Özet (TL;DR) @ 2018-06-08T22:35:34.000Z: Başbakan Binali Yıldırım, NTV canlı yayınında soruları yanıtladı. Yıldırım, OHAL ile ilgili olarak, "Yakın zamanda OHAL meselesi yeni hükümetin gündeminde olacaktır ve kaldırılması cihetine…



Başbakan Binali Y ıldırım, NTV ekranlarında yayınlanan ' Se çime Doğru' programında O ğuz Haksever'in sorularını yanıtladı.

O ğuz Haksever: Kendileri yeni sistem goz onune alındığında son başbakan. Sayın Başbakan Binali Yıldırım'la birlikteyiz. Çankaya Koşku'ndeyiz. Buradaki son faaliyetler de denebilir. Seçimlerden sonra ne olacağı konusunda bir tasavvur var mı?

Binali Y ıldırım: Burası Cumhuriyet'in kuruluşuyla anılan bir yer. Önemi ne olursa olsun bdevam edecek. Başbakanlığın sona ermesiyle onemi unutulacak değil. Tarihi bir gerçeği var. Cumhuriyetimizin kurucu Gazi Mustafa Kemal'in yaşadığı ev muze olarak burada, Pembe Koşk burada ve hukumetlerin yıllar boyu gorev yaptığı yakın siyasi tarihimizin anılarının olduğu sadece Ankara'nın değil Turkiye'nin bildiği onemli bir mekan. Hangi amaçla kullanılırsa kullanılsın gozumuzun içi gibi bakacağımızdan vatandaşlarımız emin olabilir.

_ O ğuz Haksever: İzmir milletvekili adayısınız. Bu duyulur duyulmaz acaba Başbakan Binali Yıldırım seçimden sonra Meclis Başkanlığı'na aday olur mu diye yorum silsilesi geldi. _

Binali Y ıldırım: Şu anda biz bunları duşunecek durumda değiliz. Bir yandan Cumhurbaşkanımız bir yandan biz fellik fellik memleketin her koşesini dolaşıyoruz. Şu ana kadar 22 ilde vatandaşlarımızla bir araya geldik. Gunumuz Ramazan'ın bereketiyle dolu dolu geçiyor. Seçimleri aradan çıkaralım, yeni meclis oluşsun Cumhurbaşkanı seçimi belli olsun memleketin işleri sahipsiz kalmaz. Bir çozum bulunur bir şekilde. 22 bitti 16 mitingimiz var. Bunlara Ankara, İstanbul ve İzmir dahil değil. Özellikle Ankara ve İstanbul'u Cumhurbaşkanımızla beraber yapacağız. Ayrıca bir gun İstanbul'da ilçelerde bir gun Ankara'da ilçelerde son haftada seçim bolgem olan İzmir'de geçireceğim. Oyu da İzmir'de kullanacağım.

O ğuz Haksever: Bugun ozellikle one çıkan Avusturya'nın 7 camiyi kapatma ve Turk din gorevlilerini sınır dışı etme kararı Turkiye'de buyuk bir tepki ile karşılaştı. Hukumetiniz ne diyor?

Binali Y ıldırım: Doğrusu Avusturya bir sureden beri izlediği ırkçı politikalar ve soylemlerle zaten Avrupa Birliği'nin genelinden ayrışmış durumda. Yeni seçilen Başbakan maalesef gelecek hedeflerini iç siyasette akılcı olmayan kararlarla inşa etmeye çalışıyor. Avrupa'nın değerleri fikir ozgurluğudur, inanç ozgurluğudur, hoşgorudur. Alınan bu kararda bunların hiç birisi yok. Tamamen bir İslam duşmanlığı, din duşmanlığı var. Populist soylemlerle uzun vadede siyasette başarılı olma imkanı yoktur. Kısa vadeli çıkar elde etme adına 2 milyara yaklaşan İslam dunyasının tepkisini goze almak hiç de akıllı siyasetçiye yakışan bir şey değildir. Dunya din duşmanlığından, mezhep savaşlarından, ırkçılıktan çok buyuk bedel odedi. İkinci Dunya Savaşı'na bakın, Avrupa'daki mezhep savaşlarına bakın, Ortadoğu'daki olaylara bakın uzuntulerle doludur. İsrail-Filistin meselesinde de İsrail yonetiminin yaptığı tamamen bir bolgede dinler arası çatışmayı koruklemekten ote bir şey değildir. Dolayısıyla din meselesini başımızın uzerinde tutmamız lazım. Üzerinden yorum yapılacak, fikir yurutulecek bir mesele olarak gormeye başladığımız zaman yani dini ağzımızın seviyesine getirdiğimiz zaman ortalık karışıyor. O bakımdan fevkalade yanlış bir karardır. Ne evrensel hukuk kurallarına ne Avrupa Birliği değerlerine ne de azınlıkların hak ve hukukuna sığacak bir karar değildir. Hele hele Avusturya'nın yakında Avrupa Birliği donem başkanlığını alacak olması çok daha durumu vahim hale getirmektedir. Boyle bir Avrupa Birliği ulkesine bu zihniyetteki yoneticilere Avrupa Birliği nasıl emanet edilir, onu Avrupalıların takdirine bırakıyorum. Tahammul edemeyen, kendinden farklı duşunen, kendinden farklı inanan insanlara tahammul gosteremeyenlerin birliğin vizyonunu, hedeflerini gerçekleştirmek için ortaya ne koyacaklar ben bunu merak ediyorum.

O ğuz Haksever: Bir başka guncel konu, Cumhurbaşkanı Erdoğan OHAL'in seçimlerden sonra kalkabileceğinin işaretini verdi. FETÖ ile mucadele belirli bir aşamaya geldi de ondan mı boyle işaret verildi?

