Özet (TL;DR) @ 2018-05-28T23:09:31.000Z: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni sistemde bir veya iki cumhurbaşkanı yardımcısının görevlendirilmesinin hedeflendiğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakan sayısının da 20'nin altında…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haberturk TV yayınında, gundeme ilişkin soruları cevapladı.Hem oruç, hem de gecekondularda misafir olması gibi yoğun programlarına ilişkin soruya Erdoğan, bu programlara yabancı olmadığını belirterek, geçmişten bu yana yaşadıklarının, bu defa ramazan ayına denk geldiğini, havaların da guzel gittiğini, şu ana kadar butun programlarda bugun tek, daha oncekileri çift miting olarak surdurduklerini soyledi.Erdoğan, fırsat buldukça fakir evlerine gitmeye çalıştığını, dun akşam Balıkesir'de olduğu gibi toplu iftarlar yaptıklarını, bunun da ayrı bir keyif, heyecan verdiğini vurgulayarak, vatandaşların onlerini kestiğini, Balıkesir'de "Bir kahve içelim" diyen vatandaşı kırmayarak kafelerine girip beraberce çay ve kahve içtiklerini kaydetti.Son olarak Bala'da 2 ev ziyareti yaptığını, bunların çok anlamlı olduğunu ifade eden Erdoğan, "Onların o gonulden gonule bir bağ kurmaları, bağ kurmamız bize farklı anı yaşatıyor. Bu, bize bir şeyi daha getiriyor. O da nedir? Halkıyla butunleşebilen bir cumhurbaşkanı. Onlar da halkına erişebilen, ulaşabilen cumhurbaşkanı olarak goruyor, tanıyor." diye konuştu.Erdoğan, ekonomi tahsili gorduğunu dile getirerek, şoyle devam etti:"O gunden bugune, hocalarımız bize ozellikle 'Ekonomi cesaret ister' derlerdi. Daha sonra ben siyasi yaşamımda, hayatımda buna şunu ilave ederdim; Ekonomi cesaret ister eyvallah ama hayat da bir cesaret işidir, hele hele siyaset tam bir cesaret işidir. Bunu goze alamayan, bunu yapamayan zaten bu işe hiç girmesin. E tabii ki belli bir bedeli odemeyi de ne yapacaksın, goze alacaksın. Onun için biz 81 vilayetin 81'ini de defalarca dolaştık ama bakıyoruz ki muhalefetin boyle bir şeyi bugune kadar olmadı."
" GÜÇLÜ HÜKÜMETİ GÜÇLÜ MECLİSLE OLUŞTURACAKSINIZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5 bakanın neden milletvekili adayı olmadığına ilişkin, şunları soyledi:"Bu biraz da arkadaşlarımızın kendi tercihleri. Onlar farklı bazı duşunceler içerisinde de olmuş olabilirler. 'Siz aday olmayın', diye boyle bir danışıklı dovuş soz konusu değil. Gelecekte parlamento sayısı birçok şeyi de belirleyecek. Biliyoruz ki, parlamentodan kabineye alınacak olan arkadaşlar sebebiyle o sayı azalıyor. Çunku parlamentodan istifade ederek kabineye eğer bakan alırsanız, onu kaybediyorsunuz. Nerede? Parlamentoda. Ağırlıklı olarak kabineyi nereden oluşturacaksınız? Daha çok dışarıdan oluşturacaksınız. Benim kafamdaki duşunce, parlamentodaki sayı çok onemli. Guçlu Meclis diyorsak, ikinci sloganımız guçlu hukumet. Guçlu hukumet diyorsak, o zaman guçlu hukumeti guçlu Meclisle oluşturacaksınız. Buradaki sayı bu bakımdan çok çok onemli. Halkıma ozellikle istirhamda bulunuyorum. Eğer guçlu bir cumhurbaşkanı istiyorsanız, guçlu bir Meclise de ihtiyacımız var. Onun için AK Parti'yi, Cumhur İttifakı'nı da guçlu kılmanız lazım. Ak Parti eğer guçlu bir Meclis aritmetiği içerisinde yerini alırsa, o zaman şuna da inanacaksınız ki Cumhurbaşkanımız da o zaman çok çok daha guçlu olacaktır." Erdoğan, artık cumhurbaşkanının kanun yapma yetkisi olmayacağını, kararnameyle de her şeyin çozulemediğini dile getirerek, birçok şeyin kanunla çozulduğunu, kanunla çozuleceği için de guçlu bir parlamento aritmetiği içerisinde yasal duzenlemelerin çok daha rahat, hızlı, seri yapılabileceğini anlattı.AK Parti açısından guçlu parlamento sayısının asgari ne olduğuna ilişkin soru uzerine Erdoğan, bıçak sırtı değil 300'un uzerinde bir rakamı yakalaması gerektiğini vurguladı. Cumhur İttifakı'nın da bir getirisi olduğunu kaldeden Erdoğan, bugune kadar olan dayanışmanın bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edeceğine inandığını, ittifakın şu ana kadar olduğu gibi bundan sonra da iyi yuruyeceğini duşunduğunu ifade etti.Kabinede yer alacak isimlerin belirlenip belirlenmediğine ilişkin soru uzerine Erdoğan, bu isimlerin açıklanmayacağını, bunun da doğru olmayacağını soyleyerek, "Bilinen veya belirlenen şu; biz dersimizi iyi çalıştık, iyi çalışıyoruz. Kaç kişiden oluşan bir kabine olacak? Bunun uzerinde çalışıyoruz. Bu bakanların dışında neler olacak? Mesela biz burada malum yardımcı bakanlar olacak. Yardımcı bakanların dışında, yeni sistemde bir ofis sistemini de oluşturacağız. Çok daha farklı birimleri bu ofis sistemi içerisinde aktive edeceğiz. Bunlar aslında gorunmeyen ama direkt olarak cumhurbaşkanıyla ilintili olan birimler olacak. Bunların detaylarını, son duze çıktığımız anda çalışmalar da bitmiş olacak. O zaman da bunları açıklamış olacağız." diye konuştu.Başkan yardımcısı sayısının belirlenip belirlenmediğine ilişkin Erdoğan, "Anayasal duzenlemede de bu ortaya çıkmıştı. Bu bir olabilir, iki olabilir, daha fazla olabilir. Şu anda hedef burada bir ve ya iki başkan yardımcısı, bu işin ilk etabı." dedi.
