Özet (TL;DR) @ 2018-06-07T14:59:00.000Z: Halkların Demokratik Partisi'nden istifa ederek, Saadet Partisi'nden milletvekili adayı olan Altan Tan, parti değişim sürecinden, SP'nin dış politika hedeflerine kadar Sputnik'in pek çok sorusunu…
Halkların Demokratik Partisi'nden (HDP) istifa ederek, Saadet Partisi'nden (SP) İstanbul 3. bolge 1. sıra milletvekili adayı olan Altan Tan, SP'ye geçiş surecinden, aday olduğu partinin başta Ortadoğu olmak uzere dış politika hedeflerine ve Kurt sorunun çozumune ilişkin onerilerine kadar pek çok konuyu Sputnik'e verdiği roportajda değerlendirdi. Turkiye'nin "onunu goren" bir dış politika belirlemesinin elzem olduğuna işaret eden Tan'a gore, ulke şimdiye kadar Avrupa'ya mutlak temsiliyetçi bir anlayışla yaklaşıp İslam coğrafyasına sırtını donerek buyuk hata yaptı:
"Maalesef, Turkiye'nin ince elenip sık dokunmuş; 20 yılı, 50 yılı goren bir dış politikası yok. Cumhuriyet'in kurulmasından itibaren Turkiye Batı Bloku'nda yer almış, İkinci Dunya Savaşı'ndan sonra da NATO konseptiyle tanışmıştı. Uzun bir donem, Turkiye'nin Batı Bloku'nda yer alışı tam bir teslimiyetten ibaretti. Tabiri caizse, ulke kendisine ne rota çizildiyse, o rotayı takip etti. Özetle, Turkiye Cumhuriyeti Batı'nın dikte ettiği her şeyi yaptı, sırtını da Ortadoğu'ya, ve İslam dunyasına dondu. Ancak Turkiye'nin tarihi, geçmişi ve Osmanlı (İmparatorluğu) bakiyesi var. Hem bu sebeple hem de çeşitli dinamiklerden dolayı, Turkiye'nin bu sırtını donuşu devamlılık gosteremedi. Sonunda Birinci Korfez Savaşı ile başlayan sureçte, Irak'ta, Lubnan'da ve Suriye'de yaşanan olaylar ve sonraki yıllarda bu gelişmeleri takip eden Arap Baharı, Turkiye'yi işin gobeğini oturttu. Tum bunlar olduktan sonra Turkiye bu sefer Ortadoğu'da, Kafkaslar'da ve Balkanlar'da eksen oluşturma bocalamaları yaşamaya başladı. Şu anda da, hesabı kitabı yapılmış, hayallerin otesinde reel politikle bağdaşan bir dış politikaya sahip değil."
' AB'YLE İLİŞKİLERDEKİ MECBURİYETLER MUTLAK TESLİMİYETE DÖNÜŞMEMELİ'
****Peki, izlenmesi gereken d ış politika nasıl olmalı? Tan bu soruyu "Turkiye, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş yıllarından beri Ortadoğulu olduğu kadar Avrupalı bir devlet, bir yonuyle de Kafkasyalı bir devlet. Turkiye tam da bu sebeple, her ne kadar AB surecinde Avrupa'yla iyi ilişkileri surdurme mecburiyetinde olsa da bu mecburiyeti kesin bir teslimiyete donuşturmemeli. İkincisiyse, asla Kafkasya'ya veya Ortadoğu'ya sırtını donmemeli. Ortadoğu'da Kurtler ve Araplarla ilgili olduğu kadar bolgede yaşayan Suryaniler, Keldaniler, Nasturiler, Ezidiler gibi Musluman olmayan diğer halklarla da ilgili de politika belirlemeli. Bu politikası da dostluk ve barışın yanı sıra, ekonomik ve siyasi entegrasyona dayalı olmalı. Avrupa Birliği gibi bir Ortadoğu birliğinin kurulması şart. Turkiye, Suriye, Irak ve İran arasında daha elle tutulur ve kısa vadede kurulacak olan bolgesel entegrasyon onemli. Tabii, bunun da ana ekseni, hukuk olmalı; Kurt, Arap, Sunni, Ezidi, Suryani veya Keldani'nin insani ve evrensel hukuka uygun bireysel ve kolektif haklarının tanındığı bir hukuk sistemi ekseninde olmalı" diye yanıtladı.
