Özet (TL;DR) @ 2018-06-16T21:14:00.000Z: Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Kanal 7 canlı yayınında gazetecilerin sorularını cevapladı.



Erdoğan, Kanal 7'de yayınlanan "İskele Sancak Özel" programında soruları yanıtladı, gundeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sapanca'da patileri kesilmiş olarak bulunan yavru kopeğin olumune yonelik soru uzerine, olay sonrasında Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı'nın suratle soruşturma başlattığını anımsattı. Kolluk kuvvetlerinin ilk tespitlerine gore, olay gunu o bolgede çalışma yapan, otluk ve çalılık bolgelerini temizleyen iki iş makinesinin bulunduğu, yavru kopeğin de bu iş makinelerinin biri tarafından kazara yaralanmış olabileceğinin ihtimaller dahilinde değerlendirildiğini ve iş makinesi operatorunun de gozaltına alındığını aktardı.

Erdoğan konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

' HAYVANLARI KORUMAYA YÖNELİK İLK KANUNU BİZ ÇIKARDIK'

  • Konuyla ilgili de attığımız bazı adımlar var. Örneğin 2004 yılında hayvanları korumaya yonelik ilk mustakil kanun olan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nu AK Parti olarak biz çıkardık. Meclis'in yoğunluğu nedeniyle gundeme getirilmeyen hayvan haklarıyla ilgili yeni yaptırımları ve duzenlemeleri içeren hukumet tasarısını da inşallah seçim sonrası donemde suratle yururluğe sokacağız.

  • Yeni duzenleme ile kanunun yasak fiillere ilişkin idari para cezalarında onemli oranda bir artışa gidiliyor. Sahipli veya sahipsiz hayvanlara acımasız ve zalimce muamelelerde bulunmak veya eziyet etmek ve hayvanları birbirine zarar verecek şekilde dovuşturmek fiilen suç haline geliyor. Sahipli hayvanlar bakımından sahibinin şikayeti uzerine, sahipsiz hayvanlar bakımından ise Orman ve Su İşleri Bakanlığının yazılı başvurusu uzerine soruşturma ve kovuşturma yapılabiliyor. Boyle bir sureci başlatmış olacağız. Dolayısıyla biz bu işleri sahipsiz bırakmayacağız. Çok daha farklı tedbirleri almanın gayreti içerisinde olacağız.

' HAYATIMDA İKİ YERDE TACİZE UĞRADIM, BİRİ SURUÇ BİRİ HOPA'DIR'

(C) Fotoğraf : DHA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suruç'ta yaşananlar ve AK Parti Milletvekili İbrahim Halil Yıldız'ın kardeşinin hayatını kaybetmesi anımsatılarak, olayı 'AK Partililerin kışkırttığı' iddialarına yonelik soruya karşılık, seçim kampanyalarında butun teşkilatlara 'evleri, esnafı dolaşın, ziyaret edin' denildiğini soyledi. "Ben siyasi hayatımda iki yerde tacize uğramışımdır. Birisi Suruç'tur, birisi Hopa'dır" ifadesini kullanan Erdoğan, Suruç'ta mitinge gittiği sırada teror orgutunce otobuslerine yumurta atıldığını, Hopa'da DHKP-C uyelerinin benzer bir şeyi yaptığını ve korumalarından birisinin ağır yaralandığını soyledi.

Milletvekili İbrahim Halil Yıldız'ın ailece terore karşı mucadele veren yurekli bir aile olduğunu soyleyen Erdoğan, Yıldız'ın olayı esnafı dolaşırken yanlarına yaklaşanların, "Siz bizim HDP'li olduğumuzu bilmiyor musunuz? Buraya nasıl gelirsiniz?" demesiyle başladığını soylediğini ileri surdu. Erdoğan, "İbrahim arkadaşımız, bunlar ailece gerçekten terore karşı mucadele veren yurekli bir aile. Burada esnafı dolaşırken, (İbrahim Bey'den bizzat dinledim), "bizim HDP'li olduğumuzu bilmiyor musunuz, buraya nasıl gelirsiniz" demişler. Sonra ağız dalaşı başlıyor ve saldırıyorlar" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, şoyle devam etti:

  • Bu yaklaşım artık PKK'nın alışılagelmiş yaklaşımı. Hele hele bunlar Şanlıurfa'da boyle bir şeyi hiç hazmediyorlar. Çunku Şanlıurfa'nın bir farklılığı var. Onlara gore bir ozelliği var. Biz başka bir şey soyluyoruz, ozgurluk mucadelesi kendi ulkende, kendi kardeşlerine karşı boyle verilmez.

ERDO ĞAN'DAN PKK'YA: ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİ SANDIKTA VER

  • Ama bu PKK kendilerine gore ozgurluk mucadelesini ya dağlara kaçırarak verir veya mağaralara sokmak suretiyle verir. Veyahutta bizim mimarlarımızı, muhendislerimizi, oğretmenlerimizi bilinmeyen birçok yere kaçırarak verir. Bu mudur ozgurluk mucadelesi? Eğer samimiyseniz, durustseniz oyle Hans'ı, George'yi bilmem neyi arkana almak suretiyle gelip de ozgurluk mucadelesi verme. Özgurluk mucadelesinin tek yeri var. Sandık. Sandıkta ozgurluk mucadelesini ver.

  • Biz yanımıza ne Hans'ı alıyoruz, ne George'u alıyoruz. Bizim yanımızda sadece milletimiz var. Biz, milletimizle beraber yuruyoruz. Bunun için de başka bir şeyi bizim aramamıza gerek yok. Silah şu, bu filan falan yok. Bizim silahımız oyumuzdur. Bizim silahımız imanımızdır, fikrimizdir, duşuncemizdir. Biz, bu işi 40 yıldır boyle yaptık, boyle yapıyoruz ama siz arkadaş hala bu yola gelmediniz. İşte siz, 7 Haziran en onemli neticeydi. Neticeyi aldınız. Ama şu an içeride olan kişi (Demirtaş) 'dokulun sokağa' dedi. 53 tane Kurt kardeşimi, bunlar oldurmedi mi? Onları sokağa doken kimdi, bu Demirtaş, Selo. Peki Selo'yu ziyarete kim gitti? Bay Muharrem gitti. Yasin Boru şehit edildi mi, edildi. Şimdi mağduru oynuyorlar. Ama benim halkım bu oyunu yutmaz.