" BAKAN SAYISI 20'NİN ALTINDA OLACAK"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda boyle bir duşunce soz konusu değil ama dunyada ozellikle başkanlık sisteminin uygulandığı yerlerde, Genelkurmay Başkanları olsun, Milli İstihbarat Teşkilatları olsun çok buyuk onem ifade ederler. Tabii ki şimdi bizim donemimizde de bu birimler bu onemlerini koruyacaklar ama bunlar hangi sorumlulukları ustlenerek bunu koruyacaklar, şu anda yapılan çalışmalarla onların içeriğini de dolduruyoruz." diye konuştu.Yuksek Askeri Şura'nın daha farklı mı olacağı, bunların içerisinde kimlerin olup olmayacağı konusunda yapılan çalışmalarla Başkanlık sisteminin adımlarının atılacağını dile getiren Erdoğan, bakanlık sayısıyla ilgili olarak, şunları kaydetti:"Yani kesinlikle bir defa 20'nin altında olacağı malum. Zaten bu işi 25'e falan başbakanlığım doneminde duşurmuştuk. Hatırlarsanız, 37-38'di. Biz bunları oraya kadar indirdik. Bunlar hem devletin, hukumetin hakikaten işlevini ciddi manada ağırlaştırıyordu. Biz bunları buraya indirdikten sonra bir canlanma, hareketlenme geldi. Şimdi de biz başkanlık sisteminde, bir bakanlar -ki bu bakanlar 20'nin altında olacak- bu 13 olur, 15 olur, 17 olur boyle bir rakamlar kumesi, bir de bunların yanında bakan yardımcıları olacak. Bir de ofisler olacak ve bunlar aslında aynı butun ama renkli. Boyle bir çalışmayla bunların bir kısmı zaten direkt Başkanla, Cumhurbaşkanıyla ilişkili olacak ve Cumhurbaşkanı istediği anda onları delege edeceği istihdam veya işle çok daha aktif hale getirebilecek."
" DEMEK Kİ YOL ARKADAŞLARIM SÖYLENENLERİ İYİ KAVRADI"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstediklerinizi buldunuz mu, yoksa daha çok iş var mı?" sorusu uzerine, istediklerini buyuk oranda bulduklarını soyledi.2002'de yuzde 34,3 ile 363, 2007'de yuzde 46,6 ile 341, 2011'de yuzde 49,9 ile 327 milletvekili çıkardıklarını, surekli bir artış yaşandığını ifade eden Erdoğan, sadece 7 Haziran'da bir duşuş soz konusu olduğunu, onu da Kasım seçimiyle yuzde 49,5 oy alarak 317 milletvekiliyle parlamentoda yerlerini aldıklarını hatırlattı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, şoyle devam etti:"Demek ki benim yol arkadaşlarım, bu mucadeledeki, davadaki arkadaşlarım soylenenleri iyi kavradılar ve buna onem verdiler. Bu neticeyi de boylece almış olduk. Fakat bizi milletimiz de çok iyi anladı. Milletimiz de çok iyi anladığı için hamdolsun bu neticeleri yakalamada çok daha onumuzu açtılar. Peki daha iyi olmaz mı? Ben daha iyi olacağına da inanıyorum. Bugun Akhisar şehir stadının içinin tıklım tıklım doluşu, sıcakta, aynı zamanda oruçlu olarak kadın, erkek, genç, hep birlikte orada oluşları insanı duygulandırıyor."Erdoğan, yine Balıkesir ve Isparta'nın da aynı şekilde olduğunu belirterek, yarın Tekirdağ mitingini de Çorlu'da yapacaklarını, bu mitingle de Trakya'ya mesajlarını vereceklerini anlattı.Daha sonra Edirne mitinginin de yapılacağını dile getiren Erdoğan, "Bu yol arkadaşlığında sadece partimin aktif kadrolarını değil, halkımızı da yanımızda bulmanın heyecanını yaşıyorum." dedi. Erdoğan, 16 yılda bu aşamaya geldiklerini, ancak ayaklarında ve bileklerinde prangalar bulunduğunu ifade ederek, şoyle konuştu:"Birçok zaman maalesef o prangalar sebebiyle yapmak istediğimiz işleri yapamamamın, burokratik oligarşinin onumuze çıkardığı engellerin bedelini ağır odedik. Biz buralara çok daha once gelebilirdik. Bu burokratik oligarşi sebebiyle maalesef bu gecikmeli oldu. Biz diyoruz ki bu dunyada olduğuna gore bizde yuzde 50 artı 1 olarak şu anda uygulamaya koyalım. Benim halkım da ne yapacak? Burada dunyanın değişik yerlerinde, değişik sistemler var. Örneğin, Amerika, Meksika, Brezilya, Arjantin, buralardaki sistemler Avrupa'daki sistemler. Bazı yerlerde İtalya çok farklı bir sistem geliştirdi. Yuzde 40'la başkanlığı vereceği bir sistem geliştirdi ama bakın hukumet kuramadılar, hala daha kuramıyor. Niye? Mesele işi yuzde 51 artı 1'i zorlayacak noktaya halk, millet gelirse, o zaman bu iş çok daha belki surece gidiş zor olacak ama sonucu çok çok hayırlı olacak. Yuzde 50 artı 1'i aldı, parlamentoda da eğer çoğunluk oluşursa o zaman zaten o ulkenin yonetimi çok daha farklı olacaktır.""Partiler arası acaba uzlaşma sağlanabilir mi?" diyen Erdoğan, bunun için parlamentonun oluşmasına bu işi bırakmadıklarını, seçim oncesi bir ittifak anlayışı getirerek, seçim sonrasında da buyuk bir gayret ve dayanışma içerisinde sureci devam ettirmesi için Cumhur İttifakı'nın şimdiden kurulduğunu soyledi.
