Özet (TL;DR) @ 2018-05-29 05:55:47.334972: Öyle bir oyunculuk ki, bir projede sesiyle yürek titretirken diğerinde kahkahasıyla iç ısıtıyor. Hem komedinin, hem aksiyonun içinde, yani her telden vuruyor. Örnekse; “Eşkıya Dünyaya Hükümdar…
◊ Yeni filminizden ba şlayalım. "Bal Kaymak"a ilgi buyuk. Nedir bu kadar ilgi çekmesini sağlayan?- İlgi buyuk mu gerçekten?
◊ Bana oyle geldi. Galada da inanılmaz bir kalabalık vardı.
- Galalar iyi olur da çok inandırıcı değildir yani, belirleyici olmaz.
◊ Bu kadar k otumser olmayın. Filme gidenler çok beğendiklerini soyluyor.
- İnşallah.
◊ Şoyle sorayım o halde; sinemaseverler bu filme neden gitsin? Onları nasıl bir hikaye bekliyor?
- Valla bir aile filmi bu.
◊ Ye şilçam tadı mı diyorsunuz?
- Hayır hayır. Ben "Eski Yeşilçam filmleri tadı" falan, o sozlere çok katılmıyorum. Eski eskidir yani. Artık ne teknoloji o teknoloji, ne halk o eski halk. Beğeniler falan çok değişti. Donup de bir Yeşilçam filmine baktığım zaman bana çok ilkel geliyor yani.
◊ A ğır olmadı mı bu?
- Yoo... "Nerede o eski filmler" falan yalan geliyor bana. Yeşilçam filmlerini de iyi bilirim yani. Çoğu hıçkırıklarla başlar. Aktorlerin çoğu eğitimsiz, hemen hepsi alaylı... Kuçumsemek için soylemiyorum tabii, çok buyuk aktorler de var. Ama o zamanlar sanata bakış çok kısıtlıydı. Kim iyi aktordu, kim iyi rejisordu bilinmiyordu. Mutlaka bugunlere gelen yolun ilk taşlarıdır hepsi ama çok değişik bir arena burası.
◊ De ğişik derken...
- Artık yarışlarımız yabancı film sektoruyle.
◊ Normal de ğil mi? Seyirci bugun sizi izliyor beyazperdede, ertesi gun devasa butçeli bir yabancı yapımı...
- Tabii... Ben de eve gittiğimde Amerikan ve İngiliz dizilerini izliyorum. Çunku oradaki produksiyonlar, oyunculuklar çok farklı. Burada iyi bir sektor olmak istiyorsak o seviyeyi yakalamamız lazım. Ama hala o seviyede işler pek goremiyorum bizde.
◊ Neden olmuyor?
- Zor iş bu. Bir defa bunun bir matematiği var. İyi hikaye, iyi reji olmazsa olmaz. Bizde ise mutlaka bir ayağı eksik kalıyor. İyi hikaye buluyorsun, aktor zayıf oluyor, aktor iyi oluyor ama reji zayıf kalıyor falan.
◊ D uzelmez mi?
- Zaman içinde duzelecektir herhalde.
B İZİM OYUNCULARIN EN BÜYÜK EKSİĞİ YABANCI DİL
◊ İyi oyuncumuz olmadığını soyleyemeyiz. Peki neden yurtdışında goremiyoruz onları?- Yine eğitimle ilgili bir durum. Bizim oyuncularımız o seviyede İngilizce konuşmuyor ki. Tutmuş boyle eleştiriyorum ama "Sen İngilizce biliyor musun?" diye sorsalar hayır yani. İlk yapmamız gereken şeylerden biriydi bu, buyuk eksiklik. Mesela sınıf arkadaşım Haluk Bilginer burada konservatuvarı bitirdikten sonra İngiltere'de aktor okulunda okudu. Zaten giderken de İngilizcesi iyiydi, şimdi mukemmel.
◊ Ama son filminde ne yaz ık ki beklediğim Haluk Bilginer performansını goremedim.
- Daha mı kotuydu?
◊ Evet. Acaba ana lisan d ışında oynamak mı zor diye duşundum.
- E tabii istediğin kadar İngilizceyi oğren, bir İngiliz ya da bir Fransız gibi hissedemezsin, duşunemezsin. Ama bu soylediğiniz çok iyi bir şey.
◊ Nesi iyi?
