Özet (TL;DR) @ 2018-05-28T07:43:00.000Z: Eski AK Parti MKYK üyesi ve eski Anayasa Mahkemesi (AYM) raportörü Prof. Osman Can, iktidar partisinin darbe girişimi sonrası 'devlet aygıtnı bütünüyle irrasyonelleştirdiğini' söylerken "Aslında…
Geçmiş donemde AK Parti'nin en yetkili organı Merkez Karar ve Yonetim Kurulu (MKYK) uyeliği de yapan Prof. Osman Can, Cumhuriyet'ten Kemal Goktaş'a konuştu. AK Parti'nin 2013'ten sonra ciddi bir travma yaşadığını soyleyen Prof. Can'a gore "Özgurlukçu, ademi merkeziyetçi ve demokratik bir hukuk devletinin inşası şeklinde cevap vermek yerine, hızla içine kapandı, komplolara sarıldı ve olağanustuluk psikolojisiyle lider kultune teslim oldu. Bu, tehlikeli bir sarmalı ortaya çıkardı. Partinin kurucuları ve eski ağır topları da benzer kaygıları dile getiriyor" dedi.
Prof. Can, 2014'te AK Parti içerisinde iki farklı anayasa taslağı hazırlandığını açıkladı. 2015'te bu taslakların kamuoyu ile paylaşılacağını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu taslakları beğendiğini soyleyen Prof. Can, "Taslakların her ikisi de Turkiye'de buyuk çoğunluklarla kabul edilebilirdi. CHP'nin de muzakere edebileceği metinlerdi" ifadesini kullandı.
Prof. Can'ın açıklamaları şoyle:
2015 y ılı 7 Haziran seçimlerinden sonra AKP MKYK uyesi olarak koalisyon goruşmelerinde yer aldınız. O goruşmelerin perde arkası bugune kadar pek basına yansımadı. Neler yaşandı?
Koalisyon için iyi bir zemin ve eğilim olmasına rağmen gerçekleşmedi. Seçimlerden sonra ilk MKYK toplantısında CHP ile koalisyon seçeneği ağırlık kazandı. CHP ile goruşmeleri yuruten ekipteydim. Sorumluluk alanım olan anayasa, hukuk ve ozgurlukler konularında CHP'nin demokratik bir çizgiye yaklaştığını tespit ettik ve bunu Sayın Davutoğlu'na aktardık. Davutoğlu biraz da şaşırarak, bu kadarını beklemediğini, 1921 Anayasası'na referansın onemli olduğunu ve bu koalisyonun yapılabileceğini soyledi. Nihai brifingde de durumu aktardık. Davutoğlu'nun koalisyon eğiliminin devam ettiğini, ancak Cumhurbaşkanı'ndan gelen sinyallerin olumlu olmadığını gozlemledim. Nitekim zamana oynandı, koalisyon için somut adım yerine Başbakan gorevi iade etti. cumhurbaşkanı da hukumet kurma gorevini Kılıçdaroğlu'na vermeyerek surenin tamamlanmasını bekledi ve seçim kararı verdi. Davutoğlu'nun son yaklaşımı seçimlerde aynı sonuçlar geldiğinde artık CHP ile koalisyonun onunde bir engel olmayacağıydı. Ancak gelişmeler çok farklı yone evrildi.
' KOALİSYON ÇOK YARARLI İŞLEVLER ÜSTLENEBİLİRDİ'
Koalisyonun olmamas ının Turkiye'nin geldiği yerdeki payı nedir?
(C) AA / Aykut Ünlupınar
Çok buyuk… Turkiye'nin bekası tartışmalarının başladığı bir donemde koalisyon çok yararlı işlevler ustlenebilirdi. Bir reform hukumeti kurulur, yuzde 70'lik Meclis çoğunluğuyla yeni anayasa yapılır, 100-150 yıllık anayasal, toplumsal ve siyasal sorunlar için kurumsal çozumler ortaya konurdu. Turkiye rahatlardı. Hukukun ustun olduğu bir Turkiye guvenli liman haline gelirdi, ki bunun yerli ve yabancı sermaye için onemini anlatmaya gerek yok.
CHP ile AKP 'nin 1921 Anayasası temelinde uzlaşması ne anlama geliyordu?