" TANIŞTIĞIM LİDERLER BÜROKRATİK OLİGARŞİDEN YAKINDI"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, burokratik oligarşinin dunyada koşeye sıkıştırmadığı ulkenin olmadığını dile getirdi.Dunyada tanıştığı liderler arasında kendisinin en kıdemli liderlerden biri olduğunu anlatan Erdoğan, "Birçoğu geldi, gitti, değişti. Burada Rusya'dan Sayın Putin kıdem noktasında hemen hemen bunun dışında pek yok diyebilirim. Bu sureç içerisinde de tanıştıklarımın hepsi bu burokratik oligarşiden hep yakınmıştır. Ama bazı ulkeler var ki bu oligarşiyi onlar çokertmişlerdir. Çokertenler de buyumeyi hızlandırmışlardır. Bizde de sadece yargı olayı değil yargıda da hukumette de yani yurutmede de bu sıkıntılar hep yaşandı." diye konuştu.Erdoğan, yargıda yaşanan sıkıntıların yurutmeyi de ciddi manada bloke ettiğini vurgulayarak, şunları soyledi:"Tabii yurutmeyi bloke edince siz mesafe alamıyorsunuz. Şimdi peki bu FETÖ'nun yargı mensupları nerede? Niye bunlar bu ulkeyi terk edip gittiler? Çunku suçlarını iyi biliyorlar. Bunlar oyle terk edip gittiler ki şimdi gittikleri ulkede Turkiye'yi onlara şikayet ediyorlar. Bizler bir araya geldiğimizde de o ulkelerin yoneticileri kalkıyor bize adeta FETÖ'yu mudafaa eder hale geliyorlar. Bu burokratik oligarşi işte boyle bir şey. Bunlarda vatanseverlik, milliyetperverlik boyle bir şey soz konusu değil. Bunlar hain, ihanet içerisindeler. Yoksa burada kalırdı. 'Ben vatanımda kalırım, burada hizmetime devam ederim' derdi. Şu anda kalanlar da durumları pek belli olmayanlar. Ama bu konuda da yine yargı olsun, yurutme olsun, kolluk kuvvetleri olsun, hepsi çalışmalarını surduruyorlar."Erdoğan, "Yurt dışında FETÖ orgutlerine yonelik operasyonların devam edip etmediği ve ne aşamada olduğu" sorusu uzerine ise "Devam ediyor, her an her şey olabilir, durmak yok yola devam." dedi.
" İSTANBUL HAYRANI BİR İNSANDI"
Erdoğan, vefat eden Prof. Dr. Semavi Eyice'ye Allah'tan rahmet dileyerek, Eyice'nin sanat tarihinde Turkiye'nin nadide ordinaryus seviyesinde hocalarından ve İstanbul hayranı bir insan olduğunu soyledi.Prof. Dr. Semavi Eyice'yi, Belediye Başkanlığı doneminden bu yana tanıdığını aktaran Erdoğan, "20 gundur de maalesef makineye bağlı durumdaydı ama bugun rahmetli oldu. İnşallah ben de çarşamba gunu oğle namazında cenazesi kalkacak, cenaze namazına katılmayı ben de planlıyorum. Her ne kadar o gun Milli Guvenlik Kurulu toplantımız varsa da cenazeye katılıp cenazeden sonra Ankara'ya Milli Guvenlik Kurulu'na yetişeceğim. Fatih Cami haziresine, inşallah defni gerçekleşecek. Kızlarıyla, torunuyla falan bu akşam goruşmemizi de yaptık." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muharrem İnce'nin iddialarına ilişkin soru uzerine, sozlerine şoyle devam etti: "Şimdi çok açık, net konuşuyorum ama açık net Sayın İnce'den cevap bekliyorum. Onun genel başkanının durustluğu ortada. Durustlukle yakından, uzaktan alakası yok. Hatta ben sizden bu akşam bir şey daha isteyeceğim. O da şudur. Muharrem İnce'nin genel başkanına yonelik saygıyı aşan ifadeleri var. 'Bir kere girdin olmadı, iki kere girdin olmadı, uç kere girdin olmadı.' vesaire boyle sayan sayan tabii başı falan çok daha da ağır. Ben Pensilvanya'dan parti kurmak için izin almaya yonelecek kadar duşuk bir siyasetçi değilim. Ben Gulen'i Belediye Başkanlığım doneminde ricai olarak tanıdım. Yuz yuze kendisiyle hayatımda iki veya uç kere goruştum. Parti kurmak için, benim bu yoldaki dava arkadaşlarım, yol arkadaşlarım var. Biz onlarla goruşmelerimizi yaptık ve ondan sonra da adımımızı attık. Niçin Pensilvanya'dan izin alacağım ki? Eğer bunu ispat etmezse Muharrem İnce namerttir. Ben bu tur şeylerde konuştum mu ağır konuşurum. Ben madem ki Pensilvanya'ya gittim, kimle gittim bunu ispat etmesi lazım. Öyle hayal meyal şeyler istemem. Çıkıp bunu açıklayacak, açıklamazsa namerttir. Veyahut da çekilip gitsin. Kesinlikle boyle bir şey soz konusu değildir. Tayyip Erdoğan bir şeyi bir kere soyler altında da ezilip buzulmez. Öyle kalkıp sahnede el vurup savurmak bunlar kabadayılık işi değildir. Onun da dersini almak istiyorsa onun yeri bellidir. Bizim yanımızda biraz eğitim alması lazım."
" ŞAHSIMLA İLGİLİ YAPTIĞI AÇIKLAMA, TEPEDEN TIRNAĞA YALANDIR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muharrem İnce'nin daha once CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili eleştirilerinin ekrana gelmesi uzerine, İnce'nin kendi genel başkanını yerin dibine soktuğunu soyledi. Erdoğan, "Şimdi Cumhurbaşkanı adayı oldu. Onu takdim ederken hani diyor ya 'Muharrem İnce gel' ya kim bu Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı adayın ya. Onu bile çağırırken oraya genel başkan 'Muharrem İnce gel' sanki boyle yoldan geçen birisini çağırıyor. Şu anda Muharrem İnce'nin bir defa Kılıçdaroğlu'nun şahsındaki değeri bu. Ben milletin şahsında da değerinin ne olacağını benim milletim gayet iyi gosterecek. Zira şurada İnce kendi genel başkanına nasıl yaklaştığını çok açık net ortaya koyuyor. Genel Başkanına boyle yaklaşan bir insandan, bu ulkede Allah aşkına Cumhurbaşkanı olabilir mi? Cumhurbaşkanlığı makamını bu kadar kuçuk, bu kadar duşuk goren bir genel başkandan da bu ulkede siyaset olur mu?" ifadelerini kullandı. Kendilerinin bu yolda emin adımlarla yuruduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ama şahsımla ilgili yaptığı açıklama tepeden tırnağa yalandır. Nasıl ki hani bizim 85 koli Amerika'ya gonderdiğimiz evraklarla ilgili 'Gazete kupurudur' ifadesini kullandı. Bunu Milli İstihbarat'tan gelin Milli İstihbarat'la bu işi goruşun ya da Adalet Bakanlığı'na bunu tevsik edin dememize rağmen şu ana kadar bir gelişme yok, bir belge yok. Kim soyledi bunu size, yok. Hadi açıkla kim soyledi, hangi Amerikalı yetkili soyledi? Amerika'nın Adalet Bakanı mı soyledi, oradan herhangi bir guvenlik yetkilisi mi soyledi, kim soyledi? Eğer sen Amerika'daki CHP'nin orada ofis başındaki adamı soylediyse, bununla soyluyorsan bunu, hepten iflas ettin. Açıkla, istihbarata mı açıklayacaksın, Adalet Bakanlığına mı açıklayacaksın, açıkla, Turkiye'yi karalama. Biz Adalet Bakanlığı olarak 85 koliyi Sayın Obama doneminde bunlara gonderdik." diye konuştu.
