Özet (TL;DR) @ 2018-06-04 11:18:07.258291: Kimi ‘ne ifrada ne tefride’ diyor, kimi bir şeyi atmadan önce onarmayı öğütlüyor. Temelde hepsi açgözlülüğe, israfa karşı çıkıp doğal ve süssüz yaşama teşvik ediyor. Hiçbiri o kadar da yabancımız…
Ç. Begum SOYDEMİR/[email protected]

EVDE OL, HUZUR BUL!
Hygge (Danimarka)
**' Huugeh' diye okunuyor.
**
Turkçeye tam çevrilemeyen ama 'sıcaklık ve rahatlık' diye ozetleyebileceğimiz
bu tarz için dort belirleyici obje var: Bol mum, fincanda sıcak içecek, kalın
yun çorap, battaniye. Ama felsefesi, bu manzaranın akla getirdiği gibi
depresyon değil. İnsanın kendine bir huzur alanı açması, tercihen evde,
sevdikleriyle sakin ve paylaşımcı zaman geçirmesi esas. 'Hygge-
Danimarkalıların Mutluluk
Sırrı'nın (Pegasus Yayınları, çevirmen: Medina Azadoğlu) yazarı Meik Wiking'in
bir de 10 maddelik manifestosu var: 1. Atmosfer (Işığı azaltın, mumları
yakın). 2. Anda kalmak (Olduğunuz yere odaklanın, telefonu kapatın). 3. Keyif
(Bir çay/kahve/çikolata alın). 4. Eşitlik ('Ben' değil 'biz' olun). 5.
Şukretmek (Sağlık, arkadaşlar, bir sofrada oturmak; hayatın sunduklarına
minnet duyun). 6. Uyum (Yarışta değiliz, ovunmeyi bırakın). 7. Rahatlık
(Hygge, konforu etrafına yaymak demektir; buna uyun). 8. Ateşkes (Gerginlik
yaratacak konulara girmeyin). 9. Birliktelik (İlişki kurun, olanları
derinleştirin). 10. Sığınak ('Kabile'nizle kendinizi guvende hissedin)...
Trendin İskoçya menşeli olanının adı ise 'cosagach' ('kozagoh' diye okunuyor).
En belirleyici yanıysa bol bol Keltlerin milli deseni ekoseye yer verilmesi...
Ç ABA HARCAMADAN SOSYALLEŞ!
Gem utlichkeit (Almanya)
**' Gemutlihkayt' diye okunuyor.
**Bazı kaynaklarda 'hygge'nin Alman versiyonu olarak tanımlanıyor. Kelime anlamı (sıcaklık, rahatlık; İngilizcedeki 'cozy'nin karşılığı) olarak belki bu soylenebilir ama detaylara inince bir fark çıkıyor ortaya: Sosyallik. Elbette her ikisi de insanın sevdikleriyle bir arada olmasını onemsiyor. Ama hygge yalnız da yaşanabilirken, gemutlichkeit mutlaka insanla temas arıyor. Bir ornek: Evde tek başına mumları yakıp sakince Netflix izlemek hygge için uygun ama gemutlichkeit için değil. İcabında bir başkasıyla beraber kitabınızı açın ve saatlerce konuşmayın, sorun yok. Yeter ki yanınızda biri olsun. Bu 'aktif dinginlik' veya 'çabasız sosyallik'in sonucu olarak gemutlichkeit, Danimarkalı kardeşine gore daha çok ev dışı bir hayata açık. ABD. Wisconsin'de her sene duzenlenen festivalin (bu sene 14-16 Eylul'de) varlığı da yine bu tarza uygun elbette. Ikea'nın bu isimde tatlı bir oyuncak geyik urettiğini de belirtelim.
KARARINDA YA ŞA!
Lagom ( İsveç)
**' Loogum' diye okunuyor.
**
'Ne az ne çok' diye ozetlenen bu anlayışa adını veren lagom kelimesinin tam
karşılığı 'kararında'. Bize yabancı bir tarz değil, neticede "Ne ifrada ne
tefride" diye bir sozumuz var. Mesele sadece aşırı tuketime karşı koymak
değil; bu 'kararında olma' işini hayatın her alanına yaymak gerekiyor. Linnea
Dunne'nin yazdığı 'Lagom' (Pegasus Yayınları, çevirmen: Sevinç Seyla Tezcan)
isimli kitaptan ipucu alalım: "Somut şeylerin otesinde, sosyal hayatta çok
daha derin bir denge yaklaşımını temsil eder. Mesela çocuğunuz hasta olduğunda
ucretinizden kesinti yapılmadan evde kalma hakkınızın olması ama sizin o hakkı
asla suiistimal etmemenizdir." Bu tarzı benimseyerek yapabileceklerimiz de
sıralanıyor: İş-hayat dengesini iyileştirmek, daha bilinçli tuketici olmak,
kendi sebze-meyvelerinizi yetiştirmek, doğanın keyfini surmek...
KUSURLARI DA SEV!