Binali Y ıldırım: Evvelsi gun sayın Cumhurbaşkanımızın bu yonde bir açıklaması oldu. Doğrusunu isterseniz OHAL baştan beri hep soyledik, "Biz kendimize olağanustu hal ilan ettik, vatandaş için hal olağandır" dedik. İşi gucu, ticareti, memleketin, vatandaşımızın her şeyi normal gidiyor. OHAL bize ozellikle 15 Temmuz darbesinden sonra FETÖ paralel devlet yapılanmasıyla mucadelede bize onemli bir esneklik sağlıyor. Bu mucadelede de ciddi bir ilerleme kaydedildi. Mahkemeler hemen hemen darbeye bizzat bulaşanların hukumlerini veriyor, cezalar kesiliyor. Çok az devam eden dava kaldı. Ayrıca bu ihraç edilenler, açığa alınanlar, memuriyet dışına çıkarılanlar bunlar konusunda da bir imkan getirdik. OHAL'e rağmen İtirazları İnceleme Komisyonu kurduk. Butun şikayetleri topladı komisyon. Hatta oylesine detaylı çalışma yaptılar ki bir kişi hakkında mesela sadece istihbarat kuruluşlarının verdiği bilgiler değil mahkemelerdeki dosya bilgilerini de veya medyadaki orada buradaki bilgileri de bir araya toplayıp teker teker değerlendiriyorlar ve sonuçlandırıyorlar. Dolayısıyla bu mekanizmada yururluğe girdikten sonra bu mucadelede bir zaafın yaşanması çok olası değil. O yuzden sayın Cumhurbaşkanımızın bu açıklaması çok iyi bir açıklama olmuştur. Ümit ederim yakın zamanda OHAL meselesi yeni hukumetin gundeminde olacaktır ve kaldırılması cihetine gidilecektir. Seçim olacak, ondan sonra hukumet belli olacak. Bu seçimin en onemli ozelliği, seçim sandıkta belli olduğu zaman hukumet de belli oluyor. Meclis kompozisyonu da belli oluyor. Yeni sistemde guvenoyunu sandıkta millet veriyor. Tabii bu OHAL'in kaldırılması kuresel yatırımcılar açısından da onemli bir rahatlamayı getirecek.

O ğuz Haksever: Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sozleri, "AK Parti adayları oyuna gelmeyin, Milliyetçi Hareket Partisi'ni dışlamaya gucunuz yetmeyecektir, fitneye duşmeyin. Milliyetçi Hareket Partisi uzerinde oyun oynamaya kalkmayın". Buna sayın Cumhurbaşkanı da katıldı. Cumhurbaşkanı da, "İttifakı bozamazlar" diye ozetleyebileceğim bir soz sarf etti. Ne demek istedi sayın Bahçeli?

Binali Y ıldırım: Dediği çok açık. Biz bir yol arkadaşlığı kurduk. Cumhur İttifakı birdenbire ortaya çıkan bir ittifak değil. Hatırlarsanız 2016 zannediyorum ekim veya kasım ayında sayın Bahçeli çıktı, "Bu işler boyle gitmiyor, bu iki başlılıkla biz ulkeyi bir yere goturemeyiz. Bu ulkenin beka meselesidir. Dolayısıyla hem cumhurbaşkanı hem başbakan iki guçlu iradeyle ulke yonetilemez" dedi. "Dolayısıyla bir anayasa değişikliği yapıp bu işin adını koymak lazım. Ancak bizim buna sayısal gucumuz yetmiyor" dedi. Bizde bunu bir çağrı olarak kabul ettik. Ben yine hukumette başbakandım, partinin genel başkanıydım. Kendisi ile temasa geçtik ve ilk toplantımızı 10 Kasım 2016'da yaptık. Prensip olarak sistem değişikliğini ongoren anayasadaki temel değişiklikleri hayata geçirmek oldu. O sureç 9 Aralık'ta Meclis'e anayasa değişiklik teklifinin verilmesiyle başladı. O sure içinde iki partinin gorevlendirdiği arkadaşlar çalıştı, hazırladı. Biz genel başkanlar olarak sayın Cumhurbaşkanımızın da goruşlerini alarak değişikliği yaptık Meclis'e verdik. Komisyonlarda 21 Aralık'a kadar devam etti. Sonradan da ocak ayında Meclis Genel Kurulu'nda goruşmeler tamamlandı ve 16 Nisan 2017 halk oylamasına giden sureç geldi. Bizim 2016 Ekim'inde başlayan bir ittifak surecimiz var. Bu 15 Temmuz hain darbe girişiminde çok daha guçlu hale geldi. Daha sonra Yenikapı ruhuyla bunu bir uzun soluklu uzun vadeli bir beraber bir yol yurumeye ittifaka donuşturme kararı aldık. Nihayet bunu 24 Haziran'da yapacağımız seçimlere taşıyacağımız Cumhur İttifakı'nı da kurduk. Olay, Cumhur İttifakı'nda Milliyetçi Hareket Partisi ve AK Parti var. Her iki partinin milletvekillerinin isimleri var, iki kolon arasında il il. Orada Milliyetçi Hareket Partili seçmenler kendi partilerinin milletvekili adaylarını, AK Partili seçmenler de kendi partilerinin adaylarına oy verecek. O oylardan tam kendi bolgesinde olmayıp her iki tarafa da yansıyan oylar olursa onlar da muşterek sayılacak. Neticede butun oylar toplanacak ayrı ayrı da toplanacak bulunan oran nispetinde o bolgedeki o seçim çevresindeki milletvekili dağılımı ortaya çıkacak. Bu tabii diğer ittifakın işleri de aynı olacak. Milliyetçi Hareket Partisi'ni dışlamak diye bir şey soz konusu olamaz, Milliyetçi Hareket Partisi'nin de AK Parti'yi dışlamak diye bir şeyi olamaz. Biz beraber çıkmışız bu yola. AK Parti'nin de Milliyetçi Hareket Partisi'nin de içinde bilgimiz dışında, çok lokal bazı olumsuzluklar olabilir. Biz bunları genele yaymak ve gel de oluyormuş gibi duşunmemiz soz konusu değildir. Biz her mitingimizde Cumhur İttifakı'na vurgu yapıyoruz. Milletin bekası için, ulkenin geleceği için, istikrarı için, ulkenin tek bayrak, tek vatan, tek bayrak, tek devlet ulkusu etrafında oluşturulmuş bir birliktelik olduğunu hep soyluyoruz. Dolayısıyla aramıza fitne sokmaya çalışanlara fırsat vermeyeceğiz.

O ğuz Haksever: Yine sayın Bahçeli'nin af ısrarını gundeme getireceğim. Seçimden sonrada ısrarlı olursa tavrınız ne olur?

