Özet (TL;DR) @ 2018-06-10 02:11:11.643463: Gazeteci Mehmet Y. Yılmaz’ın, Hürriyet gazetesinde yayımlanan köşe yazılarından oluşan dördüncü kitabı ‘Şaşırma Duygumu Kaybettim’, 2016-2017 Türkiye’sinin siyasi bir fotoğrafını çekiyor. Yılmaz,…



Şaşırma Duygumu Kaybettim', dorduncu kitabınız ve ilk defa aşk, ilişkiler hakkında değil. Hurriyet gazetesindeki koşenizde kaleme aldığınız siyasi yazıların derlemesi... Bunca yıldır siyaset uzerine yazıyorsunuz, neden şimdi kitaplaştırma ihtiyacı duydunuz?

- Bunca yıldır siyaset yazmama karşın bir suredir yazamıyordum. Turkiye'de şu anda yaşanan rejime demokrasi diyemiyoruz, diktatorluk desek çok ağır kaçıyor. Bunu sorgulayan bir kitap çalışması için son uç-dort yılın siyasi gelişmelerini hatırlamaya çalışırken, o donemde yazdığım yorumları da tekrar okumam gerekti. Gordum ki, o gunun ozel durumlarını yorumlamak için yazılmış olsalar da Turkiye'deki rejimin nereye doğru yonelmekte olduğuyla ilgili ayna işlevi de gorebiliyorlar. İleride bu donemle ilgili çalışma yapacak siyasi tarihçiler için bir tur not defteri olsunlar diye duşundum.

Ş aşırma duygusunu kaybetmek tehlikeli

**Kitapla ayn ı adı taşıyan yazınızı 14 Temmuz 2017'de, bir Anayasa Mahkemesi kararına getirilen yayın yasağıyla ilgili yazmışsınız. O gunden bu yana nelere şaşırdınız, ya da şaşırdınız mı?

- Turkiye'de hukukun bittiğinin ilanı olan bir mahkeme kararıydı bu. Duşunun, Anayasa Mahkemesi bir karar veriyor ve bir yerel mahkeme yargıcı, o karar ile ilgili habere erişim yasağı koyuyor! Nasıl oluyor çok belli: Yargıç onune gelen yayın engelleme isteğinin neyle ilgili olduğuna bakmıyor bile. Siyasi mulahaza ile hareket ediyor ve isteğin kimden geldiğine bakıyor. FETÖ yargısı işbaşındayken de boyleydi. Ve işin ilginci gazetelere manşet olacak bu olay kuçuk bir haber oluyor ve ertesinde rezillik ortaya çıkınca mahkeme kararını değiştiriyor. Şaşırsak mı şaşırmasak mı? Bilemiyorum. Yazının başlığı biraz da bu duyguyla atılmıştı.

**Ş aşırma duygusunu kaybetmek bir gazeteci için tehlikeli değil mi?

- Evet, tehlikeli. Boyle bir haberin kuçucuk gorulmesi, bazı gazetelerde hiç yer almaması bu duygunun gazetecilerde kaybolmaya başladığını da gosteriyor. Gunlerce uzerine konuşulması gereken bir haberdi ama artık bize normal bir durummuş gibi geliyor.

**Siz hem siyaset gibi 'ağır' konular hem de aşk gibi 'hafif' konular hakkında yazıyorsunuz. Pek çok gazeteci için bu ikisi arasında hiyerarşik bir ilişki vardır. Sizin için var mı? Birini diğerinden daha onemli buluyor musunuz?

- Doğrusunu istersen yazılması daha zor olan yazılar ikincilerdir. İkincisini yazabilmek için çok okumak gerekiyor. Duşunmek gerekiyor. Siyaset yazmak buna gore daha kolay aslında. Memleket zaten çok verimli bir tarla bu açıdan. Neredeyse her gun bir garip gelişme oluyor. Siyaset muktesebatın, hukuk bilgin, sosyoloji ve tarih bilgin yeterliyse bu olayları bir çerçeve içine oturtup yorumlamak o kadar zor bir iş sayılmaz.

**Peki a şk ve ilişkiler uzerine yazmak mı siyasi makaleler kaleme almak mı daha keyifli?

- İnsan hayatıyla ilgili olanları yazmak daha keyifli geliyor bana. Kadın- erkek ilişkileri uzerine yazılan yazılar okuyucularla yaptığım bir sohbet gibi.

