Özet (TL;DR) @ 2018-05-21T21:51:00.000Z: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da büyükelçilerle iftar buluşmasındaki konuşmasında, "Açık söylüyorum, ABD'nin eline Filistinli çocukların kanı bulaşmıştır. Analarının kucağında katledilen…



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da buyukelçilerle iftar buluşmasındaki konuşmasında, "Açık soyluyorum, ABD'nin eline Filistinli çocukların kanı bulaşmıştır. Analarının kucağında katledilen bebeklerin utancı, o bebeklere kurşun sıkma alçaklığı gosterenlerle beraber bu katillere suç işleme cesareti verenlerin de yuzune yapışmıştır" dedi.

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde duzenlenen Geleneksel Buyukelçiler İftarı'nda yaptığı konuşmaya, tum katılımcıları selamlayarak başladı. Ramazan ayının tum insanlık için barışa, huzura ve esenliğe vesile olmasını dileyen Erdoğan, ramazanın yardımlaşma ve dayanışma ayı olduğunu vurguladı.

' DÜNYANIN NERESİNDE OLURSA OLSUN, HİÇ KİMSE KENDİNİ GÜVENDE HİSSEDEMİYOR'

Erdoğan konuşmasında dunyanın zorlu ve sancılı bir sureçten geçtiğine dikkati çekerek, sozlerini şoyle surdurdu: "Karşı karşıya olduğumuz sorunlar sadece belirli bir bolge için değil, kuresel anlamda herkes için farklı duzeylerde de olsa tehditler arz ediyor. Teror, şiddet, ırkçılık, ayrımcılık, açlık, yoksulluk, duzensiz goç, insani krizler, doğal felaketler tum insanlığı buyuk sınamalarla karşı karşıya bırakıyor. Dunyanın neresinde olursa olsun hiç kimse kendini tam anlamda guvende hissedemiyor. Geleceğe donuk umutlar bilhassa gerilim, fakirlik ve kaosun hakim olduğu ulkelerde giderek yok oluyor. Belirsizlik ve guvensizlik uluslararası sistemin adeta alameti farikası, yani belirleyici niteliği haline geldi."

Dunyanın adeta kendi içinde hastalıklarla kıvranan, ızdırap çeken dev bir organizmaya donuştuğunu dile getiren Erdoğan, "Biz ise tum insanlık olarak sosyal, siyasal ve beşeri hayatımızı giderek daha fazla saran bu hastalıklara şifa bulmakta yeterli başarıyı halen gosteremiyoruz." dedi.

' DİPLOMASİNİN İMKANLARINA DAHA ÇOK BAŞVURULMALI'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuresel anlamda barış ve istikrarın anahtarının diplomasi olduğunu vurgulayarak, şunları soyledi:

  • Dunyadaki mevcut krizleri çozmenin, yenilerinin de onune geçmenin yolu oncelikle diplomasiden geçiyor. Fakat son donemde krizlere çozum vasıtası olarak diplomasinin ciddi anlamda erozyona uğradığını, uğratıldığını goruyoruz. Diplomasinin imkanlarına daha çok başvurmamız gereken bir donemde ne yazık ki bunlardan yeterince istifade edemiyoruz. Diplomasinin ikili ve çok taraflı sorunları çozmeye, iş birliği ve diyaloğu geliştirmeye, dunyamızı herkese veya herkes için daha yaşanılır bir yer kılmaya donuk araçlarını etkin şekilde kullanamıyoruz.

  • Yakın coğrafyamız başta olmak uzere maalesef bu yetersizliğin pek çok acı orneği vardır. Mesela Rum tarafının kaprisleri sebebiyle Kıbrıs sorununda bir turlu mesafe alınamıyor, Filistin meselesi giderek daha çok masum insanın hayatını kaybettiği bir trajediye donuşuyor, 7 yıldır 13 milyon Suriyeli'yi evinden eden, 1 milyondan fazla insanın hayatına mal olan Suriye krizinde çozum yolları birileri tarafından hep tıkanıyor. Yemen'de devam eden kaos, Libya'daki sıkıntılar, Ukrayna'daki malum durum diğer orneklerdir.

' MASUM İNSANLAR BEDEL ÖDEMEYE DEVAM EDİYOR'

Tum bu krizlerde yeterli irade gosterilmediği ve diplomatik çabalar sabote edildiği için masum insanların bedel odemeye devam ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şoyle devam etti: "Diplomasiyi kullanmama, ozellikle bu sorundan çok daha buyuğu çok uzun uğraşlar sonucu elde edilen diplomatik kazanımların dinamitlenmesi sorunudur. Özellikle populist kaygılarla hareket eden kimi politikacıların bu konuda zuccaciye dukkanına giren fil misali hareket ettiğini goruyoruz. Yerleşik teamuller ve uluslararası hukuk ayaklar altına alınırken bolgesel barışın dinamosu olan çok taraflı anlaşmalar bir çırpıda rafa kaldırılabiliyor. Irkçı, goçmen karşıtı, İslam duşmanı, çatışmacı ve aşırı sağcı akımların siyaset uzerindeki baskıları ve talepleri ise bu ateşe adeta benzin dokuyor."

