Özet (TL;DR) @ 2018-06-09T22:37:59.000Z: CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, NTV yayınında soruları yanıtladı. İnce, bir kez daha FETÖ elebaşı Fethullah Gülen'in iade talebinin usulüne uygun yapılmadığı iddia etti. Muharrem İnce, iade…



CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, NTV'de yayınlanan 'Seçime Doğru programında  Ahmed Arpat'ın sorularını yanıtladı.

_ Ahmed Arpat: Hem anketlere hem de meydanlara bakt ığınızda gidişatı nssıl goruyorsunuz? _

Muharrem İnce: 4 Mayıs gunu adaylığım açıklandı. 36 gunde işte 52 vilayete gittim. 77.mitingimizi bugun Kocaeli'de yaptık. Yarın İstanbul'dayım, 5 farklı noktada ilçelerimizde buluşacağız. En son Silivri'de olacağız gece. Pazartesi gunu Diyarbakır'a gidiyorum. Planlamamızda bir hata olmazsa 106 mitingle tamamlayacağız.

Ahmed Arpat: Performansa bak ınca sanki daha onceden hazırlanmışsınız gibi.

Muharrem İnce: Cumhuriyet Halk Partisi'nde genel başkan adayı olmuş birisi ben bu ulkeyi yonetme iddiasındayım diyordur zaten. Ödevime çalışmak, dersine çalışmak, ulkeyi yonetmeye hazır olmak, her konuda kendini yetiştirmek, 16 yıllık milletvekilliği birikimiyle bir kadro kurmak, sanayisinden, eğitimine, dış politikasına guvenliğine kafa yormak, çareler uretmek tabii ki 36 gunun işi değil.

Ahmed Arpat: Miting meydanlar ında aslında farklı bir profil çiziyorsunuz, izlettiğiniz videolarda eski filmlerden gondermeler yapıyorsunuz ya da sosyal medyada ince espri varsa alıyorsunuz meydana taşıyorsunuz. Nasıl bir ekip kaç kişilik bir ekip o meydanın arkasında?

Muharrem İnce: Toplumun barışmaya ihtiyacı, hıuzura ihtiyacı, gulumsemeye ve hayal kurmaya ihtiyacı var. 16 yılda o kadar gerdi ki Erdoğan millet, herkes mutsuz herkes huzursuz. Kağıt toplayan bir çocuk, milletvekili arkadaşımız soruyor, "Senin hayalin ne" diye. "Benim hayalim buyuk karton bulmak. Buyuk karton çok para yapıyor." Çocuğun hayaline bakın nerelere duşurmuş çocukları. Ben çocuklara hayal kurdurmak istiyorum. Uzay ussunde olduklarını, araba geliştirdiklerini, yabancı dil oğrendiklerini hayal ettirmek istiyorum. İyi avukat, iyi oğretmen olduklarını hayal ettirmek istiyorum. Gençlerin çocukların hayali yok bu ulkede. Mizah siyasetin vazgeçilmezidir. Mizah yoksa kaba olur siyaset. Mizah olmazsa meydanlarda çop dersiniz, tezek dersiniz, cibiliyetsiz dersiniz. Bu mizah yonu olmayan insanların işidir. Oysa siyasette karşıdaki iğnelerken, ona laf soylerken esprili yanıt vermeniz lazımdır. İnsanları duşundurtmeniz ve guldurmeniz lazım. Kabalaşmamanız lazım. Kimse kabalaştığımı soyleyemez. Bugun 40 derecenin uzerinde bir sıcaklıkta miting yaparken ben rahatsız oldum. Ter akıyor ve insanlar sizi dinliyorlar orada oruçlu olanlar var. O insanları oradan mutlu gondermeniz lazım, umutlarını tazeleyerek gondermeniz lazım. Çocuklarımızın geleceği iyi olacak diye onlara bir şey vermeniz lazım.

12 genç var iyi universitelerden mezun zeki çocuklar. Bunlar klipleri, videoları hazırlıyorlar. Kendi aralarında bir takma adları da var, "10.Kat" diye. Ayrıca ekonomi ekibi var. Partide çalışan arkadaşlar ayrı ben partiden bağımsız olarak 4 Mayıs'ta parti bayrağımı çıkarttım Turk bayrağını taktım. Yıllardır birlikte çalıştığım bir ekibim var. Kendilerini kanıtlamış insanlar. Mesela bugun Kocaeli'nde mitingim vardı aradılar sanayi yerlerini anlatman lazım dediler. Hemen atladılar geldiler. Ben prompter kullanmıyorum, kuçuk notlarım var oradan anlatıyorum. Ekranda bir adam gorunuyor cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, eğitim anlatıyor, ekonomi anlatıyor. Muthiş bir ekip var, yorulmamış bir lider var, taze bir kan var birlikte goturuyor.

Ahmed Arpat: Kandil 'e yonelik bir operasyondan bahsediliyor gun sayıyoruz deniliyor.

Muharrem İnce: Çok uzuluyorum buna. Şimdi diyelim ki Kandil'e operasyon yapacaksınız davulla zurnayla operasyon olur mu? Bu çıkın oradan biz geliyoruz demektir. Erdoğan'ın derdi Kandil filan değil derdi seçim. Kandil'den oy devşirebilir miyim hesabıdır bu. Bu devlet adamlığı değildir bu siyasetçiliktir. Siyasetçi gelecek seçimi devlet adamı gelecek nesilleri duşunur. Senin bunu meydanlarda konuşma derdin milliyetçi duyguları korukleyerek oy devşirmektir. Yapamayacağını bal gibi de biliyor.

Ahmed Arpat: Kar şı mısınız siz?

Muharrem İnce: Ben başka bir şeyi tartışıyorum. Davulla zurnayla operasyonun yapılacağının duyurulmasının yanlış olduğunu, bu sıcak siyasetin bir parçası olur. İkincisi Kandil sınırımıza 110 kilometre uzaklıkta, boyu da guneye doğru 30 kilometre, genişliği de 5 kilometre. Korkunç bir coğrafya. ABD'nin helikopterleri iniyor kalkıyor orada. Hemen batısı İran. Yani siz İran'la anlaşmadan, ABD ile anlaşmadan bunu yapamayacağınızı herkes biliyor. Ben biliyorum. Seçim oncesinde yok operasyondu yapıyorduk, yapamayacaklar goreceksiniz. Ama bunu siyaset kullanmaları orduyu da kuçuk duşurur, devleti de kuçuk duşurur. Ciddi olalım bu konuda ciddiyete davet ediyorum Erdoğan'ı ve hukumeti. Sen seçimde iki fazla alacaksın diye orduyu yıpratma, ortalık yerde bunları konuşma. Operasyon yapacaksın da seçime 48 saat kala yapacaksın da neden bir ay oncesinden duyuruyorsun. Derdin operasyon yapmak mı sandıkta oy almak mı?

Ahmed Arpat: G ulen'in ABD'nin usulune uygun istenmediğini one surdunuz. Sonrasında yaşanan sureç Cumhuriyet Halk Partisi'nden bir heyet Adalet Bakanlığı'na gitti. Sayın Özel'in açıklamaları var, "Sayın İnce'nin iddialarını destekler bulgulara ulaştık, raporu sayın İnce ve sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na verdik" diyorlar.