CHP geleneksel algının aksine "61 veya 24'u dahi bir kenara bırakalım, 21'i esas alalım" dedi. Bu hayati bir paradigma değişimiydi. AKP de 2012'den itibaren '1920 ruhu' dediği için temel bir uzlaşı oldu. 1921 Anayasası milletin var oluş savaşı verdiği bir donemde Meclis'te neredeyse oybirliğiyle kabul edildi. 1920 Meclisi etnik, kulturel, dilsel ve inanç olarak farklılıklara açık, çoğulcu bir meclisti. Kurdistan, Lazistan mebusu vardı. Ancak bu şekilde Kurtler ve diğer unsurlar Kurtuluş Savaşı'na gonullu katıldı. Bunu sağlayan en temel tercihlerden biri ademi merkeziyetçi yapısıydı. Sonraki anayasalar katı merkeziyetçi bir yapı benimsedi. Kurt sorunu başta, pek çok sorunun temelinde bu anlayışın terk edilmesi yatıyor.
' İKTİDARDAN DÜŞÜLDÜĞÜNDE PARTİ DÜŞER, ÜLKE DÜŞMEZ Kİ'
7 Haziran yenilgisinden sonra iktidardan d uşme kaygısı ile mi bu yoldan donuldu?
İktidardan uzaklaşma kaygısının çok guçlu olduğunu duşunuyorum. Ama iktidardan duşulduğunde, parti duşer, ulke duşmez ki. Kaygı ne kadar guçlu olursa olsun, bence koalisyondan vazgeçmeyi haklılaştıramaz. Bu tarihi bir fırsat idi, heba edildi. Bunun sorumluluğu buyuk. Çunku çozum için bugun daha fazla bedel odemek zorunda kalacağız. Bu fırsat yeniden yakalanabilir; yakalanmak, uretilmek zorunda.
' HUKUKUN AÇTIĞI KREDİ, 2013'E KADAR DOĞRU KULLANILDI'
AKP kapatma davas ında raportordunuz ve raporunuz kararda etkili olmuştu. AYM kararında laikliğe karşı eylemlerin odağı tespiti yapılmış, ancak AB reformları bir tur 'iyi hal' olarak değerlendirilerek kapatma yerine para cezası verilmişti. Sizce hukukun açtığı bu kredi sonra berhava edilmedi mi?
(C) AA / Resul Rehimov
İşin doğrusu o konuda bir hayal kırıklığı içindeyim. Hukukun açtığı bu kredi 2013'e kadar da aksaklıklarla birlikte, doğru kullanıldı. Ancak sonrasında bu kredi hoyratça kullanıldı. Laiklik konusunda da, laikliği Anayasa Mahkemesi ilk defa ozgurlukçu bir anlamda yorumlamıştı. AKP bu ozgurlukçu laikliği referans aldığımızda dahi oldukça savrulmuş durumda. Devletin inançlar konusunda tarafsızlığı açısından bakıldığında ciddi ayrımcılık sorunları yaşadığımızı inkar edemeyiz.
' AKP'NİN YOL AYRIMINA GİDECEĞİNİ GÖRÜNCE AYRILDIM'
AKP 'den Haziran 2015'te vekil seçildiniz ve MKYK uyesi iken Kasım 2015'Te aday gosterilmediniz. Bunun nedeni CHP ile koalisyona sıcak bakmanız mıydı?
Birkaç gelişme oldu. İlk olarak demokratik hukuk devleti ve ozgurlukler ekseni uzerine inşa ederek hazırladığım seçim beyannamesi taslağına çok mudahale edildi. Sayın Erdoğan'ın 2015 seçimlerine giderken parti lideri gibi polemiklere girmesinin yanlış olduğunu soyledim. HDP'nin parlamentoda olması gerektiğini soyledim. En onemlisi de CHP ile koalisyonu aktif şekilde savundum. Bu durum bizim gibilere parti içinde "içimizdeki CHP'liler" denmesine yol açtı. Davutoğlu'nun seçimden aynı sonucun çıkması durumunda AKP --CHP koalisyonunu kurmanın kolay olduğu yaklaşımı uzerine yeniden aday oldum. Ancak parti kongresinde AKP'nin esaslı bir yol ayrımına gireceği ortaya çıkınca, universiteye dondum.
(C) AA / Murat Kula
Davuto ğlu'nun gorevden alınmasının da bir nedeni bu olabilir mi?
Nedenlerden biri bu olabilir, tabii ki onun dışında pek çok neden olabilir.