' TUTUKLULUK ADAYLIĞA ENGEL OLMALI'

"Şimdi bu adam Edirne'de cezaevinde, kendine bir maske uydurdu. Oradan cumhurbaşkanı adayı oluyor" diyen Erdoğan, yasadaki duzenlemeye işaret ederek, şunları soyledi: "HDP kendisine bir başka tutukluluk veya şu, bu olmayan bir tane aday çıkartamıyor mu? Bu kadar mı bunlarda adaylık noktasında fakirlik var? Eğer bu kadar bunlar fakirse, zaten bitmişler. Bunlar mağduriyeti oynuyorlar, onun edebiyatını yapıyorlar ama benim halkım, vatandaşım bu oyunu yutmaz. Bunlar tabii şunu da duşunduler, (TRT'deki seçim konuşması) 'Buyuk ihtimalle Adalet Bakanlığı bu işe musaade etmez, bize burdan da…' Tabii, Bakan bana sorunca dedim 'Ne gerek var? Bırakın.' Çekim nasıl oluyorsa, bu defa bu yapılmalı ama inşallah bu seçimi atlatalım, atlattıktan sonra işe sade mahkumiyet engel olmamalı. Tutukluluk da bu işin engeli olmalı. Yasal hale bunu getirmemiz lazım."

"Belli başlı suçlarda yasal hale getirilecek değil mi?" sorusuna Erdoğan, "Tabii" karşılığını verdi. "Bir mağduriyet rolu çıkmasın diye siz TRT'de seçim kampanyası yapmalarına izin mi verdiniz?" sorusu uzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Oradan oy devşirmek istiyorlar. Duşunun şimdi CHP'nin adayı gidiyor, onu ziyaret ediyor. Nedir bunun anlamı?" dedi.

' TERÖRİST ÖRGÜTLERİN ARKASINDA OLDUĞU BİR KİŞİ İÇİN 'ÖNÜ AÇILSIN' GAYRETİ İÇERİSİNE GİRİYORSUNUZ'

"CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin, Selahattin Demirtaş'a destek soylemlerinin" hatırlatılması uzerine Erdoğan, şu goruşlerini paylaştı: "Tabii, yalnız o değil ki. Diğerlerinin yok mu? Diğerleri de aynı destek soylemlerini yapıyor. 'Bir cumhurbaşkanı adayı nasıl olur da cezaevinde kalır?' diyor. Hale bak. Şimdi bu cezaevinde kalan zatın çok daha farklı suçları olabilirdi. Ne olacak? Bunlar, bunun gerekçesi mi olacak? Ki bunlar bu işin geçmişini çok da iyi bilirler. Çok da farklı bir şekilde bunu yaşadılar. Önu açıldı mı bu işin? Yok. Şimdi burada ne oluyor da size bu terorist orgutlerin arkasında olduğu boyle bir kişi için 'Bunun onu açılsın' gayreti içerisine giriyorsunuz? Ben ozellikle de halkıma, milletime şunu hatırlatmak istiyorum, biz, eğer terorle mucadeleyi hakkıyla, dort dortluk yapacaksak, ben, bu kişilere veya orgutlere karşı 24 Haziran'da benim milletimin gerekli dersi, cevabı vereceğine inanıyorum."

' BUNUN ARKASI BOŞ DEĞİL ZATEN'

"Seçim manifestonuzda 'daha çok demokrasi, daha çok ozgurluk, daha çok adalet, daha çok reform' gibi vaatlerde bulundunuz. 24 Haziran'da kazandığınız takdirde bu ifadelerinizin arkasını nasıl dolduracaksınız?" sorusunun yoneltildiği Erdoğan, "Bunun arkası boş değil zaten, dolu. Nedir o? Bir defa 'daha çok demokrasi' dediğimiz zaman bundan ne anlıyoruz? Butunuyle bu ulkede hangi inanç, hangi duşunce grubu olursa olsun bunlar istisnasız bu ulkede demokratik haklardan istifade edecektir." yanıtını verdi.

' ÇUKURLAR AÇILDI, ŞİMDİ KAPATILDI'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2005'te Diyarbakır'da "Kurt sorunu beni sorunumdur." dediğini anımsatarak, son gidişinde ise "Artık Turkiye'de Kurt sorunu yoktur." sozlerine değindi. AK Parti'nin Turkiye'de inkar ve ret politikalarını, asimilasyonu kaldırdığını soyleyen Erdoğan, şunları soyledi: "Artık boyle bir şey bizim ulkemizde var mı? Yok. Biz, 'milli çozum, milli birlik, kardeşlik' dedik. Ve butun bunlara davet yaptık ama ne yazık ki bunların hiçbirisine gelinmedi. Aslında bunların hepsi bunun arkasında. İşte çukurlar açıldı. Şimdi kapatıldı. Bitişik nizam binaların aralarında tuneller kazıldı. O tuneller tamamen yok edildi. Ve butun bunlarla beraber o Diyarbakır'ın yıkılan saat kulesi, yakılan camiler vesaire butun bunlar… Ve Dicle kıyısında ozellikle oralar gayet guzel park bahçe haline getirildi. Şimdi tabii biz bununla beraber bir adım daha atıyoruz. Vesayetçiliği ortadan kaldırıyoruz. Gerek resmi, gerek askeri noktada atılan adımlarla şu anda bizim silahlı kuvvetlerimiz, polisimiz, jandarmamız ve koy korucularının yerine getirdiğimiz guvenlik korucularının dordu birbiriyle o kadar dayanışma, entegre içerisinde ki bunlarla beraber bolgeye huzur, barış geldi."