" GÜYA KENDİSİ ÖĞRETMENLİK YAPMIŞ AMA EĞİTİMDEN BİHABER"
Erdoğan, gonderilen kolilerin içerisinde iddianamelerin olduğunu, bu belgelerin yanında bu iddianamelerin yansıdığı yazılı medyanın bazı gorsellerinin de bulunduğunu belirterek, "Ama sen neyi neyle ispat edeceksin bunu soyle. Boyle bir şey yok ve hayatı bunların yalan, iftira ama bunlara en guzel cevabı, 24 Haziran'da benim milletim verecek." değerlendirmesinde bulundu. CHP'nin seçim beyannamesine değinen Erdoğan, sozlerini şoyle surdurdu: "Bunların hepsi hayat, bunlar da yalan. Şimdi bugun konuşuyor ne diyor, 'Eğitim ucretsiz olacak' diyor. Şu anda eğitim-oğretim ucretli mi? Üniversite harcı yok, harç març kalktı. Kolejler falan bu işin dışında zaten, bitti. İlkoğretim, ortaoğretim kitaplarını masaların uzerine koyuyor muyuz, ucretsiz olarak kitaplarını artık butun yavrularımız alabiliyor mu? Alıyor. Bunlara devlet olarak ayrıca ilkoğretimden itibaren burs veriyor muyuz? Veriyoruz. Ortaoğretimde goreve geldiğimde 45 liraydı burs. Şu anda burs 500 lirayı falan buldu. Guya kendisi oğretmenlik yapmış ama eğitimden bihaber. Neler olmuş Turkiye'de bu eğitim sektorunde bunu bilmiyor. Biz ne gibi adımlar atmışız ya çıkıyorsun meydanlara. Bu AK Parti iktidarı eğitimde neler yapmış, şunları bir incele, araştır, bak. Ne kadar derslik yapmış, ne kadar burs veriyor, lisans eğitiminde ne kadar burs veriyor, lisansustunde ne kadar burs veriyor, doktorada ne kadar burs veriyor ayrıca ortaoğretimde ne kadar burs veriyor. Orada da annelere yardım yapıyoruz. Şunları bir incele. Kalkıyor diyorsun ki 'Eğitim-oğretim bedava olacak' zaten şu anda bedava, paralı değil ki. Devletin eğitim-oğretim sistemi ucretsizdir. Ondan sonra 'Şu kadar oğretmen alacağız.' Ya bir araştır bak, AK Parti iktidarında Milli Eğitim'e ne kadar oğretmen alındı ve sayı neydi nereye çıktı. Surekli olarak kendini yenileyen bir eğitim-oğretim sistemi var. Bu oğretmenlerin adedi de ciddi manada bizim donemimizde artmıştır ve artmaya da devam ediyor. Boyle kuru kuruya 'Şu kadar oğretmen alacağım.' demekle oğretmen alınmaz."
" VATANDAŞI ALDATMAK İÇİN BÖYLE YALAN YANLIŞ RAKAMLAR ÜRETİLMEZ"
Kendi doneminde bir sınıfta 75 oğrenciyle eğitim-oğretim gorduğunu anlatan Erdoğan, Turkiye'de o donemlerde mevcudu 100'un uzerinde olan yerler olduğuna dikkati çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şu anda mevcudu 30'un uzerinde olan sınıf kalmadığını belirterek, "Hepsi 30'un altına indi. Şu anda 30-25-20-18 kişilik sınıflar var. Şimdi bu kadar sınıflara siz de buna gore oğretmen alacaksınız. Kalkıp da ben oğretmen almak için, oğretmen buraya biz alamayız ki. Şimdi bu donemde de 25 veya 30 bin oğretmen alımı soz konusu. Buna ihtiyaç oluştukça bu oğretmeni de alacaksın. Vatandaşı aldatmak için boyle yalan yanlış rakamlar uretilmez." şeklinde konuştu. "TÜRKİYE'DE 200'ÜN ÜZERİNDE ÜNİVERSİTE VAR"Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda neredeyse universiteye giremeyen oğrenci kalmadığını belirterek, oğrencilerin tamamına yakınının, oyle ya da boyle bir universiteye girebildiğini belirterek, "Geçelim onu. Şu anda Turkiye genelinde 200'un uzerinde son açılanlarla universite var. Bu ne demek biliyor musunuz? Biz Anadolu'dan yavrularımızı Turkiye'nin değişik yerlerine universiteye gitmelerine mecbur etmedik. Tam aksine universiteleri yavrularımızın, Anadolu'nun dort bir yanında ayağına gittik." diye konuştu. Şu anda Hakkari'de, Iğdır'da, Kars'ta, Ardahan'da da olmak uzere Turkiye'nin dort bir yanında universitenin bulunduğunu dile getiren Erdoğan, universitesi olmayan ilin kalmadığını anlattı.Erdoğan, "Bunların hepsini yaptık. Bunları AK Parti yaptı. İktidarımız doneminde bunlar yapıldı. Öyle illerimiz var ki 7, 8, 9 universite var. İşte İstanbul bunlardan bir tanesi. Bir de artık bu universiteler artık birbirleriyle yarışır hale geldiler. Kalite noktasında yarışır hale geldiler. Bizim şu andaki butun derdimiz ne biliyor musunuz? Butun derdimiz universitelerimizde akademisyen konusundaki sorunumuzu aşmak. Onu daha ileriye taşımak ve istiyoruz ki artık dunya ile yarışan, yani Aziz Sancarlarımız bir tane olmasın. Bu sayılar daha da artsın. Bunun için yarışıyoruz." diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:"Geçen gun Sayın Sancar, Amerika'ya doneceği sırada haberleştik ve havaalanında kendisiyle goruşuyoruz, oğrencilere, ozellikle akademik yaklaşımı olan oğrencilere 'Çalışın, akademisyen olun', siyaset noktasında da 'Siyasete pek bulaşmayın' mealinde bir şey soylemiş. 'Valla hocam doğru soyledin.' dedim. Yani biz siyasetçiler olarak akademisyenlerimizin hizmetkarı olalım. Çunku bizim şiddetle, ciddi manada akademisyene ihtiyacımız var ve akademisyenlerimizin içinde kalifikasyonu arttıralım, kariyeri artıralım. Yani bunu başardığımız anda o zaman ne olacak, işte bizim universitelerimizdeki oğrencilerimizin kalitesi de artmaya başlayacak. Onların içerisinden tabii ki siyasetçi de çıkacaktır. Yani herkesin de yuzde 100 akademisyen olması diye bir şey soz konusu değil tabii ki ama şu anda ihtiyacımız var. Bunu universitelerimizin hepsinde goruyoruz. Bu konuda da inşallah bu adımları da gunbegun artarak devam ettireceğiz."