' ORTADOĞU'NUN SINIRLARI SİLİNMEMELİ, SİLİKLEŞMELİ'
Kendisinin daha once sarf ettiği "Kurt meselesinin sadece Turkiye içerisinde bir sorun olarak değil mutlaka Ortadoğu sorunu içinde ve kuresel olarak ele alınması mecburi" sozlerinin hatırlatılması uzerine Tan, Turkiye'nin demokratikleşmesinin Ortadoğu'daki çozumu tetikleyici rolune işaret etti:
"Turkiye, demokratikleşmeden Irak ve Suriye'nin bir şekle oturması mumkun değildir. Bu sınırların kesinlikle silikleşmesi lazım. Bakın, kalkması veya silinmesi değil, 'silikleşmesi' tabirini ozellikle kullanıyorum. Bundan da kastım, Turkiye, Suriye ve Irak'taki demokratikleşme sureçlerinin ardından vizelerin ve gumruklerin kalkmasıdır. Bunlar da insan ve mal dolaşımını serbest kılar; ticaret, spor, kulturel etkileşim ve evliliklerin onunu açar. Bu saydıklarım, Arap Baharı'ndan once neredeyse gerçekleşmek uzereydi. Turkiye, Suriye sınırındaki mayınları kaldırma çalışması yapıyordu. Ama hem bu yaşadığımız olaylar, hem de AK Parti'nin saf hayali bir Osmanlıcılık peşinden koşması ve 'Gel, sen benim Musluman kardeşimsin, gel seni bir seferlik opeyim, hadi beraber dunyayı kurtaralım' şeklinde karikaturize edilebilecek bakış açısı bu işleri berhava etti. İnşallah bizim elimize bir guç gelirse, bu bozuklar, adım adım duzeltilecektir."
(C) Sputnik / Sputnik
Saadet Partisi'den milletvekili adayı olan Altan Tan, Sputnik'in sorularını yanıtlıyor.
' TÜRKİYE, KÜRT MESELESİNİ DEMOKRASİYLE ÇÖZEREK BÖLGEYE MODEL OLMALI'
****T urkiye'nin kendi içinde barışı sağlamasının oneminin altını bir kez daha çizen Tan "Turkiye'nin oncelikle kendi içindeki barışı sağlaması lazım. 'Kendisi yardıma muhtaç bir dede, nerede kaldı başkasına himmet ede' diye bir soz vardır. Önce Turkiye'nin iç barışını sağlaması, Kurt meselesini çozmesi lazım. Kurt meselesinin iki tur çozumu var. Ya çatışarak, birbirimizi tuketerek ve ayrışarak; ya da anlaşarak, barışarak ve birbirimize guç katarak…Savaşın veya çatışmanın Ortadoğu halklarına hiç bir faydası yoktur. Yapılması gereken ortak bir sinerji ortaya çıkarmak. Çunku Diyarbakır'da meşhur bir laf var 'Biz kardeşiz ama cebimiz hariç'. Cep hariç kardeşlik olmaz. Kurtlerden bahsedildiğinde hemen 'Onlar bizim canımız ciğerimiz' diye başlayarak butun iç organları sayıyorlar. Bunların hiçbirinin bir anlamı yok. Önce hukuk olmalı. Duşmanla bile hukuk gerekirken; kardeşinizle hukuk şarttır. Herkesin hakkı tanınmalı, Kurt meselesi de Turkiye'nin demokratikleşmesi kapsamında çozulmelidir. Bu çozulduğu takdirde, Turkiye Ortadoğu'ya model olur" ifadelerini kullandı.
Tan "Bir Musluman demokrasisi çıkarmak zorundayız. Bizim butun İslami yonetimlerimiz bir sure sonra Emevilerin, Abbasilerin tarihte yaptıkları gibi bir diktatorluğe, totalitarizme bir hanedan veya şahsın iktidarına donuşuyor. İslam dunyası bunu aşmalı. Eğer biz Musluman demokrasisi çıkaramazsak bizim adil duzen, çoğulculuk, İslam hukuku laflarımız hepsi boştur. İşte AK Parti iktidarı bu hayali, hulyayı, umudu yerle bir etti. Turkiye'den dunyaya ornek Musluman demokrasisi çıkaracakken, sistemi donup dolaşıp Kasımpaşa tulumbacılarının sistemine donuşturdu" dedi.
