Özet (TL;DR) @ 2018-05-28T21:01:00.000Z: Metin Yeğin’e göre ağır ABD yaptırımları altındaki Venezüela’da, Maduro’nun seçimi kazanmasında ordu-kilise ile ittifakı ve muhalefetin boykotu rol oynadı. “Venezüela ile Türkiye hiç benzemiyor” diyen…



(C) REUTERS / Carlos Garcia Rawlins

Venezuela'da ABD destekli muhalefetin boykot ettiği 20 Mayıs başkanlık seçimlerinde, sandıktan yine Bolivarcı Devrim mirasını Hugo Chavez'den devralmış Devlet Başkanı Nicolas Maduro zaferle çıktı. Madura oyların yuzde 68'sini kazanarak ilk turda seçilmeyi başardı. Katılım ise boykotun da etkisiyle yuzde 46'da kaldı. Seçimlerin duzenlenmemesi için alenen tehditler savurmuş olan ABD yonetimi hileli olduğunu iddia ettiği seçim sonucunun ardından Venezuela'ya yonelik yaptırımları sıkılaştırdı. İki ulke temsilcileri karşılıklı sınırdışı edildi.

Latin Amerika'da ABD karşıtı sol eğilimli yonetimler birer birer devrilirken yaptırımların da etkisiyle derin ekonomik krizi yaşayan Venezuela ile Turkiye arasındaki ilişkiler de son donemde dikkat çekiyor. İki ulke liderleri Venezuela'ya petrol karşılığı mal satışını ongoren bir anlaşmaya imza koydu.

Venezuela seçimleri ve Caracas-Ankara ilişkilerini Latin Amerika uzmanı gazeteci-yazar ve gezgin Metin Yeğin ile konuştuk.

' BOLİVARCI DEVRİM, BAŞINDAN BERİ SEÇİMLER VE REFERANDUM DİNAMİĞİ ÜZERİNDEN YÜRÜDÜ'

Metin Yeğin'e gore Venezuela'da 'Bolivarcı Devrim' başından beri seçimler dinamiği uzerinden yururken, Chavez doneminde birçok ozgur seçim yapıldı ancak Maduro doneminde bazı guçlukler yaşanmaya başladı:

"Venezuela, 'Bolivarcı Devrim' baştan beri hep seçimler ve referandum dinamiği uzerinde yurudu. Yani Chavez, ne zaman sıkışsa --zaten seçimle başa geldi bilinen aksine bir darbeyle başa gelmedi- seçimleri ve referandumu bir dinamik olarak kullandı. Bunu ilk başlarda çok yuksek oranlarda kullandı ve yani bir suru ozgur seçim yapıldı. Mesela seçimlerin çok ozgur olduğunu dillendiren tanıklardan birisi de ABD eski başkanlarından bir tanesiydi (Jimmy Carter). Yani çok net, çok ozgur seçimlerin surdurulduğu bir alandı ama Maduro'dan sonra bayağı guçlukler çıktı. Zaten tabii ki ABD'nin yoğun bir baskısı var, ambargosu var her turlu ama yine de şunu soylemek lazım; aradan geçmiş 18-20 yıl --Chavez'in iktidara gelmesinden beri- ve o kadar zaman içinde daha bir suru meseleyi halledememiş bir iktidar durumu var. Ancak seçimi yine de kazandı''.

' MADURA ASKER VE KİLİSEYLE İTTİFAK KURDU'

Yeğin, ABD yonetimi destekli muhalefetin baskısı altında kalan Maduro'nun ozellikle son donemde ordu ve kilise ile kurduğu ittifaka da dikkat çekerek zaferinde bunun da rol oynadığını dile getirdi:

"Ama kazanmasının en onemli tarafı muhalefetin seçimi boykot etmesi, seçime girmemesidir. Muhalefet seçime girmeyince %47-48 gibi bir katılımla %67'yi aldı, muhaliflerin bir kısmı yine de seçimlere katıldı, bana gore Maduro için muhalefetin bir kısmını seçime dahil etmek başarıydı. Çunku son donemlerde daha çok kendi işlerini yapmak yerine muhalefeti bolmek ve bu şekilde iktidarın yukarıdan başlayarak çeşitli odunler vermek, karşılığını almak şeklinde yuruyor ve iktidarı kendisinde tutmak için --ve en onemli şey- uzun zamandır zaten askerlerle çok yakın temastaydı. Özellikle darbe olmaması için bunu sık yapıyordu. Bir suru buyuk kamu yonetiminin idaresi askerlere devredilmişti. Buna bir onceki kurucu anayasada 'Kilise' de dahil oldu ve bu ittifaklar yani asker ve kilise ittifakı arkasına iktidarı da aldığı bir donemde ozellikle muhalefeti bolmek, birlikte hareket ettirmemek gibi unsurları ortaya çıkardığında ve etkili bir boykot da olduğunda --bir de artık umudu kesen bir tarafı da, iki taraftan da yani hem iktidardan hem de muhalefetten umudunu kesen tarafları da duşunduğumuzde- Maduro tekrar başkanlık seçimlerini aldı. Yani Turkiye'deki deyimiyle Maduro 'atı alan Üskudar'ı geçti' oldu aslında tekrar başkanlık seçimini kazanarak''.

(C) AA /

' TÜRKİYE İLE VENEZÜELA BENZETMESİ YANLIŞ'

Turkiye ile Venezuela benzetmesini, Venezuelayı bilmeyenlerin yaptığını soyleyen Yeğin, Venezuela'da sağcı muhalefetin medyanın buyuk çoğunluğuna sahip olduğunu ve iktidarın halkçı çozumlerine karşı çıktığını anlattı:

"Turkiye ile Venezuela benzetmesi hiç uymuyor. Yani baştan beri de uymadı. Bu benzetmeler aslında çok garip. Hiç Venezuela'yı bilmeyenlerin benzetmesi. Mesela iki tarafta da referandum deniliyor ama konuları başka. Venezuela'da kabul edilmemiş referandum sanki kabul edilmiş gibi yansıdı Turkiye'de. Bu manada hiçbir şey bilinmiyor, muhalefet de hiç uymuyor. Çunku oradaki muhalefet ozellikle Venezuela'nın halkçı çozumlerine, onun kısmen de olsa diyelim ki işgal fabrikalarını surdurebilme çabaları, ondan sonra geniş anlamdaki sosyal yardımları surdurme çabalarını eleştiren ve bu çabaları ortadan kaldırmaya çalışan bir taraf. Aynı zamanda medya unsuru uzerinden baktığımızda, Venezuela'da en fazla medya uzerinde baskı olduğu soylenildiği zamanlarda bile --hala hatta- butun televizyonlar, butun medya esasen sağın elindeydi, yani devlet medyasının dışında hep sağın elindeydi. Tele Sur kanalı da zaten kısıtlıydı. Sadece kendi yerel medyasıyla, 'merdiven altı medya' denilen medyasıyla hareket ediyordu. Dolayısıyla Turkiye ile bir benzeşmesi hiçbir anlamda mumkun değil".

' BOLİ-BURJUVAZİ OLUŞMAYA BAŞLADI'

Venezuela'da Maduro'nun ittifak yaptığı asker ve kilise çevrelerinin yeni bir oligarşiyi oluşturmaya başladığını belirten Yeğin'e gore bu durum Maduro'nun bir onceki seçimden daha kolay çıkmasını sağladı:

"Maduro'nun bir onceki seçimden daha kolay olarak çıkmasının aslında sınıfsal bir nedeni var, goz ardı edilen, bana gore onemli bir neden; çunku oradaki oligarşi kırıldı. Yani Venezuela'daki oligarşi yer değiştirdi demek daha doğru olur. Yani oligarşinin bir kısmı, yeni oligarşi, 'Boli-burjuvazi', 'Bolivarcı burjuvazi' denilen yeni kesimler oluşmaya başladı. Daha once soylediğim kilisenin ya da ordu mensuplarının yuksek rutbelilerinin olduğu yeni bir burjuvazi ortaya çıktı. Dolayısıyla o çok kuçuk oligarşi, geçmişte sadece 3-5 aileden oluşan oligarşi yerine başka bir oligarşik durum ortaya çıktı ve muhalefet bu durumdan kaynaklı olarak parçalanıyor bana kalırsa. Yani o eski, çok kuçuk bir oligarşik durum yerine yeni sınıfın egemenlerin bir kısmı devletten nemalandıkları için bir şekilde, Maduro'nun yanında yer aldılar. Dolayısıyla da muhalefetin esas bolunmuş tarafı bu. Yani bizdekiyle hiçbir ilgisi yok aslına bakarsanız. Hiçbir anlamda bir ilgisi yok. Yani neresinden bakalım derseniz, iki tarafta da sandık var, gozluk markaları birbirine benziyor falan diyebilirsiniz''.