' CHP'DE ÖNEMLİ DEĞİŞİMLER VAR'
CHP 'nin seçim mesajlarının demokratik inşanın anahtarları olduğunu yazdınız.
CHP'de onemli değişimler var, eksiklikleriyle birlikte. Bir donem AKP'de olan pek çok olumlu soylem sahipleniliyor. 21 Anayasası'na referans vermek, inanca saygılı laiklik, kapsayıcı kucaklayıcılık gibi… Bunlar çok sevindirici. Bunlar parti meselesi değil, Turkiye meselesi, hangi partide dile getirilse sahiplenmeli. Bunların çoğu 2014'te AKP içinde bir komisyon olarak hazırladığımız iki farklı anayasa taslağının temel ozelliklerindendi. O taslaklar en geç 2015 seçimlerine giderken kamuoyuyla paylaşılacaktı, ancak bir turlu gundeme gelmedi.
2014 'TE 2 ANAYASA TASLAĞI
Onlar da m ı cumhurbaşkanı engeline takıldı?
Bunu ilk defa bu roportajda dile getiriyorum: Bu taslaklar beğenildi ve MKYK'de onaylandı. Başkanlık ve parlamenter sistem temelinde hazırlanmış iki taslak vardı. İkisi de ademi merkeziyetçiydi, denge-denetim mekanizmaları ongorulmuştu, 21 Anayasası yaklaşımına gore hazırlanmıştı. Başkanlık sisteminde eşzamanlı seçim yoktu, bakanlar ve ust duzey burokratlar Meclis onayından geçiyordu ve Cumhuriyet Senatosu gibi bir duruma gore toplanan komisyon ongorulmuştu. Yerel yonetimler anayasal guvenceye kavuşturulmuştu ve merkezi idare ile uyuşmazlık çıktığında uyuşmazlığı çozmekle AYM yetkilendirilmişti. Başkan'ın partisinde gorev alması yasaklanıyordu. Bu taslak çok beğenilmişti, ki beğenen sayın Cumhurbaşkanı'nın bizzat kendisiydi. 'Bunları sunalım, kamuoyunda hangisi benimsenirse onunla yola devam edilir' dendi. Ancak kaldı. Taslakların her ikisi de Turkiye'de buyuk çoğunluklarla kabul edilebilirdi. CHP'nin de muzakere edebileceği metinlerdi.
' BEN AYRILDIM, TASLAKLARA SAHİP ÇIKAN KALMADI'
Ne engel oldu peki? Çunku bu taslaklardaki anlayışın yerine 16 Nisan referandumunda tam tersi bir değişiklik yururluğe girdi.
(C) AA / Murat Kaynak
Ben haftada bir defa Ankara'ya giden, ayda 1-2 defa Başbakan ile karşılaşabilen bir kişiydim. Ancak her gun onu goren, meseleleri aktaran insanlar vardı. Bu kişilerin çoğu benim ortaya koyduğum kurumsal ve yapısal oneriler ve çozumlemelerle ilgili duyarlılık taşımıyorlar. Ben ayrıldım, taslaklara sahip çıkan kalmadı.
' HDP MECLİS'TE TEMSİL EDİLDİĞİNDE DEMOKRATİK RESTORASYON KAPISI AÇILIR'
Se çimler sizce Turkiye için demokratik bir restorasyonun kapısını açabilir mi?
Bu potansiyelin olduğunu duşunuyorum. HDP de Meclis'te temsil edildiğinde bu mumkun olur. Ondan sonrası siyasetçilerin basiret ve ferasetine bağlı. Turkiye'nin sorunlarının temelinde anayasal duzen sorunu olduğunu gormemekte ısrar ederlerse, uzulmeye devam edeceğiz.
' KURUCULAR KAYGILI'
Benim gozlemime gore 2013'ten sonra AKP ciddi bir travma yaşadı. Buna ozgurlukçu, ademi merkeziyetçi ve demokratik bir hukuk devletinin inşası şeklinde cevap vermek yerine, hızla içine kapandı, komplolara sarıldı ve olağanustuluk psikolojisiyle lider kultune teslim oldu. Bu, tehlikeli bir sarmalı ortaya çıkardı. Partinin kurucuları ve eski ağır topları da benzer kaygıları dile getiriyor.
