Özet (TL;DR) @ 2018-06-09T21:08:03.000Z: İstanbul'da iftar programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Avusturya'nın başbakanından o zamanki zihniyetin ne farkı var. Onlar da şimdi camilerimizi Avusturya'da kapatmanın hesapları içinde,…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul-Avrasya Gosteri ve Sanat Merkezi'nde Doğu ve Guneydoğu Sivil İrade Platformu tarafından organize edilen iftar programında yaptığı konuşmada, ramazan ayının son akşamlarına gelindiğini, son iftarların yapıldığını, yarın akşam Leyle-i Kadir'in yaşanacağını soyledi.İstanbul'da yaşayan Doğu ve Guneydoğulu vatandaşlarla beraber olmanın İstanbul için bir farklılığı ifade ettiğini belirten Erdoğan, Doğu ve Guneydoğu Anadolu'dan gelip, bu aziz şehirde hayatlarını surduren vatandaşlarla, istikbalin teminatı olan gençlerle bu akşam farklı bir çıkışı, farklı bir duyguyu yaşamayı umut ettiğini dile getirdi.Erdoğan, 24 Haziran'da Turkiye'nin bir seçime gittiğini hatırlatarak, bunun alışılagelmiş seçimlerden olmadığını vurguladı."Yeryuzunde yaşayan Allah'ın kulları içinde galiba en sevgili olanlarından biriyiz. Çunku Rabbimiz bize oylesine guzel, oylesine birbirini tamamlayan, oylesine cazip, oylesine hayret uyandırıcı farklılıklar vermiş ki dunyanın başka yerinde bunun orneğini bulmak gerçekten çok zor." diyen Erdoğan, bu buyulu zenginliğin, bu masalsı farklılığın yeri olan Anadolu ve İstanbul'un tarih boyunca hep medeniyetlerin boy verdiği, dunyanın en bereketli toprakları olduğunu kaydetti.Üstelik bu toprağın oyle bereketli olduğunu, herkes birbirine karışıyor olsa bile hiç kimsenin kendi rengini, kendi biçimini, kendi ozunu kaybetmeden orada varlığını surdurebildiğini belirten Erdoğan, şoyle konuştu:"Bizim tarihteki en buyuk başarılarımızdan birisi kesrette vahdet yani çokluk içinde birliği biz surekli olarak muhafaza etmeyi başarmış olmamızdır. Bunu yaparken ecdadımız lugatinde hiçbir zaman oteki mefhumuna yer vermedi. Onun yerine başka kelimesini seçti. Bu topraklardaki tum başkalar, bizimdir. Biz, Kurtuluş Savaşı'na da bu ruhla girdik. Vatanımız işgal altındaydı ve vatan için ayağa kalkanların hiçbirisine kokenleri, dinleri, inançları sorulmadı. Bu topyekun kıyama katılanların kimisi medreselerde yetişmişti kimisi askeri mekteplerde okumuştu, kimisi tıbbiyeden, mulkiyeden mezundu. Ama hepsini bir araya getiren şey oteden beri işaret ettiğimiz milli iradeydi, milli iradenin ustunluğuydu. Ellerindeki tufekler belki kırıktı ama kalplerinde iman, dudaklarındaki dua, yureklerindeki heyecan aynıydı ve çok guçluydu. Boyle olduğu için de kimse kimseyi otelemedi, ayağına basmadı, horlamadı, aşağılamadı. İşte biz bugun aynı ruhla tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet şiarıyla Erciyes'in, Ağrı'nın, Toroslar'ın, Cudi'nin başı goğe eren doruklarına nakşedildi."
