Özet (TL;DR) @ 2018-05-25T09:41:00.000Z: NASA'nın yayımladığı bir araştırmaya göre Irak, dünyanın en çok su sıkıntısı çeken yerlerinin başında geliyor. Su sıkıntısının nedeni olarak Türkiye'nin Fırat ve Dicle üzerine kurduğu barajlar…
NASA'nın yayımladığı bir araştırmaya gore Irak, dunyanın en çok su sıkıntısı çeken yerlerinin başında geliyor. Su sıkıntısının nedeni olarak Turkiye'nin Fırat ve Dicle uzerine kurduğu barajlar gosterilse de uzmanlara gore çozum, karşılıklı ekonomik çıkarlar gozetilerek yapılacak işbirliğinden geçiyor.
Iraklı çevre uzmanı Latif Abd Salim, "Irak [Turkiye uzerinde] ekonomik baskı kurarak su krizini çozebilir. Turkiye ile Irak arasındaki ticaret hacmi yılda milyarlarca dolara ulaşıyor. Bu, Irak'ın su için sahip olduğu meşru haklarını korumasını sağlayabilir" derken, Turkiye'de su politikaları uzerine araştırmalar yapan Hidropolitik Akademi Merkezi Başkanı Dursun Yıldız da karşılıklı çıkarlara dayalı işbirliğine işaret etti.
Yıldız, "Ülkelerin birbirleriyle olan ilişkilerinin arttırılması yonunde, karşılıklı bağımlılık ilkesinin geliştirilmesi yonunde atılacak olan her adım, ulkeler arası hidropolitiği olumlu etkileyecektir. Petrol de bu konuda en temel doğal kaynaklardan biridir. İki doğal kaynak, su ve enerji kaynağı ulkeler arasındaki işbirliğini, ikili ilişkileri, karşılıklı bağımlılığı arttırabilecek şekilde akılcı bir planlamayla bu surece katkıda bulunabilir" diye konuştu.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), yeryuzunde temiz su eksikliğinin en çok hangi bolgelerde yaşandığını gosteren ve 2002-2016 donemindeki temiz su durumuna dair uydu goruntulerinden oluşan incelemeye dayalı bir araştırma yayınladı. Araştırmada en çok temiz su sıkıntısı yaşanan bolgelerin Suriye ve Irak olduğu goruldu. Bu durumun nedenlerinden biri de Turkiye'nin Fırat ve Dicle nehirleri uzerinde çok sayıda baraj kurması. Nehirler uzerinde son 30 yılda 22 baraj kuruldu.
' IRAK, TÜRKİYE ÜZERİNDE EKONOMİK BASKI KURARAK SU KRİZİNİ ÇÖZEBİLİR'
Konuyla ilgili Sputnik'e konuşan Iraklı çevre uzmanı, muhendis Latif Abd Salim, "Turkiye'deki bu barajların bir kısmının Arap yatırımcıların çekilmesiyle kurulmuş olması uzucu. Irak [Turkiye uzerinde] ekonomik baskı kurarak su krizini çozebilir. Turkiye ile Irak arasındaki ticaret hacmi yılda milyarlarca dolara ulaşıyor. Bu, Irak'ın su için sahip olduğu meşru haklarını korumasını sağlayabilir. Turkiye için o zaman Irak'ın suyunun onunu kapatmak karlı olmaz. Irak'ta Turkiye için tarım urunu yetiştirilirse, Ankara'nın su politikası değişir" ifadelerini kullandı.
' TÜRKİYE, IRAK'A FIRAT'IN SUYUNUN YALNIZCA YÜZDE 30'UNU BIRAKTI'
(C) AA / Kayhan Özer
Turkiye'nin su politikasının Irak'ı çok zor duruma soktuğunu belirten Salim, şunları soyledi: "Turkler, Irak'ın Fırat ve Dicle nehirleri uzerinde hakimiyet sahibi olmadığını soyluyor. Fırat nehri, Dicle'ye dokuluyor, bu da nehir havzası oluşturuyor. Boylelikle de suyun kesilmesi için bahane de doğuyor. Fırat uzerinde çok sayıda baraj kurarak, Ankara Irak'a nehirden akan suyun yalnızca yuzde 30'unu bıraktı."