' DERSİNİ ÇALIŞMAMIŞ'

"CHP'nin cumhurbaşkanı adayı İnce'nin 'Kurt sorunu' ifadesini kullandığının" hatırlatıldığı Erdoğan, değerlendirmelerine şoyle devam etti: "Onlara şunu sormak lazım, sizin terorle mucadele adına yaptığınız bir şey var mı? Bize bunu bir soyleyin. Terorle mucadele adına… Hatta FETÖ'yu de bir cumleyle geçiştirmişler. Var mı boyle bir şey? Yok. Daha ne konuşuyorsunuz? Sizin teror diye bir sorununuz yok bir defa ama AK Parti'nin 'teror' diye bir sorunu var. Terorle mucadele eden İsmail Metin Temel Paşa'yı afedersiniz gundemine getirip 'Geldiğim gunun hemen ertesinde apoletlerini sokerim.' Yani adamın o kadar işleri var ki hemen geldiğinin ertesinde hemen apolet sokecek. O apoleti sen mi taktın da sen sokeceksin? Bu ulke bir hukuk devleti. Sen, hukuk devletinde ne zamandan beri bu işi cumhurbaşkanlarının yaptığını gordun? Ben, 3,5 yıllık cumhurbaşkanlığımda, 11,5 yıllık başbakanlığımda boyle bir adımı atamadım. Sen neye gore atıyorsun bu adımı? Bu çırak bile olamamış, diyorum ya. Bu ulkede neler oluyor, bitiyor bunlardan dahi haberi yok. Dersini çalışmamış."

' MORALİ BOZULMUŞ BEYEFENDİNİN'

(C) AA /

"İnce'nin 'Moralim bozuldu' dediğinin" hatırlatılması uzerine Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu: "Morali bozulmuş Beyefendi'nin. Ben, bir defa aynı zamanda şu anda iki kimlik taşıyorum. Bir kimliğim de benim Anayasa'nın amir hukmu gereğince ben şu anda Turkiye'de Başkomutanım. Ve Başkomutan bu iftar sofrasında bir konuşma yapıyor. İsmail Temel Paşa da Malatya protokolunun bir mensubu olarak orada. Ve onlar da bizim orada ordumuzu teşvik eden ifadelerimizden dolayı da kalkıp alkışlamış diğerleriyle beraber olduğu gibi. Niye seni rahatsız ediyor bu? Senin gururlanman lazım. Asker, millet aynı masada toplanmış. Daha once boyle bir şey oluyor muydu? Asker, sivil bir araya gelebiliyor muydu? Artık boyle bir şey kalmadı. Bir araya geliyorlar. Beraber yemeklerini yiyorlar. Bizim en buyuk iftiharımız bu. Elhamdulillah bunu başardık."

Erdoğan, Cumhur İttifakı'nın oluşumu ve bolgede Kurt seçmenin bu ittifaka nasıl baktığının sorulması uzerine, "bolgeden az, çok oy gelir" noktasında olmadıklarını, bu ulkede ayrılık, gayrılık olmaması, bir birliğin sinyallerini vermek için harekete geçtiklerini ifade etti.

' EKONOMİ RİSK DE, SİYASET DEĞİL Mİ?'

(C) REUTERS / Murad Sezer/Illustration/File Photo

'Her şeyden once, ummetin birliğini sağlama derdinde olduklarını, milli, yerli, Cumhurun İttifakı ile ulkede yeni bir donemi, sureci başlatmayı amaçladıklarını' belirten Erdoğan, "Bunun belli yerlerde hazımsızlığı var, bunun farkındayım. Ama aksi olan durum da var. Öyle bir yola giriyorsunuz ki bunun riski olur. Ben ekonomi tahsili gordum, hocalarımız, 'Ekonomi risktir' derdi. Ekonomi risk de siyaset risk değil mi, siyaset de risktir. Daha ileri gidelim, hayat risktir. Tum bunları goreceğiz. Riski goz ardı ettiğinde zaten netice alamazsın. Onun için riski goze alacaksın ve uzerine uzerine gideceksin." diye konuştu.

Diyarbakır'da muhteşem bir miting yaptıklarını, bu mitingde sıcağa ve ramazan ayına rağmen 35 bin kişinin toplandığını, akşam da 6 bin kişilik kanaat onderleriyle iftar yaptıklarını aktaran Erdoğan, "Onu bile hedefinden saptırmaya kalktılar. Neymiş, oradaki Tayyip Elçi'yi tekrar masaya gondermemişler. Önunu kesmişler. Tayyip Hoca, namaza gitmiş, o esnada ben konuşuyorum. Ben namazı kılıp, geldim ve Tayyip Hoca'nın korumalar tarafından engellendiğini gorunce, korumamı çağırdım, 'Soyle şuna yanlış yapıyor, Tayyip Hoca yerine gelsin.' dedim." ifadesini kullandı.

' PROMPTER OKUMUYORUM, PROMPTERİ YAŞIYORUM'

"Bu sırada hem prompter okuyorsunuz, hem salona hitap ediyorsunuz, o ara bir de Tayyip Elçi'yi izliyorsunuz. Bu alkışlanacak bir şey" denilmesi uzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben prompter okumuyorum, prompteri yaşıyorum. Onlar farklı." dedi.