" BATI DÜNYASININ, BU ADAMLARINA ÇEKİDÜZEN VERMESİ GEREKİR"
Bugun gonul gozuyle dunyanın neresinden bakılırsa bakılsın, o yuce dağların doruklarında iman gucuyle sabitlenmiş "Rabia"nın goruleceğini belirten Erdoğan, "İstiklal Harbi'mizi bu ruhla yuruttuk ve zafere ulaştık. Cumhuriyetimizi de yine aynı heyecanla kurduk. Ama sonra ulkemizde tek tipçi bir anlayış turedi. Tek parti donemi, CHP'nin kendi değerlerine yabancı, mensubu olduğu medeniyete duşman, faşist zihniyeti milletimizi zorla bir başka yorungeye sokmaya çalıştı." ifadelerini kullandı.Camilerin yıkılarak ahırlara çevrildiğini, medreselerin yok edildiğini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:"Zaten İslami ilimleri tedris etmek mumkun olmaz hale geldi. Bu anlayış yeri geldi, dine cephe aldı, ibadete, ezana, camilere karşı adeta savaş ilan ettiler. Bugun Avusturya'nın başbakanından o zamanki zihniyetin ne farkı var. Onlar da şimdi camilerimizi Avusturya'da kapatmanın hesapları içinde, planları içinde. Bu nereye gidiyor? Bu yeniden, ondan korkuyorum, bir Haçlı-Hilal savaşına doğru, bu Avusturya Başbakanının attığı adımlar, dunyayı buraya doğru goturuyor. Bunun için de ozellikle Batı dunyası, bu adamlarına çekiduzen vermesi gerekir. Eğer bunlar çekiduzen vermezse, bu hesaplar farklı bir şekilde yapılmaya doğru gidecektir. Neymiş? Oradaki bizim din adamlarımızı Avusturya'nın dışına atacaklarmış. Ya siz bunu yaparsınız da biz boş mu dururuz? Biz de bir şeyler yaparız demektir."Aynı zihniyetin, inkar ve ret politikalarıyla, milletin bir başka kesimini hedefe koyduğunu vurgulayan Erdoğan, "Boylece bizi, geçmişin o muazzam kulturel bahçesinden alıp, kıraç bir toprağa surgun ederek, hepimizi her geçen gun maddi ve manevi olarak biraz daha fakirleştirdi. Bu durum kaçınılmaz olarak kor topal olarak yuruyen demokratik nizamı, can çekişme noktasına kadar getirdi. Darbeler yaşandı. Başbakanlar asıldı bu ulkede. İnsanlara hayatları zindan edildi. Tabii ki demokrasinin olmadığı yerde, ekonomik refah da olmaz. Fikir hurriyetinde cimri davrananlar, kalkınma konusunda da aynı derecede pasiftirler. Kalkınma hamlesi gecikti. Kimi donemlerde yapılan atılımların onu de surekli krizlerle kesildi. Milletimiz yoksullaştıkça, koylerden şehirlere kaçtı. Şehirler plansız bir şekilde buyudukçe oralar da koylere benzemeye başladı. Sonra kendimizi kardeş kavgasının içinde bulduk. Memleket koca bir yas evine dondu." diye konuştu.
" NİCE FATİHLER ÇIKAR DİYEREK BU ADIMI ATTIK"
AK Parti'nin 2001 yılında kurulduğunda karşılarında boyle bir Turkiye fotoğrafı olduğunu anlatan Erdoğan, gelir dağılımının bozuk, sosyal adaletin ise olmadığını, sağlık sisteminin çoktuğunu, eğitimin felce uğradığını, ulaştırmanın rafa kalktığını aktardı.Milletin, AK Parti'ye ulkeyi yonetme sorumluluğu verdiğinde, bunların hepsinin ustesinden gelebileceklerine inanarak işe koyulduklarını ifade eden Erdoğan, bu buyuk mucadelede belki onde kendilerinin gorunduğunu ama arkalarında koskoca bir milletin yer aldığını soyledi.Erdoğan, Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan reformların katbekat fazlasını 16 yıla sığdırdıklarını dile getirerek, "Bugunun gençleri birçok şeyi bilmiyor. Bugunun gençleri, 18 yaş gence seçilme hakkını verenin AK Parti iktidarı olduğunun farkında değil. 18 yaşındaki gence artık 'senin sadece seçme değil, seçilme hakkın da var' demek suretiyle, sana kimsenin vermediği beratı AK Parti iktidarı verdi. Çunku biz guvendik, inandık. Eğer bu milletin geçmişinde Fatih Sultan Mehmet 21 yaşında İstanbul'u fethederek, bir çağı kapatıp, bir çağı açıyorsa, şimdiki neslin içinden de inşallah nice Fatihler çıkar diyerek bu adımı attık." ifadelerini kullandı.