- Ne var biliyor musunuz? Artık averajın biraz onundeki seyirci daha iyi irdeliyor, daha eleştirel olabiliyor. İnsanlar bakmayı oğrendiler. Öğrendikleri için de artık kalite istiyorlar. Butun mesele seyirci. Seyirci bakmayı oğrendiği zaman kalite gelecek. Çunku o zaman seçecekler; kim iyi aktor, kim iyi rejisor, hangisi iyi hikaye... Bu çok onemli. Benim bu son projeyi kabul etmemin sebebi rejisorum Onur Tan. Hikayecilik tarafı da kuvvetli bir çocuk. Boyle bir hikayeden bahsetti, "Oynar mısın?" dedi. "Şerefle oynarım hem de" dedim. Başka bir beklentim yok, sadece bu filmde olmak istediğim için "Evet" dedim.
◊ Diyelim ki projede Onur Tan ad ı yok... Seçim kriterleriniz neler?
- Benim için en onemlisi hikaye. Hikaye çok sağlam olacak. Bundan once yaptığım dizilere, filmlere bakın. Mesela Ata'yla (Demirer) yaptığımız "Eyyvah Eyvah"lar, "Berlin Kaplanı", hepsinin sağlam hikayeleri vardır. Dizilere bakın; "Benim Annem Bir Melek", "Avrupa Avrupa", "Eşkıya Dunyaya Hukumdar Olmaz", daha once "Kurtlar Vadisi". Onlarda da iyi hikayeler var. Tabii iyi hikayelerin içinde ağırlığı olan roller de gerekli. Bunu başardığımı duşunuyorum.
OPERAYA DEVAM ETSEM ŞİMDİ LA SCALA'DAYDIM
◊ Neredeyse t um hayatınız tiyatroda geçmiş. Gozunuzu tiyatroda açmışsınız bir bakıma...- Evet, ilkokuldan itibaren. Sadece Devlet Tiyatrosu'nda 43 yıl geçti, onceki sene emekli oldum.
◊ Bu nas ıl bir aşk?
- Buna aşk da denmez.
◊ Ne denir?
- Bu, hayatın seni goturduğu yer. Ben çocukken futbolcu olmak isterdim mesela, bunun için dua ederdim. Bir de yarım kalan opera var. Hala zaman zaman pişmanlığını yaşarım "neden operaya devam etmedim" diye. Konservatuvarda 1 sene opera bolumunde okudum. Ben birinci sınıftaydım, hocalar ust sınıflardaki oğrencileri beni dinlemeye getirirdi. Tiyatro bolumune geçmeseydim sanırım operada devam ederdim.
◊ Devam etseydiniz şimdi nerede olurdunuz?
- Şimdi ya Metropolitan'da soyluyordum ya La Scala'da. Eğitim eğitim eğitim işte...
◊ Alayl ıların hiç mi şansı yok?
- Olmaz olur mu? Metin Akpınar, Zeki Alasya mesela, çok buyuk aktorler.
◊ Öyleyse...
- Ama eğitimliler bir de doğuştan kabiliyetliyse, sanatları tam taçlanıyor.
◊ Peki yeni jenerasyon i çin ne diyeceksiniz?
- Çoğu eğitim alıyor bir kere; illa devlet okulu olmasına gerek yok. Bir de çok kabiliyetliler. Aralarında oğrencilerim de var. Mesele o ki seçerek ve aklı selimle iş yapsınlar. Çunku kotu projeler aktoru de bitirir. Üç defa kotu işte rol alırsan, seyirci bir daha yuzune bakmaz.
ATA YEN İ BİR ŞEYLER YAZIYOR, ARAYIP "HAZIR OL ABİ" DEDİ
◊ Siz bundan sonra ne yapmak istiyorsunuz? - Emekli hayatı yaşamak istiyorum. Çok beğendiğim işler gelirse arada, oynarım. Mesela dun Ata'yla (Demirer) konuştuk. Guzel bir şeyler yazıyor yine belli. "Hazır ol Tarık Abi" dedi.
◊ Neden emekli olmak istiyorsunuz?
- Yıllarca yaz tatili yapmak için çalıştık biz. Para kazanalım da gidip tatilimizi yapalım dedik. Artık tatil zamanımı para kazanmak için harcamayacağım. Çok guzel bir film projesi olur, ona tamam.
◊ Sizin yazd ığınız hikayeler var mı?