Binali Y ıldırım: Gundemimizde bizim af yok. Sayın Bahçeli bunu gundeme getirdi. Tabii onlar ayrı siyasi parti biz ayrıyız. Bizim gundemimizde yok. Seçimden sonra ne olur ne biter Meclis kompozisyonu belli olmadan, Cumhurbaşkanlığı seçimi belli olmadan bu konuda bir formul koymak bir fikir ortaya koymak sağlıklı olmaz. Ama bugunku durum çok açık ve net bizim hele hele FETÖ ile mucadele devam ederken PKK bolucu orgutlerle DEAŞ ile mucadele devam ederken, milletin vicdanını sızlatacak kararlara biz olur dememiz mumkun değil. Sayın Bahçeli ile bu hususu ben goruştum. Biraz sayın Bahçeli maalesef tabii Selahattin Demirtaş'ın dışarı çıkması lazım, diğer adayların gidip ziyaret etmeleri filan nasıl oluyorsa boluculeri cesaretlendiren, isyana çağıran Kurt vatandaşlarımızı birisine bu kadar sahipleniliyor, dışarı çıkması isteniyor diye ondan rahatsız olduğunu anladım konuşmalarından. Madem oyle kader kurbanlarına da af olsun diye bir beyanatı oldu.

O ğuz Haksever: Yunanistan'ın darbecileri serbest bırakması uzerine Yunanistan'la geri kabul anlaşmasını durdurdu Turkiye. Bunun sonuçları ne olacak Ege'de ve daha başka bir takım tepki içerikli kararları olabilir mi Turkiye'nin?

Binali Y ıldırım: Komşumuz olarak Yunanistan'ın bu yaptıklarını kabul etmemiz mumkun değildir. Biz buyuk mucadele içerisindeyiz. Bu ulkenin bekasına karşı bir darbeye girişmiş olan, o kadar şehidimizin gazimizin olmasına sebep olan bu FETÖ unsurlarını serbest bırakmak, iyi komşuluk ilişkilerine sığmaz. Ama burada da bir kafa karışıklığına sebep vermemek lazım. Yunanistan'la ikili geri kabul anlaşmamız var bir de Avrupa Birliği ile geri kabul anlaşmamız var. Biz ikili geri kabulu durdurduk, Avrupa Birliği ile geri kabul anlaşmasını iptal etmemiz soz konusu değil.

O ğuz Haksever: Kandil en ağırlıklı konulardan biri. Kuzey Irak içlerindeki operasyonun durumu nedir?

Binali Y ıldırım: Tabi bizim FETÖ ile PKK ile onun uzantısı PYD-YPG ile ve DEAŞ'la mucadele eden 3 orgutle aynı anda mucadele eden başka ulke yok. Biz son iki yılda terorle mucadelede bir konsept değişikliğine gittik. Savunma değil taarruz esaslı bir mucadele yontemi seçtik bunun da sonuçlarını gorduk. Gittiğim doğu ve guneydoğu illerinde insanların uzerinde terorun baskısı kalkmış, ozguvenleri artmış insanların. Bayraklarını dalgalandırıyorlar, yaylalarda surulerini otlatıyorlar muthiş beklenti geleceğe yonelik muthiş bir heyecan gordum. Yurtiçinde teroru gundemin birinci maddesi olmaktan çıkardık. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu çalışmaları yaptık ve gerek silahlı kuvvetlerimiz gerek jandarmamız, polisimiz, guvenlik korucularımız, ozel kuvvetlerimiz çok iyi bir koordinasyon içinde başarılı bir faaliyet yaptılar. Ancak sınırlarımız dışından da girişler devam ediyor. Bunu Suriye'de buyuk oranda onledik. Cerablus'tan Afrin'e kadar bu bolgedeki butun teror unsurlarını temizledik. Gerek ulkemize donen gerek başka yerlere gitmek zorunda kalan oranın yerli halkı memleketlerine donduler. Ama Fırat'ın doğusunda sorunumuz devam ediyor. Şimdilik Irak sınırına kadar olan bolgeyi bir kenara bırakalım. Munbiç meselesine malum Amerika ile goruşuyoruz. Ama Kuzey Irak'taki olay yeni değil. Yıllardır biz en buyuk sıkıntıyı Kuzey Irak'tan yaşıyoruz. Irak merkezi hukumeti zaman zaman kendi iç meselelerine daha çok yoğunlaştığı için bolgedeki PKK faaliyetlerine karşı tedbir almakta zorlanıyor. Özellikle Kerkuk'te Musul'da olup bitenler. Önce PKK daha sonra DEAŞ'ın orada yaptıkları butun guçlerini de DEAŞ'ı yok etmeye harcadılar dolayısıyla oradaki PKK yapılanması konusunda fazla bir katkı sağlayamadılar. Biz de terorden vatandaşlarımızın zarar gormesinş onlemek can ve mal guvenliğini sağlamak için hudut otesi sıcak takip de yapıyoruz. Bu yeni değil yıllardan beri yapıyoruz. Ama şimdi biraz daha farklı bir modele geldi. Suriye'dekine benzer bir uygulama Kuzey Irak sınırlarımızın 30 kilometre derinliğinde 300 kilometrekarelik bir alanda silahlı kuvvetler unsurlarımız konuşlandı. Yani içerilerden gelecek teror faaliyetlerini sınırlarımız içine girmeden etkisiz hale getirmek için faaliyetlerini surduruyorlar. Havadan bunu çokça yapıyorduk ama karadan sahada yok etmeye yonelik ciddi bir adımdır. Bunun otesi Kandil de olabilir, Mahmur da olabilir, Sincar da olabilir. Tehdit neredeyse, teror nereden bize zarar veriyorsa oralar bizim için hedeftir. Tabii bunu biz komşu ulkelerimizle birlikte yapmayı tercih ederiz. Defalarca bu konuda goruşmelerimiz oluyor. Onlarda bu konuda isteksiz değil ama ellerindeki imkanlar içinde bulundukları şartlar buna elvermiyor her zaman. O bakımdan biz terorle mucadelede uluslararası hukuktan doğan haklarımızı bugune kadar kullandık bundan sonrada kullanmaya devam edeceğiz. Bizim ne Irak'ın ne Suriye'nin topraklarında gozumuz yok. Bizim derdimiz ulkemizin guvenliğini sağlamak insanlarımıza kasteden teror orgutunun zararlarını ortadan kaldırmak.