" SEN KIRAATHANENİN NE ANLAMA GELDİĞİNİ BİLMİYORSUN"
Yola koyulduktan sonra ekonominin kısa surede şaha kalktığını, refahın arttığını, yollar yaptıklarını, havaalanları açtıklarını, hastaneler inşa ettiklerini, okullar, fabrikalar kurduklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:"Ama bugun gazetelerden bir tanesinde bir şey okudum. Ana muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı diyor ki 'fabrikaları kapatıp, kıraathane açacaklar.' Bunlar zavallı, bunlar çırak bile değil. Bunlar, okuma seferberliğine de karşı. Çunku bunlara kıraathaneyi sorduğun zaman 'nedir?' diye. Herhalde okey masasının kurulduğu yer diye zanneder veya iskambil kağıtlarının olduğu yer zanneder. Ey cahil fizik oğretmeni olabilirsin ama sen kıraathanenin ne anlama geldiğini bilmiyorsun."Millet kıraathanelerini kuracaklarını, artık her ilçede bir veya birkaç tane bu kıraathanelerin adeta butik kutuphaneler olacağını aktaran Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı'nda Cumhurbaşkanlığı Kutuphanesi'nin yer aldığını, Rami Kışlası'nı da Rami Kutuphanesi'ne çevireceklerini soyledi.Ankara'daki kutuphanenin 5 milyon cilt, Rami Kutuphanesi'nin ise 7 milyon cilt kitap alacak bir kutuphane olacağını açıklayan Erdoğan, her ilçede de millet kutuphaneleriyle farklı projeleri hayata geçireceklerini, oralarda 24 saat çocukların, yetişkinlerin dergi, gazete, kitap okuyacağını, internetten yararlanacaklarını, kek ve çay ikramının yapılacağını anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bay Muharrem anladın mı ne işe yararmış bu? Burada fabrikaları kapatmaya gerek yok. O bizim işimiz değil sizin işiniz. Nuri Demirağ'ın uçak fabrikasını kapatıp da gaz ocağı fabrikasına donuşturen siz oldunuz." diye konuştu.
Erdoğan, millet daha fazlasını talep ettikçe kendilerinin daha çok çalıştıklarını soyledi.Her şeyin yoluna girmeye başladığını ama hala yoluna girmeyen bir şey olduğunu aktaran Erdoğan, "Turkiye buyuyor, gelişiyor, demokratikleşiyordu ama birileri hala memleketin dağlarında silahla dolaşıyordu. Askerlerimiz, polislerimiz, vatandaşlarımız, oğretmenlerimiz, yol, baraj yapan işçilerimiz, din adamlarımız, partimizin mensupları alçakça katlediliyordu. Öğretmen ve polislerimiz, askerlerimiz, mimarlar, muhendisler kaçırıldı. Kaçıranlar kim? PKK. Bıyıkları yeni terlemiş çocuklar dağlarda heba olup gidiyordu. Diyarbakır Belediyesi'nin onunde ağlayan anneler Kurt anneler değil miydi? 6-7 Eylul tarihlerindeki olaylarda oldurulen 53 Kurt kardeşimiz bizim evlatlarımız değil miydi? Öldurenler kimdi? PKK mensupları. Onlar kimdi? Kurttu. Onların Kurt olması benim Kurt kardeşlerimi eleştirmeyi gerektirmez. Tam aksine benim Kurt kardeşlerim bu işte PKK'yı terorden ayırması lazım. Kurt olmak başka bir şey, terorist olmak başka bir şey." diye konuştu.