" SAĞLIKTA BU DEVRİMİ BİZ GERÇEKLEŞTİRDİK"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Veyis Ateş'in AK Parti iktidarları doneminde yapılan sağlık yatırımlarına değinmesi uzerine, şoyle konuştu:"Yaptık mı? Onu da yaptık. Eskiden bir devlet hastaneleri vardı. Bitmedi, devletin kendi içinde kurumlarının hastaneleri vardı. PTT, deniz hastanesi gibi birçok bu tur hastaneler vardı. SSK hastaneleri vardı. Bunun dışında bitmiyor, bakıyorsun vakıfların da hastaneleri vardı. Biz dedik ki 'Bunların hepsini birleştireceğiz.' Önce bize dediler ki 'Hayır biz bunu kabullenemeyiz.' İsteseniz de istemeseniz de biz bunu birleştireceğiz. Tek çatı ve bu tek çatı altında benim vatandaşım artık istediği hastaneye girecek. Hatta Sosyal Guvenlik Kurumu'yla anlaşmalı olan ozel sektor hastanelerine de benim vatandaşım gidebilecek. Gidiyor mu? Buraya da gidiyor." Sağlıkta vatandaşın gidebileceği hastanelerin adedinin arttırıldığını vurgulayan Erdoğan, şoyle devam etti:"Tabii bu bitmiyor. Eczaneler... Hastanelerin kendi içinde eczaneler vardı. Ama o eczanelerden doktorun verdiği ilaçların tamamını alamazdı. Napıyordu? Kendi parasıyla hem sigortalı veya emekli kendi parasıyla gidip ilaç alıyordu. Ey CHP bunlar senin doneminden kalma. Bunlar sizin doneminizden kalma. Bunlar sizin bir defa gunah dosyanızdır. Bu vatandaş bu çileleri çekti. Bu vatandaş nufus kağıtlarındaki o muhurleri unutmuyor. O muhurlerde neler vardı? Gaz yağı, o muhur vardı. Ne vardı, yağ muhuru vardı, ne vardı, ekmek muhuru vardı. Bu muhurleri ben buyuklerimizden hep gordum. Kartlar vardı, bunları gorduk. Şimdi kalkmışlar bunlar eski Turkiye, tekrar oraya donecekmiş. Bu hastanelerle ilgili olarak tum bunların hepsini tek çatıda toplayınca bir de neyi çıkardık arkasından, eczanelerle ilgili yasal duzenlemeyi yaptık. Hastam, istediği eczaneden gidip ilacını alabilecek. Yani onlara 'İlaç var, yok, ikisi var uçu yok', yok. Oradan ilacını alacak yoksa o eczanede o ilaç, eczacı hemen ilacını aldırtacak, ilacını vererek onu gonderecek. Ya biz bunu getirdik. Niye? Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Boyle baktık.""Her şey insan için" dediklerini, bu yola boyle çıktıklarını, sağlıkta hiçbir şeyi asla parayla mukayese etmediklerini kaydeden Erdoğan, "Bizim donemimizde bakın yurt dışına gitmekten tutun, bazı yasak ilaçlar vardı ki yasaklı derken şunu kastediyorum, bedelini vatandaş kendisi oderdi, onları bile yavaş yavaş tamamen kaldırdık onları da devlet olarak biz odemeye başladık. Belki şu anda bir veya iki ilaç vardır ki bunlar ağır bazı ilaçlardır. Onu da koy bir tarafa. Bakın çok daha enteresanını soyleyeceğim, kızaklarla çekilmek suretiyle o kış mevsimlerinde hastaneye goturulen hastalarımız vardı. Biz şimdi oralara paletli sistemleri getirdik." ifadelerini kullandı. Erdoğan, artık paletli ambulanslarla her tarafa gidilebildiğini, aynı şekilde helikopter ve uçak ambulansları getirdiklerini, bunlarla yurt içi ve dışı butun mudahaleleri yapar hale geldiklerini belirterek, "Sağlıkta bu devrimi biz gerçekleştirdik ve bundan sonra da yine şehir hastaneleriyle attığımız adım, eğer şehir hastaneleri şoyle halkım bir gorurse, şu anda 5 tane açılmış şehir hastanesi var. Bu şehir hastaneleri, Turkiye'nin sağlıkta tamamiyle gorunumunu dunyayla rekabet eder hale getiriyor." dedi.