O ğuz Haksever: Bolge ulkeleri İran, Bağdat yonetimi ve hatta Irak bolgesel Kurt Yonetimi buralarla iş birliği olmadan Kandil'in tamamen bertaraf edilemeyeceğine dair yaygın bir kanaat var. İş birliği var mı?

Binali Y ıldırım: Bir sorunumuz yok. İran da PKK'ya karşı, Irak merkezi hukumeti de karşı, peşmerge yonetimi de karşı PKK'ya. O bakımdan bir sıkıntı yaşayacağımızı zannetmiyorum.

O ğuz Haksever: Menbiç konusunda once heyet goruşmeleri oldu, ardından iki bakan bir araya geldi ve diplomasi ile ilerliyor. 4 Haziran'da başladı; Turkiye'nin ısrarı ile hızlı sonuç alma soz konusu oluyor. 

Binali Y ıldırım: 90 gunluk bir takvim var. Bu takvim uygulanmaya başladı. Ama biz tedbiri elden bırakmıyoruz. Geçmiş donemde verilen sozler sahada yansımadı. Obama yonetimi PYD ve YPG'lileri Fırat'ın doğusuna geçireceğiz dediler ama sozde kaldı. Şimdi bu yazılı bir dokuman var, gereğinin yapılmasını yakından izleyeceğiz. Hedef Munbiç'in guvenliğinin sağlanması, Munbiçlilere ait olması onlar tarafından yonetiminin ele alınması. YPG'nin PYD'nin SDG'nin baskılarının tamamen yok edilmesi. Bu konuda bir fikir birliği var bir irade hem Amerika'da hem Turkiye'de var. Umarım kısa surede hayata geçer.

O ğuz Haksever: Turk askerinin oradaki varlığı ne zaman olur? 

Binali Y ıldırım: Bu iki ulke arasında yapılacak bir faaliyet olduğu için koordinasyon gerektiren bir şey. O yuzden benim tek taraflı bir takvim telaffuz etmem yakışık olmaz. Planlamalar yapılıyor.

O ğuz Haksever: Menbiç konusunu diplomasi ile çozdunuz Fırat'ın doğusu içinde aynı model uygulanabilir mi? 

Binali Y ıldırım: Bizim tercihimiz diplomasi. Zaten Amerikalıların PYD/YPG ile iş birliği yaparken bize soyledikleri, "Bu bir tercih değil bir mecburiyet". DEAŞ'ı yok etmek için mecbur kaldık dediler. DEAŞ bitti şimdi hala ne işi var bu adamların orada. Amerika bizim muttefikimizse NATO'da ortağımızsa yapacağı tek şey "hadi kardeşim gule gule işinize" onun dışında bir tutum dostluğa sığmaz. Ülke guvenliğinin terorle mucadelenin Fırat'ın doğusu batısı diye bir şey olmaz. Biz Fırat'ın doğusunda da bir yakın tehdit gorursek oncelikle muhatabımıza bunu bertaraf edelim deriz. Olmadı kendimiz yaparız.

O ğuz Haksever: Kampanyanız boyunca Doğu ve Guneydoğu illerine epey zaman ayırdığınızı gozluyoruz. Orada ne gozluyorsunuz? 

Binali Y ıldırım: Hemen hemen butun illere gitmeye gayret ettim.  Orada gorduğum hava beni çok umutlandırdı çok memnun etti. Biz bu çukur hendek siyaseti, PKK'nın isyan başlatması şehirlerde, koylerde baskı uygulaması insanları canından bezdirdiği donemle şimdiki donemi karşılaştırıyorum. Muş'un caddesinden giderken o zaman insanlar yan gorduğu zaman pencerelerini kapatıp perdelerini çekiyorlardı ya da sırtlarını bana donuyorlardı. Ama şimdi muthiş bir şekilde selamımıza karşılık veriyorlar bize çok hoş bir karşılama yapıyorlar. Diyorlar ki, "bizi bir daha teror orgutunun eline bırakmayın". "Biz devletimize guveniyoruz ama hala kafamızda tereddut var. Tamam temizlediniz ama burada bırakmayın kalıcı hale getirin, terorun izlerini silelim." İşyerleri açalım gençlerimize işyerleri açalım. Bolgenin zaten altyapısı tamam. Bitlis'in, Muş'un yolları altyapısı İstanbul'dan Ankara'dan farklı değil. 4.5G internet orada da var. Ama guvenlik olmayınca huzur olmayınca uzun vadeli yatırımcı da gitmiyor oraya. Şimdi artık bunu da hallettik, bundan sonra daha fazla bolgeye pozitif ayrımcılık yaparak yatırımları teşvik edeceğiz. Oradaki gençlerimizin gelecek hayallerini gerçeğe donuşturmesi için projeler ureteceğiz. Hem eğitim alanında hem spor alanında hem uretim, ekonomi, kalkınma bu konuları artık konuşacağız. Teroru, silahı, oldurmeyi, bolunmeyi bunları artık kenara bırakacağız. Biz Kurt olabiliriz, Turk olabiliriz buna biz karar vermiyoruz ki. Anamızı babamızı biz mi seçtik? Ne onemi var. Etle tırnak gibiyiz. Bazı emperyal guçler bolgede Kurtlerin kanı ve canı uzerinden bir proje geliştiriyorlar. "Biz size devlet kuracağız" diyorlar. Kurtler, Turkler Anadolu topraklarında bin yıldır beraber yaşıyor. Kurtlerin de, Turklerin de, Arapların da, Çerkezlerin de kim olursa olsun bizim devletimiz belli Turkiye Cumhuriyeti devletidir. Bayrağımız belli. Bir olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, birlikte Turkiye olacağız, farklılıklarımızı her zaman zenginlik olarak goreceğiz. Yani hepimizin birbirimizden farklı ozellikleri var. Saçlarımız farklı ten rengimiz farklı goz renklerimiz farklı olabilir ama gozlerimizden duşen yaşların renkleri hep aynı. Onun için ne Turk'u ne Kurt'u ne Sunni'si ne Alevi'si bizi yakar bizim ateş sondurmektir çaresi.

