Özet (TL;DR) @ 2018-05-21 09:26:06.204900: Dün, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’ydı. Etrafı her daim gençlerle çevrili olan, Galatasaray Üniversitesi hocası, yazarımız, tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın kapısını çaldık. Ona, “Bugün…



 İlber Hoca'dan gençlere tavsiyeler: Kendinizi yetiştirmeye bakın; dil
oğrenin, Turkiye'yi gezin, dunyayı tanımanın bir yolunu
bulun!

T urkiye'de yaşayan gençlerin bugunku halini nasıl goruyorsunuz?- Gençlik bugun son derece şaşkın. Ümitsiz...

Neden b oyleler?

- Eğitim kurumları maalesef şişirme olduğu için gençler daha ilk anda, girdikleri universitelerin kendilerine parlak bir istikbal hazırlayamayacağını goruyor. İyi eğitim gorenler de iş sahasında aynı duygulara kapılıyor. Mesela Harvard'dan iş idaresi tahsil edip geliyor, burada işe giriyor. Fakat bu kez de işyerindeki 'gerontokratların', yani ihtiyar lordların bitmeyen ozbeğenileri yuzunden sıkılıp kaçıyorlar. Gittikleri ulkelerde de Turklere çok fazla kapı açılmıyor. Bunun muhtelif nedenleri olabilir.

Neler mesela?

- Turk aleyhtarlığı sebep gosterilebilir pekala... Biz buna inanmak istemedik ama maalesef bunun Batı'da çok yaygın bir tutum olduğu gerçek.

Bug un Turkiye'de yaşayan bir genç hayatını nasıl kurtarır?

- Bizim gençlerin asıl problemi iyi tahsil alamamaları. O yuzden yapılacak tek şey var; kendilerini yetiştirecekler. Başından yetersiz bir eğitime girdiklerini kabul etsinler. O zaman sukutu hayal fazla olmaz.

Nas ıl yetiştirecekler kendilerini peki?

- Tartışmasız muvaffakiyet getirecek tek şey; lisan oğrenmektir. Turkler için yabancı dil buyuk problem. Şimdi butun lisan kursları dolu. İnsanlar, benim zamanımdaki gibi bir gun başlayıp ikinci gun kaçmıyor, bir panik var. Yani durum değişiyor fakat yeterli değil.

T urkiye'yi oğrenmeleri lazım

Ba şka ne tavsiye edersiniz gençlere?- Hala dunyayı tanımıyorlar. Bir şekilde tanımalılar. Nasıl giderler bilmiyorum, bana sorma onu. Gençlik, bir ara Turkiye'yi boşladı. Dillerini bile boşladılar. 'İnternet Turkçesi' konuşuyorlar. Bu bir moda oldu. Sizin kuşakta herkes kelimeleri yutuyor. Komik bir şey. Bir de bazı genç yayınlarına bakıyorum; Turk tarihi hakkında bilir bilmez hukumler goruyorum. Bu tavır çok kotudur. Yuzde yuz milliyetçi tavırdan daha gulunçtur. Bundan kaçınmak için bol okumalılar. Ters duşunmeye alışmalılar. Devamlı her şeyi sorgulamalılar. Yoksa babaları, dedeleri gibi aynı bağnaz kafayla devam ederler, sozde modern fikirleri benimsemeleri bir şey ifade etmez. Bir de Turkiye'yi oğrenmeleri lazım. Ne yazık ki ulkelerini bilmiyorlar.

T urkiye nasıl oğrenilir?

- Gezerek. Ve okuyarak... Bizde gazeteciler bile Ankara'dan otesini bilmez. Kayseri'yi, Konya'yı gormemişlerdir, boyle bir şey olabilir mi? Bir haftalığına Turkiye'ye gelen Alman, omrunu burada geçirmiş Turk'ten daha çok yer gorup ulkesine oyle doner.

" Gençlik bir ara Turkiye'yi boşladı" dediniz ya, onların açısından bakınca biraz hak vermek de mumkun değil mi? Ülkelerinde iyi bir eğitim alamıyorlar, sınav sistemi korkunç, işsizlik oranı hep çok yuksek...

- Haklı olmak isabetli değil. Kim sana hakkını teslim eder? Muhim olan, isabetli olmak!

Yurtd ışına giden, gitmek isteyen gençlerin sayısında da buyuk bir artış olduğu soyleniyor...

- Buradan gitseler ne olur? Gittikleri yerde onları bekleyen mi var? Buradan daha iyisini bulacaklarını mı zannediyorlar? Kaldı ki gittikleri ulkelerin vaziyeti de hiç iyi değil.

Gen ç çocuğu olan ailelerle ilgili gozleminiz nedir?

