Özet (TL;DR) @ 2018-06-05T07:37:00.000Z: MHP'de genel başkan Devlet Bahçeli'ye muhalif tavırlarıyla dikkat çeken İstanbul milletvekili Atila Kaya, "Tayyip Erdoğan bu seçimi alamayacak. İkinci tura kalırsa eğer kesin kaybedecek. MHP de 50.…



Turkiye

07:37 05.06.2018(Guncellendi 07:40 05.06.2018) URL'yi kısaltın

MHP'de genel başkan Devlet Bahçeli'ye muhalif tavırlarıyla dikkat çeken İstanbul milletvekili Atila Kaya, "Tayyip Erdoğan bu seçimi alamayacak. İkinci tura kalırsa eğer kesin kaybedecek. MHP de 50. yılı olan 2019'da kurucu ayarlarına geri donecek" dedi.

MHP ile AK Parti'nin siyaset sahasında yakınlaşmasının ardından sert açıklamalarıyla gundeme gelen MHP İstanbul Milletvekili Atila Kaya, 24 Haziran seçimlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kaya'nın Sozcu'den Nil Soysal'a yaptığı açıklamaların bir kısmı şoyle:

Siz 16 Nisan referandumu oncesinde 'Hayır' oyu vereceğinizi açıklayıp, MHP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan istifa ettiniz. Şu anda MHP'li vekillerin kaçı bu sisteme karşı?

Başkanlık sistemi ozu ve AKP'nin getirdiği şekli ile kuvvetleri tek elde toplayan bir sistem. Bunun da milliyetçiliğe, demokrasiye ters duştuğunden hareketle en başından itibaren MHP çok şiddetli itirazlar yoneltmişti. Aynı şekilde başkanlık sisteminin Turkiye'yi eyaletler sistemine goturecek yolun bir başlangıcı olduğunu yine MHP dile getirmiş, bu konuda uyarılarda ve tespitlerde bulunmuştu. Dolayısıyla butun bunlar arkadaşlarımızın hafızalarında duruyor. Hal boyleyken hiçbir inandırıcı gerekçe olmadan bu iddialarımızdan vazgeçip; "Cumhurbaşkanlığı hukumet sistemini kabul ediyoruz, haydi oy verelim" demekle oy verilmeyeceğini referandum gosterdi. MHP camiası referandumda 3'te 2 oranında 'Hayır' oyu verdi. Meclis'te de referandum surecince 35 milletvekilinin 7- 8'inin hayır oyu verdiğini biliyorum. Önumuzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminde bunun çok daha baskın biçimde goruleceğine inanıyorum.

(C) AA /

MHP 'de olup, İYİ Parti'ye oy verecek bir kitle var mı?

İYİ Parti'yi oluşturan kadroların yuzde 80'inden fazlası bizim arkadaşlarımızdan oluşuyor. Ama parti ve program olarak baktığımız zaman Turk milliyetçiliği ve ulkuculuğu esas almış bir yapısının olmadığını goruyoruz. Temennimiz onumuzdeki sureçte bu ayrılığın son bulması ve yeniden herkesin baba ocağında buluşması. 2019 yılı MHP'nin 50. yılı olacak. Ama bu anlamda MHP'nin bir cumhurbaşkanı adayı da yok! Bizim bunu kabul etmemiz mumkun değil. Bu ideolojiye sahip mevcut yonetim nasıl olur da kendilerine taban tabana zıt, milliyetçiliği hasım olarak, İslam dışı bir anlayış olarak goren ve bu yonuyle "Milliyetçilik ayaklar altındadır" diyen bir siyasal İslamcıyı cumhurbaşkanı adayı olarak bizim karşımıza çıkarır? İtirazımız buna. Tayyip Erdoğan bu seçimi alamayacak. İkinci tura kalırsa eğer kesin kaybedecek. MHP de 50. yılı olan 2019'da kurucu ayarlarına geri donecek.

İ kinci turda bir AKP-MHP-HDP ittifakı soz konusu olursa tavrınız ne olacak?

HDP'nin tuzuğunun ikinci maddesindeki eşit vatandaşlık, ortak vatan meselesi aynı zamanda HDP'nin ana prensibi biliyorsunuz. Şimdi bu eşit vatandaşlık; butun vatandaşların bireysel olarak eşitliği ise bu anayasamızda var zaten. Ama HDP tuzuğunde kastedilen; etnik olarak, etnik grupların o kimlikleri ile anayasada yer aldıkları bir sistem. Bizim boyle bir şeyi kabul etmemiz soz konusu bile olamaz. Ancak aynı eşit vatandaşlık Sayın Erdoğan'ın beyannamesinde de var. Tabii Tayyip Bey'in bu tur hamlelerine şaşırmamak lazım. Kendisi daha once; "Ben gerekirse papaz elbisesi de giyerim" diyerek bizi uyarmıştı. Ama bu bizim kırmızı çizgimiz ve şu anda ulkucu camiayı en çok rahatsız eden konulardan bir tanesi. Beyannamesine kırmızı çizgimizi koyan Erdoğan'a hiçbir ulkucu ve MHP'li oy vermeyecek. Turk milleti de bu anlayışa geçit vermeyecek.

(C) REUTERS / Murad Sezer

' AF ULU ORTA GÜNDEME GETİRİLECEK BİR MESELE DEĞİL'

Kaya, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin AK Parti'den ve Erdoğan'dan veto yemesine rağmen tekrarladığı af çağrısını da eleştirdi ve şoyle dedi:

"Ben de uzun yıllar cezaevinde yattım. Ancak bu mesele ulu orta hele bir seçim arifesinde gundeme getirilecek bir mesele değil. Boyle bir adım atılacaksa, bu adım dillendirilmeden atılmalıdır. Bunu dillendirip, bir beklenti oluşturulup, sonra adım atılmazsa cezaevlerinde ciddi huzursuzluklar yaşanabileceği yonunde endişelerim var."