doğurduğu yeni boşluklarda, yeni manevra alanlarında kendi pozisyonlarını guçlendirmeye ve çeşitlendirmeye çalışıyorlar."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.