Özet (TL;DR) @ 2018-05-30 10:10:13.362511: İzmir’de doğup, İstanbul’da araştırıp, Paris’te geçen öğrenim yıllarının üzerine hep daha ileriye, kaliteli ve isabetli adımlarla ilerleyen bir sanatçı ile sohbet ettim.Tan Sağtürk, Türkiye’de bale…
Gulben Ergen, unlu balet Tan Sağturk'le bir araya geldi. Sağturk, dansa başlama hikayesinden kurduğu okullara, erkeklerin baleye bakışından kızının baleye olan ilgisine kadar her şeyi ayrıntılarıyla anlattı....
Foto ğraflar: Murat ŞAKA
◊ Uzun y ıllardır dans okullarınız var. Ülkemizde dansa olan ilgi, okullarınızın ayakta kalması için yeterli mi sizce? Çunku bale hep farklı gorulur…
- Evet, çok elit hatta opera da, halktan uzak gibi hep değerlendirilirdi. Bizlerin de algısı oyleydi. Sonrasında biz onun çok da doğru olmadığını gorduk. Çunku o iletişimi kurmadığınız zaman size gelen çok kuçuk bir kitle olabiliyor. Ya da boyle Anadolu Ateşi gibi buyuk şovlar yapacaksınız ki geniş kitlelere ulaşabilesiniz. Ben Diyarbakır, Elbistan, Kahramanmaraş gibi birçok yere gittim ve insanlara anlatmaya çalıştım.
◊ Öyle mi?
- Duşunulenin aksine erkeğin de yapabileceği, butun sanat dallarını içeren bir sanat dalı olduğunu... İki tane klip yaptım. Ticari klipler değil bunlar. Orhan Gencebay'a gittim. Orhan Gencebay bana "Bir Teselli Ver"i verdi ve o şarkıyla dans ettim. Ardından bunu klip haline getirdim. Aynı klibi, aynı hareketlerle, Mozart'ın Requiem'i ile yaptım. Projeksiyon makinesiyle goruntuler izlettim. Baktım ki Orhan Gencebay'ın muziği ile olan yorumu muthiş beğenildi. Mozart Requiem ile olan algılanmadı. Dokunmadı insanlara. Orhan Gencebay'ı seyrettirdikten sonra baktım o da hoşlanılabilir hale getirdi sanki insanları. Dolayısıyla birtakım eserler uretmeye başladık bale için. Baktım ki insanlar artık yavaş yavaş gelmeye başladılar ve "Bu işi çocuklarımız yapabilir mi?" diye sormaya başladılar.
◊ "Bir Teselli Ver", baleyi insanlara daha da yakınlaştırdı mı?
-Evet. Çunku Gencebay'ı berberde de dinliyorlar evlerinde de. Dolayısıyla bu kadar saygın bir kimliğin bize destek olması çok onemliydi. Turkiye'de opera dışında tutunabilecek bir dal bulamıyorum kendime.
◊ Orhan Gencebay 'ın şarkısı işi yaradı o zaman…
- Yaradı. İlk çıkış noktası o oldu. Herkesin oluşturduğu bir duvar var hayatında; tuğlalarla, eliyle kazıya kazıya… O duvara ne dolduracak? Ben o duvara, her zaman soylediğim cumlenin arkasında durmayı koydum. Dolayısıyla Turkiye'ye geldiğim zamanda butun yapacağım dediklerimi yapmaya çalıştım. O zamanki tum roportajlarıma ya da yakınımdaki soylediklerime bakıyorum. Ne diyorsam onu yaptım.
Tan Sağturk, kızı Ada ile ilk kez 4 Haziran tarihinde TİM Show Center'da sahneye çıkacak.
TEKVANDODA T ÜY SIKLET ŞAMPİYONU OLDUM
◊ Dans sevdan ız oğrencilik yıllarınızda mı başladı?
- Konservatuvarda başladı. Neredeyse 40 yıl once devlet konservatuvarına girdim. O sırada TRT tek kanaldı. Bir program vardı ve çocukları toplayıp goturduler. Aralarında ben de vardım. Devlet konservatuvarından bir hoca koreograf olarak TRT'de çalışıyordu. Sonradan benim hocam oldu. "Tan mutlaka konservatuvara girsin" demiş aileme. Fakat ailem ilk başta çok ustune duşmemiş. Ben tekvando yapıyordum. Hatta Turkiye Tekvando Tuy Sıklet Şampiyonu olmuştum.
◊ Tekvandodan baleye ge çiş nasıl oldu?
- O sonradan hocam olan kişi Ankara'ya haber vermiş. TRT Opera Balesi Genel Mudurluğu'nden arandık. Tam da 1980 askeri doneminde. Annem telefonu kapattıktan sonra "Bir sandalye çek karşıma. Seninle konuşmak istiyorum" dedi. "Tan, boyle bir durum var. Senin konservatuvara girmeni arzu ediyor Suna Şener. Var mısın?'' dedi. "Peki bale ne?" diye sorduğumu hatırlıyorum. Annemin anlatış biçimi beni herhalde çok etkiledi.