_O ğuz Haksever: Sosyal ve kulturel alanda yapılması gerekenler var mı? Cumhurbaşkanı Kurt sorunu bitti demişti.  _

Binali Y ıldırım: Ben de Kurt sorunu filan yok diyorum. Sorun PKK sorunudur teror sorunudur. Teror sorununu çozduğumuz zaman mesele kendiliğinden halloluyor. Ondan sonra kalkınmaya odaklanacağız. Haklar konusunda zaten çok adım attık. İlçe isimlerinden tutun ana dilde seçmeli eğitim yapmayı.  Kurtçe klasiklerin basımına, Kurtçe televizyonların yayınına kadar, Kurtçenin universitelerde enstitu duzeyinde dil olarak eğitim olarak kabul edilmesine kadar birçok reformu gerçekleştirdik. Tek sorunumuz PKK ile Kurt vatandaşlarımızı birbirinden ayırmak. PKK'nın Kurtler diye bir sorunu yok Kurtlerin PKK diye bir sorunu var. Bu sorunu da buyuk oranda gundemden çıkarmış vaziyetteyiz.

O ğuz Haksever: Bir mitingte benimde geçmişim Kurt dediniz. 

Binali Y ıldırım: Ben Erzincanlıyım ama bizim buyuklerimizin bir kısmı Urfa'da bir kısmı Bursa'da bir kısmı da Ağrı'da bulunmuşlar. Ağrı Tahir bolgesinde yaşamışlar. Dolayısıyla oradan bizim dedelerimizin babaları Erzincan gelmişler ve bizim koyumuze yerleşmişler. Bizim koyumuzde bize Kurtler diye hitap ederlerdi. Bunun sebebi de koye sonradan gelenlere Kurt diyorlar. Daha onceden yerleşenler yerlisi sonradan gelip yerleşmişiz bizi Kurt diye tanımlıyorlar. Biz Kurtlerle Turkler Erzincan'da bir arada yaşıyor. Alevi hemşerilerimizle biz Sunni hemşerilerimiz iç içe yaşar. Benim ilçemde 125 koy vardır bunun neredeyse 3'te 1'i Kurt koyudur, diğeri Sunni koyudur ama hiç aralarında bir sorun olmaz. Alışveriş yaparlar, misafirlik yaparlar, kirve olurlar. Bizim boyle bir sorunumuz hiç olmadı. Hatta benim adımı da koyan bir Kurt komşumuz. Onun ahlakı, yaşamı insanlığından etkilenip onun ismini koymuşlar. Boyle bir ilişkimiz var. Benim orada soylediğim bundan ibaret.

O ğuz Haksever: Meydanlardaki tartışmalara gelirsek ilk konu Fethullah Gulen'in iadesi dosyası tartışması. Malum Cumhuriyet Halk Partisi'nden bir heyet sonunda Adalet Bakanlığı'nda bir inceleme yaptı. 

Binali Y ıldırım: Bir kere FETO'nun iadesi konusunda biz hukumet olarak bir eksiğimiz zafiyetimiz yok. 84 klasor belge gonderdik, 100'den fazla yazılı sozlu girişimimiz oldu. Amerika ile yaptığımız her temasın birinci maddesi Fethullah Gulen'in iadesi. Yani en son Muharrem İnce çıktı ben birisi ile goruştum iadesi usulune uygun yapılmamış. Olsa olsa birisi Amerika'dan arayıp Muharrem İnce'yi işletmiştir.

O ğuz Haksever: Orada işletme konusu gundeme gelince, "O zaman demek ki bizi dinliyorlar" bir sav ortaya atıldı. 

Binali Y ıldırım: Nasıl oyle bir sonuç çıkarmış oradan bilemiyorum. Bunun ne kadar gayriciddi bir yaklaşım olduğunu gostermek için soyledim. Muharrem İnce bu işin detayına girerse içinden çıkamaz. Turkiye bir hukuk devleti, heyetleri de geldi enine boyuna incelediler bakalım ne açıklayacaklar. Sen asıl olan bu teror orgutunun başını buraya getirmek mi değil mi? Meselenin ozunu bir tarafa bırakıyorsun teferruatla gundem oluşturmaya çalışıyorsun. Bu da biraz garip değil mi?

O ğuz Haksever: Bedelli konusunda siz de demeç verdiniz seçimden sonra ele alacağız diye. Ayrıntılar konusunda haber çıktı, ucret konusunda 20-25 bin dendi. 

Binali Y ıldırım: Bunların hiçbirisinin gerçekle alakası yok. Zaten seçimlere sayılı gunler kaldı yeni yonetim bunu gundeme alacaktır. Benim soylediğim sanki Cumhurbaşkanımızla farklı soyluyormuşum gibi bir anlam da çıkarmaya çalıştılar. Hiçbir fark yok. Askerlik çağına gelmiş 5 milyonun uzerinde gencimiz var. Bu gençler diyor ki bizi askere alın, biz sizi alamayız diyoruz. Bu kadar imkanımız yok, kapasitemiz, ihtiyacımız yok. O halde bizi rahat bırakın hayatımızı yonlendirelim, rotamızı belirleyelim. Evleneceğiz, ev kuracağız, iş kuracağız, hayata atılacağız, planlarımız var. Biz ne kadar daha çok bekleyeceğiz diye soruyor. Haklı. Askerlik bir anlamda sivildeki vatandaş için ayak bağıdır. İşe gidince soruyorlar askerliğini yaptın mı diye, evlenmeye gidince de soruyorlar. Askere almıyorlar ne yapacak bu gençler? Biz her yıl 350 bin civarında asker alıyoruz. 5 milyonu eritmek için 15 sene lazım. Ayrıca yeni gelenler var. Dolayısıyla bu bedelli bedelsiz meselesi değil bu yeni hukumetin ele alıp kalıcı koklu bir çozum bulması gereken bir konu. Dolayısıyla bunu yaparken tabi silahlı kuvvetleri goruş ve kanaatleri onemli. Ülke savunması, terorle mucadele gibi hassas konularında zaafiyete uğramaması. Biz, son iki senedir silah altına alınan erleri operasyonlara çıkartmıyoruz. Profesyoneller daha çok katılıyor. Silah altındaki gençlerimiz arka planda lojistik hizmetleri yerine getiriyorlar. 15 Temmuz'dan sonra biz profesyonelleşmeye hız verdik. Bunu da dikkate alırsak gelecek yıllarda askerlik vazifesi konseptini yeni baştan ele almak gerekiyor.