- Çok duşundum ama yok. Şuna inanıyorum, insanın bir tane mesleği olur gerçekten sevdiği ve bağlandığı. Benim bağlandığım meslek de aktorluk. 43 yıl aktorluk yaptım. Muthiş oyunlar oynadım Devlet Tiyatroları'nda. Bir defa bile reji yapmadım. Yapamaz mıyım, bin kere yaparım ama işim değil. Zaten bir de dizi var biliyorsunuz, uçuncu sezonu. Hikaye iyi, oyuncular iyi. Zaten uzun soluklu duşunulmuş. En az 10 yıl diye duşunuyor yapımcılarımız.
◊ 10 y ıl mı?
- Evet, çok zengin hikaye çunku. O dizide de çok sağlam bir rolum var. Gerçi zaman olarak en kısa rol benimki ama o olmazsa dizi temposu duşer, oyle de kilit bir rol. Dizi sektorunun boyle gelişmesinin sebeplerinden biridir Devlet Tiyatrosu oyuncuları.
BEN İM HİÇ BABAM OLMADI◊ Asuman Dabak'ın gundeme getirdiği "dizi ve sinema
sektorunde yaygın uyuşturucu kullanımı" meselesiyle ilgili neler soylemek
istersiniz? Şahit oluyor musunuz boyle durumlara?- Kotu bir şey tabii bu
uyuşturucu meselesi. Nasıl soylemek lazım bilmiyorum ki. Benim oyle bir
alışkanlığa yanaşmışlığım bile yok. Üstelik çevremde vardı, şartlarım da
zordu.
◊ Ne gibi bir zorluktan s oz ediyorsunuz?- 6 aylıkken babamı kaybettim.
Benim hiç babam olmadı. Yalnız başıma bir adamdım. Annem, bir uvey babayla
beraber... Dikkat ederseniz konservatuvara giden çocukların yuzde 80'inin
anne-babası ayrıdır. Ama biz hocalarımızdan dolayı sustalı maymun gibiydik.
Hocalarımız dunya çapındaydı. Onların en buyuk hatası yerlerine hoca
yetiştirmemeleri oldu. Hata değil belki de bilerek yaptıkları bir şeydir bu.
Onlarda da bir tek olma hissi vardı belki, bilmiyorum ki.
" NE OLUYOR ABİ" DİYORSUN MEĞER ADAM ROLDEN ÇIKAMAMIŞ◊ Gunumuzde oyunculuk
eğitimi alan gençler sizden daha şanssızlar o zaman.- Hem de çok
şanssızlar. O kadar enteresan ki, gençlerin dilinde bir isim var şimdi, Eric
Morris. Bir Morris tutturmuş gidiyorlar. Ne alakası var ya... Stanislavski
diye bir adam var, sen onu bir bil bakalım once. Bir Brecht oyunculuğunu
oğren. Brecht oyunculuğu bile Stanislavski'ye dayanıyor. Stanislavski'nin
dediklerini yaparsan Brecht oyuncusu olursun. Yani rolu giyersin, çıkarırsın.
"Oyun bitti ben hala roldeyim" falan oyle bir şey yok yani. Rolunu oynarsın,
oyun biter, "Allahaısmarladık" der gidersin. Silersin gozyaşını bitti. Tarık
Ünluoğlu'ndan devam edersin hayata.
◊ Rol une kendini fazla kaptırmış oyuncular geldi şimdi gozumun onune.-
Ya neler var ya... Ne buyuk oyuncular biliyorum; oyun bitmiş, hala ağlama
modunda. "Ne oluyor abi?" diyorsun, abi oyundan çıkamamış meğer. O zaman sen
aktor değilsin yani!
KIZIMA YAT, KAT BIRAKMADIM BEN İM GİBİ HAYATI TIRMALAYACAK◊ Sizin bir
kızınız var...- Evet, 37 yaşında. Daha dun ufacıktı, kocamaaan bir kadın
oldu. Zaman o kadar çabuk geçiyor ki.
◊ K ızınız oyunculuğu seçmedi değil mi?- Hayır, seçer mi? Anne oyuncu,
baba oyuncu, gordu durumu. Benim kızım sistem analisti. Çok da akıllı ve ne
istediğini bilen bir kız. Biz bileziğini taktık eline. Ama "Kızım sana bir yat
bırakacağım, deniz kenarında bir ev bırakacağım" diye bir şey yok. "Baban gibi
tırmala hayatı" dedik. Çunku hayatı tırmalamadan yaşayan gençler başarılı
olamıyor. İnsanın bireysel olarak bir şeyler koparması lazım hayattan. Bu ona
motivasyon ve daha fazlası için istek veriyor.