- Ailelerin bir hastalığı var; çocuğu daha gozunu açmadan Amerika'ya, kendilerinin bile bilmedikleri memleketlere gonderiyorlar. Turklerin artık her yerde diasporası var fakat diasporaların içinde en az muvaffak olanı bizimki. Ve kriminalite oranı duşuk olduğu halde boyle. Bir acayip... Tamam Porto Rico'lular da muvaffak olmuyor ama onlar toptan kriminal olduklarına dair bir intiba bırakmış durumdalar zaten. Turkler, bakarsan, durust insanlar... Avrupa'da, Amerika'da bir işe giriyorlar, çalışıyorlar ama hep profilleri duşuk. Yukselen varsa da nadir. Çok enteresan, ben buna çok şaşıyorum; bu kadar mı koyluyuz, kasabalıyız anlamıyorum.

B uyuk idealler ozel okullarla gerçekleşir

Se çim donemi malum... Yoneticilere nasıl bir eğitim politikası tavsiye edersiniz?- Eğitim politikası çok kotu. Milli Eğitim Bakanları -sakın şimdikiler alınmasın- işi ihale etmeye alıştı. 'Okullar olmasa ne guzel maarif nazırı oluruz' ayaklarındalar. Özel okullar furya halinde gidiyor. Ben ozel okula karşı değilim. Hatta şunu da soyluyorum; buyuk idealler ozel okullarla gerçekleşir. Ama boyle peynir dukkanı gibi 15-20 'franchising' vererek olmaz. Maalesef çocuklarımızın istikbali meşkuk. Bu fevkalade uzucu... Yapılması gereken; universitelerin sayısını azaltmak. Bazı yerler universiteyi hak etmiyor. Üniversite; şehirdeki ev sahipleri, bakkal çakkal rahat etsin diye kurulmaz.

Ü niversiteleri bolmek istiyorlar, nasıl bakıyorsunuz bu işe?

- O bolme işine dikkat etsinler. Özel universite, lider universitelerin mameleki bol fakultelerini almaya kalkarsa ben bundan rahatsız olurum. Niye İstanbul'daki bir vakıf universitesi taşrada sıkıntılar içindeki bir bolumu alıp kendine bağlamıyor?

T urkiye bizden şikayet edemez
Siz nas ıl bir gençtiniz?
- Biz memleketin tadını tuzunu almış, acısını çekmiş bir nesiliz. Bizim nesil kendine gore hayatın tadını çıkardı. Çalışanımız da var, çalışmayanımız da var. Ama Turkiye bizden şikayet edemez. Bizden sonra çok kotu şeyler oldu. Çunku gorgusuzluk arttı.

O yol Anadolu 'ya geçiş yolu, o yolculuk
hedefe giden yolculuktur

19 Mayıs 1919 bir mucize miydi?
- Değildi.
İ stanbul hukumeti Mustafa Kemal Paşa'yı olağanustu yetkilerle Samsun'a gondermeseydi, o yine de bir yolunu bulur, Anadolu'ya geçer miydi?- Geçerdi. Suriye'den yola çıktığında İstanbul'a gelene kadar kurmuştur planlarını; A planı, B planı... Mesela muhtemelen bir tanesi şu; Harbiye Nazırı olup darbe yapmak. Bunu belki Padişah Vahdettin'e soyledi bile...

İlber Hoca'dan gençlere tavsiyeler: Kendinizi yetiştirmeye bakın; dil
oğrenin, Turkiye'yi gezin, dunyayı tanımanın bir yolunu
bulun

9'uncu Ordu Mufettişi Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a hareket etmeden kısa bir sure once (Nisan 1919) çektirdiği fotoğraf.
Aralar ı başta iyiydi değil mi?- Ahbaptılar. Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa'yı tam bir İttihatçı olarak gormuyor, ona guveniyordu. Çunku zaten Mustafa Kemal de İttihatçı kliğe pek yanaşmayan, iyi askerliğine ve kazandığı zaferlere rağmen İttihatçıların ust kademeleriyle geçinemeyen hatta İttihatçı karşıtı bir konumdaydı. Askeri kariyeri herkesten saygı goruyordu. Enver Paşa dahi onun geride kalanlar arasında emaneti goturecek tek kişi olduğunu ifade ediyordu. İşgalciler nezdinde de 'daha konuşulabilir biriydi'. Padişah Vahdettin son Avrupa gezisinde yanında Mustafa Kemal'i goturmuştu. Nihayetinde onu 9'uncu Ordu Mufettişi olarak Samsun'a gitmesi için gorevlendirdi. Turkiye, I. Dunya Harbi'nden çıkmış bir ulke... Britanya İmparatorluğu'nun yanlış politikası neticesinde dort yıl savaşmış. Onun için Turkiye'ye karşı bir hınç var, fena parçalıyorlar. Hep yaptıkları gibi azınlıklarıyla oynuyorlar. Hadise olan yerlere mufettiş paşalar gonderilirdi. Bunlar fevkalade yetkindir; asar, keser, yargılar. Pontus eşkiyası hareket halinde, Anadolu'da başka turlu direnmeler var, Muslumanlar ve gayrimuslimler birbirini yiyor. Yatıştıracaksın, ikna edeceksin, silah toplayacaksın diye Mustafa Kemal'i Samsun'a gonderiyor Vahdettin.

