Özet (TL;DR) @ 2018-05-21 09:03:47.102986: İnek sütü ve buğday gerçekten de sağlıksız mı? Beslenme uzmanı Martijn Katan’a göre bunlar yalan yanlış bilgiler. İşte besin maddeleri hakkında yanlış bilinen doğrular, doğru bilinen yanlışlar…



DW Turkçe

20.05.2018 - 15:51 20.05.2018 - 15:51

"Kendini iyi hissetmeyen biri, suçu hemen yediklerine atar" diyen beslenme bilimleri uzmanı Martjin Katan, bunu şoyle açıklıyor: "Gunde en az uç kez yemek yiyiyoruz. Hal boyle olunca da bir rahatsızlık hissettiğimizde hemen sorumlusunun yediklerimiz olabileceğini duşunuyoruz."

Hangi besinlerin daha sağlıklı olduğuna, hangilerinin hastalık ve alerjilere karşı koruduğuna dair yuzlerce teori mevcut. Super gıdalardan mucize diyetlere, sağlıksız besinlerden supermarketlerdeki gorunmez tehlikelere kadar yığınla haber ve uyarı yapılıyor. Peki bunların hangisi doğru, hangisi yanlış? Çoğu "şehir efsanesi" haline gelmiş yanlış bilgiler konusunda Martijn Katan bizi aydınlatıyor:

1. Efsane: Organik g ıda maddeleri, geleneksel yolla uretilenlerden daha sağlıklı.

Organik tarım, toprak için çok buyuk bir değere sahip. Ancak ne yazık ki organik urunler, geleneksel tarım urunlerine gore daha sağlıklı değil. Örneğin ikisinde de pestisit oranı o kadar duşuk ki, aradaki fark pek kaydadeğer değil. Gerçi organik urunlerde nitrat oranı daha duşuk. Ama bunun sağlıklı olup olmadığı henuz tartışmalı bir mevzu. Eskiden vucuttaki nitratın kanserojen bir etkiye sahip olduğu duşunuluyordu. Ancak bugun, bunun doğru olmadığı biliniyor. Hatta nitratın, tansiyon duşurucu bir etkisi de olabilir. Bu da o kadar fena bir şey olmasa gerek.

Yine de organik tarım ve hayvancılığı desteklemek için yeterince neden var. Örneğin organik havyan besiciliğinde daha az antibiyotik kullanılıyor. Yoğun antibiyotik kullanımı, dayanıklı bakteri turlerinin oluşmasına neden oluyor. Bu ise herkes için tehlike arzedebilir.

2. Efsane: Çiğ gıda daha sağlıklı, zira pişirme ya da haşlama sırasında pek çok değerli besin maddesi kayboluyor.

Sebzeler, değerli besin maddeleri açısından zengin değildir. Ancak bol miktarda C vitamini ve folik asit içerir. C vitamini pişirme işlemi sırasında azalır. Ancak bunun pek bir onemi yoktur. Zira C vitami yetersizliği, gunumuz toplumunda sorun olmaktan çıkmıştır. Buna karşın sebzeleri pişirmenin ya da haşlamanın pek çok faydesı vardır: Pişmiş sebzenin yoğunluğu azalacağından daha fazla tuketilebilir. Ayrıca E.coli O1570 gibi birçok zararlı bakteri, pişirme esnasında yok edilir.

3. Efsane: İnek sutu sağlıksızdır ve pek çok alerjik reaksiyona neden olur.

Sutun yağı gerçekten de sağlıksızdır. Kandaki kolestrolu artırır ve boylece kalp-damar rahatsızlıklarına davetiye çıkarır. Bu nedenle az yağlı sut urunleri tercih edilmelidir. Bunda ise zarar değil, pek çok yarar vardır: B12 vitamini, iyot, kalyum, çinko ve B vitamini gibi. Ayrıca sut iyi bir protein kaynağıdır.

Kuçuk çocukların yuzde 1 ile 2'si gerçekten de sut proteinine karşı alerjik tepki verir. Ancak bu çoğu kez geçici bir durumdur ve buyuyunce kaybolur. Sut şekeri, Afrika, Asya ve guney Avrupa kokenli bazı insanlara iyi gelmez. Ancak bu durum, genelde sadece aşırı sut tuketiminden sonra hissedilir.

Sutun olumsuz bir yonunu de burada belirtmemiz lazım: Duşuk de olsak erkeklerde muhtemelen prostat kanserinin tetikleyici unsurları arasında yer almaktadır. Ayrıca kolon kanserini tetiklediği soylesense de, bu yonunde henuz guçlu bulgulara rastlanmadı.