Muharrem İnce: Ben usulune uygun istemedi dedim hukumet. Hayır istedik dediler. Sonra gelsin incelesin dosyaları dediler. Ben bir heyet gonderirim onlar incelerler dedim. 1 hafta cevap vermediler sonra inceledi arkadaşlarımız. 120-125 klasor 85 klasor gibi laflar ettiler, arkadaşlarım 27 klasor dediler. Her klasorden 3 nusha yapılmış dolayısıyla 85 klasor dediklerine bakmayın 27 var. İki, iade talebiyle ilgili 7 dosya var. 7 dosyanın dordu 15 Temmuz oncesindeki olaylarla ilgili. Mesela biri Selam Tevhit davası. Selam tevhit davası dosyanın Adalet Bakanlığı'na gelişi 28 Ocak 2016. Yani 15 Temmuz 2016'yı duşunurseniz henuz 15 Temmuz olmamış. 6 ay bu dosya beklemiş gonderilmemiş ABD'ye. 15 Temmuz olmuş 4 gun sonra gonderilmiş. Ocak ayından Fetullah Gulen'in iade talebi bakanlığa gelmiş, bakanlık neden bunu ABD'ye gondermemiş. Bu 6 ay bekleme emrine Erdoğan mı vermiş, Adalet Bakanı mı vermiş ne olmuş? İkinci dosya, polis meslek yuksek okulu sorularının çalınması. 8.12.2015 tarihinde hazırlanmış Adalet Bakanlığı'na verilmiş bu dosya. 19.07.2016'da gitmiş. Neden 7 ay beklettiniz? Soru uç, elden belge verdik ABD'li yetkililere diyorlar. Benim adıma oraya giden heyet bu belgeleri gormek istiyoruz diyor. Bunları da gostermiyorlar. Bazı dosyalarda bu 7 dosyadan bazılarından suç tarihleri 2011'den başlıyor. Peki Erdoğan'a gore milat 17-25 Aralık 2013'tu. Milatı boyle konuşursanız Turkiye'de 2011 yılına ait suç tarihini derseniz inandırıcı olur musunuz? MİT krizi 7 Şubat 2012. Milletvekillerinin bir meşhur Pensilvanya ziyareti var o ne zaman? Mayıs 2012'de. Mayıs 2012'de milletvekilleri şua anda 5'i yeniden aday. Mayıs 2012'de 5 milletvekili Gulen'i ziyaret edecek, fotoğraf çektirecekler ama siz ABD'ye dosya gondereceksiniz, suçlu diyeceksiniz bana iade et diyeceksiniz suç tarihini de 2011 yapacaksınız. Siz kendinizi ABD'nin yerine koyun. Bu 7 dosyadan bazılarından suç tarihini 2011'den başlatıyor. Oysa 2012 yılında AK Partili bazı milletvekilleri Fethullah Gulen'i Pensilvanya'da ziyaret ettiler ve bu fotoğraflar basında yayınlandı. Suç tarihini 2011'den başlatırsanız 2012 yılında milletvekilleri ziyarete giderse Gulen'i ve bu kişileri yargılamak yerine yeniden milletvekili adayı yaparsanız ABD makamları size inanır mı? İnanmaz. Mesela Bulent Arınç goruşmesi 2013 yılında. "Bir emriniz var mı" diye soyledi Erdoğan gittim goruştum diyor. Sorum net, bu dosyaları 6-7 ay neden beklettiniz. Kim emir verdi? ABD kesin delil istiyor. Darbeyi eniştenden oğrenmişsin sen, devletin birimlerini çokertmişsin. MİT'in haberi yok. Mesela soruları çalanlarla Fethullah Gulen arasında kesin delil ortaya koy diyor. Hukumet bu delili ortaya koyamamış. Yok dosyada bu değil. Soruların çalınmasıyla ilgili çalanla Gulen arasında bir delil koy ortaya diyor. Ortada delil yok. İki, ABD soruyor, "Adil Öksuz'u elinden neden kaçırdın" diyor. Soru uç, iki yıl geçmiş uzerinden ABD'yi defalarca ziyaret etmişsin, hiç olmadığımız kadar yakınız diyorsun, dostum Trump diyorsun ama sana iade etmiyorlar. Demek dostluk yok, yakınlık yok, muttefiklik yok, dunya liderliği yok ortada. Ve istemiyorlar da zaten iade edilmesini. ABD vermek istemiyor Erdoğan da almak istemiyor.

Ahmed Arpat: Bu iddialar usul une gore istenmediğinin içini dolduruyor mu? Ben sizi dinleyince şoyle algılıyorum, 'evet buradan hareketle devlet ya da hukumet bu mucadelede yeteri kadar uzerine duşmedi' denebilir ama...

Muharrem İnce: 15 Temmuz olmasaydı bu iade taleplerinin hiç birisi olmayacaktı. ABD'de bunu goruyor, "Senin bakanlığına dosya gelmiş sen bunu 7 ay bekletmişsin, 15 Temmuz olmuş 3 gun sonra bana gondermişsin. Demek ki senin bunlarla ortaklığın var" diyor. Bazı yerlerde tercumeleri yapmamışlar, soruları çalanla Gulen arasındaki ilişkiyi ortaya koymamışlar. Çok ayrıntı anlatabilirim saatlerce konuşabilirim. En can alıcı noktasını soyluyorum, 7 ay dosyanın bekletilmesidir burada en can alıcı nokta. Eğer darbe girişimi olmasaydı Fethullah Gulen hala korunuyor olacaktı.

Ahmed Arpat: İddia kadar iddiayı sayın İnce'ye kimin soylediği da çok konuşuluyor.

Muharrem İnce: Siz gazeteci olarak kaynaklarınızı soyluyor musunuz? Erdoğan ��nce'yi işletmişler diyor, "Benim telefonlarımı dinlediğinizi biliyorum, bu goruşmeyi kendi telefonumdan yapacak kadar saf değilim" dedim. Erdoğanı'ı FETÖ kandırır, Putin kandırır Obama kandırır, Apo kandırır, Barzani kandırır. Ben kandırılmam. Telefonlarımın dinlendiğini zaten biliyorum ben. Bu goruşmeyi de herhalde onun dinleyebileceği bir telefondan yapacağımı duşunecek kadar saf olabilir ama ben değilim.

Ahmed Arpat: Say ın Cumhurbaşkanının daha once katıldığı televizyon programlarında Cumhuriyet Halk Partisi'nin Amerika'daki temsilcisi sayın İnce'ye o bilgiyi veren şeklinde, o mudur?

Muharrem İnce: İstediği gibi duşunebilir. Kimden bilgi aldığım onu ilgilendirmez. Benim sorduğum, Gulen'in iadesini neden 7 ay beklettiniz? Sen mi talimat verdin, Adalet Bakanı mı verdi? Darbe olmasaydı 19'un da iade talebinde bulunacak mıydınız? 7 ay bulunmadınız da hemen 4 gunde nasıl bulundunuz?

Ahmed Arpat: Cumhurba şkanı olduğumda usulune gore isteyeceğiz eğer vermezlerse İncirlik'teki Amerikan askerleri noeli evinde geçirir demiştiniz.

Muharrem İnce: Noelde Amerikan askerleri gider evinde dinlenirler.

Ahmed Arpat: FET Ö devletten tam anlamıyla temizlendi diyebilir misiniz?

Muharrem İnce: FETÖ'yu temizlesek Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yarısı gider zaten. Fethullah Gulen'i ziyaret etmeyen onunla işbirliği yapmayan, atadıkları valiler, yukselttikleri generaller, kurdukları universiteler bunları butun millet biliyor. Fakat yavuz hırsız ev sahibimi bastırır misali fazla bağırdıklarına bakmayın bunların hala FETÖ ile kucak kucağa. FETÖ ile Turkiye Cumhuriyeti'ne birlikte ihanet ettiler. Ne zaman ki FETÖ bunlara ihanet etti o zaman kardeş kavgası başladı. 12 yıl birlikte ortaklık yaptılar. Erdoğan kendisi diyor zaten bizim donemimizde buyuduler diye. Safmışız, kandırılmışız diyen o. 17 universite açtılar 16 tanesi bunların donemine. Akın Özturk'u hava kuvvetleri komutanı yapmak için 60 generali ya emekli ettiler ya da hapse attılar. Harp Akademileri'ni kapattılar Milli Savunma Üniversitesi kurdular,  atadılar o da FETÖ'cu çıktı. TİB'i kurdular tepeden çaycısına kadar Erdoğan atadı hepsi FETÖ'cu çıktı. Yanındaki 5 tane yaverden 5'i de FETÖ'cu çıktı. Bunları ben mi seçtim? Sen kendine daha yaver seçememişsin.

Ahmed Arpat: Say ın İçişleri Bakanı'nın açıklaması vardı bugun, "FETÖ hala sosyal medya uzerinden subliminal mesajlar veriyor, darbe çağrısı yapıyor" şeklinde.

Muharrem İnce: Boş işler bunlar. Bunları bir kenara bırakalım FETÖ, IŞİD, PKK her tur terorle mucadeleyi en kararlı şekidle surdureceğiz. Ciddi ve pazarlık yapmadan. Devletin gorevi bu olmalıdır zaten. Yoksa oy devşirmek için, onlarla geçmişte ortaklıklarını kapatmak için, yani 2011 yılında suçun başlangıç tarihi demişsin 2012 yılında milletvekillerin gidip fotoğraf çektirmiş. O zaman o milletvekillerini mahkemeye gondereceksin. Bunu yapmadıktan sonra kim inanır size.