_ O ğuz Haksever: Meydanlardaki konulardan bir tanesi ��zellikle Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı Muharrem İnce gundeme getiriyor. Yol, kopru, tunel yapmak kolay diyor.  _

Binali Y ıldırım: Kaç tane yapmış bugune kadar kolaysa? Yaptığı bir tane varsa soylesin. Kolay mı zor mu gelsin yanımızda bir ay staj yapsın da anlasın. Öyle bol keseden atmakla olmuyor. 15 sene omrumuzu verdik bu işe sonuçlarını da gorduk. Turkiye altyapı gelişmişliği bakımından 15 sene once 39. sıradaydı dunyada şimdi 9. sıraya yukseldi. Turkiye bugunlere laf olsun torba dolsun sozlerle gelmedi. Turkiye'nin bugun dunyanın 9., Avrupa'nın 2. buyuk havayolu şirketi var. 26 havalimanından 56 havalimanına çıkmış bir Turkiye var. Bu rakamlar bize dunyanın en buyuk havalimanını yapma ihtiyacını ortaya koydu.

O ğuz Haksever: Anketleri sorayım size son gelen. 

Binali Y ıldırım: Anket fena değil bizim beklediğimiz doğrultuda geliyor ama gerçek anket sandıktır. Hiç yanılmayan anket sandıktaki sonuçtur. Bazıları çıkıyor kendilerini şişiriyorlar rakiplerini kuçultuyorlar. Bunlar kamuoyunu etkilemeye yonelik faaliyetler. Bunlardan sonuç çıkmaz. Vatandaş o gun sandığa gider basiretiyle ferasetiyle oyunu verir. Biz 12 seçim geçirdik. Bir kısmı genel seçim bir kısmı yerel seçim bir kısmı halk oylaması. İnşallah bundan da milletimizin desteğiyle yuzumuzun akıyla çıkacağız.

_O ğuz Haksever: İmar barışı bugun başladı. Bunun birkaç boyutu var. Birincisi iskanda doğru bir gidişi olacak mı bu surecin yoksa sadece bina tanıma belgesi mi alınacak?  _

Binali Y ıldırım: Yapı kayıt belgesi yasanın getirdiği şey. Turkiye'de ne yazık ki yıllardan beri imara aykırılıkları olan binalar yapılmış. İşte projesini uygularken eklenti yapmış. Ölçulerini değiştirmiş, garaj olacak yeri oda yapmış, balkon ilave etmiş. Konut diye ruhsat almış işyeri yapmış filan. Bir tane de devletin arazisine gitmiş ev yapmış, bir de hiç ruhsat filan almadan gitmiş kafasına gore yapmış. O kadar çok imara aykırılıklar var ki şimdiye kadar biz bunları ne kabul ediyoruz ne reddediyoruz. İzmir'in yuzde 62'si boyle. İstanbul'da ondan aşağı kalmıyor. Depremle ilgili sorun var, kentsel değişimle ilgili sorun var. Bazı yerde elektrik alamıyor, su alamıyor. İmarı olan bir yerden ikinci sayaç koyuyor. Buna ilgisiz mi kalacağız. Bu da askerlik gibi onun daha buyuk olçeğinde bir problem. Bugunun problemi değil 40 yıldan beri birikmiş bir problem. Bizim yaptığımız yapılan usulsuzluk yanlışlık ister belediyelerde olsun ister vatandaşta olsun biz bunları kabul ediyoruz diyoruz. Bunları kayıt altına alıyoruz yapı kayıt belgesi veriyoruz. Bu yapı kayıt belgesi onlara bu binayı kullanma hakkı veriyor yasal olarak. Ancak binayı once tabii depreme dayanıklılık yonunden vesaire tetkikler yapılıyor, binayı yıkıp yeniden yapmak isterse ona otomatik imar hakkı vermiyor. Sadece aykırılıkları, yanlışlıklara çozum getiriyor. Devletin arazisine yapmışsa devlete bir para oduyor malının sahibi oluyor. Burada tabi bir iki kuçuk istisna var. İstanbul tarihi yarımada burası hassas bir de Çanakkale şehitliği, buralar istisnadır. Senin arsana bir yapı yapmışsam bu ona girmiyor. Bu tabii kentsel donuşum için bir oncelik getiriyor. Yapı kayıt belgesi olunca kentsel donuşumden oncelikli olarak yararlanma imkanı da getiriyor.

_ O ğuz Haksever: Daha sonra bir daha çıkar diye imar disiplininde bir gevşeme endişelerine ne dersiniz?  _

Binali Y ıldırım: Katiyen olmaz. Çunku bundan sonra yerel yonetimlerde merkezi yonetimde hem bu işe goz yuman gerekli tedbirleri almayanlara da ağır mueyyideler geliyor.

O ğuz Haksever: Beyannamenin açıklanmasından sonra neden 16 yıl sonra bunları getiriyorsunuz biçiminde eleştirilere muhatap oldu AK Parti ve sizler. Mesela 3 bin 600 konusunda epey zamandır gundemdeydi bu. Cemevlerine hukuki statu ve benzeri konular.

Binali Y ıldırım: Tabii Turkiye'nin 16 yıl içinde hiç el atılamayan sorunlarına eş atan iktidar bizim iktidarımız. Bunları anlatmaya kalksam cilt cilt kitaplar tutar zaman yetmez. Ama her şeyi bir anda da yapamadık. İmkanlarımız el verdikçe konulara çozum uretiyoruz. Bu gundemde olan konular Cem evleri konusu gundemde olan konu. Bu konuda çeşitli çalıştaylar yapıldı, sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelindi, bu son atılan adımda son tamamlayıcı parçasını oluşturuyor. 3 bin 600 konusunu yıllardır birçok kesimin gundeminde. Şimdi yaptığımız duzenleme ile polisimiz emekliler dahil mevcut aktif çalışanlar da emekli olunca yararlanacak. Ayrıca oğretmenler yararlanacak, hemşireler, din gorevlileri yararlanacak. Yine astsubayları beklediği onemli bir konu vardı. Goreve başlama kademeleri memuriyette onlarda da bir duzeltmeye gittik. 2 yıllık bir mezun astsubay 9'un 1'inden goreve başlıyordu şimdi 9'un 2'sinden başlayacak. 4 yıllık mezun bir astsubay 9'un 32unden başlıyordu şimdi artık 8'in 1'inden başlayacak. Bu daha sonra emekliliği için terfileri için alacağı ucret için başlangıç seviyesi onemli.

