Özet (TL;DR) @ 2018-05-18T23:32:00.000Z: İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı'nın ardından zirvenin sonuç bildirgesi yayınlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin…



Turkiye

23:32 18.05.2018(Guncellendi 03:22 19.05.2018) URL'yi kısaltın

İstanbul Kongre Merkezi'nde duzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanustu Toplantısı'nın ardından zirvenin sonuç bildirgesi yayınlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin Başbakanı Rami el- Hamdallah ve İİT Genel Sekreteri Yusuf bin Ahmed el-Useymin ile ortak basın toplantısı duzenledi.

İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'nin sonuç bildirgesi kabul edildi. Bildirgede, "ABD'yi takip eden ulkeler suç ortaklığı yapmış olur. Bu ulke, şirket ve bireylere kısıtlama getirilmeli. Filistinliler için koruma gucu yerleştirilmeli. ABD'nin elçiliğini Kudus'e taşıması, statuyu değiştirmez. Kudus'u İsrail'in başkenti olarak kabul eden ulkelere karşı siyasi ve ekonomik tedbirler getirilmeli" denildi.

Erdoğan yaptığı açıklamada, "İslam ummeti tek ses olmadığı surece dunyanın her koşesinde muslumanlara zulmedilmeye devam edilecektir" dedi.

Bugun hem Filistin halkına dayanışma sergilenmesi hem de Gazze'de katliam yapan İsrail'e gerekli mesajların verilmesi bakımından son derece anlamlı bir zirve toplantısı gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, yaptıkları çağrıya kısa surece cevap vererek, zirveye iştirak eden ve toplantının icrasına katkı sağlayan herkese teşekkur etti.

Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

  • Kudus konusundaki karar tasarısı, BM Guvenlik Konseyi'nde 14 uyenin olumlu oyuna rağmen sadece ABD'nin vetosu nedeniyle kabul edilemedi. Bunun uzerine ulkemiz ve Yemen tarafından sunulan karar tasarısı BM Genel Kurulu'nda 21 Aralık gunu yapılan oylamada, 9 redde karşılık 128 ulkenin oyuyla ezici bir çoğunlukla kabul edildi. Amerika ve İsrail'in yoğun baskı, tehdit ve şantajlarına rağmen alınan bu karar, insanlık tarihine altın harflerle kazınmıştır. Zira o 9 ulkenin diğer 7'si benim şahsen isimlerini bile duymadığım ulkelerdir, 128 ulke ise dunyada ağırlığı olan ulkeler.

' İSRAİL BU SUÇLARI ABD YÖNETİMİNİN DESTEĞİYLE İŞLİYOR'

  • Bugunku zirvede Filistin davasına verdiğimiz desteği bir kez daha gostererek nihai bildirimizi kabul ettik. Bu çerçevede işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail'in saldırganlığını en guçlu ifadelerle telin ettik. Son olaylardan İsrail'i sorumlu tuttuğumuzu belirttik. İsrail'in bu suçları ABD yonetiminin desteğiyle işlediği aşikardır. BM Guvenlik Konseyi başta olmak uzere uluslararası toplumun Filistin konusunda yasal yukumluluklerini yerine getirmesi gereklidir.

' BU PROVOKATİF KARARIN BÖLGEDE YOL AÇTIĞI SONUÇLARIN MESULİYETİ AMERİKA'YA AİTTİR'

  • Amerikan yonetimi tum uyarılarımıza rağmen hukuksuz kararını uygulamaya geçirdi. Bu girişimi kabul etmedik etmiyoruz. Bu kararın herhangi bir kıymeti yok. Zil takıp oynamak suretiyle orada yapılan açılış toreninin bizim nazarımızda bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Sadece kendileri çalarlar, kendileri oynarlar. Barış surecini sabote eden bu provokatif kararın bolgede yol açtığı sonuçların mesuliyeti, butunuyle birinci derecede Amerika'ya aittir. Amerikan yonetimi, bu şekilde barış istediğini defalarca kanıtlayan Filistin tarafını cezalandırmıştır. Bu kararla Filistin halkının vatanını işgal eden, abluka ve yasa dışı yerleşimlerle iki devletli çozume yonelik taahhutlerini çiğneyen İsrail ise odullendirilmiştir.