" BİZ KARARLILIKLA ÇALIŞMAYA DEVAM ETTİK"
Guvenlik sorunu nedeniyle koylerin sahipsiz kaldığını, yayla ve meralarda baykuşların oter hale geldiğini vurgulayan Erdoğan, "Adını once Demokratik Açılım, daha sonra Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi en sonunda Çozum Sureci koyduğumuz sureçlere bu yuzden ihtiyaç duyduk. Anaların gozyaşları dinsin, hanelere şivanlar duşmesin, babalar gozyaşlarını içene akıtmasın diye tum yasakları kaldırdık. Kurtçe yayın yapan televizyondan alfabeye, dilin, hayatın her alanında serbestçe kullanımına kadar tarihi reformlara imza attık. Butun bunları yaptıktan sonra donup baktığımızda şahit olduğumuz manzara gerçekten çok guzeldi. Yıllarca oteki muamelesi yapılmış milyonlarca kardeşimizin kendilerini artık bu ulkenin başı vakur, birinci sınıf birer vatandaşı olarak hissettiğini gorduk. Bunun için 'baldıran zehiri içsek de bu sureci devam ettireceğiz.' dedik." ifadelerini kullandı."Biz bu kararlılıkla çalışmaya devam ettik ama meğerse karşımızdakilerin derdi başkaymış." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:"Biz onlara 'Silahlarınızı bırakın gelin, demokratik nizama katılın, mucadelenizi hukuk içinde verin' dedik. Onlar da bunun karşılığında yeniden teror yontemlerine sarıldılar, çukur kazdılar, mayın doşediler, damlara ağır silahlar yerleştirdiler, mahalleleri işgale teşebbus ettiler. Roketler, el bombaları stokladılar. Gorduk ki bunların derdi, Kurt, Kurtçe, mağduriyet, birinci sınıf vatandaşlık falan değilmiş. Bunların tek derdinin, demokrasi, hak, ozgurluk gibi kavramları kendilerine siper ederek, kafalarında, gonullerinde ideal olarak belirledikleri, dunyada ne kadar eli kanlı katil varsa onların baskıcı yonetim sistemiyle, halkımızı esir etmek olduğunu anladık. Bunu yaptılar. Bunlar ulkemizin asli parçası olmak yerine Turkiye'ye duşman, bizi kendi hesapları onunde engel goren emperyalistlerin oyunlarında piyonluk yapmayı seçtiler. Hepimizin geleceği, mutluluğu, refahı yerine birtakım istihbarat orgutlerinin maşası olmayı tercih ettiler. İşte Suriye'nin kuzeyinde PKK'nın yandaşı PYD, YPG ile beraber bir teror koridoru oluşturmayı seçtiler. Biz buna 'Evet' diyemezdik işte onun için Zeytindalı Operasyonunu başlattık, onun için Cerablus'a girdik. Eğer biz o teror koridorunu boş bıraksaydık, bugun Turkiye'nin guneyi çok zor durumda kalacaktı."
" BÖLGE HALKININ GÜZEL RÜYALARI KABUSA ÇEVRİLDİ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bolge halkının guzel ruyalarının kabusa çevrildiğini dile getirerek, "Evlerini başlarına yıktılar, çocuklarını ellerinden aldılar. 3-4 gun once Diyarbakır'daydım. Allah'ıma hamd ettim. Şurada PKK donemindeki, HDP donemindeki Diyarbakır ile kayyumlara devrettikten sonra şu Diyarbakır'ın geldiği guzelliğine bak. İstanbul, Ankara'da 4 gidiş 4 geliş cadde yok ama Diyarbakır' da 4 gidiş 4 geliş cadde var. Gece apaydınlık yollar. Kim derdi Diyarbakır boyle olacak? Şu anda Diyarbakır artık adeta Doğu'nun Guneydoğu'nun bir İstanbul'u oldu. Bu onlara kalsa olur muydu? Ama benim ozellikle Guneydoğu'daki kardeşlerim hala bu inceliğin farkında değil. Ben onlardan şimdi destek istiyorum, yardım istiyorum, el ele verelim de bu işi bitirelim." şeklinde konuştu."1990'lı yıllarda nasıl insanlar koylerinden kovulduysa, 2015'te bu defa bolucu teror orgutu şehirlerde oturan insanlarımızı yuvasından etmeye kalktı." diyen Erdoğan, konuşmasını şoyle surdurdu:"Ben Siirt damadıyım. Siirt merkezde butun eski Arap'ları oradan kovdular. Şu anda merkezde o insanlar neredeyse kalmadı, terk ettiler, İstanbul, Ankara, İzmir değişik yerlere gittiler. Niye? İşte bu çatışmalar... Halbuki onlar yıllar oncesinde boyle şeyler var mıydı? Hepsi kardeşçe el ele gonul gonule buralarda yaşadılar. Biz bunu istemiyor muyuz? Ben kardeşim diyorsam yaradılanı Yaradandan oturu sevdiğim için kardeşim diyorum. Rabbimiz, 'Ancak inananlar kardeştir' diyor. Bizim inanmayanlarla bir işimiz yok ama inananlar kardeştir. İnanıyorsa benim kardeşimdir, inanmıyorsa zaten yolu belli. Öyleyse bizim bunu bir defa yerine getirmemiz lazım."
" TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SÖZCÜLÜĞÜNE SOYUNDULAR"
Erdoğan, "Bin yıllık kardeşlik hukukuyla bağlı olduğumuz vatandaşlarımızı sokakta bulmadığımız için sokakta ta bırakmadık" diyerek, şunları kaydetti:"Şu anda Diyarbakır'da eğitimden, sağlıktan, adaletten, emniyetten, ulaşımdan, enerjiden alın butun ihtiyaçlarını gidermenin gayreti içindeyiz. İster Doğu ister Guneydoğu'ya gidin, bunların hepsini yapmaya çalışıyoruz. İnsanların oy vererek, kendilerini temsil için seçip Meclis'e gonderdiği milletvekilleri asli gorevlerini unutup, teror orgutunun sozculuğune hatta kuryeliğine soyundular. Diyarbakır Buyukşehir Belediyesi onunde ağlayan analar kimin analarıydı? Onlar Turk, Laz, Çerkez, Gurcu, Roman mıydı? Yok benim Kurt kardeşlerimdi onlar. Onları hungur hungur ağlattılar. O anaların yavrularını Kandil'e kaçırdılar. Kaçıranlar kimdi? Sozde Kurt, değil be onlar teroristti, terorist. Hastaneleri kurşunladılar, okulları kurşunladılar yıktılar. Saat kulesini, camilerimizi yıktılar, yaktılar. Nerede Guneydoğu'da. Benim Guneydoğulu kardeşlerim bunlara prim vermezdi. Benim tanıdığım Guneydoğulu kardeşlerim bunlara pirim vermezdi. Gençlik yıllarımda Guneydoğu'ya ittiğim zaman Guneydoğu insanını, imanını bilirim, vermezdi. 'İmandır o cevher ki İlahi ne buyuktur, / İmansız olan paslı yurek sinede yuktur.' Olay bu."
Şehirleri harabeye çeviren sonra da çıkıp o harabenin karşısında ozgurlukten bahsedenlerin iki yuzluluğunu milletin çubuk çozduğunu vurgulayan Erdoğan, "Keskin nişancılarıyla sokakta insan avına çıkanların, 5 aylık bebeği annesiyle beraber havaya uçuranların, kendinden olmayan herkese kurşun sıkanların, hayatı insanlara zehir edenlerin karşısına millet ve devlet olarak beraber çıktık. Yasin Boru Kurt değil miydi? Yasin Boru kaç yaşındaydı? 15-16 yaşında. Yasin Boru ne yapıyordu? Fakir fukaraya bir şeyler dağıtıyordu. Onu acımasız bir şekilde oldurmediler mi? Kimdi oldurenler yine sozde Kurt, yok ya teroristti terorist. Bunları karıştırmayın." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bolucu orgute karşı yuruttukleri operasyonlarla topyekun Turkiye'nin geleceğini kurtardıklarını soyledi. Teroristlerin yıktığını kendilerinin ise inşa ettiğini dile getiren Erdoğan, "Diyarbakır'da inşa ettik. İşte Dicle'ye bir gidin gorun bakın neler olmuş. Suriçi'nde neler oldu, gorun. O taş evler ne hale geldi, gorun. Elhamdulillah. Niye? Biz imarla mukellefiz, ihya ile mukellefiz onlar ise yıkmakla. Onların yıkım ekipleri var, bizim de inşa ekiplerimiz var. Şırnak, aynı, Siirt aynı. Yapıyoruz yapacağız, durmak yok yola devam. Hakkari aynı. Buralarda bizim milletvekilimiz filan yoktu. Yani biz illa milletvekili olsun diye bakmıyoruz. Niye? Bu topraklar bizim topraklarımız değil mi? Bu toprakları bizim en guzel şekle donuşturmemiz lazım." diye konuştu.Teror orgutu yandaşlarının insanları surduğunu, kendilerinin ise geri getirdiğini belirten Erdoğan, onların zulmettiğini, kendilerinin ise şefkat gosterdiğini kaydetti. Erdoğan, şoyle devam etti:"Onlar