Salim, "Irak için sudan sonra en buyuk sorun da Ilısu barajı. Bu proje gerçekleştirilirse, Irak suyunun yuzde 40-45'ini daha kaybedecek. Bunun Irak için felaket duzeyinde sonuçları olacak" dedi.
' SU SIKINTISININ NEDENİ TÜRKİYE'DEKİ BARAJLAR DEĞİL'
Konuyla ilgili Sputnik'e konuşan ve su politikalarıyla ilgili birçok çalışması bulunan Hidropolitik Akademi Merkezi Başkanı Dursun Yıldız ise Ortadoğu'da ulkeler arasındaki guvensizliğin, su alanındaki uzlaşmayı da engellediğine dikkat çekti.
Daha once Devlet Su İşleri'nda (DSİ) yoneticilik de yapmış olan su politikaları uzmanı Yıldız, Turkiye'deki barajların bolgede su sorununa yol açan yapılar olmadığını, aksine, barajların su akışını duzenli hale getirdiğini ifade ederek "Bolgenin su barışı, yaklaşık 30 yıldır Turkiye'nin iyi niyetli çabalarına rağmen oluşmayan işbirliğine kurban gitti. BM'nin 2013 yılındaki raporunda Irak ve Suriye'nin Turkiye'deki barajlara ihtiyacının olduğu, çunku bu iki nehrin regule edilmiş nehirler olmadığı ve sularını tarım uretimi doneminin dışında getirdiği açıkça ifade edilmektedir. Bu, Turkiye'nin yazdığı bir rapor değil, 2013 yılında BM'nin yazdığı bir rapor. Ancak Ortadoğu bolgesindeki ulkeler arası guvensizlik, her alanda olduğu gibi su alanındaki barışı da engellemiştir. Bu nedenle Turkiye'de yapılan barajlar, bolgede su sorununu hafifletmek açısından yapılan su yapıları olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
' İRAN VE IKBY ORTADOĞU SU POLİTİKALARININ YENİ AKTÖRLERİ OLARAK ORTAYA ÇIKTI'
Siyasi belirsizliklerin yanı sıra, gelecekte bolgenin karşı karşıya kalacağı iklim belirsizliğinin su sorununa yeni boyutlar katacağını vurgulayan Yıldız, sozlerini şoyle surdurdu:
(C) AA /
"Sureç, bolgede suyun yeniden guvenlik politikalarının içine alınmasına doğru hızla kaymaktadır. Turkiye bu belirsizlikten sorumluluğu en az olan ulke olarak kendisine en duşuk payı çıkarabilir. Ama sorumluluk aynı zamanda bolgeyi bu belirsiz geleceğe mahkum eden uluslararası guçlerin de omzundadır. Çunku Irak ile Turkiye'nin su yonetimi konusunda anlaşamayacakları hiçbir şey yoktur. Bunun sebebi; Fırat'ın Suriye'ye girdikten sonra yuzde 48'ini Suriye'nin alıp yuzde 52'sini Irak'a bırakması anlaşması yapıldıktan sonra Fırat'ın Suriye'ye akan sularının yarısından fazlası Irak'a akmaktaydı. Irak'taki durumu zora sokan şey, Dicle Nehri'ne akan yan kollarda İran'da hızla yapılan baraj ve Irak Kurt Bolgesel Yonetimi'nin (IKBY) su kaynaklarını geliştirme projesidir. Bu durum, Irak'ın Dicle'den akan suyunu doğrudan etkileyecektir. Asıl olan, Turkiye'nin barajlarının Ortadoğu'da akan suyu engellemesi değil, Ortadoğu hidropolitiğine çok yeni aktorlerin girme surecinde olunmasıdır. Bu aktorlerden biri IKBY olarak ortaya çıkmaktadır, İran diğer aktor olarak gundemdedir, Suriye'de hangi aktorlerin ortaya çıkacağı bilinmiyor. Bu durumda Turkiye, bu konuda gelecekte oluşacak olan suyun guvenlikleştirilmesi politikasında en az sorumluluğu olan ulke olarak kalmaktadır. Çunku Turkiye 'su barışı surecini başlatalım' dediği andan itibaren yaklaşık 30 yıl geçmiştir ve Ortadoğu su barışı iç politika hedeflerine kurban edilmiştir."