_ O ğuz Haksever: Merkez Bankası'nın karar alma durumu bu son zamanlarda dovizdeki dalgalanmalarda gundeme geldi. Gerçi doğrudan size sorulmayabilir ama cumhurbaşkanının yonetiminde eğer yeniden seçilirse Merkez Bankası'nın konumu konusunda bir şeyler soylemek ister misiniz?  _

Binali Y ıldırım: Merkez Bankası malum para politikalarının finans politikalarından enflasyonun hedeflemesinden sorumlu. Çalışması kendisinin kanunu çerçevesinde gorevleri var, sorumlulukları var, yetkisi var. Hukumette reel sektorde mali politikalardan sorumlu. Ülkede daha çok vatandaşımıza iş, aş sağlanması, kalkınmanın buyumenin surdurulebilir halde yurumesi, cari açığın azaltılması, butçe açığının kabul edilebilir seviyelerde olması hukumetin sorumluluğunda. Bu uzun tecrubelerden sonra elde edilmiş bir şey. Ancak Merkez Bankası ulkenin hukumetlerinin belirlediği ana politikalar çerçevesinde uygulamalarında bağımsızdır. Turkiye diyelim ki serbest kur modelinden sabit kur modeline geçecek. Boyle radikal bir kararı Merkez Bankası veremez. Bu hukumetin ve siyasi iradenin kararı olur. Ama zaten biz serbest kuru benimsemişiz buna yonelik gerek iç faktorler gerek dış faktorleri dikkate alarak merkez bankası kararlarını alabilmektedir. Her zaman istişare mumkundur. Sorunlar nedir beklentiler nedir goruşulmeden koordinasyonsuzluk içinde bu kararlar alınmaz. Kanuna gore zaten 3 ayda bir Merkez Bankası Bakanlar Kurulu'na gelip ulkenin para piyasalarındaki gelişmeleri, buyume hedefleri, enflasyon hedeflerindeki gelişmeleri anlatmak mecburiyetinde. Ekonomi ile ilgili gelişmeler var. Bunları iki boyutta ele almak lazım esasında. Uzun yıllar Amerika kuresel piyasalara ozellikle gelişmiş ulkelere 4 trilyon dolar civarında sıcak para ihraç etti. Aynı şekilde Avrupa Birliği 2,5 trilyon euro gelişmiş piyasalara yatırım yaptı. Fakat bu ulkelerde buyume çok gerilediği için işsizlik arttığı için yavaş yavaş hem Amerika hem Avrupa faiz arttırıyor. Faiz arttırmak geri gelin demek paralara. Fon yatırımcılarına diyor ki paralar artık geri donsun. Bunun gelişmekte olan ulkelere olumsuz yansıması var. Brezilya çok kotu bu işten etkilendi, Arjantin benzer durumda, Turkiye de bundan bağımsız değil. İşin bu boyutu var bir de bolgemizdeki politik kırılganlıklar, Turkiye'nin bulunduğu bu bolge her turlu gelişmeye açık. Bir başkası da yılbaşından beri petrol fiyatları artıyor. Biz petrole bağımlı bir ulkeyiz. İthalat ve enerji faturamız artıyor ve bunun da getirdiği bir olumsuzluğumuz var. Allah'a şukur Turkiye'nin ekonomisi guçlu reel sektoru guçlu yatırımcılar yatırım kararını belki erteliyor ama vazgeçmiyor. Mesela bankalarımızın sermaye yeterlilik oranları en son faiz artışından kur hareketinden sonra bile yuzde 15 seviyesinde. Ayrıca bir ulkede ekonominin kotuye gittiğinin gostergesi batık kredilerdir. Oran yuzde 2.9. Hiçbir şey. Sektorun oz kaynak karlılığı bankacılık sektorunun yuzde 16. Buna rağmen bazı derecelendirme kuruluşları arka arkaya not duşuruyor. Bunu seçimlere çeyrek kala yapıyor. Biz bize operasyon çekiyorlar diyoruz işte burada. Biz ekonomimizin durumunu da biliyoruz sorunlarımızı da biliyoruz ne yapacağımızı da biliyoruz. Moral bozmaya çalışanlara, 1924 cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra 2002'ye kadar sure içinde Turkiye 4.7 kat buyudu ortalama her yıl. 2003-2017'de yuzde 5.7 kat buyudu. 1 puanla çok iş mi yaptığınızı zannediyorsunuz diye sorabilir bazıları. Eğer 24'ten bugune 5.7 buyuseydi Turkiye ekonomisi bugunden 2.6 kat daha buyuk olacaktı. Bu Fransa'dan sonra Turkiye dunyanın 7. buyuk ekonomisi olacaktı demek. 15 yıl içinde Turkiye reel olarak enflasyondan arındırılmış reel olarak 2.3 kat buyudu dunya 1.7 kat buyudu, Avrupa Birliği 1.2 kat buyudu. Kişi başına milli gelirde Avrupa ile oransal olarak aramızdaki farkı yuzde 33 azalttık. Enflasyon biraz arttı ama unuttuk 92-2002 yılları arasında yuzde 71'di Turkiye'de enflasyon. Şimdi 10'un uzerine çıktı diye felaket tellallığı yapıyoruz. Mutlu değiliz enflasyon bir ulke için en kotu şeydir. Onun için mucadele devam edecek. Faizlerdeki artış kurlardaki dalgalanmalar sınırlı ve etkileri de sınırlı olacak. Kim ne yaparsa yapsın. Burada bir takım operasyonlara maruz kalsak da tedbirlerimizi alıyoruz. Tabii buradan tutturamayınca, "Efendim buyume oldu işte, Turkiye G20 içinde en buyuk buyumeyi sağladı 7.4 buyudu ama buyume sanal." 2002'de bir yılda 7 bin traktor satıyordu Turkiye'de, 2017'de 72 bin 900 traktor satıldı bu ulkede. Niye alıyor insanlar? 2002'de tarımda Avrupa'nın 4. ulkesiyken bugun 1. ulkesi olması tesaduf mu? 91 bin otomobil satılıyordu 2002'de yılda. Geçen sene 723 bin otomobil satılmış. Para var ki alıyor millet. Beyaz eşya, 2 buçuk milyon satılırken bugun 8 buçuk milyon. 2002'de 1 yılda Turkiye'den yurtdışına tatile turistik geziye gidenlerin sayısı 3 milyondu şu anda 9 milyon. İnsanlar dışarıya gidiyor tatil için. 30 bin 800 şirket kurulurken 73 bin 800 şirket kuruluyor. 13 milyon turist gelirken bu ulkeye 40 milyon turist geliyor. Bunun neresi sanal? Turkiye gerçek anlamda buyuyor. Bunu zaten Anadolu'ya her yere gittiğinizde de goruyorsunuz.