Wabi-sabi (Japonya)
**' Vabisabi' diye okunuyor.
**
Bu anlayışı 'hatamla sev beni' diye ozetlemek mumkun. Çunku hayat aynı zamanda
kırışan yuzumuz, kenarı kırık fincanımız demek. Wabi-sabi de bunu diyor işte;
yaşamın akışına, doğanın getirdiklerine karşı koymadan, israftan uzak durarak,
basit ve eskiyle de mutlu olabilirsiniz. Bunlar hep insan ruhuna yonelik
felsefeler aslında ama 1500'lerden gunumuze gelirken biraz materyalizme
bulanıyor tabii. Wabi-sabi altın çağını babaanneden kalma eprimiş battaniyede,
eski ahşap masada, yıpranmış yer doşemesinde, kenarı vuruk emaye kaplarda
yaşıyor da yaşıyor... Biz yine de 'eskitilmiş yeniler'e para dokmenin bu
tarzla hiç ilgisi olmadığını vurgulayalım.
DOYMA!
Hara hachi bu (Japonya)
**' Hara haçi bu' diye okunuyor.
**Hz. Muhammed'in "Acıkmadan sofraya oturmayın, doymadan sofradan kalkın" hadis-i şerifinin Japoncası! 'Hara hachi bu' ozetle "Yuzde 80 doyana kadar ye" demek. Okinawa dilinden gelen bir terim ve artan bir suratle sağlıklı, uzun yaşamın anahtarı kabul ediliyor. Dunya Sağlık Örgutu'nun 2017 verilerine gore Japonlar, ortalama 83.995'le yaşam suresinin en uzun olduğu ulkeler arasında ikinci sırada (Uzun yıllar sonra ilk kez kadın intiharları yuzunden birinciliği Hong Kong'a kaptırdılar). 'Ölumsuzler Diyarı' olarak anılan, ortalamanın 89 yaşı bulduğu, 100'u geçmiş nufusunun çokluğuyla sayısız bilimsel incelemenin merkezi haline gelen Okinawa Adası ise ulkenin bu alanda notunu yukseltiyor. Gelelim en onemli kısma... İnsan yuzde 80 doyduğunu nasıl anlar? Konunun uzmanı diyetisyenlerden Susan Dopart, "Beyin, mideden 10-20 dakika geriden gelir" diyor. Yani kişi yuzde 80 doyduğunu duşunduğunde aslında yuzde 100 doymuş, tamamen doyduğunu hissettiğindeyse fazla yemiş oluyor. Uzmanların "Doymadığınızı duşunduğunuzde 20 dakika bekleyin" demesinin nedeni de bu. Tabii yediklerinizin sağlıklı şeyler olması da onemli. 'Hara hachi bu'yu benimsemek isteyenler için uç de pratik tavsiye var:1. Daha yavaş yiyin: Hızlı yemekle çok yemek, iki sıkı arkadaş. Beynin tokluk mesajını almasına izin vermek için sureyi uzatmak şart.2. Yemeğe odaklanın: Televizyonu, bilgisayarı kapatıp telefonu yanınızdan uzaklaştırın. Yemek zamanı sadece yemek yiyin. Boyle yaparak daha çok tat da alacaksınız.
3. Ufak kaplar kullanın: Tabağınızı kuçultun, geniş bardaklarınızı unutun. Boylece once gozunuzu doyurup fark etmeden daha az yiyerek tokluk hissettiğinizi goreceksiniz.
ORMANA G İT!
Shinrin-yoku (Japonya)
' Şinrinyoku' diye okunuyor.Tam çevirisi 'orman banyosu'. Reçete basit:
Bir ormana gidin, butun algılarınızı açarak doğaya odaklanın, sadece o
atmosferi soluyun. Japonya'da 1980'lerde geliştirilen bu terapi, artık
koruyucu ve onleyici sağlık uygulamalarından biri kabul ediliyor.
Araştırmalara gore bitkilerin urettiği 'fitonsit' adlı antimikrobiyal bileşik
her derde deva. Diğer yararları ise şoyle sıralanıyor: Kanser savaşçısı
hucreleri çoğaltıyor, bağışıklık sistemini guçlendiriyor, tansiyonu
dengeliyor, stresi azaltıyor, konsantrasyonu artırıyor, kan şekerini
duşuruyor, uykuyu duzenliyor.
HAYAT GAYEN İ KEŞFET!
İ kigai (Japonya)
' İkigayi' diye okunuyor.
Japoncada 'iki', yaşam; 'gai' ise etki, sebep anlamlarına geliyor. İkigai'yi
kabaca 'yaşama sebebi' diye çevirmek mumkun. Turkçeye 'Japonların Uzun ve
Mutlu Yaşam Sırrı' altbaşlığıyla çevrilen kitaplarında Hector Garcia ve
Francesc Miralles, bu kavram için "Hep meşgul kalarak mutlu olma" ve
"Yaşlanırken genç kalma sanatı" da diyorlar: "Japonlar herkesin bir ikigai'si
olduğuna inanır, her sabah yataktan kalkmaları için bir sebepleri vardır."