' YÖNETİLEMEZ BİR TABLO'
2015 y ılında "AK Parti demokratik bir iktidardır ama AK Parti'nin kullandığı devlet aygıtı demokratik değildir" demiştiniz. AKP'nin hala demokratik bir iktidar olduğunu duşunuyor musunuz?
Maalesef son uç yıl içinde yaşananlara baktığımızda artık aynı onermeyi kullanmakta zorlanıyorum. Devlet aygıtının demokratikleştirilmesi, hukukun ustunluğunun hakim kılınması AKP'nin sorumluluğunda idi. AKP ise demokratik olmayan devlet aygıtının sunduğu konforu, katı merkeziyetçi idarenin fırsatlarını kullanmayı seçti. FETÖ darbe girişiminin sunduğu ortak duyarlılığı demokratikleşme fırsatına çevirme yerine devlet aygıtını butunuyle irrasyonelleştirdi. Kurumsal hafızalar devre dışı bırakıldı. Devlet aygıtı siyasi kararları rasyonelleştiren ve frenleyen aygıt olmaktan çıkarıldı, irrasyonelliği filtresiz bir şekilde aşağıya aktarmanın aracına donuşturuldu. Yani aslında devlet aklı yok edildi. Bu ise butunuyle yonetilemez bir tablo ortaya çıkardı.
T ÜRKİYE'DE DEMOKRATİK UZLAŞI YOK'
AKP 'yi 2015 oncesinde anti-demokratik bulanların kaygılarını daha çok askeri vesayetin direnci olarak goruyordunuz. AKP baştan beri tekçi iktidarı hedeflemiyor muydu sizce?
Benim hareket noktam partilerin programları, tuzukleri ve eylemleri. AKP eksiklik ve hatalarıyla birlikte 2002-2012 doneminde bu zeminde hareket etti ve AB'nin ve uluslararası toplumun olumlu tepkileriyle karşılaştı. Sonrasında bu hedeflerden uzaklaştıkça olumsuz bir noktaya savruldu, bunu da teslim etmek gerekir. Olağanustu şartların doğurduğu kitleselleşmek için kitleselleşmenin mantığına uygun bir şekilde hareket eden, rasyonelleşen, ancak entelektuel sermayesi tukenince içine kapanmaya, bocalamaya başlayan, duygusallığı ve sembolleri kullanarak eksikliğini kapatmaya çalışan tipik bir siyasi hareketten soz etmek daha doğru. Turkiye'de demokratik bir uzlaşı olmadığı için, bir kesimin askeri vesayete sığınması, diğerinin populist bir lider etrafında kenetlenmesi aynı kaygının urunu ve ikisi de sağlıklı değil. Demokratik bir hukuk devletinde esas guven kaynağı hukuktur.
' CEMAAT, 2010'DA ERDOĞAN'I İKNA ETTİ'
2010 referandumundan sonra HSYK se çimleri surecinde kurucusu olduğunuz Demokrat Yargı ile yolunuzu ayırdıktan sonra sizin için sert eleştiriler oldu. Tarih, cemaatin yargıda kadrolaşması konusunda arkadaşlarınızı haklı çıkarmadı mı?
Goruş ayrılığımız cemaatin yargıda kadrolaşması hususunda değildi. Bu konuda çarpıtmalar oldu, bana tamamen haksız isnatlar yapıldı. Ben HSYK seçim surecinin tamamında Adalet Bakanlığı burokratlarının kontrolunun tarihi bir hata olacağını savundum ve bunu donemin AKP başkan yardımcıları ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e ilettim. Sadullah Bey'i ikna ettim ve uç isim bildirmemiz konusunda anlaştık. Durumu arkadaşlara aktardım. Ama sonradan gordum ki, ben Sadullah Bey'i ikna ederken, cemaat ve bakanlık burokratları durumu haber almış, vakit geçirmeden Sayın Erdoğan'ı ikna edip Sadullah Bey ile ittifakımızı boşa çıkarmışlar. Yetinmeyip, derneğimizi karar alamaz hale getirmek için Bursa Grubu'nun ayrılmasını sağlamışlar. Sonuçta dernek listeye isim sokamadı ve cemaatin kontrolu pekişti. Yani arkadaşlarımız bana karşı haklı değillerdi, siyasetçilere aynı uyarıyı yaptık, onlar meydan okuyarak, ben muzakere ederek. Ve ben de onlar da siyaseti uyarırken haklıydık. Siyasetin sorumluluğu buyuktur, bu tartışmasız.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.