İlber Hoca'dan gençlere tavsiyeler: Kendinizi yetiştirmeye bakın; dil
oğrenin, Turkiye'yi gezin, dunyayı tanımanın bir yolunu
bulun

Mustafa Kemal, 15 Mayıs'ta Yunanların, İngiltere desteğiyle İzmir'e çıkışı uzerine Bandırma Vapuru'yla Samsun'a hareket etti. 19 Mayıs pazartesi gunu sabah saatlerinde Samsun'a geldi. Sandallarla Reji İskelesi'ne çıktı. Resmi gorevli olması sebebiyle bir heyet tarafından karşılandı.
Mustafa Kemal Pa şa'nın orada bir Milli Mucadele başlatacağı hiç aklına gelmiyor mu?- Hayır. Daha sonra iki dost, iki ortak çatışmaya duştuler. Vahdettin, Mustafa Kemal'e "Yetkini aşıyorsun" dedi. O da "Hayır, gerekeni yapıyorum" diye yanıt verdi. Mustafa Kemal, kendi anılarında ve 'Nutuk'ta Sultan Vahdettin'i uyuşuk, iradesiz olduğu kadar da 'yarı kapalı gozlerle hilekar entrikalar çevirmeyi seven bir kişi' olarak tasvir eder. Eskiden dostane ilişkiler içinde olan Sultan ve Mustafa Kemal Paşa artık tamamıyla zıtlaşmış bir politika içine girmişlerdir.

İlber Hoca'dan gençlere tavsiyeler: Kendinizi yetiştirmeye bakın; dil
oğrenin, Turkiye'yi gezin, dunyayı tanımanın bir yolunu
bulun

Mustafa Kemal, 1919 y ılı 16 Mayıs'ında fotoğrafta gorulen Şişli'deki evinden vatanı kurtarmak uzere yola çıktı (Fotoğraf, İlber Ortaylı'nın son kitabı 'Ataturk'ten alınmıştır).

Samsun 'a ayak bastığında neyle karşılaştı?
- Orası koca bir sancak o zaman. Yerleşik, kozmopolit bir yer. Kendince bir iskele... Fevkalade yetkili bir mufettiş paşa, İstanbul'dan gelmiş. Asayişi sağlamaya gelen bir devlet yetkilisi... Ancak arz-ı tazimle karşılanabilir. Öyle de oldu. O da fazla emir vermedi. Zaten Samsun'da bir şey yapmaya niyeti yoktu. Ama Samsun'a yaptığı yolculuk onemlidir. Çunku o yol; Anadolu'ya geçiş yolu, o yolculuk da hedefe giden yolculuktur. Savaş, 19 Mayıs'ta Samsun'a adımını attığı gun başladı. Ama Mustafa Kemal asıl niyetini daha içerilere gittikçe açıkladı. Amasya Tamimi'ni hatırlıyorsunuz: "Milletin kaderini ancak kendi iradesi tayin edecek." Bu ne demek? 'Artık İstanbul'da iş ve yetki kalmamıştır' demek. Oradan Erzurum'a, Sivas'a geçti. Başta Kazım Karabekir olmak uzere kendisini destekleyenler var, ona saygı duyuyorlar. Bu şekilde de gidiyor iş. Mustafa Kemal, geçici hukumet kurulduğu zaman kendisini bir ferik olarak tayin ediyor. Meclisin, hukumetin reisi ve tabii başkomutan...

İlber Hoca'dan gençlere tavsiyeler: Kendinizi yetiştirmeye bakın; dil
oğrenin, Turkiye'yi gezin, dunyayı tanımanın bir yolunu
bulun

Mondros sonrasında İstanbul'a yeni gelmişlerken yaveri, Mustafa Kemal'e, İtilaf Devletleri'nin donanmalarını kastederek "Paşam, gelmişler" dedi. İstanbul Limanı yabancı gemilerle doluydu. Mustafa Kemal o gun Marmara'ya bakıp "Geldikleri gibi giderler" diye karşılık verdi. Memleket ne olursa olsun işgalden kurtarılmalıydı. Bunun için İstanbul gunlerini başta asker arkadaşları olmak uzere pek çok kesimle irtibat kurup kurtuluş çareleri arayarak geçirdi. Altı aylık çalışmanın sonunda kurtuluşun Anadolu'dan başlamasına karar verdi.

DO ĞUM GÜNÜ OLARAK 19 MAYIS'I SEÇTİ
Ataturk seneler sonra Samsun'a çıktığı gunu anlatırken, "Ben Samsun'u ve Samsun halkını gorduğum zaman memlekete ve millete ait butun tasavvurlarımın, kararlarımın yerine getirilebilir olduğuna bir defa daha kuvvetle inanmıştım. Samsunluların hal ve durumlarında gorduğum, gozlerinden okuduğum vatanseverlik, fedakarlık, umit ve tasavvurlarımı muspet bir inanca goturmeye yeterli olmuştu" demiştir. 'Nutuk'u bu tarihten başlatmış, kendi doğum gunu tarihi olarak da 19 Mayıs'ı seçmiştir.