Özet (TL;DR) @ 2018-05-30T13:35:00.000Z: Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı "Diktatör" başlığıyla kapağına taşıyan Fransız Le Point dergisine destek verir nitelikte açıklamasını, AK Parti 24.Dönem İzmir milletvekili ve…



Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı "Diktator" başlığıyla kapağına taşıyan Fransız Le Point dergisine destek verir nitelikte açıklamasını, AK Parti 24.Donem İzmir milletvekili ve BASAM Başkanı Rifat Sait ve Gazeteci Ceyhun Bozkurt Sputnik'e değerlendirdi.

(C) AA / Kayhan Özer

Turkiye'de 24 Haziran'da gerçekleşecek olan erken genel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçimine 1 aydan az bir sure kala, Avrupa'da Turkiye karşıtı soylemler bir kez daha hız kazandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı "Diktator" başlığıyla son sayısının kapağına taşıyan Fransız Le Point dergisine yonelik Turk kamuoyu nezdindeki tepki henuz bitmemişken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan da dergiye destek geldi. Macron, Pazartesi gunu Twitter hesabı uzerinden "Basın ozgurluğune paha biçilemez. Onsuzluk, diktatorluktur" şeklinde bir mesaj paylaştı. Macron'un bu mesajıyla suren gerginliği, AK Parti 24.Donem İzmir milletvekili ve Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BASAM) Başkanı Rifat Sait ve Gazeteci Ceyhun Bozkurt Sputnik'e yorumladı.

AK Parti 24.Donem İzmir milletvekili ve Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BASAM) Başkanı Rifat Sait'e gore, Le Point dergisinin kapağında yer alan ve Turkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'na yonelik sarf edilen 'diktator' sozu son derece "incitici ve yaralayıcı". Sait "Bu yapılan saygısızlıktır. Zira Cumhurbaşkanı'na yonelik bir hakaret butun Turkiye'ye yapılmış bir hakaret olarak kabul edilebilir. Kaldı ki bu 'diktator' iddiaları da gerçeği yansıtmıyor. Zira 'diktator' olan kişi yonetime zorla gelir, askeri darbeyle gelir. Sayın Erdoğan, Turkiye halkının yuzde 52'sinin desteğini alarak bu goreve gelmiş bir isim. Dolayısıyla bu gibi ifadeleri kullanırken, bu gerçeği dikkat almalılar" diyor.

' MACRON, TÜRKİYE'NİN RUSYA'YLA YAKINLAŞMASINDAN VE BALKANLAR'DA ATTIĞI ADIMLARDAN SON DERECE RAHATSIZ'

Macron'un, soylemleriyle Turkiye tutumunu defalarca kez ele verdiğine değinen Sait "Macron'un tavrına gelince; Macron'un kuyruk acısı var, sabıkası var. Daha once de sizinle gerçekleştirdiğimiz roportajlarda bahsettiğim gibi Macron, Turkiye'nin Balkanlar'daki ilerlemesinden ve Rusya'yla yakınlaşmasından son derece rahatsız. Hatta, herhangi olası savaş durumunda Yunanistan'ı Turkiye'ye karşı destekleyeceğini bile soylemişti. Macron daha once yine Le Point dergisine verdiği demeçte '10 gunde bir Erdoğan'la goruşmek zorundayım' gibi bir ifade kullanmıştı. Daha sonra Macron'un danışmanları, bu ifadenin dalga geçme gibi amacı olmadığını ve Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu durumun zorluğundan bahsetmeye çalıştığını ifade etmişti. Butun bunlar bile başlı başına Fransa Cumhurbaşkanı'nın Turkiye duruşunu gosteriyor" dedi.

Sait "Fransa, Turkiye'nin ilerleyişinden, S-400 alımından son derece buyuk rahatsızlık duyuyor. Balkanlar'daki ilerleyişinden son derece kaygılılar. 24 Haziran seçimleri de yaklaşırken Turkiye'ye nasıl zarar verebilirim derdine duşmuş durumdalar. Ancak bu saldırılar Turk halkında ters teper. Çunku Turk halkı mazlumun yanındadır. Boyle saldırılar, Turk halkındaki kararsızların oyunu bile AK Parti lehine çevirebilir" ifadelerini kullandı.

' MACRON RAHATSIZLIĞI VARSA, KELİMELERİN ARKASINA SAKLANMAK YERİNE AÇIKÇA İFADE ETMELİ'

Macron'un Twitter'dan yaptığı açıklamanın doğrudan 'diktator' ifadesini değil basın ozgurluğunu destekler nitelikte olduğunun altını çizen Sait "Macron, Tayyip Erdoğan'a 'diktator' demiyor. Ancak boyle bir duşuncesi varsa, kelimelerin ardına sığınmak yerine açık açık soylemeli. Ama gorunen o ki, boyle bir şeyi de cesaret gosterip açık açık soyleyemiyor" diye konuştu.

Macron'un once kendi ulkesinin temel hak ve ozgurlukleri konusuna eğilmesi gerektiğini soyleyen Sait "Macron, basın ozgurluğunden once Fransa'da kendi halkına polisin nasıl saldırdığını açıklamalı. Malum Fransa'nın cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan her isim 14 Temmuz Bastille Gunu'nde çıkıp basına açıklama yapar. Halbuki Macron, bu yıl bu açıklamayı yapmayacağını soyledi. Kendisinin de kendi ulkesinin basınına yonelik tepkisi ortada. Anlaşılan o ki Macron, Fransız basınından çekiniyor" dedi.

' BASIN ÖZGÜRSE NEDEN SOSYAL MEDYA KULLANICILARINA SAYGI GÖSTERMİYORLAR?'