' NÜFUS CÜZDANI BİLE OLMAYAN KÜRT POZİSYONUNU ARTIK KİMSE KABUL ETMEZ'
****Suriye Devlet Ba şkanı Beşar Esad'ın "DSG ile muzakereye açığız ama askeri seçenek de masada" sozlerinin dunya kamuoyunda onemli yer tuttuğu bu gunlerde, Suriye'nin kuzeyinde çozume ulaşılmasının hayati onemde olduğunun hatırlatılması uzerine Tan "Mesela, Afrin nasıl çozulecek? Suriye'de İslami grupların geleceği ne olacak? Bu surece Rusya da İran da Turkiye de mudahildir. O yuzden Turkiye onemli. Turkiye'de duğum çozulsun ki diğer taraflara da duzen gelsin. Tek belirleyici Turkiye değil. Tum dunyanın meselesi. ABD, Rusya, İran, İran'a bağlı Esed rejimi, Hizbullah ve diğerleri. İdeal olan Suriye'de demokratik rejimin tesisidir. İttifak olmadan bu da mumkun değildir. Turkiye kadar guçlu ve etkili olursa, yaptırım gucu ve orası o kadar guçlu olur. Tabii ki, yeni Suriye'de Kurtlerin mutlaka bir statusu olacak. Bu statu; eyalet, otonomi, bolgesel yonetim gibi oneriler uzerinden tartışılır" ifadelerini kullandı.
"Nufus cuzdanı bile olmayan Kurt pozisyonunu bundan sonra kimse kabul etmez" dedi ve şoyle devam etti:
' PYD, TÜRKİYE'YE KARŞI SİLAH ÇEKMEYİ BIRAKMALI'
"Burada onemli olan, guçlu bir Turkiye'nin bu sureci çatışmasız şekilde ve barışla sağlamasıdır. Savaşmak çozum değil. PYD, Turkiye'yle savaşarak mı bir çozume varacak yoksa anlaşarak mı? Ben bu soruyu ikisine de soruyorum. Savaşarak bir yere varmak mumkun değil. Maalesef Batılı guçler, Kurtlere Turkiye'yle savaştığı muddetçe destek oluyor. Batı, Kurtlere ve PKK'ya Turkiye'yle savaştığı muddetçe destek oluyor, anlaştığında onlardan desteğini çekiyor. Biz Kurtler olarak bu oyunun bir aktoru olamayız, olmamalıyız. Turkiye'nin yapması gereken yeni Suriye'de Kurtlerin bir statu sahibi olacaklarını kabul etmesidir. PKK'ya, PYD'ye ve diğer Kurt orgutlerine duşen de Turkiye'ye karşı silah çekmeyi bırakmaları ve çoğulcu bir Kurt yapısına razı olmalıdır. Sadece sosyalist-Marksist bir yapı değil Barzani yanlılarının da diğer Kurt gruplarının da içinde bulunacakları yonetime katılacakları demokratik bir Kurt statusundedir."
' DÜN İSLAMCILAR KÜRTLERE HAMAL MUAMELESİ YAPTI; BUGÜN DE AYNI ŞEYİ MARKSİST SOSYALİSTLER YAPIYOR'
****Saadet Partisi 'ne geçiş kararının sorulması uzerine Altan Tan, SP'den aday olmasının herhangi bir şaşkınlığa mahal verecek bir hamle olmadığını şu sozlerle anlattı:
"Ben 1991'e kadar Refah Partisi'nde Genel İdare Kurulu uyesiydim. Doğu ve Guneydoğu bolge mufettişiydim. Peki biz neden HDP'de neden siyaset yaptık? O donem, Refah Partisi Turkeş'le seçim ittifakı kurdu, aynı bugun Tayyip Erdoğan'ın MHP ile seçim ittifakı kurması gibi…Biz de bunun yanlış olduğunu soyleyip istifa ettik. Ben ve bir çok insan PKK'lı değil, sol-sosyalist- Marksist de değiliz. Biz Kurtler, Turkiye'de demokratikleşme sureciyle Kurt sorununun çozumu için orada siyaset yaptık. 2011'de Emek, Demokrasi ve Özgurluk Bloku adı altında bir blok kurduk, rahmetli Şerafettin Elçi ağabeye kadar PKK'lı, sosyalist, Marksist olmayan bir çok insan bu ittifakın içine girdi. Ama bir muddet sonra, PKK'nın egemen siyaseti bu partilerin uzerine çokup partileri kendi bildiği yone doğru goturmeye başladı. Selahattin Demirtaş'ın son seçildiği kongrede bir konuşması var. Orada HDP'nin 'demokratik bir kitle partisi' olduğunu soyluyor. Demokratik bir kitle partisi ne demek? İçinde Muslumanların, demokratların, liberallerin, sosyalistlerin herkesin olduğu çatısı demokrasi olan geniş birlikteliktir. Ama bugun geldiği noktada HDP, marjinal Turk ve Kurt solunun kesin egemenlik kurduğu Alevi milliyetçiliğini one çıkaran sekter bir grubun tekeline girdi. Ve artık kendi sol-sosyalist-Marksist bir blok olarak tarif etmeye başladı. Buna iki turlu itirazımız var. Bu savundukları sol, sol değil. 1960-70'lerde kalmış Kuzey Kore, Arnavutluk veya Nikaragua'daki sol anlayışıdır."