◊ Nas ıl anlattı anneniz?
- "Benim sana tum anlattığım masalları biliyorsun ya onun muzikli olduğunu, sahnede senin olduğunu ve perde açılınca seyirciyle buluştuğunu duşun" dedi. Bunu hiç unutmuyorum. Sonrasında da "Bir masal kahramanı olacaksın" dedi.
◊ Annenizin mesle ği neydi?
- Annem TRT'de yayıncıydı. Oradan emekli oldu. Annemle o konuşmayı yaptıktan sonra ben hatırlamıyorum ama annemden bir gun duşunmek için sure istemişim. Ertesi gun de "Evet" demişim. Daha sonra konservatuvar sınavına girdim ve kazandım. Sonra bir anda herkes tarafından gosterilen bir çocuk olunca, çocuk da etkileniyor bundan. Butun konservatuvar yaşamım 10 yıl boyunca o şekilde geçti. Ankara Devlet Konservatuvarı'nı bitirdim. Çok onemli kişiler vardı sınıfımızda. Mesela Fazıl Say. Mudurumuz Cuneyt Gokçer'di.
◊ Konservatuvardan sonra yurtd ışına mı gittiniz?
- Okul bitmek uzereyken opera ve balede erkek ihtiyacı vardı. Bizim hızlıca bitirebilmemiz için sınıf atlatıldı. Bir de askerlik vardı. Çunku uzun sure askerlik yapacaktık ve bu da bunyemize zarar verebilirdi. O donemde, Devlet Opera Balesi'nde, Dostoyevski'nin Budala diye bir eseri donecekti. Bu sırada Devlet Opera Balesi, tam konservatuvardayken, "Sen gel bizimle dans et bir an once" dediler. Derken o donem festivaller çok arttı Ankara'da. O sırada da Fransız Genç Balesi gelecekti. Fakat konservatuvara uğrayıp genç yeteneklere bakmak istediler. Daha sonra bize baktılar ve benim için okula teklifte bulundular. Ben klasik bale yaptığım için, hep klasik baleyi yapmak istiyordum. Daha sonrasında mutlaka yaparız ama once bir klasik eserlerde dans etmeliydim ben. O yuzden teşekkur ettik onlara. Fakat o sırada, annem iş için Viyana'ya gitmişti. "Tan, Viyana Operası'nı gormen lazım. Ben bir para ayırdım sana. Sınavı da varmış. Gidip orayı gor ve sınava gir" dedi. Şubat tatiline denk geliyordu. Ben de Viyana'ya gittim. Sınava girdim. İki kişi seçilecekti beni ve bir Fransız'ı seçtiler. Kontratımı aldım ve geldim. Kontratı da imzalamış bulundum. Hatta hiç unutmuyorum. Kontratım için bir ev tahsis etmişlerdi. Bir de bir araba.
FRANSA H ÜKÜMETİ VATANDAŞLIK VERDİ
◊ Ne kadar kald ınız orada?
- Okulun bitmesini bekliyordum. O sırada Fransız Genç Balesi konservatuvara geldi. Bizi seyrettiler. "Bu çocuğu alıp gitmek istiyoruz" dediler. Ve onlar da bir kontrat teklif etti. Sonra karar verip Fransa'ya gittim. 9 sene Paris'te yaşadım. Fransa'da devlet sanatçılarıyla yıllık kontrat yapılıyordu. Ama Jacques Chirac hukumeti birkaç kişiye omur boyu kontrat verdi. Onlardan biri ben oldum. Baş dansçılığa kadar yukselmiştim. Elysee Sarayı'nda Jacques Chirac ve eşi bir yemek verdi. Bana bir zarf uzatıp "Bunu kabul etmenizi rica ediyorum" dediler. Açtım zarfı. İçinden Fransız pasaportu çıktı. Beni vatandaş yapmışlar. Tabii ki Turkum ben her şeyden once. Ama bence buna layık gorulmek çok değerli.
◊ Ka ç tane Tan Sağturk Dans Okulu var?
- 9 tane İstanbul'da açtık. Trabzon'da, Samsun'da var, şimdi Bodrum ve Antalya'da açıyoruz. 13'u bulduk. Diyarbakır, Elbistan, Mardin, Gaziantep gibi şehirlerde açtık ama oralarda kendi ismimi koymadım. Bir ticari meseleye onları sokmadım.
BALE YAPAN D İNLEMEYİ ÖĞRENİR
◊ Balet olmasayd ınız ne olurdunuz?
- Hangi kulvara girersem onu çok iyi duzenleyebileceğimi ve iyi bir arşiv oluşturacağımı duşunuyorum. Daha da onemlisi iyi dostluklar kuracağımı duşunuyorum.