' İRAN ANLAŞMASI KONUSUNDA ATILAN ADIMLAR, YIKICI DIŞ POLİTİKA ANLAYIŞININ TEZAHÜRLERİNDEN BİRİ'

Populizm eksenli iç ve dış politikanın Batılı devletler başta olmak uzere dunyanın pek çok ulkesini giderek daha fazla esir aldığını dile getiren Erdoğan, "Özellikle kuresel barışa zarar veren bu yıkıcı dış politika anlayışının tezahurlerinden biri de İran Nukleer Anlaşması ve Kudus meselesinde atılan adımlardır" diye konuştu.

' BARIŞÇIL AMAÇLARLA NÜKLEER ENERJİDEN FAYDALANILMASINI SONUNA KADAR SAVUNUYORUZ'

Katılımcıların Turkiye'nin nukleer enerji ve nukleer silahlar konusundaki tavrını yakından izlediğini belirten Erdoğan, "Enerji açığı olan bir ulke olarak biz nukleer enerjiden barışçıl amaçlarla faydalanılmasını sonuna kadar savunuyoruz. Her ulkenin buna hakkı olduğunu duşunuyoruz. Enerji ihtiyacını bu yoldan karşılamak isteyen ulkelerin hakkına da herkesin saygı gostermesi gerektiğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

' ASIL TEHDİT NÜKLEER SİLAHLAR, DÜNYA NÜKLEER SİLAHLARDAN TEMİZLENMELİ'

Rusya Federasyonu ile geçen ay inşasına başladıkları Akkuyu Nukleer Guç Santrali'nin Turkiye'nin artan enerji ihtiyacının onemli bir kısmını karşılayacağını vurgulayan Erdoğan, Turkiye'yi nukleer enerji konusunda bir ust lige taşıyacak bu onemli santralin ilk reaktorunu Cumhuriyet'in 100'uncu yılı olan 2023 yılında hizmete alacaklarını soyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

  • Nasıl dunyanın 31 ulkesindeki 450 nukleer santral bizim için tehdit değilse, çok sıkı denetlendiği surece başkalarınınki de tehdit oluşturmayacaktır. Ülkemiz ve bolgemiz için asıl tehdit nukleer silahlardır. Ortadoğu oncelikle bu silahlardan temizlenmelidir, daha ileri gidiyorum tum dunya nukleer silahlardan temizlenmelidir. 

' ELLERİNDE 15 BİNİ AŞKIN NÜKLEER BAŞLIKLI SİLAH BULUNDURANLAR DÜNYAYI TEHDİT ETMEKTEDİR'

  • Kendi ellerinde 15 bini aşkın nukleer başlıklı silah bulunduranlar şu anda dunyayı tehdit etmektedirler. Onlar rahatlıkla bunu kullanırken farklı ulkelerde nukleer başlıklı silahı olanlar, onlar için niye tehdit oluşturuyor. Eğer adil davranacaksak, adil yaklaşım gostereceksek o zaman nukleer silaha sahip olduğu bilinen ulkelerin nukleer guç santrallerini tehdit olarak gostermesinin dunya kamuoyunda hiçbir inandırıcılığı yoktur. Biz Turkiye olarak İran nukleer meselesi dahil, hal yoluna koyulmuş krizlerin yeniden kopurtulmesini kabul etmiyoruz. Amerikan yonetiminin kararı karşısında diğer imzacı ulkelerin anlaşmaya bağlılıklarını ifade etmelerini de son derece olumlu buluyoruz.

ABD yonetiminin uluslararası hukuku, teamulleri, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BMGK kararlarını çiğneyerek 14 Mayıs'ta attığı adımın 62 Filistinlinin şehit olmasına, 2 bin 700 Filistinlinin yaralanmasına neden olduğunu belirten Erdoğan, "Bir kez daha işgale karşı demokratik haklarını kullanırken İsrail'in devlet terorune kurban verdiğimiz Filistinli şehitlere Allah'tan rahmet diliyorum" diye konuştu.