Tan "Halbuki solun geçirdiği bir suru evrim var. Avrupa'da 30-40 yıl once Fransa'da İtalya'da başlayan tartışmalar, Avrupa komunizmi, sosyal demokrasi, Yeşiller Hareketi ve otesi çevre hareketleri var. Bugunku sol anlayışının dunyada yeri yok. Rusya, Çin, Arnavutluk terk etti. Bunu getirip Kurtler uzerinde denemek, Kurtleri hamal yerine koymaktır. Mucahit Bilici'nin 'Hamal Kurt' diye bir kitabı var. Yıllarca İslamcılar da Kurtleri hamal olarak kullandılar, Kurtlere butun işlerini yaptırıp koşeye dondukten sonra butun ihaleleri Karadenizlilere verdiler. Dun İslamcıların yaptığını bugun Marksist, sol gruplar yapıyor. Devrimcilik oynuyorlar. Şu an Kurtlerin ezici çoğunluğunu dindar, muhafazakar ve geleneksel olanlar oluşturuyor. Bunun Marksizmle veya sosyalizmle ilgisi yok. Bunları Kurtlerin sırtına bindirmiş durumda" diye devam etti.
' DİNDAR MUHAFAZAKAR KÜRTLERİN AK PARTİ VEYA HDP'DE SİYASET YAPMA ŞANSI KALMADI'
****Kendisinin SP 'den İstanbul 3. bolge 1. sıra adayı olduğunu hatırlatan Tan "Bugun benim bolgemde HDP'nin kazanacak yerdeki butun adayları Marksist, sosyalist ve Alevi kokenden gelen ve dindar Kurt kitlesinin dışındaki adaylar. Ben ne sosyal demokrasinin Avrupa'da yorumlanan şekline ne de Aleviliğe karşıyım. Mecliste 7 yıldır iki yardımcımdan biri olan kişi Alevi. Ben bugun, zamanında gerek mecliste, gerek partide, gerekse kameralar onunde soylemediğim hiçbir şeyi soylemiyorum. Ama 1,5 milyon Kurdun yaşadığı bolgede liste başına bunları koyamazsın. AKP'de de durum farklı değil. Geçen seçimde İstanbul 3. bolgesine 16 milletvekili çıkarmış, 17'nci sıraya kadar tek bir Kurt adayın ismi yok. AKP, Kurtleri komple temizleyip atmış; HDP de dindar muhafazakar Kurtleri temsil etmiyor. Bize 'etnik milliyetçilik dincilik yapıyorsunuz' diyenler, bize 'gerici, yobaz' diyenler; diktator de yobaz da gerici de totaliter de sizsiniz. Ey Adalet ve Kalkınma Partisi, sen etnik milliyetçilik yapmıyorsan İstanbul'da uç bolgenin başına neden birer Karadenizli koydun? Suleyman Soylu, Numan Kurtulmuş, Berat Albayrak.. Benim Karadenizlilerle de alıp veremediğim yok. Benim kendi kızım Karadenizli ile evli, ailede 27 tane Karadenizli gelin damat var. Benim kimseyle alıp veremediğim yok. Ama ben sahtekarlık, bolgecilik ve Aleviciliğe karşıyım. Buna karşı dur demek boynumuzun borcu" ifadelerini kullandı.