" BUNLAR DAHA ÇIRAK BİLE DEĞİL"
AK Parti'nin gençlerle olan temasını da değerlendiren Erdoğan, AK Parti kurulduğu zaman, Turkiye'de seçilme yaşının 30, seçme yaşının ise 18 olduğunu vurgulayarak, seçilme yaşını 18'e indirenin kendileri olduğuna işaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "30'dan, 18'e indirdik. Bu gence guvenme olayıdır. Biz guvendik ve şu anda bu adımı da attık. Gençliğin bir defa bunu bilmesi lazım." diyerek, konuşmasını şoyle surdurdu:"Sevgili gençler, bizim ecdadımız Fatih Sultan Mehmed, 21 yaşında İstanbul'u fethetti ve gemileri, daha doğrusu kadırgaları, karadan yuzdurerek Haliç'e indirdi. Biz oradan aldığımız ilhamla dedik ki '18 yaşında biz de bunu yaparız.' 18 yaşa madem ki seçme yetkisi veriyoruz, niye zor olan seçme olduğuna gore, seçilmeyi 18'e niye indirmeyelim? Onu da oraya indirdik. Bunu yaparken bir şey daha yaptık, dedik ki dedemiz Fatih, karadan kadırgaları yuzdurduğune gore, biz de denizin altından bunun raylısını yaparız. Biz de denizin altından Marmaray'ı yaptık. Şu anda 100 milyonlar o Marmaray'dan geçiyor. Dedik ki 'Bu yetmez, bir şey daha yapalım.' Denizin altından otomobil de geçirelim. Avrasya Tuneli'ni yaptık. Fakat bakıyorsun, Sayın İnce diyor ki 'Bunları niye yapalım? Bunlara ihtiyaç yok ki. Hem butçede para yok hem bunlar yapılacak. Kanal İstanbul niye yapalım? Butçede para yok.' Sayın İnce, bak, kaynakların çeşitlendirilmesi diye ekonomide bir kaide vardır ve dunyada bu kaidenin orneğini sergileyen en başarılı ulke Turkiye'dir. O da bizimle oldu. Bu BOT denilen, kamu-ozel ortaklığı denilen sistemi, PPP sistemini eğer arzu ederse ozel olarak da anlatırım ona bunları, Turkiye'ye getiren ve bunu uygulayan biziz. Eğer bunlar milli butçeyle olacak olsaydı, bizden oncekiler yapardı bu işleri, yapamadılar. Al işte bu kaynakların çeşitlendirilmesiyle butçede bu adımları attık ve bunların birçoğu zaten milli butçeyle değil, tam aksine bu sistemlerle yapılan yatırımlar olmuştur ve bu sistemlerle bunlar çalışıyor. Örneğin Yavuz Sultan Selim Koprusu'nu biz milli butçeyle yapmadık ki bu sistemlerle yaptık. Aynı şekilde Osmangazi (Koprusu) bu sistemle. Üçuncu Havalimanı aynı sistem ve bir de oradan biz ayrıca para alacağız. Bunlar bu şekilde yuruyor. Ama bunlar bu işi bilmez. Bunlar daha çırak bile değil. Biz çıraklık donemimizi geride bıraktık, kalfalığı geride bıraktık. Şu anda ustalık donemini yaşıyoruz. İnşallah bundan sonra da buyuk ustalık donemine geçeceğiz. Yeter ki milletim bize devam desin. Bu şehir hastaneleri de milli butçeden olan değil, Sayın İnce bunu da oğrensin."
BAH ÇELİ İLE ORTAK MİTİNG
Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli ile seçim surecinde bir ortak mitingin yapılıp yapılmayacağı sorusuna şoyle cevap verdi:
"Şu anda ben aslında arzu ederim. En azından 1-2 final mitingi muşterek yapsak isabetli olur diye duşunurum. Ama tabii bu benim yalnız başıma vereceğim bir karar değil, bu konuda Sayın Bahçeli'nin de olumlu bir yaklaşımı olursa, muşterek 1-2 final mitingini, orneğin İstanbul- Ankara gibi yapma durumumuz olabilir. Arkadaşlar goruşuyorlar. Eğer karşı taraftan da olumlu bir cevap gelirse bu adımı da atarız."
" PROJE 2018 YILININ BAŞLARINDA BİTECEK""Eski adıyla Yassıada, yeni adıyla Demokrasi ve Özgurlukler Adası'nın bir açılış olacak mı ya da kamu orayı ne zaman gorecek, ziyaret edebilecek?" sorusu uzerine Erdoğan, şu cevabı verdi: "Tabii olacak. Ama bu Demokrasi ve Özgurlukler Adası, gerçekten çocukluğum ile ozellikle Adnan Menderes'in rahmetli, tabii o idama gidişi esnasındaki resmi unutmam hiç mumkun değil. Tabii Faruk Nafiz Çamlıbel de biliyorsunuz onlarla beraber o zaman hapiste yaşayanlardandı. Bir dortluğu vardır çok manidardır, 'Bilmiyor gulmeyi sakinlerin binde biri/ Bir vatan derdi birikmiş bir avuçluk karada/ Kuşu hicran getirir, dalgası husran goturur/ Mavi bir golde elem katresidir Yassıada." Yassıada'nın eski ve yeni fotoğraflarını gostererek projeyi anlatan Erdoğan,Yassıada uzerinde çok şeylerin yazıldığını, burada Bizans doneminden kalma hucrelerin yer aldığını soyledi.İdamın olduğu donemlerde kullanılan binalarla ilgili projenin devam ettiğini aktaran Erdoğan, projeyi 2019 yılının başlarında bitireceklerini soyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ağaç katletmek CHP'nin işidir. Ben size şimdi enteresan bir şey soyleyeceğim, CHP'nin yeşilden anladığı nedir biliyor musunuz? Taşlara, kayalıklara yeşil boya puskurtuyorlar. Kayalıkları yeşile boyle getiriyorlar. CHP'nin yeşili budur. Biz ise yeşili boyle anlarız, fark bu. Biz milyonlarca, milyarlarca ağaç diktik. Yeşili yaşatmayı biz biliriz. Eski Yassıada'nın halini goruyorsunuz. Buranın yeşil ile alakası var mı? Yok. Bambaşka bir Demokrasi ve Özgurlukler Adası olacak." dedi.
" BİZİMKİSİ DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI OLACAK"
"Adnan Menderes sizin için ne ifade ediyor?" sorusu uzerine Erdoğan, Menderes'in Yassıada'da çekilmiş bir fotoğrafını gostererek, şu cevabı verdi:"Şu resim her şeyi ifade eder. Şu hali goruyorsunuz değil mi? Merhum Menderes'in son donemi. Bu ulkeye bunca hizmet vermiş bir Başbakana şu reva mıdır? Başında bir albay veya bir binbaşı onu idama hazırlıyor. Onlar bunu hayal ederken, AK Parti'nin hayal ettiği Demokrasi ve Özgurlukler Adası bu ama CHP'nin hayal ettiği bu. Bizim için birçok şeyi planladılar ama bunlar bilmediler ki bu planların uzerinde Allah'ın planı var. CHP boyle kalsın istiyordu, biz ise proje bitince inşallah boyle olacak. Şunu unutmayalım bizimki demokrasi adası olacağı için bir darbe adası değil. Bu CHP'lilere yakışandır. Bizimkisi ise Demokrasi ve Özgurlukler Adası olacak."