' KÜRT KARDEŞLERİM DİYORUM, KÜRTLER DEMİYORUM'

(C) Fotoğraf : HDP

Tayyip Elçi'nin yerinin dolu olması nedeniyle kendi yerine oturması işaretini verdiğini ve oraya oturduğunu aktaran Erdoğan, şoyle devam etti: "Hemen, 'Prompteri okuyamadı, takip edemedi, dondu kaldı' falan diyor. Bir yerden dokunduracaklar ya, buradan yakalamaya çalıştı. Olayın gerçeğini, hakikatini anlatınca da oyun bozuldu. Bu malum grupların işi hep iftira at, tut, nasıl olsa iz bırakır değil mi? Burada da onu yapmak istediler. Ama o akşam 5-6 bin kanaat onderiyle bizim o iftarı yapışımız bunların butun her şeyini alt ust etti. Ne yaparlarsa yapsınlar sonunda biz yolumuza devam edeceğiz. Burada bir gerçeği ozellikle Kurt kardeşlerime açıklamak istiyorum. Bak ben 'Kurt kardeşlerim' diyorum, 'Kurtler' demiyorum. Burada bir incelik var. Niye, çunku bizim dinimiz, 'Ancak inananlar kardeştir.' diyor. Ben Kurt kardeşlerimi inananlar olarak gorup, onlara kardeşim olarak bakıyorum. Onlar bizden, biz onlardanız. Onun için de kalkıp başka devlet kendilerine aramalarına gerek yok. Hatta hatta daha ileri gidiyorum, toprak aramalarına gerek yok. Bu toprakta yaşayacaklarsa zaten bizim garantimiz altındadırlar. Çunku AK Parti bugune kadar tum Turkiye'nin partisi olmuştur. Diğerleri maalesef tum Turkiye'nin partisi olamamıştır, etnisite uzerine hareket etmişlerdir veya bolgesel kalmışlardır. Ondan sonra bir yere gitmişlerdir, savundukları yer kavmiyetçiliktir. Ama bizde kavmiyetçilik yok."

' KÜRT KARDEŞİMİ DE ALDIM, ARAP KARDEŞİMİ DE'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Turkiye'nin 3,5 milyon Suriyeli'ye kapılarını açtığını, bunların buyuk çoğunluğunun Arap olduğunu belirterek ancak Kobani'den gelen Kurtlere de kapıları açtıklarını, şu anda hala yaklaşık 150 bin Kobani'den gelen Kurt'un Turkiye'de bulunduğunu bildirdi. ABD Başkanı Barak Obama ile aralarında o donemde ciddi manada diyaloglar geçtiğini aktaran Erdoğan, "Ayrım yapmadık, 'Bu Kurt'tur, bu Arap'tır demedik'. Ölumden kaçıyorlar, olumden kaçana biz kapıyı kapayabilir miyiz? Kurt kardeşimi de aldım, Arap kardeşimi de." dedi.

' BUGÜNÜN OHAL'İ O OHAL DEĞİL'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, OHAL'in seçimden sonra kalkacağı yonundeki açıklamalarının hatırlatılması uzerine, goreve geldiklerinde, 2002'nin son aylarında Turkiye'de OHAL olduğunu ve OHAL'i bir ayda kaldırdıklarını anımsattı.

Erdoğan, o donemde partiyi kurmak için Guneydoğu'yu dolaştığına işaret ederek, şu goruşlerini paylaştı:

  • Bize o zaman 'OHAL'i kaldırın yeter' dediler. O zamanın OHAL'inde tum ticari hayat o bolgede durmuştu. Mesela ben Cizre'yi dolaşıyorum, evlerin bahçelerinde TIR'lar kamyonlar var, çurumeye yuz tutmuş. Meğerse Irak tarafından mazot kaçakçılığı yapılıyormuş. 'Biz geldiğimizde bunu halledeceğiz' dedik. O zaman Abdullah Bey Başbakan, OHAL'i bir ay içinde kaldırdık. Ama bugunun OHAL'i o OHAL değil, orada kan govdeyi goturuyordu. Ama şimdi biz o donemi sıyırdık, o donemden geçtik.
  • Bu donemdeki OHAL'in amacı, 15 Temmuz FETÖ teror orgutunun Turkiye'yi soktuğu atmosferden Turkiye'yi kurtarmak ve terorle mucadelede işimizi kolaylaştırmak. Şu anda biz herhangi bir yerde bir grev duyuyor muyuz, universitelerimizde bir olay duyuyor muyuz, hayır. Niye OHAL var. Fakat nasip olursa inşallah 24 Haziran'dan sonra bu OHAL'i masaya yatırıp, kaldırmak suretiyle bu sureci devam ettireceğiz.

' OHAL'İ VATANDAŞLARIMIN ÖZGÜRLÜKLERİNİ ENGELLEYEN BİR UNSUR OLARAK KULLANMADIK'

  • Bu demek değil ki tekrar OHAL gelemez mi. OHAL'in gelmesi sorun değil, eğer OHAL'i gerektirecek bir durum soz konusu olursa OHAL yine gelir ama niçin gelir, terorle mucadele için gelir. Çunku terorle mucadelede asla bu işi sekteye uğratmamamız gerekir. Çunku şu anda en onemli sorunumuz teror. Bunu başaracağız. Bunu başardığımız anda ekonomi de çok daha iyi noktaya gider, eğitim de çok daha iyi noktaya gider, ulaşım, yatırımlar, alt yapı hepsi çok daha iyi noktaya gider. OHAL'i biz burada kullanıyoruz. Yoksa vatandaşımın ozgurluklerinde, sosyal yaşamda değil. Boyle bir şey için onu engelleyen bir unsur olarak OHAL'i kullanmadık ki?

Muhalefetin ısrarla olağanustu hal uzerinde durduğu ifade edilerek, "Bunun arkasında başka bir şey mi var?" sorusu uzerine Erdoğan, "Onun arkasında olan şey şu, 'Acaba biz buradan prim yapar mıyız?' Çunku oyle şeyler gundeme geliyor ki 'Şunu ben ileri surersem, buradan bir prim yapar mıyım?' Çalışılmış dersler, başlıklar değil bunlar ama biz dersimizi çalışıyoruz. Hangi konu ne getirir, ne goturur, biz bunu çalışıyoruz" diye konuştu.