Ahmed Arpat: Apolet tart ışması var yine. Sayın Genelkurmay Başkanı'na yonelik de bir tepkiniz olmuştu sayın Gul'u ziyareti sonrası. Orada gorevden alırım şeklinde tepki gostermiştiniz.

Muharrem İnce: Apoletini sokerim de gorevden alırım demek zaten aynı şey. 30 Ağustos'ta emekli ederim demek aynı şey. Soylem biçimi farklı olabilir. Parti amblemi var, bir iftar yemeği, bir general iftar yemeğine bal gibi katılabilir. Siyasi partilerin iftarına katılabilir mi? Katılmasa daha şık olur katılırsa da sorun olmaz. Ama uniformasıyla katılırsa daha kotu olur. Herşeye rağmen katılmış anladım ama orada Erdoğan orduyu ovmuyor, orada Erdoğan bayrağı ovmuyor, kahramanlık anlatmıyor, orada Erdoğan Muharrem İnce'yi yani siyasi rakibini eleştiriyor. Paşa alkışlıyor. Bunu yapamaz. Bakın biz Balkanları ordunun siyasete girmesi yuzunden kaybettik. Bu ulkenin paşaları, generalleri, siyasi parti iftarlarında alkış yaparlarsa bu orduya saygı kalmaz. O paşa yetenekli birikimli, donanımlı bir paşa olabilir hiç itirazım yok. Ödul zamanı odul ceza zamanı ceza. Devlet boyle yonetilir. 24 Haziran'da ben Cumhurbaşkanı oldum. Seneye Ramazan'da iftar yemeği verdik. Birinci ordu komutanıyla İstanbul'da iftar yemeğinde Erdoğan'ı eleştiriyorum komutanda beni alkışlıyor. AK Partili kardeşlerime soruyorum bunu isterler mi? İki, bana diyor ki soktuğum apoletleri Apo'ya mı takacaksın. Benim Apo ile işim yok. Peki sen Ergenekon'da, Balyoz'da pek çok generalin apoletini soktun onları FETÖ'ye mi taktın. Beraber yaptılar çunku. FETÖ ile birlikte Turk ordusunun generallerini hapse attılar. Engin Alan Milliyetçi Hareket Partisi milletvekili oldu sonra. Çanakkale'de ayağa kalkmadı diye hapse attın. Bırak apolet sokmeyi hapse attın insanları. Genelkurmay Başkanı senin doneminde hapse atıldı, İlker Başbuğ. Sen ne zamandan beri Turk ordusunu savunur oldun Erdoğan? Kuzey Irak'ta Turk ordusunun başına çuval geçirildiği zaman nota verecek misiniz diye sordular, "Ne notası muzik notası mı" dedi. Askerin başına çuval geçirildiğinde Turk askerini savunmayacaksın benimle polemiğe gireceksin, sozumun arkasındayım. Cumhurbaşkanı seçildiğimde emekli edeceğim bu kadar basit.

Ahmed Arpat: Kandil 'e harekatı konuşulurken orduyu yıpratmamak gerekir dediniz. Bir Kandil harekatından bahsediyorsak harekatın başında 2. Ordu komutasında gerçekleşecek ve harekatın başında İsmail Metin Temel olacak.

Muharrem İnce: Orada orgeneral var. Şimdi bu tartışmalara girmeyelim orada başka bir konu var aslında o yapamaz orada bir orgeneral var o yapar. Ama bu tur konuları televizyon ekranlarında tartışmak istemiyorum. Orada orgeneral varken korgeneral onu yapamaz. Ayrıntılara girmeyeyim o zaman yıpratmış olurum. Bildiğim daha fazla şey var ama bunlar ortalık yerde konuşulmaz. O operasyon ayrı bir şeydir; iftarda Erdoğan'ı alkışlaması demek beni yuhalaması demektir. Asker bunu yapamaz. Yapmayacak, yaptırmayacağım.

Ahmed Arpat: Harekat ı yuruten askerler uzerinde bir olumsuz moral motivasyon açısından...

Muharrem İnce: Sadece askerin mi morala ihtiyacı var siyasetçinin morale ihtiyacı yok mu? Erdoğan benim rakibim ona alkış yapacaksın beni yuhalamak anlamına gelir. Benim moralim ne olacak? Asker siyasetin içine giremez. Fevzi Çakmak bir gun Ataturk'e, "Şu bakanı beğenmiyorum, yaptığı işler hoş değil" der. Ataturk, "Olabilir ama sen genelkurmay başkanısın. Onu eleştireceksen eğer çıkar o uniformayı gel oyle konuş" diyor. Paşa da alkış yapacaksa çıkarak uniformasını siyasete gelecek gelip Erdoğan'ı eleştirecek. O paşaların hakkını ben çok savundum. Silivri'de inim inim inlerken Muharrem İnce'nin onlara nasıl sahip çıktığını çok iyi bilirler. Turk ordusuna nasıl sahip çıktığımı o Silivri mahkemelerindeki tutanaklar, davalarım var benim orayla ilgili. Sahip çıkma zamanı sahip çıkarım yanlış yaptıklarında da eleştiririm.

Ahmed Arpat: 24 Haziran 'da 1.tur eğer ikinci tura kalırsa 7 Temmuz. 2.tur için bir stratejiniz var mı? Eldeki anketler ne soyluyor?

Muharrem İnce: Mesela sizin ikinci turdaki tutumunuz nasıl olacak? İlk turdaki gibi mi olacak farklı mı olacak? Mesela 77 miting yaptık 4 Mayıs'tan bu yana. Yolda gelirken sordum arkadaşlara Erdoğan 16 miting yapmış. Erdoğan'ın 16 mitinginin 16'sını da hepsini baştan sona vermişiniz hiç kesintisiz. Benim 77 mitingimden birisini baştan sona vermemişsiniz. Bir tane verseydiniz baş ustune diyecektim. Sizin tutumunuz nasıl olacak mesela ikinci turda? Diyelim baş başa çıktık ikinci tura kaldık bende onu merak ediyorum. Hiç olmazsa siyasetin hatırına bir tanesini tam verir. Mesela aday tanıtımında 600 milletvekiliyle tek tek fotoğraf çektirmiş konuşmasını tam vermişsiniz, 600 kişiyle fotoğraf çektirmesini bile tam vermişsiniz. Sadece NTV'ye soylemiyorum bunu butun kanallara soyluyorum. Benim baştan sonra bir mitingimi kesintisiz veren televizyon kanalları hangisidir? NTV mi, CNN mi, Haberturk mu, TRT mi hangisi? Yarın bunu açıklayacağım hangi televizyon Erdoğan'ın mitinglerini tam vermiş benim bir mitingimi tam vermiş? İkinci tura kalmayacak bu iş birinci turda kazanacağım ben. Başlarken ikinci tur diye başladım doğru ama o geçti artık. Birinci turda kazanacağız.

Ahmed Arpat: Olur da ikinci tura kal ırsa. Başkan yardımcılarınızı belirleyip mesela birlikte bir miting...

Muharrem İnce: Birinci turda kazanmak uzerine kuruyorum stratejiyi şimdi hedefim o. Diğeri sonraki iş.

Ahmed Arpat: Y urutme ile yasama uyumu çok tartışılıyor. Cumhurbaşkanı ve Meclis hangi çoğunluk ne tarafta olacak. Cumhurbaşkanı seçilirseniz eğer Cumhur İttifakı'nın çoğunlukta olduğu bir Meclis'le nasıl çalışırsınız?

Muharrem İnce: Millet İttifakı'nın çoğunlukla ilgili bir derdinin olacağını zannetmiyorum. Ben hep uzlaşma kulturunden bahsediyorum farkındaysanız. Biz o Meclis'te AK Parti ile birlikte Cumhuriyet Halk Partisi benim de başkanvekili olduğum donem 1500 maddelik 1600 maddelik Turk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu'nu çıkardık hem de çok kısa surede. Biz muhalefet etseydik orada o kanunlar çıkmazdı. Ama memleketin ihtiyacı var diye kısa sure içinde çıkardık. Ben AK Partili milletvekillerinin de memleketin ihtiyacı olan konularda benim Cumhurbaşkanlığımda onları ikna edebileceğimi onlardan da Meclis'te destek alabileceğime inanıyorum. Bunun geçmişte ornekleri var. Biz Meclis'te destek verdik oy verdik aynı şeyi onların yapacağına da inanıyorum.