" PKK SİZDEN 3 AY ÖNCEDEN İZİN Mİ ALIYOR?"
"AB'nin onde gelen ulkeleri, gerek 16 Nisan gerekse bu sureçte miting yapmanıza izin vermedi. Geçtiğimiz gunlerde HDP Almanya'da miting yaptı. Bu durumu ilgili bakanlıklar nezdinde sordurdunuz mu? Seçilirseniz eğer AB ile ilişkiler normale doner mi yoksa bir sure daha devam eder mi?" sorusuna karşılık Erdoğan, şunları soyledi:"Gerçekten Avrupa, bazı ulkeler dışında bir akıl tutulması geçiriyor. Hele hele Almanya, bu kadar guzel şeyler kendileriyle konuşuyoruz, ediyoruz vesaire... Başka şeyler konuşuyorlar ama bakıyorsunuz yine bu teror orgutlerine, başta PKK olmak uzere, FETÖ olmak uzere kapılarını açıyorlar. Butun bunların hepsinin altında yatan gerekçe şu, bana gore. Guya bunlar 'Boyle yaparsak Turkiye'yi koşeye sıkıştırırız.' Yahu sıkıştıramayacaksınız. Darbe yapıldı, ne oldu? Ne elde ettiniz? Biz, bir yerlerle nasıl bir kontak içerisinde olduğunuzu biliyoruz ama bunu size soylediğimiz zaman da rahatsız oluyorsunuz.Bir ara toparladılar işi bu teror orgutlerine karşı ciddi bir adım attılar. Ama şimdi yine seçim yaklaşıyor, bahaneler uydurmaya başladılar. Yok 3 ay onceden musaade alınması... Bugune kadar oyle bir şey olmamış ki. PKK sizden 3 ay onceden izin mi alıyor? Siz bizim oradaki bırakın partiyi, oradaki sivil toplum orgutlerimize dahi musaade etmiyor. Salon vermiyorlar. Boyle bir yaklaşım tarzı olabilir mi?"
" TERÖRİSTLERE BU KADAR, BU ZEMİNİ AÇIK TUTMAMALARI GEREKİR"
Bunun kalıcı olacağına ihtimal vermediğini dile getiren Erdoğan, sozlerine şoyle devam etti:"Ancak karşılıklı olarak saygı, sevgi olursa biz de saygı, sevgi gosteririz. Ama bu saygı, sevgi olmazsa kusura bakmasınlar biz de gereğini yaparız. Dışişleri Bakanımız, Solingen faciasının yıl donumu sebebiyle Almanya'ya gidecek ve Almanya'da Sayın Merkel ile goruşmeleri yapacaklar. Bu konuları da goruşecekler. Fakat şunu bilmeleri lazım ki biz sizinle NATO'da beraberiz. Birlikte kuresel bir gucuz. Aramızdaki ticari ilişkilere baktığımız zaman ortada onemli bir ilişki ağı var. Beş milyona yakın insanım var sizde. Bir milyonun uzerinde çifte vatandaş olanlar var. Bu kadar iç içe girmiş olan, 4,5-5 milyona yakın her yıl Alman turistin ulkemize geldiği Almanya, niçin Turkiye'ye boyle bakar.Bunu bizim aşmamız gerekecektir. Onun için duygusal, hissi hareket etmeyeceğiz. Ama bu teroristlere de bu kadar bu zemini açık tutmamaları gerekir. Burada karşılıklı menfaat esasına gore inşallah temenni ederim ki bu sureci hallederiz ve ben de şu anda kalan sureç içinde çok da onemsemiyorum. Biz zaten Bosna Hersek'te Avrupa'ya gerekli olan mesajı verdik. Bosna Hersek'te 15 bine yakın insanın katıldığı kapalı salon toplantısında Almanyası da vardı, Hollandası da Fransası da Belçikası da hepsi oradaydı. Oradan zaten mesajlar gideceği yere gitti. Bizim hamdolsun telaşımız yok. Ülkemizde yapıyorum, televizyonlar vasıtasıyla mesajlarımızı ulaştırıyoruz. Neticenin hayırlı olacağına inanıyorum. Eğer dunyada barışa gayret edeceksek, barışı temine çalışacaksak teroristlere zemin hazırlamakla bu olmaz. Onun için teroristlerin onunu keserek, barışa koşan, barış sevdalıları olan el ele verenlerle, demokrasi mucadelesini ancak boyle goturebiliriz."
" KUZEY SURİYE'DEKİ YAKLAŞIMLARINI HİÇ İYİ BULMADIM"
"Aşılamayan sorunlar var. Mesele Başkan Trump'ta mı yoksa ABD'deki yerleşik duzende mi?" sorusu uzerine Erdoğan, Amerika'nın kendine has bir yonetim anlayışı olduğunu, ozellikle Amerika'da başkanlık dışındaki yapılanmanın da farklı olduğunu soyledi.Trump ile farklı bir sureci çalıştıracaklarına inandıklarını, hala da inandıklarını belirten Erdoğan, "Ama ben Kuzey Suriye'deki yaklaşımlarını hiç iyi bulmadım. Oraya 5 bin tır silah, muhimmat getirmelerini, 2 bin kargo silah, muhimmat getirmelerini doğru bulmadım. Bunları kim için getiriyorsunuz? Kime karşı getiriyorsunuz? Orada 911 kilometre sınırı olan biziz. Orada 20 civarında ABD'nin ussu var. Peki bunu kim için kuruyorsunuz? Kime karşı kuruyorsunuz? Bu sınırlarda Turkiye var. Turkiye'nin buradaki illerine, insanlarına karşı siz YPG, PYD'yi destekliyorsunuz. Onlara her turlu silahı, gucu veriyorsunuz. Biz, sizden paramızla silah alamıyoruz, siz ucretsiz olarak bu teror orgutlerine parasal destek veriyorsunuz. Ondan sonra da Turkiye tavır koyunca 'Niye tavır koydu' diyorsunuz. Kusura bakmasınlar. Şu anda biz yine başımızın çaresine bakmak durumundayız. Bunu nasıl temin edeceksek, nasıl halledeceksek bu şekilde halledeceğiz. Ama bizim Amerika ile olan NATO'daki birlikteliğimiz stratejik ortaklığımız kabul gormesi lazım. Kabul gormediği zaman, burada tabii biz de değerlendirmelerimizi yapmak durumundayız."
