Özet (TL;DR) @ 2018-05-21T10:19:00.000Z: Bir kişiyi yargılamanın ve hüküm bildirmenin gazeteciye düşmeyeceğini belirten Hürriyet gazetesi yazarı ve okur temsilcisi Faruk Bildirici, Ahmet Hakan'ın Barış Atay'ın 'haddinin bildirilmesini'…



Bir kişiyi yargılamanın ve hukum bildirmenin gazeteciye duşmeyeceğini belirten Hurriyet gazetesi yazarı ve okur temsilcisi Faruk Bildirici, Ahmet Hakan'ın Barış Atay'ın 'haddinin bildirilmesini' isteyerek 'gazetecilik sınırlarını aştığını' vurguladı.

Hurriyet Ombudsmanı Bildirici bugunku yazısında, gazetenin yazarlarından Ahmet Hakan'ın tiyatro sanatçısı Barış Atay'ın tweetlerini gerekçe gostererek 'Lutfen bu adama haddini bildiriniz' çağrısını 'gazetecilik' uzerinden yorumladı.

Ombudsman olarak konuyu incelediğini ifade eden Bildirici, madenci tekmeleyen Yusuf Yerkel'in yargılanmasını isteyen Barış Atay'ın, "Hepiniz ağlayarak ozur dileyeceksiniz. O gun geldiğinde; affedeni, acıyanı, yargılamaktan vazgeçeni de unutmayacağız! Yok oyle 'torunlarla emeklilik, hepimiz kardeşiz, kavga istemiyoruz' falan. Her şey yeni başlıyor. Bu ulkeye, insanına yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz" mesajında yargıda hesap sorulmasından soz ettiğini, şiddet çağrısı yapmadığını belirtti.

Bildirici, "Ahmet Hakan ise bu duşuncesi nedeniyle 'Atay'ın haddinin bildirilmesi' çağrısında bulunuyor. Bir yazar, elbette eleştirebilir ama kimsenin duşuncesini dile getirmesine set çekmeye çalışamaz, sırf duşuncesini açıkladığı için uslandırılmasını, cezalandırılmasını isteyemez. Zira bir kişiyi yargılamak, hukum bildirmek gazeteciye duşmez" diye yazdı.

"Siyasetçilere neyi, nasıl yapacaklarını soylemek, yol gostermek, onlara akıl vermek gazetecinin işi değildir" diyen Bildirici'ni yazısı şoyle:

' ATAY'IN MESAJINDA ŞİDDET ÇAĞRISI YA DA YASA DIŞI BİR UNSUR GÖREMEDİM'

"Sanatçı Barış Atay, Başbakanlık Muşaviri Yusuf Yerkel'in, dort yıl once Soma'da tekmelediği madenciden ozur dilemesi uzerine Twitter'da yazmıştı:

'Hepiniz ağlayarak ozur dileyeceksiniz. O gun geldiğinde affedeni, acıyanı, yargılamaktan vazgeçeni de unutmayacağız! Yok oyle 'torunlarla emeklilik, kavga istemiyoruz' falan. Her şey yeni başlıyor. Bu ulkeye, insanına yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz.'

Ahmet Hakan da bu sozleri alıntılayarak cumhurbaşkanı adayları Muharrem İnce ve Meral Akşener'e 'Lutfen bu adama haddini bildiriniz' çağrısında bulundu. Bu yazının ertesi gunu de polisler Barış Atay'ı gozaltına alınca Ahmet Hakan, sosyal medyada 'Barış Atay'ı hedef gostermekle' suçlandı.

Frankfurt'tan e-posta gonderen Mustafa Demirkol adlı okur 'Sayın Hakan yazısında hem davacı, hem davacı avukatı hem de savcı rolunu ustlenmiştir' diyerek, bu suçlamalara katıldığını belirtti. Abdullah Sarkaya, Selçuk Esen ve başka okurlar da Ahmet Hakan'ın 'Atay'ı hedef gosterdiğini' savundu.

Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak konuyu inceledim. Barış Atay mesajında yargıda hesap sorulmasından soz etmiş, duşuncesini açıklamış. Şiddet çağrısı ya da yasa ve hukuk dışı bir unsur goremedim.

' HÜKÜM BİLDİRMEK GAZETECİYE DÜŞMEZ'

Ahmet Hakan ise bu duşuncesi nedeniyle 'Atay'ın haddinin bildirilmesi' çağrısında bulunuyor. Açıkçası, TDK sozluğundeki tanımıyla 'sert bir karşılıkla uslandırılmasını, yola getirilmesini, cezalandırılmasını' istemiş oluyor.

Bir yazar, elbette eleştirebilir ama kimsenin duşuncesini dile getirmesine set çekmeye çalışamaz, sırf duşuncesini açıkladığı için uslandırılmasını, cezalandırılmasını isteyemez. Zira bir kişiyi yargılamak, hukum bildirmek gazeteciye duşmez.

Ahmet Hakan, Barış Atay'ın 'haddinin bildirilmesini' isteyerek gazetecilik sınırlarını aşmış. Duşunce ve ifade ozgurluğunu sınırlayan onca ornek varken boyle bir yazının İnce ve Akşener'den once polisi yargıyı harekete geçireceğini, onu trol'lerin hedefi haline getireceğini tahmin etmek de zor değildi.

Gerçi Turkiye'de son yıllarda olağan hale geldi ama ben yine de hatırlatayım: Siyasetçilere neyi, nasıl yapacaklarını soylemek, yol gostermek, onlara akıl vermek de gazetecinin işi değildir."