Ahmed Arpat: Tam tersi bir durum olursa.

Muharrem İnce: Erdoğan yeniden kazanırsa karanlık bir Turkiye goruyorum. Dolar yeniden yukselecek, faizler yeniden yukselecek, ozgurlukler yeniden kısılacak, umutsuzluk hakim olacak. Bu umutsuzluk ortamından kurtulmamız lazım. Benim adaylığımla birlikte sokaklarda bir umut goruyorum. Bana yurtdışına gidip kazanırsam yeniden doneceğini soyleyenler var. Ben bir gunde doların duşeceğine inanıyorum. Yatırımcıya guven vererek. Tasarruf etmesiyle devletin milletin değil. Millet kemer sıkmayacak devlet kemer sıkacak. 901 milyon lira 2017'de devlet kira odedi. 550 milyon lira taşıt kirası odedi. Son 15 yıl içinde 865 milyar dolar vergi topladılar, 60 milyar dolar ozelleştirme yaptılar, 323 milyar dolar borç ilavesi yaptılar. Cari açık 55 milyar dolar, işsizlik gençlerde yuzde 20'lere çıkmış. Enflasyon resmi rakamlar 12.64 ama mutfaktaki enflasyon yuzde 30'a gelmiş. İthalat 250 milyar dolar olmuş. Boyle bir ortamdan nasıl çıkacağız. Devlette insana benzer, bir insanın bir organ fazla buyurse diğer organlar buyumezse bir ucube ortaya çıkar. Her organı birlikte buyutmek lazım. Tarımı buyuturken sanayiyi de buyuteceksin. Sağlıkla eğitim birlikte olacak. Bu topyekun kalkınma once zihniyet değişikliği ile olacak. O sarayı yıkarım başına dediğimde sarayın yıkılması anlamına gelmez o, o zihniyetin yıkılması. Meydanlarda bağırıyor şimdi, "Cemileri yıkacak mısın, kopruleri yıkacak mısın". Üzuluyorum gerçekten acıyorum. Camileri niye yıkayım, kopruleri niye yıkayım, sarayı niye yıkayım. Sarayı gençlere vereceğim bilim merkezi yapacak. Senin başına yıkarım dediğimde o saray duzeni. Kilosu 4 bin 500 liraya beyaz çay içiyorsun. Kendine organik çiftlik kuruyorsun sarayın bahçesine ama millete GDO'lu yiyecek yediriyorsun. O saray kulturunu yıkacağım diyoruz. Konuşan bir Turkiye ozgur bir Turkiye gençleri hayal kuran bir Turkiye gençleri iş bulan bir Turkiye. 100 kadından 32'si çalışıyor. Bunu iki katına çıkaracağız. Kreş açacağız her mahalleye. Engelli çocuklar için semtlerde gunluk bakımevi açacağız. Kadın hayata katılacak. Atıl olan değerlerimiz var. Sanayimizin 4'te 1'i çalışmıyor, denizlerimiz atıl, tarım alanlarımız atıl, meralarımız atıl, gençlerimiz atıl. İnsanlara bir ruh vereceğiz. Ben diyorum fabrika kuracağım o diyor kıraathane kuracağım. Keklerde devlettenmiş çay da varmış yanında. Ben bazen aklımızla dalga geçtiğini duşunuyorum. Demek ki atanamamış oğretmenleri atamak gibi bir derdi yok, gıda muhendislerini, sağlıkçıları atamak gibi bir derdi yok. Gençler işsiz. Ne yapacaklar kahvehanelerde oturup, internet yok ama dikkatinizi çekerim. Bu çağda bu vaatte bulunabilmek, boyle bir vaatte bulunan birinin yuzde 1 oy almaması lazım.

Ahmed Arpat: Cumhurba şkanı seçilirseniz yeni sistemde Cumhurbaşkanı olacaksınız. Çok geniş bir yetkisi var. Siz eğer seçilirseniz bu yetkileri ne kadar kullanacaksınız?

Muharrem İnce: Duzeltmek için sonuna kadar. Turkiye'nin çivisi çıktı, devletin gelenekleri yok oldu, kurumlar çokertildi. Tek bir adam bir parti demiyorum bakınız, yargı o, doktor, avukat o, mahkeme o, bakan o. Ben çok politik bir çocuktum 13-15 yaşında bile bakanların isimlerini ezbere bilirdim. Bir karizmaydı bakanlar bir etkinlikleri vardı. Şu anda biz bile anında sayamayız. Çunku bakanlar bir etkisi yok. Bir, yargıyı tarafsız, bağımsız bir hale getirmemiz lazım. Beni de yargılayabilecek bir yargı istiyorum. Yargıtay'ın salona girdiğimde ayağa kalkmayacak yargıçlar istiyorum. Modern dunya boyle, demokrasi boyle.

Ahmed Arpat: Nas ı yapacaksınız peki?

Muharrem İnce: Yargıtay'da Danıştay'da seçimler varken gazeteler yazdı 8 tanesi sosyal demokrat, 10 tanesi milliyetçi, şu kadarı muhafazakar. Çok ayıp bir şey bu. Gazeteciler nereden biliyor bunu? Bunlar yargının siyasallaştığının en buyuk gostergesidir. Yargıyı tarafsız hale getireceğiz. Bunu uç ayda yapabiliriz. O yargıçları toplayıp siz Cumhuriyet savcısınız. Guçler ayrılığı olmadan olmaz. Eskiye asla donmeyeceğiz. Eski parlamenter sistem iyi değildi. İyileştirilmiş demiyorum orada eksiklikleri giderilmiş, modernize edilmiş. Örneğin bir başbakan olacak bir Cumhurbaşkanı olacak parlamenter sistemde. Başbakan gensoru verebileceksiniz, sadece gensoru verip bırakırsanız kaos çıkabiliyor. 80 oncesinde oldu; turlar boyunca Cumhurbaşkanı seçilemedi. Niye Almanya'daki gibi yapmayalım. Sizi gensoru verip duşureceğiz ama yerinize kimin geleceğini belirterek gensoru veririz. Yasama-yurutme-yargı arasındaki guçler ayrılığı net bir şekilde kalın bir çizgiyle çizilmesi lazım. 16 yıldır o Meclis'te bulunan birisiyim. Milletvekilleri de kanıksamış artık. İktidar milletvekili bile olsa bakanı savunmak onun gorevi değildir, o yasamanın bir uyesidir milletvekili. Guçler ayrılığını net bir şekilde ortaya koyacağız. Çokertilmiş olan kurumlar var. Restorasyon surecine ben 2 yıl dedim. Son yapılan anayasa değişikliğinde yeni sisteme geçişi 2 yıl olarak belirlemişlerdi. Erken seçim deyince 1 yıla indi. Yetkileri çıkar sağlamak, demokrasiyi kısmak için değil, ozgurlukleri kısman için değil demokrasiyi yerleştirmek, hukukun ustunluğunu tesis etmek için ekonomiyi canlandırmak için. Örneğin benim Cumhurbaşkanlığımda Merkez Bankası başkanı bir siyasi partinin genel merkezine davet edilmeyecek.

Ahmed Arpat: Nas ıl bir yurutme modeli nasıl bir kabine modeli? Örneğin Erdoğan'ın Beyaz Saray modeli bir çalışma tarzından bahsediliyor. Ofisler oluşturulacak, politikalar o ofisler tarafından belirlenecek bakanlıklar tarafından yurutulecek şeklinde.

Muharrem İnce: Ben sarayı kullanmayacağım devletin işlerini Çankaya Koşku'nde yapacağım. Devletlerin gelenekleri vardır. Mesela İstiklal Marşı'nı bile tartışırlar bizde bazı ırkçı bulur mesela. Ama bir Alman bir Amerikalı, bir Fransız iki yuz yıl once yazılmış bir milli marşını tartışmaya açmaz. Onda da vardır ırkçı soylemler ama ona dokunmaz. Bizde vardır eskisini yıkıp yenisini yapmak. Cumhuriyetin gelenekleri vardı, Çankaya Koşku'ydu. Bir kriz anında Cumhurbaşkanı siyasi parti başkanlarını çağırır aynı yuvarlak masa etrafında toplanırlar ve çozum uretmeye çalışırlardı. En azından millete o birlik beraberlik goruntusunu verirlerdi. Oysa şimdi partili bir Cumhurbaşkanı var. Bu doğru değil. Onun için ben altı ok taşımıyorum yakamda Turk bayrağı taşıyorum.