' UTANMADAN SIKILMADAN TELEVİZYONA DAVET EDİYOR, BİZ SENİ MUHATAP ALIR MIYIZ?'

Muhalefetin insansız hava araçları, silahlı insansız hava araçları, nukleer santral, 3. havalimanı, yerli otomobile savaş açtığı ifade edilerek, "Mesela Sayın İnce, kaldıracağım diyor, ama ertesi gun de çıkıp sizi uretim yapmamakla suçluyor. Zorlanıyor musunuz? Bu tutarsız, ikircikli, paradoks, hepsi yaşanıyor, hızlı trene karşı olan birisine nasıl cevap vereceksiniz?" şeklindeki soru uzerine Erdoğan, "Bunlar leblebi, çekirdek. Çunku bu işin bizim için zor tarafı yok. Bunlar çırak bile değil. Biz artık ustalık donemini geçirdik. Şu işlerin kabili telif değil. Sen 'Kanal İstanbul'a karşıyım' diyen bir adamla neyi konuşacaksın? Utanmadan, sıkılmadan televizyona davet ediyor. Üzerimizden kalkıp reyting sağlayacak kendine. Biz seni muhatap alır mıyız?" ifadelerini kullandı.

' BEĞENMİYORSAN İKİNCİ KÖPRÜDEN GİT'

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin memleketi Yalova'ya gidip geldiği koprunun Yavuz Sultan Selim Koprusu olduğuna işaret eden Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu: "Yavuz Sultan Selim Koprusu'nden ne kadar parayla geçtiğini konuşuyor. Orayı beğenmiyorsan ikinci kopruden git. Şimdi bak bayramda o da ucretsiz. Öbur tarafı da bir defa biz PPP, yani kamu ozel anlayışıyla yaptık. Belli bir sure burası boyle ama belli sure sonra bu kopru, tamamen o da diğerleri gibi devlete kalacak. O zaman iki koprudeki uygulama neyse Yavuz Sultan Selim Koprusu'ndeki uygulama da o olacak. Bunun uzerinden prim yapmanın bir anlamı olabilir mi? Ve ağırlıklı olarak da 3. koprunun işlevi ağır vasıtalar uzerinedir. Otomobiller daha çok bir ve ikiyi kullansın diye bunlar yapıldı. Şimdi buradan kalkıp 'İşte bak şurası ucretsiz, burası 97 lira, 114 lira' gibi laflar ediyor. Ücretsiz olayı zaten bizim her bayram yaptığımız uygulamadır ama normal zamanda tabii onların fiyatıyla bunun fiyatı daha farklı."

' YATILI OKUDUM, HAFTADA BİR GÜN SİMİT SATTIM'

(C) AA / Muhammed Enes Yıldırım

Muharrem İnce'nin "Ben Turkiye'nin zencisiyim" dediği hatırlatılarak, "Acaba roller değişti mi? Yani dunun AK Partisi bugun Turkiye'nin beyaz Turkleri haline geldi, itilmiş kakılmışları da CHP'liler mi oldu?" sorusuna karşılık Erdoğan, "Bu ekranda hiç halkı aldatmaya gerek yok. Turkiye'de beyaz Turklerin kimler olduğunu benim halkım çok iyi bilir." dedi. Kıyı kaptanı, Rize Guneysu'dan çıkıp gelmiş Ahmet Erdoğan'ın oğlu olduğunu, yıllarca her turlu mesleği yaptığını belirten Erdoğan, imam hatipte yatılı okuduğunu, hafta sonları cumartesi oğle gelip, pazar akşamı okula donduğunu, o bir gunde de simit sattığını anlattı.

Kartpostal alıp, bunları ailesine gonderenlere satarak para kazandığını, bunu babasından aldığı haftalık 2,5 lira ile yaptığını ifade eden Erdoğan, imam hatipi bitirdikten sonra Camialtı'nda futbol oynadığını, İETT'de futbol oynarken belli bir maaş almaya başladığını belirtti. Evliliğini de bu donemde yaptığını aktaran Erdoğan, 1980 darbesinde İETT'den atıldığını, ozel sektorde işe girdiğini kaydetti.

' COŞKUN SUCUKLARI'NDA ÇALIŞIYORDUM'

Erdoğan, "Özel sektorde de çok anlamlı iş bulduk. Detaylarına girmeyeyim. Hamdolsun, askere yedek subaylığımı yapacağım ana kadar devam ettik. Yedek subaylığıma başladığımda yedek subaylıktan aldığım maaşla patronum bana dedi ki --Allah selamet versin yaşıyor hala, marka da bilinen bir marka ama onu soylemem lazım, onların da bende hakkı var, Coşkun Sucukları'nda çalışıyordum- dedi ki, 'Buradan aldığın maaşın yarısını da askerlik boyunca almaya devam edeceksin.' Ve benim yedek subaylıkta aldığım maaşımda duşuş olmadı. Yani ne alıyorsam aynen devam etti." diye konuştu.

Bunların hepsini kader planının içerisindeki guzellikler olarak niteleyen Erdoğan, askerden sonra bir sure daha aynı sektorde devam edip, sonrasında ozel sektorde bir şirketin distributorluğunu yapmaya başladığını soyledi.

' YILLARCA ZENCİ TÜRK MUAMELESİ GÖRDÜK'

Belediye Başkanlığına kadar bu işe devam ettiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti: "Belediye Başkanı olduktan sonra bir gazete koşe yazarı dedi ki 'Orada yonetim kurulu başkanı olamazsın' Aslında mani bir hal yok ama ben tuttum yonetim kurulu başkanlığından istifa ettim. Sonra aile meclisinde konuştuk, yonetim kurulu uyeliğinden de istifa ettim ama vuracak ya, oradan onlar vurmaya yine devam ettiler. Biz tabii artık kale almadık, yolumuza devam ettik. Kardeşim, eniştem, beraberce işi yuruttuler. Şimdi Bay Kemal, Bay Muharrem'in şunu bilmesi lazım, 'Ben bu millete efendi olmaya geldim' o size ait, bize ait değil. Biz hizmetkar olmaya geldik, aramızdaki fark bu. Biz, bu ulkede yıllar yılı beyaz-zenci ayrımında beyaz Turk muamelesi gormedik, zenci Turk muamelesi gorduk. Neyle? İnancımızla, fikrimizle, duşuncemizle. Bizim çocuklarımız imam hatiplerin kapısından çevrildi Bay Muharrem, senin çocukların çevrildi mi?"