" İSTANBUL ADAYLARIMIZI TANITACAĞIZ"
"Sahur yapanlardan mısınız efendim? Torunlarla ilişkileriniz nasıl, vakit ayırabiliyor musunuz?" sorusu uzerine Erdoğan, şoyle cevap verdi:"Tabi şimdi okullar ve bizim de yoğun mesailerimiz ama ayırmaya çalışıyoruz. Bu akşam buraya gelirken onlar uğurladı beni. Şimdi de 'Dede sahuru beraber yapalım' dediler. Ufak olmalarına rağmen maşallah oruç da tutuyorlar. Şimdi onlara, sahura yetişeceğim. Tabii yarın malum, inşallah Tekirdağ mitingimizi Çorlu'da yapacağız ve Çorlu'dan once de Haliç Kongre Merkezi'nde İstanbul adaylarımızı tanıtacağız. İstanbul adaylarımızı tanıttıktan sonra Çorlu'ya gideceğiz, Çorlu'dan sonra gelip burada bir iftar sofrasına yine Haliç Kongre Merkezi'nde iftarda arkadaşlarımızla buluşacağız, İstanbul burokrasisini, vesairesini orada onlarla birlikte olarak yapacağız. Ama bu arada tabii butun arkadaşlarımız hepsi fetih programlarıyla ilgili hazırlıklarını da surduruyor. İstanbul yine muhteşem bir fetih programını da yaşayacak." Erdoğan, "Torunlar, yarın bir gun Allah omur versin buyur ve 'Dede biz siyasete girmek istiyoruz' derlerse ne dersiniz? Sıcak bakar mısınız?" sorusunu şoyle cevapladı: "Gun ola harman ola. Niye bakmayalım? Siyasetin içerisinden geldik, onların da babaları, biz. Bakalım o gun ne olur, ne goruruz. Hele bir gelsin." Erdoğan, yayın sonunda, "Yatırımlar, vesaire giremedim. Zaten karşımızda yatırımcı sağolsun adaylar da yok. Yatırım diye de bir dertleri yok. Boyle bir durumları var. Çunku bakıyorsunuz Sayın İnce, 'Ben artık otomobil yatırımı falan, filan bu işlerden anlamam. Sayın Erdoğan 20 yıl geriden geliyor.' diyor. Ne anlıyorsa bundan. Otomobilde bizim ihracatımız şu anda 30 milyar doların uzerinde. Bilgisi yok, habersiz. Olayın teknolojisinden bahsediyorsa şu anda 5 babayiğit çalışma yapıyor. Bu 5 babayiğit, bu ulkenin en seçkin grupları ve bunlar tabii ki en gelişmiş teknolojiyi burada kullanmak suretiyle inşallah ulkemizi otomotiv sektorunde de hem iç piyasaya hem de ihracata yonelik olarak hazırlayacaklar. Herhalde bu 5 tane babayiğit, Sayın İnce gibilerini ceplerinden defalarca çıkarırlar. Bunlar çunku o sektorun içerisinde yetişmekle kalmamışlar, farklı sektorlerde de bu ulkenin en saygın firmaları. Onlar oyle kolay kolay her yere adım atmazlar. Bizim ulkemizin menfaatine olacak boyle bir adımda da ben bu 5 tane babayiğide de ozellikle teşekkur ediyorum çunku 'made in Turkey' olarak urunumuzu dunyaya bu firmalarımız inşallah pazarlayacaklar ve ben bunu çok onemsiyorum. Bir diğer konu, savunma sanayi.Savunma sanayiinde ne yapacaktık, girmeyecek miydik? Sayın İnce, hala biz bir yerlerden tanklar gelsin, bir yerlerden İHA'lar gelsin, SİHA'lar gelsin, boyle adım atalım, bunu mu soyleyecektik. Eğer biz hala onları bekleyecek olsaydık bugun Afrin olayında, Zeytindalı Operasyonu'nda yarı yolda kalabilirdik. içteki terorle mucadelede yarı yolda kalabilirdik. Ama bunları kendimiz uretir hale geldiğimiz için biz Amerika'ya, İsrail'e muhtaç olmaktan kurtulduk. Amerika bize İHA'ları, SİHA'ları vermedi, vermiyordu. İsrail'den aldıklarımız da maalesef arıza yaptığı zaman, tamir bakımı mumkun olmuyordu. Ama şimdi boyle bir derdimiz artık yok, bunları çozuyoruz. Ve zırhlı taşıyıcılarda Turkiye'de artık rekabet var. Ve zırhlı taşıyıcılarda Turkiye'nin markaları gerçekten 3. ulkelere ihracatta da çok onemli bir konumda. Sayın İnce, Sayın Kılıçdaroğlu, oturun, bunları bir defa iyi konuşun, iyi tartın. Bunlar olmadığı zaman siz bir defa istediğiniz gibi adımı atamazsınız, yarı yolda belinizi bukerler. Tabii bunlar bu donemleri yaşamadıkları için bunları pek de bilmiyorlar." şeklinde konuştu. Savunma sanayiinde yerlilik oranının 2002 yılında yuzde 20 olduğunu hatırlatan Erdoğan, bu rakamın şimdi yuzde 65'e çıktığını vurguladı. Erdoğan, 2002'de proje sayısının 66 olduğunu dile getirerek, şimdi savunma sanayiinde proje sayısının 600 olduğunu soyledi.Projelerin toplam butçesinin 2002'de 5,5 milyar dolar olduğunu ifade eden Erdoğan, sozlerini şoyle tamamladı:
"Şimdi ise 60 milyar dolara çıktı. Anlatacağım burada çok çok şeyler var ama savunma sanayiini hafife alan hiçbir ulke iflah etmez. Bunu bir defa sağlama almak lazım ki bir defa ciddi manada bir rahata kavuşalım. Anlatacak olan şeyler çok. Mesela milli motorlar, bunları da inşallah hepsini kendimiz uretir hale geleceğiz. Artık, sık sık televizyonlardaki programlarla da milletimin karşısına çıkacağım ve bu programlarda bu akşam burada işleyemediğimiz hatta hatta tekrarı gereken birçok projelerimizi, programlarımız anlatacağız."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.