K ÜFRE GÜLEN BİR MİLLETİZ◊ Yaşınız 67 ama çok iyi gorunuyorsunuz.- Zarf
ve mazruf...
◊ Emekli olmasan ız diyorum...- Bu ulkede her zaman iyinin ustu ortulur,
iyi gomulur. Ben hocalık yaptığım donemde, konservatuvarın dort sınıfı
birleşip gelirdi dersime. Yukarıdaki hocalar da baktılar duruma, "Aman bu
tehlikeli, hemen gonderelim" dediler. Birinci senede gonderdiler. Mesela Yucel
Erten'in de konservatuvar hocalığı boyle olmuştur. O da çok buyuk bir hoca
olarak geldi Almanya'dan, konservatuvarda 1 yıl çalıştı, ondan sonra hadi gule
gule!
◊ D unyada boyle değil galiba.- Değil. Orada iyi olanı bir adım daha
nasıl yukselteceğiz derdindeler. Turkiye'nin her koşesinde, her sektorunde
durum bu. Buradan aileye, "Bal Kaymak" meselesine gelelim.
◊ Gelelim... - Aile çok onemli. Eski aile yapısı, anne-baba ve
çocuklardan oluşan o yapı maalesef yok. Çocuklar bir yerde, anne-baba bir
yerde. Hayat şartlarından belki de, bilemiyorum. Hele şimdi bir de sanal dunya
var, herkesin elinde telefon. Kimse kimseyle konuşmuyor. İletişim bitti. O
bakımdan bu aile hikayesinin uzerinde onemle durulmalı.
◊ Yeni aile yap ısı nasıl?- Saygı yok. Çocuklar "Lan baba" diyor! Bu
durum filmlere de yansıyor. Komedi denilen filmlere bakıyorum, çoğu kufur.
Kufre gulen bir milletiz biz ya. Ana avrat kufre kahkaha atılıyor. Bu nedir?
Zeki kafa olmazsa espri de bizimki gibi oluyor işte. Bu kafadan çıkmak lazım
ama bu epey zamanımızı alacak. Minimum 50-100 senemiz var.
REKLAM SEKT ÖRÜNDEKİLERİN ACIMASI YOKTUR
◊ Siz ve birka ç oyuncu daha var ki, sadece sesiniz duyulsa yetiyor,
gorunmenize bile gerek yok.
- (Guluyor). Bu sadece sesin gucu değil... Yine eğitime gelip dayanıyor
konu. Şan dersleri de aldık biz.Yeşilçam filmlerinde kendini seslendiren çok
azdır, bir veya iki tane. Boyle bir şey olabilir mi ya?
◊ Hep ayn ı ses ama farklı yuzler, bir garip oluyor gerçekten.- Olmaz ki
zaten, ruh ve beden ayrı çunku. Aktorluk tanrısal bir iş. Şoyle ki... Bizim
oynadığımız tekstleri birileri yazıyor. Yaratılmış o metni biz alıp
canlandırıyoruz. Mesela Shakespeare "Hamlet"i yazmış değil mi? O karakteri de
bilmem kim oynamış, bilmem kim oynamış, bilmem kim oynamış. Ama o uçu içinden
biri çıkmış, Laurence Olivier denen adam, "Aaaa" demişler "Bu ne"... İşte o
benim için tanrısal bir durum.
◊ En be ğendiğiniz aktorler hangileri?- Sadece ben değil, kime
sorarsanız sorun Al Pacino
der, Robert De Niro der, Marlon Brando der. Bu çok iyi olmakla, "Vayy be bu ne
yaptı ya" dedirtebilmekle ilgili bir durum. Ben bu saydığım isimleri çok
dikkatli izlerim mesela. Galiba talihsizliğimiz orada doğmamış olmak.
◊ Orada do ğan çok Turk kokenli oyuncu adayı var ama durum değişmiyor.-
Onlar içlerine pek fazla yabancı sokmuyorlar çunku. Burada bile benzer
durumlar var. 20-30 yıl seslendirme yapmışımdır Ankara'da, tek bir reklam
filmi konuşmadım. Çunku orası kapalı devre, girmeniz çok zor, giremezsiniz.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.