' KİM BİLİR O ÖĞRENCİLER SENDEN NE CEFA ÇEKTİLER'

İnce'nin bugun başortusu savunuculuğu yaptığının belirtilmesi uzerine de Erdoğan, "Başortusu konusunda savunamıyor da 'Ben imam hatipte 3 yıl oğretmenlik yaptım' diyor. Sen oğretmenlik yapsan ne yazar? Kim bilir o oğrenciler senden ne eza, cefa çektiler. Çunku siz bir defa hep uygulamalarınızda başortusuyle ilgili, mesela Anayasa Mahkemesine gidişleri var. Nerede, malum o 417 kararında imzan var, senin de imzan var, Bay Kemal'in de imzası var. Kimi aldatıyorsunuz?"

' ÖĞRETMENLERDEN ÖZÜR DİLEMESİ LAZIM'

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı "Muharrem İnce'nin dershane işletirken çalıştırdığı 10 emekli oğretmenin sigorta primlerini odemediği, devamında da gelen mufettişi tehdit etmesi" yonunde çıkan haberlerin sorulması uzerine Erdoğan, bu konunun doğru ise halk tarafından yeterince bilinmediğini vurguladı. Bunun doğru olması durumunda kendisinin de meydanlardan dile getireceğini aktaran Erdoğan, "Kalkıp da patronu olduğu bir dershanede oğretmenlerin sigortasını odemediği için burada boyle bir sıkıntı yaşanmışsa her şeyden once onun bu halktan da o oğretmenlerden ozur dilemesi lazım. Bunların nasıl bir işletmecilik yaptığı ortada. Bunların haram, helal diye bir şeyleri demek ki yok." diye konuştu.

' BUNLARIN DERDİ KOLTUK'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Muharrem İnce'nin iki farklı propaganda yuruttuğu belirtilerek, bunu nasıl yorumladığının sorulması uzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şoyle konuştu:

  • Şimdi şoyle bir gerçek var; Bay Kemal biliyor ki Bay İnce seçilemeyecek. Bay Muharrem seçilemeyeceğini bildiği için bir defa koltuk noktasında bu kişiyi ekarte etmiş olacak. Bir daha bununla uğraşmayacak. Ama Bay Muharrem de biliyor ki 'Ben her ne kadar burada elemine olsam da ben bunun başına bela olacağım.' Öyle veya boyle. Kendine bu seçim kampanyalarında bir zemin oluşturma gibi bir gayreti olacak. Bundan sonraki sureçte CHP'nin içindeki ozellikle bu dalaş çok daha farklı bir şekilde yuruyecek. Bizim butun hedefimiz, 24 Haziran'ı başarıyla atlatmak, bunların da tabii derdi seçim değil, koltuk davası. Bu koltuğu kim kapar, bunun gayreti içerisinde bunlar bu sureci yurutuyorlar.

' MAN ADALARI DEDİ BAY KEMAL, NE OLDU?'

  • Bunlar akşam bir turlu, sabah bir turlu. Bunların 'Allah bir' dediğine inan çunku Allah bir. Bunların sozlerine inanılmaz. Ama şimdi bakıyorsunuz Bay Muharrem de aynı. O da iyi yetişmiş bunların yanında. O da yalanda çok mahir, durust değil. Kalkıp da Tayyip Erdoğan ile ilgili tescilli kalkıp da soylemediğimi, yapmadığımı, bir yalanımı çıkarsın soylesin. Bak 'Man Adaları' dedi Bay Kemal ne oldu? Mahkeme sonuçlandı 197 bine ailemiz adına cezalandırıldı. Bir daha bana saldırı yaptı diğer mahkeme oradan da 187 bin geldi. Şimdi neymiş AİHM'e gidecekmiş, çunku onların yapılarını biliyor. Kendi lehine bir karar çıkartsan ne yazar. Bizim için onemli olan burasıydı. Ben Turk mahkemelerine guveniyorum.

' KILIÇDAROĞLU'NDAN KAZANILAN TAZMİNATLARLA SUCUK DAĞITACAK MISINIZ?' SORUSU

  • Yok hayır, fakir fukaraya, garip gurebaya dağıtmak en isabetlisi olur. Seçim de bir geçsin.

' MENBİÇ PAZARLIĞI OLMADI'

ABD ile yapılan Munbiç mutabakatı hatırlatılarak, "Orada bir iddia var. 'Turkiye, Munbiç karşılığında Doğu Fırat'la ilgili rezervlerinden vazgeçti.' deniliyor. Bu doğru mu?" yonundeki soru uzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir defa Munbiç'in boyle bir pazarlığı kesinlikle olmamıştır, bunların hepsi iftiradır. Biz bu tur konularda bir defa oyle kolay kolay pazarlığa oturmayız. Kim adına, neyin pazarlığını yapıyoruz?" dedi.

' MENBİÇ KÜRTLERİN DEĞİLDİR, YÜZDE 95 ARAPLARINDIR'

"Bir defa Munbiç Kurtlerin değildir" ifadesini kullanan Erdoğan, "Munbiç ne YPG'nin, ne PYD'nin hiç değildir. Yuzde 95 Araplarındır" diye konuştu.

Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Korkuyla, tehditle oradan Arapları çıkardılar. Bu sureç Obama doneminde başladı. Obama'nın burada çok buyuk haksızlıkları var. Bunu defalarca kendileriyle konuştuk. Bana soz verdi, 'Burada ne PYD, ne YPG kalmayacak. Buranın sahipleri olan Araplar buraya yerleşecek.' dedi. Bu olmadı. Daha sonra Sayın Trump doneminde de biz bunları yine konuştuk. Şimdi bunların tabii Fırat'ın doğusuna gonderilmesi, buraya da gerçek sahipleri Arapların gelmesi. Şimdi bu konuda ben başarıda Pompeo'nun bana gore bir gayreti olduğu inancındayım ve hemen bizim Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu ile bir araya gelme teklifi geldi ve bir araya geldiler ayın dordunde, konuyu goruşerek yol haritası vesaire belirlediler, şimdi bu yol haritası çalışmaya başladı. Bu haritaya gore de PYD, YPG boşaltacaklar, oranın gerçek sahipleri Munbiç'e yerleşecek. Bu işin bir boyutu."

KAND İL'E OPERASYONLAR

Turkiye'nin burayla beraber Irak'la ilgili gelişmeleri olduğunun da altını çizen Erdoğan, şu anda Kandil uzerinde ısrarla durulduğunu aktardı. Erdoğan, ilk adım olarak 20 uçakla Kandil'de 10 onemli hedefi vurduklarını hatırlatarak, bu hedefler arasında cephanelikler bulunduğunu bildirdi. CHP'nin Kandil'de kimsenin kalmadığı iddialarına yonelik Erdoğan, "Bunların bilerek konuştukları yok. Neyi biliyor, kimden haber alıyor? Demek ki bunlara FETÖ olayında olduğu gibi herhalde Amerikan istihbaratı bilgi veriyor ona gore konuşuyor." ifadesini kullandı.

' CHP KANDİL'DEN İSTİHBARAT ALIYOR DİYORLARSA ZATEN DAHA BÜYÜK BİR TEHLİKE'

Erdoğan, CHP'nin Kandil'den istihbarat aldıkları yonundeki açıklamalarına ilişkin de şunları kaydetti: "Onu diyorlarsa zaten o daha buyuk tehlike. O zaman benim halkımın çok iyi değerlendirmesi lazım. Şimdi Kandil sana boyle bir istihbarat veriyorsa bir, orası boşaltılmadı aslında. Biz işi bırakmadık, istihbaratımız çalışmaları surduruyor, bu yeni çalışmalarda yeni bilgilere ulaştık. Yeni bilgilerle beraber tekrar operasyonlarımızı yaptık. Bu son operasyonlarda oradaki çok onemli bunların toplantı alanlarını vurduk. Henuz neticesini almadık ama vuruldukları kesin. Bunu ilk defa sizinle paylaşıyorum. Belki bu akşam Silahlı Kuvvetlerin sitelerinde de yayınlanabilir. Öyle bir (konsey) toplantı. Buradan gelmek istediğimiz şey şu, bunların bizim için kimlikleri de onemli tabii. Şu anda biz adım adım bu işin uzerine gidiyoruz. Sincar bizim için neden onemli? Çunku Sincar bizim için ikinci bir Kandil'dir. Onun için biz Sincar'da da boyle bir şeyi tespit ettiğimiz anda, gereğini yapacağız. Burada MİT'in yoğun bolgeyle ilgili çalışmaları devam ediyor."

' KANDİL'DE VURULANLAR ARASINDA ÖNEMLİ İSİMLER VAR'

Erdoğan, Kandil'e yonelik operasyonda vurulanlar arasında onemli isimlerin bulunup bulunmadığına ilişkin bir soru uzerine, "Biz bunu buyuk ihtimal olarak goruyoruz." karşılığını verdi. Erdoğan, daha once "İyi haberler vereceğim" şeklinde bir cumlesi olduğunun hatırlatılması uzerine, "O işte bu." ifadesini kullandı.

Erdoğan, "Önumuzdeki saatlerde sonuçlarını goreceğiz" şeklindeki ifade uzerine de "Saat veya gun. Belli olmaz, çunku kolay yerler değil." dedi.

' F-35'LER KONUSUNDA BİR MANİ YOK'

F-35 savaş uçaklarının gelip gelmeyeceğine ilişkin bir başka soru uzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda bir manisi yok. İşi Savunma Sanayi Musteşarlığımız takip ediyor. Zaten pilot noktasında gonderildi, orada belli bir eğitim falan da aldılar. Takvim çalışıyor. Şu ana kadar da 800 milyon dolar biz bunlar karşılığında odeme yaptık. Bu odemelerimiz de aksamadan devam ediyor. Yani biz bir defa sozleşmemize sadığız, herhangi bir orada da aksama soz konusu değil" karşılığını verdi.

' BAY MUHARREM MİLLET KÜTÜPHANELERİNDEN ÇOK KORKUYOR, BUNLARI KUMARHANEYLE KARIŞTIRDILAR'

İstanbul'da Beyazıt'taki millet kutuphanesini "muhteşem" olarak niteleyen ve Zeytinburnu Belediyesinin yaptığı kutuphanenin ekrana verilen goruntulerini izleten Erdoğan, "Bundan Bay Muharrem çok çekiniyor, çok korkuyor. Buraları bunlar kumarhaneyle karıştırdılar" dedi. "Onlar hala oradalar, iskambil oynama, zar atma, okey taşları falan herhalde onu anlıyorlar." ifadesini kullanan Erdoğan, "Kıraathanenin manasını oğren. Kıraat okuma, hane, okuma evi" diye konuştu.