' CUMHURİYETÇİLERİN DE KENDİ ARASINDA BİR SIKINTI VAR'

  • Benim anlamadığım bir şey var. Trump cumhuriyetçidir değil mi? Önceki Bush? O da cumhuriyetçiydi. Fakat onceki Bush, ozellikle de bana şu ifadeyi kullanmıştır; 'İki devletli çozume ne diyorsunuz?'. 'Evet' diyoruz ve Colin Powell'e benim yanımda talimat verdi, 'bu işi bizzat sen takip edeceksin.' O gun bugundur bakın, o cumhuriyetçi boyle soyledi ama şimdiki cumhuriyetçi maalesef işgalden yana oynuyor. Cumhuriyetçilerin de kendi arasında demek ki bir sıkıntı var. Öyle de olsa boyle de olsa, biz doğru olanı yapacağız. Bu sorumsuz politikalar, İsrail'i işgal, gasp ve şiddet yonunden daha da azdıracaktır. Nitekim 14 Mayıs gunu yaşanan katliam yeni donemin en açık işaretidir.

' BARIŞ GÜCÜ GÖNDERİLMELİ'

  • Her gun gencecik evlatlarını İsrail terorune kurban veren Filistin halkına uluslararası barış gucu gonderme dahil, bunun altını çiziyorum, uluslararası barış gucu gonderme dahil bir koruma sağlanması şarttır.
  • Bu çerçevede, İsrail'in bu suçları ABD'nin desteğiyle işlediği aşikardır. BMGK başta olmak uzere, uluslararası toplumun Filistin konusunda yasal yukumluluklerini yerine getirmesi gereklidir. Uluslararası toplumun katliamları tribunden izlemeyi bırakarak, bunları engelleyici adımları suratle atması gerekiyor.

  • İsrail'in katliamlardaki sorumluluğunu belirlemek uzere uluslararası bir soruşturma komitesi kurulması elzemdir. İsrail'in hesap vermesi gerekiyor ve er ya da geç vereceklerdir.

  • Butun ulkeleri, Filistin devletini ve onun başkenti olarak da Kudus'u tanımaya davet ediyoruz.

  • Dunyadaki hiçbir devletin şantaja boyun eğerek egemenlik haklarını çiğnetmeyeceğine inanıyoruz.

  • Terorist yerleşimci grupların kutsallarımıza yonelik saygısızlıkları karşısında artık sabrımızın sonuna geldik. Üye devletler ve uluslararası toplum, yasa dışı İsrail yerleşimlerinde imal edilen urunlerin piyasalara girmesini mutlaka engellemelidir.

' ÜLKELERİ FİLİSTİN TUTUMLARINA GÖRE DEĞERLENDİRECEĞİZ'

  • Bundan sonra uluslararası gorevlere adaylığını koyan ve destek talep eden ulkeleri, Filistin'e yonelik tutumlarına gore değerlendireceğiz.

  • Tum uye devletlere, bu kritik sureçte ajansa olan destek ve katkılarını arttırma çağrısı yapıyoruz.

  • Ramazan ayı boyunca, İİT uyesi tum ulkelerde Filistin için yardım kampanyası yapacağız.

  • İsrail bugune kadar hep 'Guçluyum, oyleyse haklıyım' mantığıyla hareket etmiş, uluslararası toplum da buna musaade etmiştir. Artık bu çarpık anlayışa 'dur' demenin, bu sistematik barbarlık karşısında sesimizi yukseltmenin zamanı gelmiştir. Fiille desteklenmeyen her soz havada kalmaya mahkumdur.