Ahmed Arpat: Se çilirseniz eğer kaç Cumhurbaşkanı yardımcısıyla çalışacaksınız, bakanlıklar kaç tane olacak, birleşecek bakanlıklar var mı, danışman kadronuz nasıl olacak?

Muharrem İnce: 20 ile 25 arasında bakan olacak. Neyi nereye nasıl oturtacağız ekibim buna ciddi şekilde çalışıyor. Ama en fazla duyacağınız sozcukler kalite ve girişimcilik olacak. Ben 26 yaşındaydım oğretmenlikten istifa ettim. Tek maaşlıydım geçinemiyordum koylerde şal sattım. Oradan para kazandım. O paralarla bir oğretmenin yapabileceği tek şey dershane açtık. Yanımızda 26-27 yaşında 120 oğretmen çalıştırıyorduk. Onun için ben gençlerin girişimcilik ruhuna inanıyorum. Girişimcilik desteği vermek, arge desteği vermek devlet bunlara yaparsa uçururuz bu ulkeyi.

Ahmed Arpat: Cumhurba şkanı yardımcılarını kaç duşunuyorsunuz?

Muharrem İnce: 3 çok daralırsa 4.

Ahmed Arpat: Millet İttifakı'na mı boleceksiniz yoksa...

Muharrem İnce: Bunları şimdi konuşmak doğru olmaz.

Ahmed Arpat: Hafta ba şı Cumhuriyet Halk Partisi genel merkezinde bir buluşma gerçekleşti. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu sayın Akşener'le bir araya geldi. Parlamenter sisteme geçiş konusunda bir takvim belirleyelim istiyor sayın Akşener. Sizin meydanlarda iki yıllık bir restorasyon suresinden bahsetmeniz işte sayın Akşener'de ya da İYİ Parti'de bir rahatsızlık yarattı, bir ittifak kurduk bunu tabir takvime bağlayalım şeklinde bir talep geldi deniyor. Eğer o takvim sizin bu iki yıllık restorasyon vaadinizle çakışırsa...

Muharrem İnce: Ne olabilir? 2 yıl olmaz 1 buçuk yıl olur 1 yıl olur. Ben ongorude bulunuyorum 2 yıl bir kanun değil. Deneyimli bir siyasetçi olarak iki yılsa bunun ancak tamamlanacağını ongoruyorum. Ama bugun için Millet İttifakı'nda olan partiler biz bunu 1 yılda tamamlayabilir, tamamlayabilirsek ne ala hiç bir sıkıntı yok. Ama ben tamamlanamayacağını duşunuyorum.

Ahmed Arpat: Parlamenter sistemi ge çtikten sonra nasıl bir Cumhurbaşkanı...

Muharrem İnce: Tarafsız, herkesi kucaklayan bir Cumhurbaşkanı. Bu sureci tamamlayan birisi olmak isterim. Turkiye'nin demokrasisi gelişmiş, yargısı bağımsız, gençleri ozgur, bunu sağlayan bir Cumhurbaşkanı olarak siyaseti orada noktalamayacağım elbette tercihimi orada yaparım. Tarafsız Cumhurbaşkanlığında mı kalmak istiyorum yoksa başbakan olarak icranın başında mı kalmak istiyorum. O sonraki işler onlar. Tek adamlıktan kurtulmaya ihtiyacı var once Turkiye'nin.

Ahmed Arpat: Çok dikkat çeken vaatleriniz var meydanlarda seslendiriyorsunuz. Seçmeni en heyecanlandıran vaadiniz hangisi?

Muharrem İnce: Özgurluk vadediyorum. Her akşam beni televizyonlarda 15 kanalda birden gormeyeceksiniz. Bağırıp çağıran bir Cumhurbaşkanı olmayacağım. Yandaş gazetecilerle çıkmayacağım beni eleştirecek gençlerle çıkacağım. Mizansende yapmayacağım Erdoğan gibi. Gençlerin hayal kurmalarını sağlayacağım. Onlara bir gun bu ulkeyi siz yoneteceksiniz gelin birlikte kuralım bunu. Kadınları çalışma yaşamına katacağız. Aidiyet duygusunu geliştireceğiz gençlerin. Dil eğitimini anlatıyorum ve din eğitimini anlatıyorum. Bu ikisini de onemsiyorum. Trabzon'da ne anlatıyorsam pazartesi gunu Diyarbakır'dayım saat 17.00'de aynı şeyleri anlatacağım. Bir, butun oğrencilerimize resmi dili oğreteceğiz. İki, evinde konuştuğu dili oğreteceğiz. Üç, uluslararası bir dil oğreteceğiz. Din eğitiminde de sorun var. Bir kesim diyorsa iki saat derse razı değilim daha çok ders istiyorum. Seçmeli olarak koyacağız millet bir saat alırken sen 6 saat al. Diğer kesim diyor ki ben zorunlu din dersiniz istemiyorum. Sana da vermiyoruz. Bundan guzel çozum olur mu?

** Ahmed Arpat: Taraflarla bir araya gelece ğiz gerekirse 1 yıl konuşacağız tartışacağız uzlaşacağız ve yeni bir eğitim sistemi modeli ortaya koyacağız dediniz. Finlandiya modelinden bahsettiniz. Sizin yaklaşımınız nasıl bir eğitim sistemi hayali kuruyorsunuz? 

Muharrem İnce:

Bizim bir modelimiz var mı? Var. Ama bu modeli uygulayacağız derseniz olmaz. Bu model uzlaşacağız. Taraflarla bir araya geleceğiz bir kez değiştireceğiz ve orada kapatacağız. AK Partili, HDP'li, Milliyetçi Hareket Partili, İYİ Partili, Cumhuriyet Halk Partili herkesin çocuğu kendine ozeldir ama hepsi bizim çocuklarımız. Çocukların hepsi eşittir benim gozunde. Bu çocuklar şimdi sınava girecek. Daha geçen sınav yapıldı WhatsApp'tan soruları gonderdiler. Sorusu çalınmayan sınav yok Turkiye'de. Boyle bir ulkede barış olmaz. Sandıktan oyunu çal, sınavdan sorusunu çal, hazineden parasını çal. O zaman bir sınav modeli koyacağı ortaya. Cumhuriyet Halk Partililer olacak, AK Partililer, HDP'liler, Milliyetçi Hareket Partililer, İYİ Partililer parlamento dışı partiler hepsi olacak. Uzlaşacağız ve herkes diyecek ki bu sınav adil bir sınavdır, bu sınav geçerli bir sınavdır, guvenilir bir sınavdır. Herkes inanacak. 

Ahmed Arpat: Peki siz o masaya nas ıl bir model kocayacaksınız? 

Muharrem İnce:

Var ama o masadan nihai sonuç alınacak. Sozleşmeli oğretmenlik, ucretli oğretmenlik olmaz. Bir kere bunları kaldıracağız. Mulakatla oğretmen alımı olmaz. Mulakat varsa liyakat yoktur, mulakat varsa torpil vardır. Ya da bazı mesleklerde mulakat yapıyorsak o zaman kayda alacağız video kaydı olacak. Bu ekonomimizi de çozecek teroru de çozecek bir modeldir. Yukseova'daki Kurt delikanlısı, Çukurca'daki Berfin diyecek ki, "Turkiye Cumhuriyeti'nin sınavı çok adildir, asla torpil olmaz. Ben derslerime iyi çalışırsam mufettiş olabilirim. Kurt olduğum için ayrımcılığa uğramam, sorular çalınmaz, adil olarak yaparlar ben de sonucuna katlanırım." Bu terorun de, ekonominin de panzehiridir. Bir Fransız yatırımcı yatırım yapmak isterse diyecek ki, "Turkiye'de ruşvet yok, adam kayırma yok, mahkemeleri adil, eğitim sistemi çağdaş, ben buraya yatırım yaparım" diyecek. Yatırım yaparsam 3 ay sonra kurallar değişmez diyecek. Ben Avrupa Birliği'ndeki buyukelçilerle iftarda buluştum daha sonra İngiltere, Kanada, Yeni Zelanda, Avustralya, Japonya buyukelçileriyle iftarda buluştum. Mesela Finlandiya buyukelçisi "Hayaliniz nedir" dedi, "Finlandiya gibi bir eğitim modeli" dedim. "Yakından biliyor musunuz" dedi "Biliyorum" dedim. Mesela Norveç meslek eğitimi dunyada en iyi çozen ulke. Onlar 4-5 milyonluk ulke, Turkiye ile kıyaslanır mı diyeceksiniz modeli buyutursunuz. Dindar nesil yetiştirilmesine hiç bir itirazım yok ama devletin işi değil. Dindar yetiştirmek ailenin işidir. Ama kindar nesil istemem. Seven nesil, ozguveni yuksek nesil, sorgulayan nesil. Akademik ozerklik. YÖK'u kaldıracağız, universite hocaları seçim yapamıyorsa bu ulkede hiç kimse yapamaz. Profesorlere rektorunu seçme hakkı vermiyorsanız hiç kimseye vermemeniz lazımdır. Profesorlere diyor ki Erdoğan, "Sizin kafanız basmaz siz rektor seçemezsiniz ben seçerim" diyor. Bu universitede verim olur mu, araştırma olur mu, yenilik olur mu? Emir komuta ile universite olmaz. Yine kapanan koy okulları bunları yeniden açacağız. Okulların açık olduğu gunlerde toplu taşıma araçları oğrenci  ve eğitim çalışanlarına ucretsiz olacak. Öğretmen yetiştirmeyi yeniden duzenleyeceğiz. Performans sorununu kaldırıyoruz. Yurt sorununu iki yılda çozeceğiz. Hiçbir oğrenci Turkiye'de tarikat yurtlarına muhtaç olmayacak. TOKİ yuz binlerce konutu nasıl yaptıysa yurtları da oyle yapacak. Ticaret yapacağına yurt yapsın çocuklarımız sokakta kalmasın. Gençlere 19 Mayıs'ta ve 29 Ekim'de 500'er lira karşılıksız gençlik ve cumhuriyet bursu vereceğiz. Her sene 10 bin doktora oğrencisini yurtdışına gondereceğiz. Bu gençlerle marka oluşturmak için çalışacağız. 

Ahmed Arpat: Ekonomi kurmaylar ınız belli mi? 

Muharrem İnce:

Ben sayın Erdoğan'a meydanlarda soyluyorum madem ekonomi bildiğini iddia ediyorsun istediğin bir kanalda gel bunu tartışalım. Arkadaşlarımın bir kısmı devlet memuru bir kısmı dışarıdan bir kısmı universitelerden, partideki arkadaşlarımda katkı sağlıyor ama benim ayrı bir ekibim var. O ekiple zaten 6-7 yıldır çalışıyorum. Telefon aldınız 3 çeşit vergi oduyorsunuz. Konuşuyorsunuz telefonla 4 çeşit vergi oduyorsunuz, şarjı bitti taktınız 5 çeşit vergi oduyorsunuz. Boyle bir ulke olur mu? Erdoğan diyor ki çocuk sayısı uç olacak beş olacak sezaryen olmayacak normal olacak filan. Sana ne bu işlerden. Ama çocuk bezinde KDV yuzde 18. Sutte 8 mamada 8. Cumhurbaşkanının gorevi çocuk sayısını belirlemek değildir KDV'yi duşurmektir. Musluğu açtınız su kullanacaksınız 5 çeşit vergi oduyorsunuz. Duştan çıktınız yatak odasına girdiniz elektriği açtınız 5 çeşit vergide orada oduyorsunuz. Boyle bir ulkede dunyada ilk 4'un içindesiniz en yuksek faiz veren ulkelerde. Bu sene odeyeceğimiz faiz 32 milyar doların uzerinde. Arjantin yuzde 40, Venezuela 21.70, İran yuzde 18, Turkiye 17.75. Bu ulke başarılı olamaz. Bu ulkenin 2016 yılında Turkiye Cumhuriyeti kamu binaları için 728 milyon kira odemiş. 2017 için 901 milyon kira odemiş. Taşıt kiralanması için 2017'de 549 milyon kira odemiş. Yani Turkiye Cumhuriyeti akıllı yonetilmiyor. Sen fizikçisin ekonomiden nereden anlıyorsun diyorlar. İlk Nobel ekonomi odulunu alan bir fizikçidir. Turkiye'nin cari açığı 55 milyar dolar, işsizliği yuzde 20'lerde genç işsizliği, mutfaktaki enflasyon yuzde 30'larda, 250 milyar dolar ithalat yapan bir Turkiye. Turkiye buna dayanamaz. Yuzde 1'i yuksek teknoloji sanayideki yatırımlarımızın. Turkiye'nin buradan çıkması lazım. Katma değeri yuzde 3 buçuk sanayide 15 olmadığı zaman zenginleşemezsiniz. Yeni bir zihniyete, yeni bir anlayışa, yeni bir isme ihtiyaç var. Yorgun bir adama değil, kavga eden bir adama değil kıraathane oneren bir adama değil. Turkiye'nin yeni bir vizyona ihtiyacı var, yeni bir ekibe ihtiyacı var. İnşaatla kalkındıramazsınız. Dunyanın en buyuk inşaatını Çinliler yapmış Çin Seddi. İstanbul surları var hemen yanı başımızda. Bunlarla kalkınma olmaz. Turkiye'nin uretim ekonomisine geçmesi lazım. Lazım sanayileşmesini tamamlamış hizmet sektorune geçmiş artık. Tarım devrimini biz kavradık Orta Asya'da. Sute maya çalmasını biz biliyoruz. O yıllarda 5 ile 10.yuzyıl arasında at bugunku rokettir, fuzedir. Bir de yiyecek lazım pastırma, eyerin altına kurutulmuş et koyuyor. Demek ki tarım devrimini iyi kavramış Turkler. Şimdi o devirler kapandı akıllı makina yapmamız lazım. Endustri 4.0. bunu kaybedersek yuz yılı kaybedeceğiz. Erdoğan gelirse bunu kaybediyoruz. Anlaşamadığımız yer şurası yoksa benim kişisel olarak sayın Erdoğan'la bir problemim yok. Bin yıl geriden gidiyor hala inşaatla Turkiye'yi kalkındıracağını duşunuyor. İlaç ureten Turkiye'nin en buyuk firmaları adını vermeyeyim ayıp olur ilaç uretmeyi bıraktılar inşaat yapıyorlar. Batarız bu kafayla. 

Ahmed Arpat: Ekonomi çevreleri, para piyasaları dovizdeki yukseliş ve onune geçmek için merkez bankasının attığı adımlar, faiz artırımı sizin yaklaşımınız ne? Bir rahatlayacak dolar duşecek diyorsunuz ama sadece seçilmeniz yeterli mi? 

Muharrem İnce:

Bir, Merkez Bankası bağımsız olacak. İki, kamu mali disiplinini sağlayacağız. Üç oyle sabit kur filan ilkel yontemlere asla başvurmayacağız. Yatırımcının onunu açacağız. Burokrasiye takılmayacak, maç başladıktan sonra kurallar değişmeyecek. Ona guven vereceğiz. Ar-ge teşviki vereceğiz. Bakın 1980'de Guney Kore ile Turkiye aynı duzeydeler. İkisinin de milli geliri 2 bin dolar duzeyinde. 1996 Asya krizinde Guney Kore batıyor. Devleti yonetenler Guney Kore'nin 5  buyuk şirketini çağırıyorlar. Birbirinizle rekabet etmeyeceksiniz kuresel rekabet edeceksiniz. Ar-Ge teşviki vereceğiz ve sermaye vereceğiz. Guney Kore bugun 30 bin dolar geliri var Turkiye'nin 7 bin 800 dolar. Guney Kore'nin iyi yetişmiş muhendisleri vardır. Yani biz ulkemizi kalkındırmak, zenginleştirmek istiyorsak ozgur duşunen beyinlerimiz olacak. Cumhurbaşkanını protesto eden universite oğrencilerimiz olacak. Passolig'i ne diye kurdular? İki amacı vardı, yandaş para kazandırmak ve protesto edenleri kayıt altına almak. Passolig'i hemen kaldıracağız. Ben Cumhurbaşkanı olduğumda o stadyumlara bir yıl sonra gitmek isterim bakayım insanlar beni alkışlayacak mı yuhalayacaklar mı? Alkışlıyorlarsa doğru yoldayım, yuhalıyorlarsa yanlış yapıyorum kendimi duzeltmem lazım. Onları polislerle susturmak yerine kendimi değiştirmeliyim. Kampanyada 8 kişilik kuçuk bir uçak kiraladık. Uçakta bir gazeteci arkadaşımıza soyledim, hayalim Cumhurbaşkanı olduğumda bana muhalif gazetecilerle bu uçakta sohbet etmek. Ama Erdoğan gibi değil sen sen gel soruları onceden verin boyle değil. Öyle bir karikaturumu çizecek ki adam beni fena sıkıştırmış muthiş bir zeka var burada diyeceğim. Geçen Isparta'da rahmetli Demirel'in mezarında bir Fatiha okudum muzesine gittim. Kendisi hakkında çizilen karikaturleri sergilemiş orada. Erdoğan hakkında karikatur yok. Çizen hapse giriyor.

