Özet (TL;DR) @ 2018-06-11T11:58:00.000Z: AB Bakanı Ömer Çelik, 7 camiyi kapatma kararının ardından ilişkilerin gerildiği Avusturya'yı 'Avrupa'nın geleceği için pimi çekilmiş bir bomba' olarak niteledi. Çelik, "İkinci Dünya Savaşı'ndan önce…
Turkiye
11:58 11.06.2018(Guncellendi 12:10 11.06.2018) URL'yi kısaltın
AB Bakanı Ömer Çelik, 7 camiyi kapatma kararının ardından ilişkilerin gerildiği Avusturya'yı 'Avrupa'nın geleceği için pimi çekilmiş bir bomba' olarak niteledi. Çelik, "İkinci Dunya Savaşı'ndan once urettikleri anti semitizmin bir benzeri olacak şekilde İslam duşmanlığı uretiyorlar. Avusturya'nın donem başkanlığını yok sayıyoruz" dedi.
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmuzakereci Ömer Çelik, Haberturk TV ve Bloomberg HT ortak yayınında gundeme ilişkin soruları yanıtladı. Çelik'in açıklamalarından satır başları şoyle:
' CUMHURBAŞKANI ADAYLARI VAATLERİNİN KAYNAĞINI BULAMAZLAR'
- Yoğun bir seçim kampanyası suruyor. Biz seçime her zaman hazır bir partiyiz. Seçimler arasında da teşkilatlarımızın yoğun bir faaliyeti var. Öncelikli olarak gorduğum şu; çok aday yarışıyor ama esasında iki unsur yarışıyor. Bir tanesi toplumun onune bir karneyle çıkmış, yapacağım dediklerini yapmış cumhurbaşkanımız var. Turkiye'nin bu donemde demokrasisi, ozguveni, ekonomisi buyumuş. Ortada bir başarı hikayesi var cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekleşen.
- Bunun karşısında ise 2002'den bu yana kazanımları ters yuz etmekten bahseden, elde edilmiş birçok kazanımı terse çevirmekten bahseden bir lobi var. Cumhurbaşkanı adaylarının çok ciddi hazırlık ortaya koyması gerekiyordu. Cumhurbaşkanımız şimdiye kadar yaptıklarını ve yapacaklarını anlatırken, bunu gerçekleştirecek bir dirayet var. Bu pozitif bir ajanda. Diğer adaylar ise negatif bir ajanda uzerinden gidiyorlar. Neredeyse 180-220 milyarlık vaatlerde bulunuyorlar. Bu kaynağı bulamazlar.
' CUMHURBAŞKANIMIZ TEZ, DİĞER ADAYLAR ANTİTEZ'
- Halkımızın cumhurbaşkanımız yonunde yuksek bir tercihte bulunacağını bulunuyor. AK Parti'nin de mecliste çoğunluk olacağını duşunuyorum. Toplumun beklentileri açısından cumhurbaşkanımız tezi ifade ediyor, diğer adaylar ise antitezi ifade ediyor. Biz bir şeye inanıyoruz. Bir iddia uzerine siyaset yapıyoruz. AK Parti siyasi fikir temelinde bir kitle partisi olmayı başarmıştır. Bu siyasi fikir toplumun gerçeklerine dayanan ve dunyanın gerçeklerine açılan bir siyasi fikirdi. 2002'den bugune kadar Turkiye 100-200 yıllık yol yurudu. Hep beraber şunu gorduk, koştuğumuz zaman, belli bir hedefe yuruduğumuz zaman, Turkiye'nin nasıl bir zinde guce donuştuğunu gorduk. Bizim hayatımıza anlam katan mucadele bu. Sadece dar olarak, Turkiye'yi kimin yoneteceği olarak duşunmemek lazım. Bunu Turkiye'nin dunyada geniş bir yer edinmesiyle ilgili duşunuyoruz.
' AVUSTURYA BAŞBAKANI HAYALPEREST, AVRUPA'DA ÇOK DA CİDDİYE ALINAN BİRİ DEĞİL'
- Avusturya Avrupa'nın geleceği için pimi çekilmiş bir bomba. Başbakan olan şahıs, hayalperest, aşırı sağın iddialarını dillendiren, ırkçıların soylemlerini içselleştirmiş durumda. Kendisi merkez sağ gozukuyor ama aşırı sağın politikalarını izliyor. Kendisi Avrupa'da da çok ciddiye alınan birisi değildir. Avusturya hukumeti İslam duşmanlığının temsilcisi haline gelmiştir. Herhangi bir camide yanlış gordukleri bir olay varsa bu diyalog yoluyla çozulebilir.