' HIZLA BİR ARAYA GELMEKTEN BAŞKA BİR ÇARE YOK'
İklim değişikliği nedeniyle su kaynaklarının geleceğinin belirsiz olduğu bir doneme doğru gidildiğini de belirten Yıldız, "O zaman bu denklemin çozulmesi için hızla bir araya gelinmesinden başka bir yol yoktur. Turkiye'nin onerdiği gibi Turkiye'deki barajları, suyumuzu, toprağımızı olçelim, sonra birlikte planlayalım yaklaşımına tekrar ihtiyaç vardır, aksi takdirde gelecek Ortadoğu için çok zor olacak" dedi.
Ortadoğu'da su meselesi tartışmalarında gundeme gelen "Irak, suya karşılık Turkiye'ye petrol verebilir mi?" sorusunu da yanıtlayan Yıldız, "Bu çok realist bir yaklaşım. Suya karşılık petrol değil ama ulkelerin birbirleriyle olan ilişkilerinin arttırılması yonunde, karşılıklı bağımlılık ilkesinin geliştirilmesi yonunde atılacak olan her adım, ulkeler arası hidropolitiği olumlu etkileyecektir. Petrol de bu konuda en temel doğal kaynaklardan biridir. İki doğal kaynak, su ve enerji kaynağı ulkeler arasındaki işbirliğini, ikili ilişkileri, karşılıklı bağımlılığı arttırabilecek şekilde akılcı bir planlamayla bu surece katkıda bulunabilir" ifadesini kullandı.
' KARŞILIKLI ÇIKARLAR, SU SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNDE TEMEL ROLÜ OYNAR'
Ülkelerin karşılıklı olarak birbirlerinin çıkarlarını gozetmesi durumunda suyun bir sorun olmaktan çıkarak işbirliği aracı haline getirilebileceğini ifade eden Yıldız, "Bu çok onemli; sebebi; hidropolitik sorunların çozumunde karşılıklı çıkarlar kesinlikle en temel rolu oynar. Bundan uzak bir hidropolitika uzun sureli yaşayamaz. Petrol olayı bunun bir gostergesi. Tabii ki bolgede istikrara ihtiyaç var. Fakat Ortadoğu'nun bu istikrar oluşana kadar bekleyecek vakti yok. Hidropolitik Akademi'nin yaptığı çalışmalara gore iklim değişikliğinin etkileri 2020 yılından sonra gorulmeye başladığında ulkeler bunun da zorlamasıyla çok daha hızlı bir şekilde bir araya gelme ihtiyacı hissedecekler. Çunku Suriye'de savaş başlamadan once ardı ardına uç kurak donem geçirdiğini unutmayalım" diye konuştu.
' ORTADOĞU, PETROL VE SU KAYNAKLARINI BİRLİKTE YÖNETME İRADESİNİ ORTAYA KOYMALI'
Yıldız, bolge ulkelerinin bir araya gelerek bu sorunu kendilerinin çozmesi gerektiğini vurgulayarak "Ortadoğu, sonuç itibariyle butun petrol ve su kaynaklarına kendisi sahip çıkıp havza ulkeleriyle birlikte yonetme iradesini ortaya koymalıdır. Bu irade geciktikçe sorun artacaktır. Karşılıklı guven ve karşılıklı çıkar olmadan, su konusu işin içine girmeden hiçbir şeyin olmayacağı bir donemden geçiyoruz. Petrole karşı su değil konuştuğumuz şey, bu yanlış anlaşılıyor, karşılıklı çıkara dayalı işbirliğinin geliştirilmesinden soz ediyoruz, buna çok dikkat etmek lazım" dedi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.