aç bıraktılar, biz iş verdik, yardım ettik, yatırım yaptık. Kardeşlerim; silahın patladığı yerde soz biter. İşte bunun için namlusu ulkemize yonelmiş son terorist de etkisiz hale getirilene kadar bu mucadele devam edecek diyoruz. Bunu da açıkça soyluyorum. Bizim onumuzde uzun bir demokrasi ve kalkınma yolculuğu var. Biz bazıları gibi ne petrol kuyularına ne de gaz rezervlerine sahibiz ama biz onlardan daha zengin ve daha ozguruz. Çunku biz demokrasi gibi, serbest seçimler gibi, milli iradenin ustunluğu gibi dunyanın en guçlu silahlarından birine sahibiz. Ne zaman dara duşsek ne zaman çıkmaza girsek çok partili hayatımızın bize bir hediyesi olan serbest seçimleri devreye sokuyor, milletimizin her şeyi yeni baştan duzenlemesi yoluna gidiyoruz. Bu yuzden milletimize muteşekkiriz. Bu yuzden milletimize minnettarız. İnşallah ben bu sefer de oyle olacağına inanıyorum. Şu anda butun buradaki kanaat onderi kardeşlerime diyorum ki; 14 gun kaldı, bu 14 gun içinde sizlerden destek bekliyoruz. El ele verelim, omuz omuza verelim ve bu yanlış gidişi hep beraber inşallah gelin çok farklı bir dinamik bir yapıyla duzeltelim. Guçlu Meclis'iyle, guçlu Hukumet'iyle guçlu Turkiye'yi sizlerle beraber inşa edeceğiz. Turkiye'yi aydınlık yarınlara yine beraber taşıyacağız."Turkiye'nin onemli bir seçimin arifesinde olduğunu aktaran Erdoğan, "Sizlerin de yakından takip ettiği gelişmeler sebebiyle biraz hızlı bir seçim sureci yaşıyoruz. Biz de onumuzdeki gunleri en iyi şekilde değerlendirerek seçimlere hazırlanıyoruz. Gonul ister ki 81 vilayetimizin hepsini ziyaret edelim. Gonul ister ki 80 milyonun her bir ferdinin elini sıkalım. Gonul ister ki tum vatandaşlarımızın sofrasına, hanesine misafir olalım ama sayılı gunlerin ve diğer programlarımızın imkan verdiği olçude mumkun olduğu kadar her gun iki ilimize bu arada farklı ilçelere gitmeye gayret gosteriyoruz." ifadelerini kullandı.Erdoğan, seçim çalışmalarında Doğu ve Guneydoğu illerini ziyaret etmeyi ihmal etmediklerini, 26 Mayıs'ta Erzurum'da Dadaşlara selam vererek yola çıktıklarını, 31 Mayıs'ta bir başka kadim şehir Malatya'da ertesi gun Adıyaman'da buluşmalar gerçekleştirdiklerini hatırlattı.Geçen pazar Diyarbakır'da hem meydanda miting duzenlediklerini hem de kanaat onderleriyle iftar sofrasında buluştuklarını, iftarın ardından caddede yuruyuş yaptıklarını, Kadayıfçı Hacı Levent'e uğradıklarını anlatan Erdoğan, "Öyle kendimize Musluman olmadık. Kapıları açtık, herkes geldi. Şoyle biz orada çok geniş, kapsamlı bir muhabbet sofrası kurduk. Biliyorsunuz 'Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl?' Seçimden onceki hafta inşallah Van'la, Şanlıurfa'yla, Mardin'le bu kucaklaşmaları surdureceğiz. Tabii biz bu şehirlere gidiyoruz ama aslında Doğu ve Guneydoğu kardeşlerimizin en çok yaşadıkları yer neresi? İstanbul. Öyleyse İstanbul'daki kardeşlerimizle de buluşalım, goruşelim, dertleşelim istedik. Bizlerin bugun bu guzel iftar sofrasında bir araya gelmesinde emeği geçen tum kardeşlerime şukranlarımı sunuyorum." ifadelerini kullandı.