◊ Bir koreograf s oyleyemediklerini dansıyla anlatır mı?
- Anlatır. Mesela beni gunluk yaşamda tanıyanlar sahnede başka bir adamla karşılaştıklarını soylerler. Kızım bile bunu soylemiştir, "Baba, orada tanıyamadım. Sen başka bir adam oldun" diye. Bu başka bir ruh hali.
◊ Ka ç yaşında dansı bıraktınız?
- Ben çok erken bıraktım aslında Devlet Opera Balesi'ni. 34 yaşındaydım. Fakat çok doymuşluğum da olmuştu artık. Çok fazla dans ettiğimi duşunuyorum.
◊ Ailelere bale konusunda nas ıl bir çağrı yaparsınız?
- Bir kere balerin olmak zorunda değiller. Çunku profesyonel olarak yaptıkları zaman apayrı bir meslek dalı olarak gitmesi lazım ama herkesin bu eğitimden geçmesi gerektiğini duşunuyorum. Başarısından, mutluluklarından, sağlıklarından kuşku duymasınlar diye. Bale yapan insan dinlemeyi de oğrenir.
◊ Öyle mi?
- Okulumda 7-8 oğrencim vardı. "Hepimiz Robert'i kazanacağız" dediler. Ben de dedim ki "Hepiniz kazanacaksınız ama kazanamayanlar çok hayal kırıklığına uğrayabilir. Bu kadar iddialı gitmeyin". "Tamam hocam. Teşekkur ediyoruz, çok destek oldunuz'' dediler. Geldiler. Sekize sekiz. Hepsi Robert'i kazandı. Çok geniş duşunebiliyorlar baleden sonra.
◊ Yurtd ışında baleye verilen onemin ulkemizde verilmemesi sizi uzuyor mu?
- Ataturk Kultur Merkezi'nin bir donum noktası olması gerektiğini duşunuyorum. Bunu sadece bale için soylemiyorum. Ülkemizin tum sanatları için soyluyorum.
ERKEKLERDE KIRILAMAZ B İR DUYGU VAR
◊ Aileler erkek çocuklarını baleye yollama konusunda neden onyargılı davranır?
- Erkeklerde gerçekten hala kırılamaz bir duygu var. Bunu halk danslarımız son derece kırmış durumda. Bence çok onemli. Erkek sayısının fazlalığı onu gosteriyor. Ama bu tip sanat dallarında, ozellikle bale gibi konularda mesela Turkiye'nin doğusunda daha fazla ilgi var. Batı'da durum daha zor. Halbuki biz hep tam tersini duşunuruz. Diyarbakır'da mesela erkek sayısı daha fazla. Burada insanların kulaktan kulağa, mahalle baskısıyla, bu tip meselelere tabu gibi baktığını ve çalışmak istemediklerini gozlemliyorum. Ben sevilmemle beraber bunun daha çok kırıldığını duşunuyorum.
KIZIM DA DANS ED İYOR
◊ Ka ç çocuğunuz var?
- Bir kızım bir de oğlum var.
◊ Ç ocuklarınızın danslar arası nasıl?
- Oğlum daha ufak ama kızım severek yapıyor. Hatta bu sene onu da hazırlayacağım.
◊ Severek mi yap ıyor yoksa sizden dolayı mı yapıyor?
- Kızım Ada bunu itiraf edemiyor belki ama sanki benim için yapıyor gibi… Sorunca "Severek yapıyorum" diyor. Ben de ona inanmaya çalışıyorum.
◊ E şiniz Rus. Nasıl tanıştınız?
- Eşimle Turker İnanoğlu'nun bir muzikalinde tanıştım. Tabii yıllar geçti, aklımızda kalmışız birbirimizin. Biliyorsunuz yurtdışında universiteyi bol bol bitiriyorlar. Rusya'da ozellikle. Bol bol universite okumuş. Çok aşık oldum. Evlendik ve 10 yıl geçti. İki çocuğumuz oldu.
◊ E şiniz çalışıyor mu?
- Bizim dans kıyafetlerimizi uretiyor.
◊ Annenizin mesle ğini soylediniz. Babanızın mesleği neydi?
- Babam benim kahramanım aslında hakikaten. Akıl veren, inanılmaz entelektuel bir adam. 4 universite, 4 bolum bitirmiş. Yatılı okul okuduğum için uzun sure çok ayrı kaldım ailemden. Fakat surekli irtibat kurduk onlarla. Bağlantı içindeydik. Konservatuvara başlarken "Senin tercihlerin çok onemli. Bizi yonlendirecek olan senin tercihinin kuvveti" demişti bana. Arkamda da durdu annemle beraber. Ailem İzmirli. Onlar bu yuzden de biraz daha açık fikirlilerdi.
SON 24 SAATTE YA ŞANANLAR

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.