Ahmed Arpat: Devam eden projeler var şehir hastaneleri var, Çanakkale tarafında bir kopru projesi var, Kanal İstanbul var. Nasıl bakıyorsunuz siz bu projelere? Yada otoyol geçişleri kopru geçiş ucretleri o konuda bir...

Muharrem İnce:

Kanal İstanbul'u sorgulamayacağım da ne yapacağım. Trakya'yı boydan boya bolduk. Bir tane maliyet soyleyeyim size gerisini siz duşunun, yuzlerce kopru lazım. Olabilir zenginleşiriz yapabiliriz. Şimdi gidip buraya milyar dolarları gomeceğiz. Neden? Hangi faydası var? Ranttan başka ne var? Üretime donuk bir şey var mı? Bu paralarla neden fabrika kurmayayım neden uretmeyeyim. Kahvehanede kek yiyeceğiz, kanal kazacağız. Üretmemiz lazım. Önce Turkiye'nin kamu mali disiplinin sağlamak için bir bakacağız oncelikli mi değil mi. Bana sorarsanız oncelikli değil. Hastaneleri yıkacak mısın diyor. Sadece guluyorum buna. Fabrikaları kapatıyorsun, şeker fabrikalarını satıyorsun, Tekel'i sattın Petkim'i sattın şimdi gelmişsin Kanal İstanbul. Bana sorarsanız oncelikli değil. Şehir Hastaneleri 25 yıl kira odeme şartı koymuşsun, yuzde 70 doluluk garantisi vermişsin. Geçende "Muşterisi bol olacak" diyor. Bir Cumhurbaşkanının bunu dili surçtu desem hasta muşteri midir? Yuzde 70'i dolu olacağı için hepimiz hastalanmaya mecburuz. Şehir Hastanesi adı hiç birisi şehrin içinde değil. Bunları niye yıkayım guzelleştireceğim. Eksiği gediği ne varsa tamamlayacağız. Sarayın kulturunu yıkacağım ama sarayı niye yıkayım. 

Ahmed Arpat: Yap-i şlet-devret protokoluyle oluşturulmuş o protokolu gozden geçirecek misiniz? 

Muharrem İnce:

Devlette devamlılık esastır kimsenin tedirgin olmasına gerek yok. Butun bunları soylerken devletin kurallarına uymayacak halimiz yok. Biri gider biri gelir devlette devlet verdiği sozleri tutar. Ama oncelikler sıralaması değişecektir. Bana sorarsanız Kanal İstanbul oncelik değildir, fabrikaların KOBİ'lerin ayağa kalkması onceliktir. 

Ahmed Arpat: Ter orle mucadele ve Kurt sorununa yaklaşım konusu. Seçim beyannamesinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu sorunla ilgili bir çozum onerisi var. 

Muharrem İnce:

Kurt sorunu ekonomik bir sorundur, demokratikleşme sorunudur, siyasal bir sorun. Bir siyasi ahlak sorunudur. Siyasetçiler bu konuyu hep kullandı. Diyarbakır'da farklı konuştu Trabzon'da Edirne'de farklı konuştu. Birincisi samimiyetle çozmek lazım. İkincisi, yapamayacağını sozleri vermemek lazım. Üç, milletin gozunun onunde olmalı her şey. Dort, çozum yeri TBMM'dir. Başka yerde çozmeye kalkmak başarısızlıklar sonuçlanır. Mecliste temsil edilen siyasi partilerden eşit sayıda bir uyeyle komisyon kurulmalıdır. Ben TRT'nin kanallarından birinin bu işe tahsis edilmesi gerektiğini ve bu konuda sınırsız bir tartışma ortamına girilmesi gerektiğini, herkesin ozgurce eteğindeki taşları dokmesi gerektiğini samimiyetle bunu çozeceğimize inanıyorum. Adını bile koyamadılar zaten. Tam 10 Kasım gibi başka bir gun kalmamış gibi 10 Kasım gunu başladılar. Baştan sona yanlıştı, iyi duşunulmemişti, medyatikti, halktan uzaktı, muhalefet bilgilendirilmedi, gizli pazarlıklar vardı. Bu milletin gozunun onunde TBMM'de çozulur ancak. 

Ahmed Arpat: Geride kalan çozum surecinde de belki en çok tartışılan konulardan birisiydi, dağdakilerin durumu. Silah alanlar almayan şeklinde bir ayrıma gidilmişti.

Muharrem İnce:

Ben bu konuyu milletin gozunun onunde tartışacağım. Kimseyi kandırmayacağım. İlkeli bir siyasetçiyim ben. Dokunulmazlıklar konusunda da kendi partimle de ters duştum hatırlarsanız. Parti yoneticilerimiz dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet dedi ben hayır dedim. O gun hayır oyu vermekle haklıydım bugun olsa yine hayır oyu verirdim. Bu sorun siyasi ahlaksızlıkla, millete yalan soyleyerek çozulemez. Adaylığımız belli olunca sayın Akşener'i ziyaret ettim, sayın Demirtaş'ı ziyaret ettim, sayın Karamollaoğlu'nu ve sayın Erdoğan'ı ziyaret ettim. Sonra hesaplarına 500'er lira para yatırdım. Amacım toplumu uzlaştırmak. Sonra Hakkari'ye gittim çıktım, "sayın Akşener'in sayın Karamollaoğlu'nun sayın Demirtaş'ın sayın Erdoğan'ın size selamı var" dedim. Ama Erdoğan o dort selamın arasında sayın Demirtaş'ın selamını aldı meydanlarda milliyetçi oyların yuksek olduğu meydanlarda bak Demirtaş'ın selamını soyluyor diyor. Bu mantıktaki birisi bu sorunu çozemez. Erdoğan'ın yerinde ben olsam o dort kişinin selamı varı uçunu kesip sadece Demirtaş'ınkini gosterip insanlardan oy alacağını duşunuyor ben bunu yapmam. Bu oy getirebilir size belki bence getirmez ama memlekete çok buyuk kotuluktur bu. Biz siyaseti boyle oğrenmedik. Parti mi millet mi devlet mi? Parti ikinci planda, oy ikinci planda bazen kaybedebilirsiniz. Millet kazanıyorsa, Turkiye kazanıyorsa bırak Muharrem İnce kaybetsin. Ama siz dinamit koyuyorsunuz. 

Ahmed Arpat: HDP sempatizan ı seçmeninin size yaklaşımı nasıl? 

Muharrem İnce:

**Kars'ta, Hakkari'de, Van'da, Şanlıurfa'da pazartesi gunu Diyarbakır'a gidiyorum. Gayet guzel bağrına basıyorlar, el sallıyorlar hoş geldin diyorlar. Neden bir sıkıntı olsun. Soylediklerim yapamayacağım şeyler değil. Onların da alkışladıklarını goruyorum bana bozkurt işareti yaparak desteğim sana diyen ulkuculeri de goruyorum. Hedefimizde zaten parlamenter sisteme geçip tarafsız bir Cumhurbaşkanı olmak var. Onun için herkesin desteğine ihtiyacımız var.

_ Ahmed Arpat: D ış politika ekibiniz hazır mı? _

Muharrem İnce: Partide arkadaşlarımız var ama dışarıda da arkadaşlarımız var. O arkadaşlarımızın kısa sure sonra bir kısmını açıklayacağım. Ama şimdi değil.

Ahmed Arpat: Yani se çim oncesinde siz A takımınızı kamuoyuna duyuracaksınız. 