" MİLLETİMİZE EN BÜYÜK BAYRAMI HEP BİRLİKTE İNŞALLAH 24 HAZİRAN AKŞAMI YAŞATACAĞIZ"
Bayramı takip eden pazar gunu seçimlerin olduğunu hatırlatan Erdoğan, şoyle devam etti:"Aman ha memleket ziyaretini veya tatili uzatıp da sandıkları boş bırakmayın. İki pusula, tek zarf. İki pusulanın bir tanesi biliyorsunuz Parlamento'ya, milletvekiline ait bir tanesi de cumhurbaşkanına aittir ama hepsini aynı zarfa atıyoruz ve bizim Cumhur İttfakı ile Parlamento'da seçime giriyoruz ama başkanlıkta şahsımla ilgili zaten resmimle altı sadece bize ait. Diğerleri de kendilerine ait. Oy namustur. O vererek sadece ulkeye, cumhurbaşkanı ve milletvekili seçmiyorsunuz aynı zamanda geleceğinizin kararını veriyorsunuz. Bunun için namusunuz olan oyunuza ne olur sahip çıkın. Mutlaka sandığa gidip iradenizi yansıtın. Allah gostermesin bir aksilik olursa o ahların, vahların, keşkelerin hiç kimseye faydası olmaz. AK Parti teşkilatlarında gorev alan veya AK Parti'ye gonul vermiş kardeşlerimizin sorumluluğu daha da buyuktur. Bu kardeşlerimiz artık bu bayramda ailelerinden musaade isteyecekler, seçim çalışmalarına kesintisiz devam edecekler. Milletimize en buyuk bayramı hep birlikte inşallah 24 Haziran akşamı yaşatacağız ama gune kadar durmadan, duraksamadan, yorulmadan çalışacağız."
" MİLLETİMİZ BİZİ ÇOK İYİ TANIR"
"Biz milletimize karşı hiçbir zaman çift dilli olmadık" diyen Erdoğan, Turkiye'nin her yerinde aynı şeyleri konuştuğunu vurguladı.Trabzon'da, Adıyaman'da başka, İzmir'de başka Diyarbakır'da farklı konuşmadığını dile getiren Erdoğan, şunları soyledi:"İnanmadığımız hiçbir şeyi sırf şirin gozukelim diye meydanlarda avaz avaz bağırmadık. Ne aslımızı inkar ettik ne kendimizi olmadığımız bir şey gibi gostermeye çalıştık. Milletimiz de hep yuz yuze kalp kalbe, ruh ve ruh iletişim kurduk. Bu sebeple milletimiz bizi çok iyi tanır. Biz de milletimizin ne duşunduğunu, ne hissettiğini ne istediğini neye ozlem duyduğunu çok iyi biliyoruz. Bu sayede 16 yıldır surekli artan bir destekle ulkenin yonetiminde kalmayı başardık. Biz milletimizin bize verdiği tum yetkileri ve imkanları Turkiye'nin tamamı için kullandık. Demokraside ve ekonomide yaptığımız tum reformları işte bu anlayışla hayata geçirdik."Turkiye'nin yaşadığı bu buyuk donuşumun en buyuk faydasının ihmal edilmiş, geri kalmış yerlere olduğunu belirten Erdoğan, şoyle konuştu:
"Ülkemizde Karadeniz'den İç Anadolu'dan ta oralara kadar geri kalmış, ihmal edilmiş yerler vardı ama hiç şuphesiz en geri kalmış en fazla ihmal edilmiş bolgelerimiz Doğu ve Guneydoğu Anadolu bolgelerimizdi. Bunun için o bolgelerimize daha fazla yatırım yaptık. Mesela geçtiğimiz 16 yılda Doğu Anadolumuz için ne harcadık biliyor musunuz? 247 katrilyon harcadık. Guneydoğu Anadolumuz için ne harcadık biliyor musunuz 89 katrilyon. Bu iki bolgeye toplam 336 katrilyon liralık kaynak kullanarak her alanda bu bolgeleri kalkındırdık. GAP ve DAP gibi bolgesel kalkınma projelerinin yanı sıra tum bakanlıklarımızla, tum kurumlarımızla, valiliklerimizle, bolgemizde 79 yılda yapılanların tamamının 3 katı, 5 katı, 10 katı hizmeti biz 16 yılda hayata geçirdik. Bugun artık eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, altyapıdan sosyal yardımlara kadar hiçbir alanda bolgelerimiz arasında çok ciddi farklar kalmadı. İnşallah onumuzdeki donemde Turkiye'nin tamamıyla birlikte Doğu ve Guneydoğu Anadolumuzu da daha çok kalkındıracak daha çok zenginleştireceğiz. İstanbul'da yaşayan siz değerli kardeşlerimizden bu mucadelemizde bize destek olmanızı istiyorum. Gelin, 2023 hedeflerimize hep birlikte ulaşalım. Gelin, hep birlikte vakit birlik vakti diyelim. Gelin hep birlikte vakit kardeşlik vakti diyelim. Gelin hep birlikte vakit Turkiye vakti diyelim."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.