Gazetede yazamayan kitap yaz ıyor

**Kitapl ı gazetecilerin sayısı hızla artıyor. Kimi sizinki gibi derleme, kimi kitap için ozellikle yapılmış araştırma haberler, kimiyse edebiyat turunde. Gazetecilerin bu eğilimini neye bağlamak lazım?

- Gazetecinin işi yazmak ve gunumuzde bu işini bir gazetede ya da televizyonda yerine getirebilmesi o kadar kolay değil. Kitap, kendini ifade edebilmenin bir başka yolu gazeteci için ve şimdilik açık olan bir yol.

**G uncel gelişmeler uzerine daha once kaleme alınmış yazıların derlenmesindeki motivasyon ne oluyor? Evet, gazetenin omru bir gun ama artık internet arşivlerinde hiçbir şey kaybolmuyor. Bir donem yaşanırken nerede durduğunuzu kayıt altına almak mı ya da yaptığınız elemeler ile belirli konulara odaklanıp sozunuzu soylemek mi?

- İkisi de geçerli. Hem pozisyonunuzu kayda geçirmeye yarıyor hem de bu pozisyon uzerine bir sozu tekrarlamak anlamına geliyor.

Medyadaki bozulma Özal doneminde başladı

Kariyeriniz boyunca Radikal, Posta, Fanatik gibi gazeteleri, pek çok dergiyi Turkiye basınına kazandırdınız. Her biri de kendi alanında ekol haline geldi. Ülkede basının gelecek 10 yılı için ongorunuz nedir?

- Gelecek 10 yılda ulkenin gideceği yer basının geleceğini de belirleyecek. Turkiye, guçler ayrılığına dayanan bir gelişmiş demokrasiye yonelirse, bu guçleri denetlemek uzere bir dorduncu guç olarak medyaya ihtiyaç var. Turkiye'nin yolu bir otoriter yonetime yonelecek ise bu duzende ozgur medyaya yer yok. Öyle duzenlerde yandaş medya ortaya çıkar, Sovyetler Birliği'ndeki Pravda gibi! Otoriter rejimler altında kalmış ulkelerdeki gazeteler gibi. Gorunurde varlardır ama işlevleri yurutme, yasama ve yargıyı halk adına denetlemek değil, guç sahibinin borazanlığını yaparak, halkın gerçeklere ulaşmasını engellemektir.

**Mesle ğe başladığınız 1975 yılından bugune bakarsak, Turkiye'de gazeteciliğin en iyi yapıldığı ya da mesleğin en parlak olduğu donem hangisiydi?

- 12 Eylul'e kadar olan donem bence olması gerekene en yakın donemdi. 12 Eylul'un açık baskı doneminin ardından seçimler yapılıp normalleşme başlayınca gazetecilik de normal rayına doğru yoneldi. En iyi donem ise çok sayıda gazete sahipliğinin olduğu donemdi. İyi haber, doğru haber yapan muhabirin odullendirildiği, gazetelerin birbirleriyle bayide ciddi rekabet ettiği donemdi. Bugun yayımlanmasını kimsenin aklının alamayacağı haberler o donemlerde yayınlanabildi. Ama once Turgut Özal'ın, sonra Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller'in medyayı kendilerine gore dizayn etme istekleri ile bozulma başladı ve bugune kadar geldik.

Gazetecilik şahane meslektir

**Bug un yeni mezun olmuş bir gazeteci adayı size gelse, ona ne soylerdiniz?

- Daha once de hep aynı şeyi soylerdim, şimdi de soyluyorum: Hukuk, tarih, sosyoloji, toplumsal psikoloji ve siyaset teorisi okuyun, okumaya hiç ara vermeyin. En azından bir tane yabancı gazete, dergiyi takip edecek kadar yabancı dil oğrenin. Bu şahane bir meslektir, yeter ki kendinizi guç tutkusuna kaptırmayın.

Aşk yazmak, siyaset yazmaktan daha
zor

Mehmet Y. Yılmaz
Ş aşırma Duygumu Kaybettim
Thales Yay ınları
256 sf. / 25 TL