İşte uzun ve mutlu yaşamak için ikigai'nize sarılmak, henuz bulamadıysanız
keşfetmek gerekiyor. Çunku o zaman depresyon, stres yanınıza uğramıyor.
Miralles, Banu Tuna'ya verdiği soyleşide (Hurriyet Pazar, 13 Mayıs 2018) de
ozetlemişti; hatırlatalım: "Akşam yatağa girdiğinde, o gunun yaşamaya
değdiğini duşunecek bir şey yapmış ol. Bir arkadaşla guzel bir sohbet etmek,
iyi bir kitap okumak, film izlemek gibi... Buyuk şeyler olmak zorunda değil."
ADIM ADIM İYİLEŞTİR!
Kaizen (Japonya)
' Kayizen' diye okunuyor.
Japoncada 'kai' değişim, 'zen' ise daha iyi anlamlarına geliyor; kaizen'e de 'surekli iyileştirme' demek mumkun. Bir formulu de var: 1 dakika ayırmak! Önce tembellik, uşengeçlik, erteleme hastalığı yuzunden başlayamadığınız bir şey seçin. Yabancı dil oğrenmek, dans etmek, bir spora başlamak, ders çalışmak; aklınıza ne geliyorsa... Sonra ona her gun aynı vakitte sadece 1 dakika ayırarak başlayın. Zamanla bu 1 dakikayı yavaşça artırarak başarıya ulaşabileceksiniz. Üstunuzde buyuk hedeflerin baskısı olmadan meseleyi çozebileceksiniz.
TAM İR ET!
Jugaad (Hindistan)
' Cugaad' diye okunuyor.
Sadece yaşam tarzı değil yeni nesil şirketlerin iş modeli kavramı olarak da
kullanılıyor. Herhangi bir soruna zekice ve duşuk maliyetli çozum geliştirmek
anlamına geliyor. İş dunyasındaki çevirisi 'tutumlu inovasyon', gunluk
hayattaki yansıması 'pratik zeka'. Anahtar kelime 'tamir etmek'.
Surdurulebilirlik ve sıfır atık kavramlarının her şeyi belirlediği gunumuzde
başa gureşiyor. Kısaca: Atma, tamir et, donuştur, yeniden hayata kat...
DUR!
Niksen (Hollanda)
' Niksın' diye okunuyor.
Kelime anlamı, 'hiçbir şey yapmadan'. Gozunu pencereden dışarı dikip bakmak,
oylece oturup muzik dinlemek, uyanık olduğunuz halde yatakta takılmak...
Öncelikle, 'yapılması gerekenler' listelerinin hayatımızı 7/24 ele geçirdiği
gunumuzde şoyle bir durmanın kıymeti buyuk. Üstelik bu ritme alışmış, surekli
çalışıp bir şeyler bitirmemizi emreden beynimize soz geçirip niksen yapabilmek
hiç de sandığınız kadar kolay değil. Bir de, 'sıkılmanın', yaratıcı ve uretken
bir zihne kapı araladığını soyleyen araştırmalar (en yakın tarihlilerden biri
Karen Gasper ve Brianna Middlewood tarafından yapıldı) var. Özetle, bir durun!
AKI ŞINA BIRAK!
Wu wei ( Çin) 'Vuvey' diye okunuyor.
Kelime anlamı 'hareketsizlik, eylemsizlik'. Ancak tembellikle karıştırmamak
gerekiyor. 'Eylemsizlikteki eylem' de denebilir. 'Yolda ol', 'anda kal' gibi
bu ara sık duyduğumuz mottolar bu felsefeden besleniyor. Hırslarından/egondan
arın, yaşama/doğaya yon vermeye çalışma, kendini ruzgara bırak... Kuşkusuz
bunları becerebilen insanda bilgelik var!
AZMET!
Sisu (Finlandiya)
' Sizu' diye okunuyor.
Dunyanın en mutlu ulkesi seçilen Finlandiya'nın sırrı işte bu. Kelimenin
dayanıklılık, esneklik, azim, kararlılık, başa çıkma yeteneği gibi anlamları
var. Başladığınız bir işi yarım bırakmadan ve sızlanmadan bitirmek, en onemli
dustur. Tam tanımı Emre Kızılkaya, Finlandiya'nın Ankara Buyukelçisi Paivi
Kairamo'yla yaptığı soyleşide (Hurriyet Pazar, 22 Nisan 2018) almıştı:
"Zihinsel mukavemetle, moral kuvvetle, iyi ve kotu zamanlarda kararlı bir
şekilde sonuç alma iradesiyle ilgisi olan bir kavram." Urban Dictionary de bir
cumleyle şoyle anlatıyor olayı: "Kuzey Kutbu'na gitmek için sisu şart değildir
ama arkasında bir ayı olan kapının onunde durmak için sisu şarttır."

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.