Tan "AKP'nin MHP ile ittifak kurması ve Erdoğan'ın insanı gaflet,içinde bırakacak şekilde bozkurt işareti yapması…Dolayısıyla bir tarafta Kurt siyaseti tamamen askeri, polisiye tedbir uzerine, vaatler bile barındırmayan taraf haline geldi. Kurtlerin bugun AKP'de, dindar muhafazakar Kurtlerin ise HDP'de siyaset yapma şansı kalmadı" diye ekledi.
' HENDEK SİYASETİ GEÇMİŞTEKİ KAZANIMLARI HEBA ETTİ'
****K urt sorununun çozumunde "hendek siyasetinin" politik kazanımları heba ettiğine vurgu yapan Tan, 2011'den bu yana olan sureci şu sozlerle aktardı:
"2011 yılında parlamentoya guçlu şekilde girdik 2005'te de 80 milletvekili çıkardık ancak arkadaşlar bu 80 milletvekilini heba etti. Hendek siyasetleri buyuk bir hataydı. PKK' nin iç savaş çıkarma siyaseti tamamen yanlıştı. Ki HDP Eş Genel Başkanı çıkıp FOX'ta 'halk bu hendekleri savunmak için kazdı' diyerek o siyaseti eleştirmekten yine kaçındı. Hendek siyaseti, şiddet siyaseti yanlısı tutum veya şiddete tavır alınmaması, kazanımları geçmişte heba etti. Farz edin HDP yine 80 milletvekili çıkardı. Eğer HDP aynı anlayışı izlerlerse dun yaşananlar tekerrur eder. Saadet Partisi'ne gelirsek SP, şiddeti, savaşı dışlayarak bu sorunların Meclis içerisinde tartışılarak Kurtlerin insani vicdani ve evrensel hukuka uygun haklara kavuşmasını destekliyor. Bunun içerisinde en onemlisi dildir. Gazetede, dergi seçmeli ders vs en ust notası da ana dilde eğitimdir. Bunu SP Genel Başkanı(Temel Karamollaoğlu) soyluyor. Bir çok sorunun yerinden yonetilmesini savunuyor. SP'de bugun soylediğimiz silahların susması, şiddetin bitmesi ve yeni demokratik anayasanın inşasıdır ve bu anayasa da diğer butun kurtlerin diğer herkes gibi kendi demokratik kimlikleriyle ilgili hakların kavuşmasıdır."
' SAADET PARTİSİ İKİ TARAF ARASINDA SIKIŞMIŞ KÜRTLER İÇİN ÜÇÜNCÜ YOL SUNUYOR'
****Altan Tan, kendisinin CHP 'den aday olacağı soylentilerinin ortaya çıktığı hatırlatıldığındaysa "Beni yıllarca her yere yakıştırdılar. Çozum olmayan yerde olmam mumkun değil, CHP hala Kurtlerin ana dilde eğitimini yerinden yonetimi anayasal vatandaşlık terimini savunamıyor. Keşke HDP demokratik çoğulcu kitle partisi, CHP Batılı anlamda sosyal demokrat, AK Parti ise Musluman demokrat bir parti olabilseydi" diye konuştu.
Saadet Partisi'nin içinde bulunduğu millet ittifakındaki olası rolunun sorulması uzerine Tan "SP olarak biz devlet ve PKK; HDP ve AK Parti arasında sıkışan Kurtlerin durumunu duşunuyoruz. Bu tarafların politikaları birbirini besliyor. Tam da bu noktada Saadet Partisi uçuncu bir yol sunuyor. Şiddete, savaşa karşı, demokrat hak savuncusu yolu çiziyor. Tabii, sadece Kurtler için değil herkes için… Burası bir yeni kanaldır. Bir kopru vazifesi gorecek. Hacmi kuçuk olsa da bile, yol gosterici olacaktır, aynı bugun millet ittifakında oynadığı rol gibi. Saadet Partisi'nin alacağı oyların ana govdesinin bir kısmı AK Parti, bir kısmı ise HDP'den gelecek. Sadece dindar olanlarından değil orta sınıf Kurtlerden de Saadet Partisi'ne oy geleceğini duşunuyorum. SP'nin şiddete karşı sekuler Kurtlerin de temsilcisi olduğumu duşunuyorum" diye ekledi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.