Muharrem İnce: Bir ışık veririm. Dış politika ayak ustu sohbetlerle olmaz, efelenmeyle olmaz, ey diye bağırarak olmaz, radikal çıkışlarla olsun, medyatik soylemlerle olmaz ilkeli tutarlı ve gelenekleri olan bir alandır dış politika. Yani Turkiye dış politikada savrulan bir ulke oldu, dostu olmayan bir ulke. Biz 1922'de Yunanistan'la savaştık. Hemen Cumhuriyetten sonra Ataturk Balkan Paktı'nı kurdu. Yugoslavya vardı, Romanya vardı Yunanistan vardı. Peki İran'la Afganistan'la, Irak'la Sadabat Paktı'nı kurduk. Ataturk bunları neden kurdu? Çunku gelen Ikinci Dunya Savaşı'nı gordu. Henuz birincisi bitmemişti. Turkiye'nin doğusunu ve batısını sağlama almak istedi. Cumhuriyetten sonra 5 sene İngilizler buyukelçi atamadı Turkiye'ye. Mustafa Kemal Paşa savaşı kazandı ama devleti kuramaz dediler. Bir Amerikalı buyukelçi Ataturk'e, "Yunanistan'la savaşı kazandınız neden şimdi tazminat istemiyorsunuz". Ataturk, "Tazminat bir savaş ekonomisidir oysa bir barış ekonomisi kurmak istiyoruz. Barışın getirisi savaşın getirisinden daha fazladır" der. Biz komşularımızla barışacağız. Cumhurbaşkanı seçildiğimde Şam'a buyukelçi gondereceğim. Uçakla Libya'ya paralar gitti mi? Gitti. Yemen'de Turkiye menşeili suikast silahları yakalandı mı? Yakalandı. Kurecik kimi koruyor belli değil. İsrail'le gizli anlaşmalar var mı? Var. Ama meydanda da efelenmeler var. Rus uçağını duşurme olayında efelendi, "Ben emir verdim" dedi. Sonra Davutoğlu verdi dedi, Davutoğlu hava kuvvetleri komutanı dedi. Sonunda pilota kaldı iş. Pilot FETÖ'cu dediler. Rus uçağını duşurunce ne oldu? Domatesler Rusya'ya gitmedi Rusya'dan turistler Antalya'ya gelmedi. Bir ulusal guvenlik politikalarımız var, bir de ekonomik politikalarımız var, bunlar at başı gidecek. Ulusal guvenlik terk edilmez, ekonomik çıkarlar da terk edilmez. İkisi birlikte goturebilme sanatıdır zaten dış politika. Bunu monşerler diyerek azarladığınız kuçumsediğiniz insanlarla yapamazsınız. Bunu uzmanlarla yapacaksınız. Devletten devlete ilişkileri surdureceksiniz. Bir yerde bir grupla bir parti ile ilişkiler kurup on yıllardır suren ilişkilerinizi bozmayacaksınız. Turkiye'nin bir Filistin politikası vardı kim iktidar olursa olsun o politika değişmezdi. Bugun oyle değil. Butun bu yaptıklarınızda her efelenmede bir maliyet çıkıyor ortaya. Ey Hollanda diyorsunuz, Petrol Ofisi'ni veriyorsunuz. Ey Almanya diyorsunuz yenilenebilir enerji ihalesini veriyorsunuz, ey Rusya diyorsunuz nukleer santral veriyorsunuz. Ey ABD diyorsunuz sana dostum diyorsun muttefikim diyorsun, ABD sana FETÖ'yu iade etmiyor ama 11 milyar dolarlık uçak alıyorsunuz o ulkeden. Butun bunlar Turkiye'nin iyi yonetilmediğinin dış politikasının ana ekseninden savrulduğunun, Turkiye bir dağınıklık içinde. Davutoğlu ile başlayan bir sureçte stratejik derinliğimiz vardı. Sonra bu değerli yalnızlığa donuştu. Ne zamandan beri yalnızlık değerli oldu onu da anlayabilmiş değilim doğrusu. Turkiye'nin dış politikasını rayına oturtacağız. Bir, Suriye'nin toprak butunluğu onemlidir. Komşularımızda olacak, sınırlarımızda olacak değişiklikler toprak butunluklerinde olacak değişiklikler direk bizim etkileyecektir. Sınırlarımızın dışında akrabalarımız var bizim. Dolayısıyla Irak'ta Suriye'de İran'da olabilecek bu tur değişiklikler Turkiye'yi derinden etkileyecektir. Bunu bilerek hareket edeceğiz. Suriye'de yeni bir anayasa, Suriye'de yaşayanlar ve Suriye dışında yaşayanlar her birinin Suriye'ye giderek oy kullandığı bir seçim. Barıştan sonra gule oynaya Suriyelilerin geri gitmesi. 40 milyar dolara yakın paramız gitti. Bu boyle gitmemeli. Onları tutalım otobuslere doldurup gonderelim demiyorum. Ama onların memleketi orası gitmeleri lazım. 4 milyon Suriyeli Turkiye topraklarında yaşarken sizin Şam'da buyukelçinizin olmaması doğru mu? Bu doğru değil. Konuşmadan bu sorun çozulebilir mi? Önce konuşmaya başlamak lazım.

_ Ahmed Arpat: Bedelli askerlik sorununa ili şkin ne duşunuyorsunuz?   _

Muharrem İnce: Askerlikle ilgili yeni bir yapılandırma yapacağız. Her Turk vatandaşı iki ay silah altına alınacak. Temel askerlik eğitiminden sonra asgari ucretle kamuda gorev yapacak veya bu çalışmayı onumuzdeki gundemde inşallah. Şu anda benim gundemimde bedelli askerlik yok. Ama bu bedelli askerlikten ziyade askerliğin yeniden duzenlenmesi var. 24 Haziran'da seçim yılbaşına kadar bunu duzenleyebiliriz. Ben şimdi seçim oncesinde biz askerliği yeniden duzenlemek isterken sırf oy almak için kimseyi kandıramam. Bedelliye gerek kalmayacak o zaman.

Ahmed Arpat: Emeklilikte ya şa takılanlar var. 

Muharrem İnce: Haklılar 18 yaşında prim odemeye başlamış, 30 sene odemiş 48 yaşına gelmiş vatandaş gorevini yapmış. Sıra devlette devlet gorevini yapacak neden bekliyor. Çok kolay çozulebilecek bir sorun.

Ahmed Arpat: S ozleşmeli oğretmenlerin ailelerini yanına getirmeleri konusu. 

Muharrem İnce: Aileleri birleştireceğiz. Sozleşmeli oğretmenlik kanuna aykırı zaten. Aynı işi yapacaklar aynı okulda ayrı sosyal haklara sahip olacaklar ayrı maaş alacaklar. Bu iş barışını bozar. Öğretmenlikte mulakat kalkacak, sozleşmeli oğretmenlik kalkacak, ucretli oğretmenlik mutlaka kalkacak. Bir oğretmen sozu.

_ Ahmed Arpat: Bir de yurtd ışında universite okuyan ve denklik alamayanlar.  _

Muharrem İnce: Bazıları haksızlığa uğruyor orada onu biliyorum. YÖK'u yeniden yapılandırdığımızda demokratik bir yapı oluşturduğumuzda onların da haksızlıklarını gidereceğiz.

Ahmed Arpat: Siz buradan ba şka bir programa geleceksiniz. Nereden buluyorsunuz bu enerjiyi, bir kur bir besin takviyesi bir şey var mı?

Muharrem İnce: Yok millet ne yiyorsa ben de onu yiyorum. Bir iki vitamin takviyesi alıyoruz ama meydanlardaki insanların değişime olan hasreti, umudu, umutlarının yeşermesi. Yaşadığım olaylar var mesela bugun Kocaeli mitinginden çıktıktan sonra otele geldik İstanbul'a uzerimizi değişelim diye. Koruma arkadaşım bir zarf uzattı. Yaşlı bir teyzemiz zarf içine bir not yazmış ve içine 100 lira para koymuş. Notta bunu oku Muharrem demiş. "Seni tebrik ediyorum, artık rahat uyuyacağım. Ben katkımı yaptım artık rahat uyuyacağım" demiş. Buna benzer harçlığından 5 lira gonderen universite oğrencisi var. Alyansını gonderen var. Bunları saklayacağım Çankaya Koşku'nde bir muzeye koyacağım bunları. Koydeki evimin bahçesine zarfın içinde para atan var. Saatini gonderen var. İnsanı ağlatan şeyler bunlar. Mesajlar var, "Allah benim kalan canımdan alsın sana versin" yazanlar, "sana sut veren ananın mekanı cennet olsun" diye  yazanlar var. Ekran başında ağlamak istemem ama gozlerimin dolduğu gece program bitince çekildiğimde çok duygulandığım anlar var.