(C) AFP 2018 / Juan BARRETO

' SORUN, YAKLAŞIK 20 YILDIR ÜRETİM İNŞA EDİLEMEMESİ'

Yeğin'e gore sosyalizm deneyimi açısından Venezuela, Chavez'in iktidara gelmesinden bu yana 20 yıl geçmesine rağmen herhangi bir uretimin inşa edilememesi nedeniyle asıl buyuk sorunu oluşturuyor:

"Yani hiçbir anlamda bir ilgisi yok ama tabii Maduro'nun esasen en onemli tarafı, yani Chavez'in iktidara ilk gelmesinden itibaren 20 yıl geçtiğini duşunursek, bu sure içinde hala uretimi orgutleyemiyorsa ve hala dehşet bir şekilde butun uretimi dışarıya bağlantılıysa ve halkla olan ilişkisi sadece ulkenin en buyuk ve tek gelir kaynağı olan petrolden olan payın bir kısmının yoksullara dağıtılması uzerinden surduruluyorsa esas sorun burada zaten. Yani, mesela seçim haberlerinde seçim sandıklarının yanına yardım kartlarının konulduğu soyleniliyor ve o yardım kartlarıyla insanlar oy kullandı tarzında şeyler soyleniliyor. Bu aslında çok yalan da değil çunku insanların başka turlu surdurebilecekleri bir imkan yok ama yardım kartını alan da hani bunu al geri gel, bana yardım kartını goster diye kullanmıyor, zaten o yoksullar devletin bu yardımına ihtiyacı olanlar ve onların yuzde 90'ı zaten Bolivarcı iktidara oy verecek çunku başka turlu bir şekilde yaşamlarını surdurebilme şansları, alanları yok. Ve esas hikaye de bu zaten, yani 18-20 yıl sonra siz başka turlu bir uretim inşa edemiyorsunuz. Sorun bu."

' LULA İKTİDARI ILIMLIYDI, VENEZÜELA'DAKİ ÇELİŞKİ DAHA BÜYÜKTÜ'

Brezilya'daki İşçi Parti iktidarı doneminin ittifaklardan oluştuğunu ve Lula doneminde bu yuzden ılımlı politikalar yuruttuğunu soyleyen Yeğin'e gore Venezuela'da çelişki her zaman daha buyuk olduğundan, daha sert durumlar gelişti:

"Venezuela ile Brezilya için durumlar çok farklı. Brezilya'da Lula iktidarı baştan itibaren bir koalisyonlar, ittifaklar iktidarıydı. Yani zaten 40 tane ayrı gruptan oluşmuştu İşçi Partisi (PT), ayrıca her seçimden once bazen 14 bazen 15 tane ayrı partiyle ittifakları oldu. Dolayısıyla Lula her zaman ılımlıya, ortada olanın çizgisinde yurumeye başladı. Yani bir yandan halkçı bir şeyler yaptı ama diğer yandan da diyelim ki GDO'lu tavuklara alanlar açtı, buyuk ormanların yok olmasına, yoksulların tarımdan daha çok tasfiye olmasına, kuçuk çiftçilerin iyice yok olmasına neden oldu. Ama bir yandan da işte sıfır açlık programlarıyla yardımlar oluşturdu, bu yardımlar o anlamda benziyor Venezuela'ya ama ne zaman iktidardan desteği çektiler ve başka turlu bir darbeyle Brezilya, yani daha once açıkça Honduras'da bir tavır gostermediği için Lula'nın kendi başına geldi ve boyle bir darbeyle tekrar Lula iktidarı ortadan kalktı ama Venezuela'da her zaman çok yaman bir çelişki vardı baştan itibaren. Yani hemen zaten darbe duzenlediler, iktidarı ele geçirdiler, sonra halk iktidarı gerçekten geri aldı ve darbe oyunlarıyla değil butun bu surecin içerisinde tekrar defalarca başka şeyler yapıldı. Suikastlar duzenlenmeye çalışıldı ama her şey çok daha ters yuruyor Venezuela'da. Dolayısıyla Brezilya gibi bir karşılaştırma onlara hafif kalıyor aslına bakarsınız. Bir suru ittifakla yukarıdan zor inşa edebiliyor ve yaklaşık 18-20 yıl sonra da bana kalırsa uretimi artık orgutleyebilme şansı çok zor."