' AİLEM BU İŞİN İÇİNDE'

Erdoğan, ailesinden seçim doneminde fikir alıp almadığına ilişkin bir soru uzerine, "Almaz olur muyum? Kızlar, zaten hepsi bu işin içinde. Oğlum Bilal bu işin içinde, abisi de tabi televizyonlardan adım adım takip ediyor. Ondan sonra eleştirilecek yerler nedir, Ne değildir bunları soyluyorlar. O katkılarla beraber yurutuyoruz. Rize'deki programda kuçuk kızım bizimle beraberdi. Orada bazı şeylerde ozellikle programın akışına mudahalesi oldu, 'şunu şoyle yapsak, bunu boyle yapsam nasıl olur' diye. Biz de onları uyguladık o akşam" yanıtını verdi. Ailesinin kendisine giyim konusunda da tavsiyelerde bulunduğunu anlatan Erdoğan, "Aile bir defa işin içinde. Şu anda benim ailemde işin dışında olan yok." dedi.

Erdoğan, ailesiyle siyaset konuşup, konuşmadığına ilişkin bir soru uzerine de "Siyaset konuşmamak diye bir şey olur mu, biz siyaset konuşurken dinleniyoruz." yanıtını verdi. Patilere kesilen yavru kopekle ilgili konuyu da ilk olarak kızından duyduğunu aktaran Erdoğan, bu konuda ilk mudahaleyi de onların yaptığını, buyuk oğlunun ve dunurunun kopek sahibi olduğunu da kaydetti.

' SİHİRLİ DEĞNEK' SORUSUNA YANIT, KÜLTÜR VE SANAT

"Elinizde bir sihirli değnek olsa hemen yapmak istediğiniz nedir?" şeklindeki soru uzerine Erdoğan, yapmak istedikleri planları açıkladığını belirtti.

Eğitimde atılması gereken adımlar bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şoyle konuştu: "'Sihirli değnek' dediğiniz şey onu koyalım bir kenara da ozellikle kultur ve sanatta çok ciddi mesafe almamız gerekiyor burada açığımız var. Bunun için ben bu donemde 'ne yaparlarsa yapsınlar, bir adım atacağım.' dedim. Taksim'deki AKM'yi yıkacağım ve bunun yerine o daha once vaat ettiğim opera binasını yapacağım. Projeyi oranın gerçek muelliflerine yaptırdık. Şu anda yıkım bitti. Geçenlerde bir gece gittim o yıkılmış halini gordum. İnşallah 24 Haziran'dan sonra da yeni proje zaten hazır. Onun animasyonunu gostermiştim. Şimdi o animasyon uzerinden Taksim Ataturk Kultur Merkezi ki bunu opera olarak yapacağız. Fakat muhteşem bir proje oldu. Onu oraya yaparak, Taksim Meydanı'na ayrı bir zenginliği kazandıracağız."

' BEDELLİ ASKERLİK KONUSUNDA TERÖRLE MÜCADELE HASSASİYETİ GÖZ ÖNÜNE ALINMALI'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bedelli askerlik konusunda bir takvim vermesine ilişkin soruya da bununla ilgili bir takvimi kendisinin vermesinin yanlış olacağını vurgulayarak, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bunu, benim başkan olduğum anda çalışacağım insan veya insanlar kimdir? Birinci derece Genelkurmay Başkanım'dır ve Milli Savunma Bakanım'dır. Onlarla beraber bunu tabii ki muzakere edeceğiz, tartışacağız. Şu anda bir defa ihtiyaç var mı yok mu, bu bir. İki, şu anda biz terorle mucadele ederken, bunun zamanlamasını nasıl yapağız. Çunku bir tarafta terorle mucadele var, bir tarafta da bedelli askerlikle siz terorle mucadele noktasını bir kenara koyuyorsunuz. Onun için bu hassasiyeti goz onune almamız lazım."

Bu hassasiyet içerisinde bedelli askerliğin ne zaman çıkacağı konusunda diğerleri gibi bir adım atmayacağını vurgulayan Erdoğan, "Burada bir birikim var, bu birikimi de biliyoruz. Dolayısıyla biz şimdi Bay Muharrem gibi bu işin dışında değiliz ki. Elimizde de bir birikim var, bunun beklentisi var, yurt dışından var, yurt içinden var. Bunun rakamını çok cuzi bir miktara da indirdik. Şu anda bu kapıyı açtığımız zaman buraya ciddi bir huruç harekatı olacaktır. Aslında burayla ilgili atılacak çok farklı adımlar da var. Onun için ben Genelkurmay Başkanıma da Milli Savunma Bakanıma da soyledim. Biz bu yeni duzenlemeleri silahlı kuvvetlerle ilgili çok daha farklı ele almamız lazım." dedi.

' PROFESYONEL ASKERLİĞE PEYDER PEY GEÇMİŞ VAZİYETTEYİZ'

"Profesyonel askerlik gibi" şeklindeki ifade uzerine ise Erdoğan, "Profesyonel askerliğe zaten biz peyder pey geçmiş vaziyetteyiz biz ciddi anlamda. Ama bir de surelerle ilgili universite mezunlarının durumları ne olacak? Bunlar biliyorsunuz bir ara 12 aya duştu, 6 aya duşurulenler oldu. Bunların hepsini yeniden silahlı kuvvetler bunları masaya yatıracaktır. Milli Savunma Bakanlığı bu işin zaten birinci dereceden sorumlusudur. Bunların uzerinde çalışmalarımızı yapacağız. Yani bunları boyle bir populist duşunceyle bana gore siyasi polemik konusu yapmamalıyız, hele hele terorle mucadelenin yapıldığı bir sureçte bunun, bu şekilde gundeme getirilmesini doğru bulmuyorum." değerlendirmesini yaptı.

"Askerlikte sure kısalabilir mi?" sorusu uzerine Erdoğan, "Zaten kısaltıldı biliyorsunuz, biraz dahası olmaz da. Bu noktada 12 aylık var, 6 aylık var. Ben kendim 16 ay askerlik yapmışım. Bunu yedek subay olarak yapmışım. Şu anda silahlı kuvvetlerimiz, Genelkurmay olarak bu konuyu beraberce onlarla muzakere ederiz, çalışırız, ondan sonra da olması gereken neyse onu yaparız." yanıtını verdi.