' AMERİKAN YÖNETİMİNİN DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI, ÖZGÜRLÜKLER VE BARIŞ KONUSUNDA SÖYLEYECEKLERİNİN HİÇBİR KIYMETİ OLMAYACAK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaralanan Filistinlilere şifa dileyerek, şoyle devam etti: "İsrail yonetiminin 'terorist' diye yaftaladığı Filistinli şehitler arasında 8 aylık bebekler, kadınlar, gençler, tekerlekli sandalyedeki engelliler de bulunuyor. Attığı son provokatif adımla Amerikan yonetimi İsrail'in katliamlarına da ortak olmuştur. Açık soyluyorum, ABD'nin eline Filistinli çocukların kanı bulaşmıştır. Analarının kucağında katledilen bebeklerin utancı, o bebeklere kurşun sıkma alçaklığı gosterenlerle beraber bu katillere suç işleme cesareti verenlerin de yuzune yapışmıştır. Amerikan yonetiminin bundan sonra demokrasi, insan hakları, ozgurlukler ve barış konusunda soyleyeceği sozlerin hiçbir kıymetiharbiyesi olmayacaktır. Bebek katillerinin sırtını sıvazlayan bir anlayışın demokrasinden bahsetmesi tam bir oksimoronluk orneğidir, kendi kendiyle çelişki orneğidir. Uluslararası hukuku hiçe sayan bir zihniyetin başkalarına hukuk telkin etmesi ise pişkinliktir, yuzsuzluktur."

' ÇİFTE STANDART HALEN DEVAM EDİYOR'

Teror orgutlerine karşı tavizsiz mucadelenin onemine değinen Erdoğan, "PKK ve onun Suriye kolu PYD/YPG, DEAŞ, El Kaide el onemlisi yeni nesil hibrit bir teror orgutu olan FETÖ ile kararlılıkla bir mucadele yurutuyoruz ancak uluslararası alanda teror konusunda çifte standartın halen devam ettiğini uzulerek soylemek durumundayım" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, IŞİD'e karşı yukselen seslerin PKK ve turevleriyle FETÖ soz konusu olduğunda sus pus kesildiğine işaret ederek, şunları kaydetti: "Hatta PYD/YPG konusunda tavırlar orgutun adeta daha fazla zulum ve baskı yapması için destek beyanına donuşuyor. Ayrıca PKK paçavraları yıllardır batı ulkelerinde serbestçe kullanılabiliyor. Terorist başının paçavraları aynı şekilde kullanılabiliyor. Örgut baskı ve tehditle para topluyor. Mensupları başkentlerin en merkezi meydanlarında teror propogandalarını rahatça yapabiliyor. Benzeri bir durum FETÖ için de geçerlidir."

' AVRUPA'NIN BİRÇOK ÜLKESİ, KATİLLER İÇİN GÜVENLİ LİMANLARA DÖNÜŞTÜ'

(C) AA /

Erdoğan, "Avrupa'nın birçok ulkesi, eli masum kanına bulaşmış katiller için adaletten kaçabilecekleri guvenli limanlara donuştu. Teror orgutleri karşısında boyle ikircikli bir tutum sergiledikçe kimse kusura bakmasın terorle mucadelede bir arpa boyu yol alınması mumkun değildir. Öncelikle teroriste terorist demeyi bilmek, sonra da onlara karşı el birliğiyle mucadele etmek şarttır. Bu vahim tablo karşısında Turkiye, bekasına yonelik tehditleri kaynağında bertaraf etmek için kendi onlemlerini almaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

' HERKES İÇİN BARIŞ, ADALET, REFAH VE KALKINMA İSTİYORUZ'

Erdoğan, 24 Haziran'da Cumhurbaşkanı ve 27. Donem Milletvekili Genel Seçimleri'nin yapılacağını hatırlatarak, bu seçimlerle kriz ve kaos ureten mevcut yapının terk edilerek, istikrarı ve milli iradenin ustunluğunu garanti edecek Cumhurbaşkanlığı Hukumet Sistemi'ne geçileceğini soyledi.

16 yıldır iktidarda olan bir siyasi partinin Genel Başkanı olarak yeni yonetim modelini, en buyuk reformlardan biri olarak gorduğunu aktaran Erdoğan, şunları kaydetti: "16 yıldır kurucu değerlerimizden ve bizi biz yapan hasletlerden asla sapmadık. 2001 yılı ağustos ayında partimizi kurarken neyi savunuyorsak bugun de aynı ideali, davayı savunuyoruz. Bizim en buyuk arzumuz Turkiye'yi demokraside, ozgurluklerde, ekonomide ozellikle de demokraside ve diğer alanlarda muasır medeniyetler seviyesinin uzerine taşımaktır, ulkemizi guçlendirirken aynı zamanda dost ve kardeşlerimizin de ihtiyaç durumlarında yardımlarına koşmaktır. Biz paylaşmanın, dayanışmanın ozellikle bereketine inanan bir medeniyetin temsilcileriyiz. Biz sadece birileri gibi kendine demokrat, kendine ozgu bir ulke değiliz. Asla da boyle olmayacağız. Biz komşularımız başta olmak uzere herkes için barış, adalet, refah ve kalkınma istiyoruz."