' AKP LATİN AMERİKA'YA TİCARETLE YÖNELDİ'

Yeğin, AKP'nin başından beri Latin Amerika ulkelerine yonelerek, buralarda elçilik, konsolosluk sayısını arttırdığını ve ticaretini arttırdığını soyledi:

"AKP iktidarı baştan itibaren yoğun bir şekilde Latin Amerika'ya yoneldi. Latin Amerika'da yıllarca bir Venezuela, Brezilya ve Meksika elçiliği vardı. Yani 3 civarındaydı, diğerleri fahri konsolosluklardı. Yani 20 yıl once durum hemen hemen boyleydi. Ondan sonra çok fazla konsolosluklar, elçilikler açıldı, yoğun bir ticaret durumu başladı Latin Amerika ile birlikte. Bu global kureselleşmeyle birlikte aynı zamanda mesela Brezilya'yla yaşama geçmeyen çok onemli işbirlikleri yapıldı yani uçak fabrikası kurmaya karar verdiler. Olağanustuydu aslına bakarsanız. Boyle bir alan yaratmaya çalıştı AKP baştan itibaren, klasik yontemi ticaretti tabii ki. Yani ticareti surdureyim, daha çok mal satayım, orada ev yapayım tarzında. Venezuela'da mesela TOKİ konutları gerçekleşti, sosyal konutlar biçimi içerisinde. Onların da bir kısmının parasını alamadı Turkiye. Şimdi buna karşı iş birliği yuruyunce, biraz da araya Rusya da girince, ozellikle petrol fiyatının iyice duşmesinden sonra Rusya'yla ticaretini iyice yoğunlaştırdı, Çin'le ticaretini yoğunlaştırdı ve şimdi Turkiye de Venezuela ile bir anlaşma imzaladı".

' TÜRKİYE-VENEZÜELA ANLAŞMASI BOLİVARCI ALTERNATİF'E DAYANIYOR'

Venezuela ile Turkiye arasındaki anlaşmanın Bolivarcı Alternatif'in onerdiği bir şekilde gerçekleştiğini soyleyen Yeğin'e gore Turkiye bu anlaşmaya mecburi 'kozcu' olarak girdi:

"Yani 'King' oynuyorsanız, iskambil kağıdı, Turkiye biraz mecburi kozcu durumuna geldi ve mecburi olarak bir anlaşma imzaladı. Ardından da Venezuela'ya bir suru malzeme gonderdi. Karşılığında da petrol almaya başlıyor. Bu çok onemli aslında, Bolivarcı Alternatif'in (ALBA) onerdiği bir biçimde doları ortadan kaldırarak adeta bir takas soz konusu oluyor ve burada petrolun fiyatı da dolar uzerinden hesaplanmıyor aslında. Yani daha once Venezuela Chavez tarafından Nikaragua ile Kuba ile Bolivya ile çok sıkı bir şekilde bunu surdurdu, aynı zamanda Guatemala'ya ucuz petrol verdi, piyasaya gore neredeyse dortte birine kadar, Guatemala hukumeti bundan çoktu, Honduras'taki darbenin, Zelaya'ya yapılan darbenin iki nedeninden biri buydu, biri ABD ussundeki askerlerin çıkarılması, ikincisiyse Chavez ile ucuz petrol anlaşmasıydı. Çunku ALBA anlaşmasına gore petrolun piyasa fiyatına vermiyor ihtiyacı olan yoksul ulkelere ya da kolektiflere. Mesela Turkiye'de de belediyelere ben onermiştim o zaman ama bir turlu gerçekleşmemişti. Size Kuba'dan doktor, Venezuela'dan petrol getireyim diyordum. Neyse, bu ucuz olarak kolektiflere verme şansı vardı, bunu ilk defa mal karşılığında yaptı, kimse de değinmedi aslına bakarsanız".

