Özet (TL;DR) @ 2018-05-23T12:25:00.000Z: Prof. Hayri Kozanoğlu, Seyr-i Sabah programında hızla artan doların durumunu değerlendirdi. Ekonominin kötü bir durumda olduğunu vurgulayan Kozanoğlu, bunu tıptaki tedavisi çok zor olan ve vücudu…



Seyr-i Sabah

12:25 23.05.2018(Guncellendi 13:30 23.05.2018) URL'yi kısaltın

Prof. Hayri Kozanoğlu, Seyr-i Sabah programında hızla artan doların durumunu değerlendirdi. Ekonominin kotu bir durumda olduğunu vurgulayan Kozanoğlu, bunu tıptaki tedavisi çok zor olan ve vucudu harap eden çoklu organ yetmezliğine benzetti.

Turk Lirası'ndaki duşuş bir gecede yuzde 5 seviyesini aştı. Yurt dışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı anlatımlar, Turkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın (TCMB) mudahaleleri de durumu değiştirmedi. Prof. Hayri Kozanoğlu, Seyr-i Sabah programında yaşanan kayıpların vahametini dile getirirken bu zararların iyileşmesinin de sanıldığı kadar kolay olmayacağını soyledi. Kozanoğlu, vatandaşın nasıl olsa ekonomi daha kotu olamaz diyerek oy kararı almamasını, ekonomiyi bu hale getirenlerden hesap sorulmasını istedi:

' EKONOMİ YABANCILARA KİBİRLE ANLATILDI'

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Londra'ya gidip iki kritik toplantıya katıldı. Birisi Bloomberg TV'de soyleşi. Daha onemlisi bir duşunce kuruluşuna soyleşiye katıldı. Genel tez olarak 'Enflasyon neticedir' sozunu soyledi oralarda.

Yatırımcılar iki şey duşunmuştur: 'Ekonomiyi bu kadar basit teoriler turetip bununla ulkeyi yonetmeye çalışanların ulkesinin hali nice olur'. Haliyle bunun sonuçları bir kişinin yorumlarıyla kalmıyor, portfoylerini burada duyduklarıyla şekillendiriyorlar. Şoyle espri yapanlar var: 'Bu zihniyete rağmen Turkiye batmıyor demek ki ekonomisi çok guçlu'.

' ERDOĞAN KURLARI BİLE BİLE ZIPLATMAYA ÇALIŞTI'

Yine Erdoğan, Londra'ya gitmeden Turkiye Odalar Borsalar Birliği'ne (TOBB), iftarda konuşma yaptı. 'Para politikalarına ve mali politikalarına daha fazla ağırlığımı koyacağım çunku benden hesap soruluyor' dedi. İki tez var birisi iletişim kazası, maksadını aşan ifadeler. İkincisi ise kurları bile bile zıplatmaya çalıştı. Boylece çıkmaya çalışan para biraz daha durur ve çıkmaz. Varlık barışı ile yurt dışından para ulkeye daha kolay gelir. İhracatta rekabet gucu artar. Benim verdiğim cevap uçuncu tez: Kendine aşırı guvenli olduğu için kibri taştığı için 'Gider bunları ikna ederim. Mehmet Şimşek bana inanmıyor o yuzden yurt dışında anlatamıyor. Ben gider konuşur onlara anlatırım' demiş olabilir. Ekonominin dengeleri bozuk, borç odeme takvimi geliyor. Sorunlu donemler bunlarla açıklanmaya çalışılır. Ama fren patladığı zaman bunların da onemi kalmıyor. Enflasyon Turkiye'de yuzde 13'e gidiyor.

Turkiye'de 2001 krizinden sonra bankaların kur pozisyonlarına yonelik duzenlemeler getirildi. Onlar kur değişiminden etkilenmiyorlar. Yurt dışından dovizle borçlanınca bunun buyuk kısmını kredi olarak veriyorlar. Bunu doviz kredisi verince kazançları ve zararları dengeleniyor. Ama burada başka bir risk ortaya çıkıyor: Kredi riski. Doviz kuru değişikliklerinden kredi verdiğiniz insanların geri odememesi riski var. Finansal olmayan şirketler borç odeyemeyince bankalar zarar yazacak. Şirketler kesiminin 320 milyar dolar borcu var. Bunun yarısı Turk, yarısı yabancı bankalara. Doviz bir kuruş oynarsa maliyetleri 3.2 milyar artıyor.

**

(C) AA /

'BORÇ YAPILANDIRMALARI İFLAS DEMEK DEĞİL AMA KÖTÜYE GİDİŞ VAR'**

Borç yapılanması konusunda basına sızan haberleri biliyoruz. Şunun farkındayız iki buyuk grup, ki her ikisi de AKP doneminde yukselen gruplardı. Yıldız ve Doğuş Holding borçlarını yapılandırmaya gitti. Zaman zaman bu ihtiyaç olur, bu iflas demek olmayabilir. Diyelim ki borcunuz var, odeme takviminizi değiştiriyor, faizini katarak yeni odeme koşulları sağlıyorlar. Bu gelecekte odeyebileceğiniz anlamına gelir mi? Gelmeyebilir. Şu anda bir dolu şirket bunun için kapıda veya gizli olarak yapılandırmalar yapılıyor. Bu konuların seçimden once duyulması istenmiyor. 'İki şirketin borç yapılandırması durumuyla ekonominin kotuye gittiğini soylemeyin' deniyor ekonomi yonetimi tarafından. Ama iki buyuk şirketin bu duruma duşmesi halinde diğerlerinin etkilenmemesi soz konusu olmaz. Bu tablo gerçekçi değil. Sizinle bunu 15 gun once konuşsak da aynı şeyi soyleyecektim ama bu yeni tablo bambaşka gelişmelere işaret ediyor.

Dun 3.5 şiddetinde depremden bahsederken bugun 7.5 şiddetinde depremden bahsediyorum. Doviz alanlar, kar realizasyonu için satışa geçebilir. Veya birileri 'Artık Turkiye'ye girmenin vaktidir' diyebilir. Bundan sonra ne olur? Bu gidiş çoklu organ yetersizliğinden hastanın kaybına doğru gidebilir.

Kapitalist duzende 'Kimse yeterince kar ettim, doydum' demez. Ama burada 'Kar ettim, şimdi dovizi bozup TL cinsinden fiyatı duşen malları alayım' diyebilir. Benim kastım; çoklu organ yetersizliğinden hasta olmese bile eski normal hayatına devam edemez. Bunu hepimiz yaşayacağız.

Kim seçilirse seçilsin ekonomide ciddi kemer sıkma politikaları olacak o zaman kimi seçsem aynı olur denmemesi lazım seçmenin. Bizi kazaya uğratan kimse, şofor olarak onlar sorumlu olacak. Oy tercihlerinde onun sorumlu tutulması lazım."