' CAMİLERDE RADİKAL OLUŞUMLAR GÖREMEZLER'
- Avrupa'da vatandaşlarımızın gitttiği camilerde radikal oluşumlar goremezler. Esas mucadelemiz DEAŞ gibi radikalizme karşıysa, DİTİB gibi Turkiye'ye yakın unsurlarla yakın çalışmak mucadeleyi guçlendirir. Avusturya'da aşırı sağ iktidar ortağıdır. Aşırı sağ, aşırı sağdan daha fazla benimsemiş bir kişi başbakanlık yapmaktadır. Bunla mucadele etmenin yolu demokratik alanı genişletmektir. İkinci Dunya Savaşı'ndan once urettikleri anti semitizmin bir benzeri olacak şekilde İslam duşmanlığı uretiyorlar. Önumuzdeki donemde Avrupa için çok kaygılıyım. Avusturya'nın donem başkanlığını yok sayıyoruz. Avrupa Birliği değerlerini sahiplenecek bir hukumet gormuyoruz. Bir yandan normalleşmeden bahsediyorlar, bir yandan Turkiye'nin AB uyeliğini eleştiriyorlar.
' TÜRKİYE-AVUSTURYA İLİŞKİLERİ BİR PAKETTİR'
- Turkiye-Avusturya ilişkileri bir pakettir. Kendi işlerine geleni ovup, işlerine gelmeyeni eleştirirlerse paketin butun unsurları etkilenecektir. Avusturya hukumeti tum Avrupa'yı zehirlemektedir. İşlerin iyice anormalleştiği bir Batı dunyasıyla karşı karşıyayız. Ortadoğu için DEAŞ neyse, Batı için bu İslam duşmanları odur. Dun yaptıkları hatanın benzerine duşuyorlar.
' YUNANİSTAN, DARBECİLERİ HİMAYE EDEN BİR ÜLKE HALİNE GELDİ'
- Alkis Konstantinidis
Darbeci askerlerle ilgili ilk bu konuları konuştuğumuzda, bu asla kabul edilemez diyorlardı. Daha sonra başka bazı ulkelerin bazı mudahilliklerde bulundukları yonunde kulağımıza gelen şeyler oldu. Yunanistan, darbecileri himaye eden bir ulke haline gelmiştir. Bu himaye ettikleri kişiler NATO ordusuna silah çekmişlerdir. 15 Temmuz bizim için herhangi bir olay değil. Bu, Yunanistan'la ilişkilerimizi kokten etkileyecek bir olaydır. Bunun hukukla da bir ilgisi yok. Belli ki başka bir boyut gerçekleşti. Bu şahıslardan belli askeri sırları alabileceğini duşunuyorlar. Bunlar herhangi bir kıblesi olmayan, vatan aidiyeti olmayan, elverişli birer aparat durumundalar. Asker uniformasını giymiş teroristlerin himaye edilmesi Turk-Yunan ilişkilerindeki her şeyi etkiler.
V İZE SERBESTİSİ
- Geriye kalan 7 kriterle ilgili olarak kapsamlı bir toplantı gerçekleştirerek bir yol haritası hazırlamıştık. Başbakan ve Cumhurbaşkanımızın onayı sonrasında bunu karşı tarafa ilettik. Şu anki haliyle bunun kabul edilmemesi için bir sebep yok. Ama tabi son zamanlarda en teknik meselelerle bile siyasi parantezlere alınmaya çalışılıyor. Bunu yaparlarsa sureç uzar. Dunya değişik bir yere gidiyor. Şimdi Çin Devlet Başkanı serbest ticaret ve kureselleşmeden bahsediyor, ABD Başkanı ise korumacılıktan bahsediyor. Kutupların yer değiştirdiği bir donemden geçiyoruz. G7 sonrasında, ABD Başkanı ve Kanada Başbakan'nın atışması suruyor. Macron'un açıklaması ilginçti. Tum ittifakların sarsıldığı, yeni ittifakların kurulduğu bir dunyada değerleri korumak her zamankinden daha onemli. AB de son zamanlarda değerleri araçsallaştıran bir goruntuye burundu. Juncker bunla ilgili bir ozeleştiride bulundu. 'Herkese ders vermeyi bırakalım' dedi.
' TÜRKİYE İLE AB'NİN İÇ İÇE GEÇMESİ GEREKİYOR'
- Dolayısıyla AB, dunyanın turbulansa girdiği bu donemde dunyanın istikrar ve refahını hırpalanmadan çıkarmak için Turkiye ile beraber hareket etmelidir. Avrupa artık bir fanus içerisinde yaşamıyor. Suriye, Irak, Afganistan doğrudan Avrupa'yı etkiliyor. Enerjiyle ilgili gelişmeler, siyasal gelişmeler, DEAŞ'la mucadele, aşırı sağın yukselişi. Bunları ortaya koyduğumuzda Turkiye ile AB'nin iç içe geçmesi gerekiyor.
- Varna zirvesinde Turkiye-AB ilişkileriyle ilgili bir resetleme yapıldı. Turkiye ile Avrupa ilişkileri herhangi bir şekilde kopmayacak yapısal ilişkilerdir. İmtiyazlı ortaklık gibi tekliflere yuz vermeyeceğimizi soyledik. Akıl tutulmasını temsil eden bazı aktorler bunu yakın zamanda teklif ettiler. Ancak bu ciddiye alınmadı. Turkiye burada karşı taraftan lutuf bekleyen bir ulke değildir.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.