_ O ğuz Haksever: Emeklilere bayram ikramiyesi konusu bunun bin lira değil de kesintili verildiği yonunde bazı haberler var.  _

Binali Y ıldırım: Bunlar doğru değil. Emeklilerimizin tamamını emekli maaşı kaç para olursa olsun ister yuksek olsun ister az olsun bin lira her bayram oncesi verilecek. Şimdi verilmeye başlandı. Bazıları diyor ki bazıları bin lira değil 750 lira almış filan. Burada bir çarpıtma yapıyorlar. Emekli başına bin lira ama diyelim emekli vefat ettiyse, onun maaşı da zaten dağılıyor. Eşi varsa çocukları arasında dağılıyor. Dolayısıyla maaşı nasıl dağılıyorsa yatan bin lirada aynı şekilde dağılıyor. 3 çocuğu varsa her biri 250 lira alıyor hanımı da 250 alıyor etti bin lira. Tamamen kafa karıştırmaya yonelik bir şey.

_O ğuz Haksever: Eğitim konusunda okulların sınav merkezli yarışma alanından çıkarılması diye bir hedef var. Geçiş sınavları konusunda da tamam mutlaka olacaktır ama geçiş sınavlarının azaltılması konusuna ne dersiniz?  _

Binali Y ıldırım: Bu çok onemli bir konu. Yani orta ve uzun vadede yavrularımızı oyle yonlendireceğiz ki herkes aynı noktaya yığılmasın. Şimdi diyelim herkes duz lise okuyor. Duz liselerin de birikimleri tecrubeleri kaliteleri farklı. Dolayısıyla duz lise okuduktan sonra universitede de herkes aynı yere girmek istiyor. Bunun yerine ilk dort seneden sonra ana okulu var zaten orada ciddi bir iyileşme oldu. İlk dort seneden sonra yonlendirme. Sanat okuluna, spor okuluna veya duz liseye gidenler gidecek orada ilerleyecek. Ama kariyer yapacağım ben duz lise okuyacağım en iyi universiteyi okuyacağım sonra akademik çalışma yapacağım diyenler de oraya gidecek. Burada temel her şeyi sınava bırakmamak. Her şeyi sınava bıraktığınız zaman çok yorucu bir yarış oluyor. Üniversitelerde biz en son aldığımız kararlar 2006'dan beri universite sayısını bir kere her ilde bir tane var bazı illerde çok var şu an itibariyle 207'ye çıktı. Dunyada universiteye erişimde Turkiye ikinci oldu. Şu an lise mezunlarının sayısı kadar universite kontenjanı var. Problem nerede? Sınavda olmasa herkes bir yere girebilir. Herkes aynı yere yonelince mecburen bir değerlendirmeye ihtiyaç duyuyorsunuz. Herkes tıbba gitmek istiyor herkes elektroniğe gitmek istiyor. Bunu da bu yığılmayı onlemek için sınavın etkisini azaltacak, oğretim yıllarında çocukların kabiliyetlerin gore yonlendirilmesinin sağlanması.

_O ğuz Haksever: Öğretmenlik meslek kanunu sizin de vaatleriniz arasında. Neler içeriyor bu kanun? _

Binali Y ıldırım: Geçmiş donemde herhangi bir yuksek okulu bitirene o zamanın siyasetçileri git istediğin yerde oğretmen olarak başla. Üniversite okumak oğretmen olmak anlamına gelmiyor. Pedagojik formasyona ihtiyaç var, çocukların psikolojisinden anlamaya ihtiyaç var. Eşim oğretmendi ben de muhendislik okuyordum. Bir gun hastalandı ben okuluna gittim. Oradaki çocuklara muamelem o kadar onlara yanlış gelmiş ki, "Kocan gelmesin de ders geçsin" demişler. Öğretmenlik ayrı bir şey. Sabır kupu olmanız lazım. Allah yardım etsin zor bir meslek. O yuzden her onune gelen oğretmen olmamalı.

_O ğuz Haksever: Torunların karnelerini oğrenebildiniz mi?  _

Binali Y ıldırım: Bugun buraya geldiler inşallah uyumamışlardır. Teknoloji çok gelişti karnelerinin fotoğrafını çekmiş bana gondermişler gunduzden. "Karnemiz bu hediyeleri hazırla" dede diye sinyal gonderiyorlar. Muhtemelen yattılar sabah goruşeceğiz onlarla. Ama bugun Bitlis'te de dedim, "Onlar karnelerini aldı tatili hak etti, bizim karne 24 Haziran'da." 15 yıllık emeğimizin karşılığını inşallah milletimiz değerlendirecektir. Milletimizin karşısında hiç mahcup olmadık. Milletimizi uzecek bilerek hiçbir hareketin içinde olmadık. Hep ulkemizin insanımızın iyiliği için çalıştık. Başta Cumhurbaşkanımız olmak uzere bizler bir ekip olarak bir yandan ulke olarak içeride dışarı var olan olumsuzluklarla mucadele ettik. Darbe girişimleriyle, muhtıralarla ama bir yandan da ulkemizin muasır medeniyetler hedeflerini gerçekleştirmek için doya doya, dolu dolu 15 yılı geride bıraktık. İnşallah bu seçimler ulkemiz milletimiz için en guzel şekilde guvenin ve istikrarın, guçlu iktidarın, surekli istikrarın tesis edileceği seçimler olur. Bugun bir uzuntulu gunumuz, omrunu Turk sanayisine, uretime bu ulkenin kalkınmasına adamış bir buyuğumuz, bir sanayicimiz Erdoğan Demiroren hakka yurudu. Allah rahmet eylesin. Turkiye için çok şey yapmış çok insana ekmek verdi. Birçok tesiste ulkemizin kalkınmasına katkı sağladı. Ben mekanı cennet olsun diyorum. Geride kalan aile efradına, evlatlarına başsağlığı diliyorum. Yaklaşan Ramazan Bayramı'nı da milletimizin tebrik ediyorum.