' PETROL ÜRETİCİSİ VENEZÜELA'NIN TÜRKİYE'DEN MADENİ YAĞ ALMASI, BOLİVARCI İKTİDARIN ÇIKMAZIDIR'

Yeğin, dunyanın en buyuk petrol uretici olan ve Karayip'te kıyısı olan Venezuela'nın, Turkiye'den madeni yağ ve ton balığı almasının Bolivarcı iktidarın çıkmazı olduğu yorumunu yaptı:

"Anlaşmada dehşet verici bir şey var. Mesela madeni yağ gonderilmiş. Yani petrol urunu olan madeni yağ dunyanın en buyuk petrol ureticilerinden biri olan Venezuela'ya gonderiliyor. Bu zaten Bolivarcı Devrim dediğimiz iktidarın çıkmazıdır. Siz dunyanın en onemli petrol ureticilerinden birisisiniz madeni yağ uretemiyorsunuz, Karayip, Atlantik Okyanusu'nda dunyanın en inanılmaz kıyılarına sahipsiniz ama balığınız yok, balık tutamıyorsunuz ve ton balığı konservesi alıyorsunuz Turkiye'den. Bu dehşet verici, yani Bolivarcı Devrim'in esas ortaya koyamadığı, uretemediği, gerçekleştiremediği şey bu. Ama daha onceden de Venezuela boyleydi. Kahve uretiminden sonra petrolun mağduru bu aslında. Yani petrol satımına endeksli buyuk bir ekonomi olduğu zaman onun dışında neler yaptıysa, komun orgutlenmeleri, kolektifler, kooperatifler, bir suru şey denenmeye çalışıldı ama yukarıdan aşağıya devletin verdiği paraların çoğu yuzde 90'ı aralarda kayboldular. Dolayısıyla uretim orgutlenemedi."

(C) REUTERS /

' DOLARIN ARADAN ÇIKARILMASI İYİ BİR ŞEY'

Metin Yeğin, son olarak Venezuela ile Turkiye arasında yapılan anlaşmada doların aradan çıkarılmasının Venezuela için iyi bir şey olduğunu ve bu anlamıyla anlaşmanın olumlu olduğunu soylerken, iki ulkenin karşılıklı olarak temel gıda maddesi takas etmesinin ise uretim açısından yanlış olduğu duşuncesini dile getirdi:

"İşte Turkiye ile bu anlaşma iyi bir anlaşmaydı bana kalırsa, tabii şaşırtıcı geldi herkese Erdoğan iyi bir anlaşma yaptı dediğimde. Çunku nasıl ki 3. Kopru anlaşması ya da Osmangazi Koprusu ya da 3. Havalimanı anlaşması sırtımıza milyarlarca dolar borç yukluyorsa, şu andaki doların yukselmesinin temel nedeni, dışarıya olan borcun yukselmesinin temel nedenleri bu gibi şeyler ve bu anlaşmalar bizim için yıkıcı ve dehşet verici anlaşmalarsa, Venezula'yla yapılan bu anlaşma karşılıklı olarak doların aradan çıkartılarak, insanların kendi urettiklerinin en azından piyasa fiyatına değil de daha ucuz fiyata değiştirilmesi iyi bir anlaşma. Oradan kısmen de olsa ucuz petrol gelmesi belki de bizim petrol fiyatımızda 3 kuruşluk bir indirim olabilecektir. Bu anlamda iyi bir anlaşmaydı ve aynı zamanda Venezuela halkının da doların farklı gerilimleri yerine kendi urunlerini doğrudan değerlendirerek karşılığında kısmen de olsa temel ihtiyaç maddeleri karşılayabilecek olması iyi bir şey olabilir ama bir ulkeden diğer ulkeye mesela yiyecek maddesi goturulmesi zaten her iki tarafa da yoksulluk getirir. Bunu Brecht'ten okumuştum, 1952'de soylemişti: 'Buğday ithalatı yoksulluk getirir'. Yani o zamanlar için inanılmaz bir tespitti. Çunku her iki ulke için de bu şekilde gıda urunlerinin ithalatı iki tarafta da ureticiyi yok ettiği için ve bir tarafta urunu daha pahalı kıldığı için dehşet verici''.