Fransa'da yaşayan Turklerin Le Point'e yonelik eleştirilerinin de 'ozgurlukler' kapsamında ele alınması gerektiğini hatırlatan Sait "Oradaki Turk asıllıların haklı tepkilerine karşı Macron 'basına boyle tepki verilemez' anlamında bir açıklama yaptı. Eğer madem ki basın ozgur, neden sosyal medya ozgur değil? Oradaki sosyal medya kullanıcılarının eleştirilerine neden saygı gosterilmiyor? Kaldı ki, sosyal medya veya basında kişisel haklara veya manevi değerlere saldırılmasının kabul edilir bir tarafı yok. Basın, ozgurdur. Ben bir gazeteci olarak ben de bunu soyleyebilirim. Ama bu ozgurluk sınırsız değildir. Peygamberimize, ulusal değerlerimize, Ataturk'e yapılan saldırılar kabul edilemez. Bu butun ulkelerin değerleri için geçerli. Bu değerlere saldırmak ne basına yakışır ne de boyle bir tutum kabul edilebilir. Turkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'na 'diktator' demek de bir saygısızlık. Bir de tabii, boyle bir şey soyleyen derginin dayanağı, ispatı da olmalı. Hitler veya Mussolini'yi oturup tartışabilir. Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan, halkının desteğine sahip seçilmiş bir lider. Boyle bir tartışma içerisinde yeri yok" dedi.

' FRANSA, DOĞU AKDENİZ VE SURİYE POLİTİKALARINA İTİRAZ EDEN TÜRKİYE'Yİ HEDEF ALIYOR'

Konuyu Sputnik'e değerlendiren Gazeteci Ceyhun Bozkurt'a gore, Fransa'nın Turkiye karşıtı politikasıyla Suriye'de attığı tartışmalı adımlar birbirinden bağımsız değil. Fransa'nın Turkiye'nin ulusal guvenliğini hedef alan politika izlediğini soyleyen Bozkurt "Fransa'nın Turkiye karşıtı tutumunu, başta guney sınırlarımızın tamamı olmak uzere bolgemizde yaşanan gelişmelerden bağımsız duşunemeyiz. Malum, Fransa yıllarca ABD ve İngiltere'nin Ortadoğu'daki mevcut politikalarına karşı mesafeli duruyordu. Ancak son yıllarda bu politikada değişiklik oldu. Fransa oncelikle Arap Baharı surecinde siyasi olarak Kuzey Afrika'ya yonelik harekatın içinde yer aldı; Libya'ya saldırıda da yine bu ulke vardı. AB içinde Almanya'ya rakip olarak da one çıkarılmaya çalışılan Fransa, bu çerçevede Washington yonetimi ile iletişimini artırdı. Şimdilerde bu iki ulke (Fransa ve ABD), Doğu Akdeniz ve Suriye'de de birlikte hareket ediyor. Turkiye ise tam da bu politikaların karşısında duruyor. Bu sebeple son donemlerde Fransa'nın Turkiye'nin ulusal guvenliğini ilgilendiren konularda hep karşı hamle yaptığını goruyoruz. Bunun en buyuk orneği Fransa'nın PYD teror orgutune verdiği destek ki Fransa'nın bu hamlesi aslında Suriye'nin bolunmesine destek verdiği anlamına geliyor" diye konuştu.

Bozkurt "Fransa'nın Doğu Akdeniz politikası da Turkiye karşıtı. Guney Kıbrıs Rum Yonetimi'nin AB uyeliğinde destek verdi. Buraya askeri olarak destek verdi. Şimdi de yine ABD onculuğundeki kutba destek veriyor" ifadelerini kullandı.

' FRANSA SEÇİMLERE YAKLAŞILIRKEN, TÜRK KAMUOYUNU ETKİLEMEYE ÇALIŞIYOR'

Paris'in politikalarının hem Turkiye hem de İslam karşıtlığını artırır nitelikte olduğuna işaret eden Bozkurt "Fransa ayrıca yıllardır DEAŞ (IŞİD) başta olmak uzere radikal, cihatçı orgutler uzerinden İslam dunyasına yapılan saldırılara destek veriyor. Hatta Fransız yayın organları uzerinden, İslam dunyasına saldırılara psikolojik harekatla katkı sunuluyor. Surdurulen politikalara paralel olarak Musluman duşmanlığı, Turk duşmanlığı pompalanıyor" diye konuştu.

Fransa'nın, Turk seçmenin yaklaşan 24 Haziran seçimlerindeki tercihine etki etmeyi amaçlayan hamlelerde bulunduğuna işaret eden Bozkurt şoyle devam etti:

"Dolayısıyla yayın organları, Fransa'nın hem iç hem de Batı kamuoyunu, bu politikalarına alıştırması için temel saldırı aracı haline geldi. Bu yayın organlarının son yıllarda Batı dunyasının desteklediği etnik Kurt milliyetçiliğini besleyen, Suriye'yi bolmeyi amaçlayan ve Rusya ile İran başta olmak uzere bolgesel iletişimi geliştiren Turkiye'yi hedefe oturtan tavrı gozle gorulur bir hal aldı. Turkiye'de seçimlerin yaklaşması da bu yayınların artmasına zemini oluşturdu. Hem Fransa ozelinde hem de Avrupa genelinde çok sayıda Turk seçmenin bulunması ve bu kişiler uzerinde oluşturulacak baskı, 24 Haziran'daki seçimlerin sonuçlarına etki edebilir. Fransa da tam bu ihtimal sebebiyle, kendisinin rahatsız olduğunu aktardığım Turk devlet politikalarında geri donuş umudu taşıyor gibi gozukuyor."