4. Efsane: Kilo vermek isteyenler karbonhidrat t uketmemeli. Zira karbonhidratlar kan şekerini yukseltir, insulin salınımını artırır ve boylece yağ yakılması bloke edilir.

Her diyet işe yarar. İster daha az karbonhidrat tuketin, ister daha az yağ ya da A'dan Z'ye daha az gıda. Bir diyette, canınızın her çektiğini yemediğiniz için otomatik olarak daha az gıda maddesi tuketirsiniz. Yemek alışkanlıklarımızı bozan her eylem, kalori alımını azaltır.

Üç milyar yıl boyunca insan vucudu, kalori kaybetmemeye odaklanıyor. Boğazdan giren her şey ya yakılır, ya kasa donuşur ya da depolanır. İster karbonhidrat olsun ister yağ; hiçbir besin maddesi dışarı atılmaz. Hangi bankaya para yatırdığımın hiçbir onemi yok. Önemli olan ne kadar yatırdığımdır. Nasıl ki yatırdığım paraların tumu banka hesabıma gidiyorsa, yediklerimin hepsi de mideme gidiyor.

5. Efsane: Bu ğday sağlıksızdır ve bu nedenle tuketilmemelidir.

Bazı insanların bunyesi gluten kaldıramaz ve buğday proteinlerinden rahatsız olur. Buna çolyak hastalığı denir ve gorulme sıklığı her bin kişide 1 ile 5 arasındadır. Bunun dışındakilerin buğdayla ilgili bir sorunu yoktur.

Buna rağmen buğday içeren urunlerin, sağlık sorunlarımızın çoğunun kaynağını oluşturduğu fikri yaygınlaşmıştır. Hepimizin bazı sağlık sorunları olabilir: Kimimiz ağrılardan, kimimiz yorgunluk ya da uykusuzluktan, kimimiz depresyondan şikayet ediyoruz. Örneğin milyonlarca kadın, "huzursuz bağırsak sendromu" denilen bir hastalıktan muzdarip. Bu rahatsızlıkta plasebo etkisi çok sık gorulur. Bu nedenle buğday, sendromun baş sorumlusu olarak yaftalanmıştır ve buna yaygın şekilde inanılır. Oysa buğdayın insanlarda buyuk oranda hastalıkları tetiklediği yonunde hiçbir kanıt mevcut değildir.

6. Efsane: C vitamini hastal ıkları onler. O yuzden bol bol tuketilmelidir.

Bu teori kapsamlı bir şekilde test edildi. C vitamini hastalıklara karşı korumaz. Her gun bol bol C vitamini alsanız bile, bir sonraki hastalığınız 5 yerine belki 4,5 gun surebilir, o kadar. Ancak bunun için her gun 1000 mg C vitamini almak gerekir. Bu ise kesinlikle sağlıklı değildir.

İki buyuk araştırma gosteriyor ki, aşırı dozda C vitamini yuklemesi yapmak, bobrek taşlarının oluşmasına neden olabiliyor. Zira C vitaminin bir bolumu vucutta Oxalat maddesine donuşuyor. Bu madde ise bobrek taşlarının yapı taşlarından birini teşkil ediyor. Yani buyuk miktarlarda vitamin almak, asla cezasız kalmaz.

7. Efsane: Şeker, çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna neden olur.

Bu tez 50 yıl once ABD'de ortaya atıldı ancak bunun da doğru olmadığı anlaşıldı. Ardından dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna (DEHB) şekerin değil, yapay renklendiricilerin neden olduğu ileri suruldu. Fakat bu iddianın ispatına yonelik de guçlu kanıtlar bulunamadı. Belki gerçekten bazı çocuklarda bu bir etken olabilir.

Ancak DEHB gorulen çocukların buyuk bir bolumu "normal" çocuklardan oluşuyor. Gunumuzde ozellikle şehirlerde çocuklar için alanlar çok dar olduğundan, hareketli çocukların davranışları daha çok dikkat çekiyor. Örneğin bir çiftlikte yaşayan çocuklar istedikleri kadar hiperaktif olsun, bu kimseyi rahatsız etmez.

Peki, sa ğlıklı bir yaşam için nelerden uzak durmalıyız?

Asıl buyuk tehilkeler sigara, içki ve aşırı kilodan kaynaklanıyor. Örneğin Almanya gibi sanayi toplumlarının en buyuk sorunu, gıda maddelerinin aşırı miktarda olması. Bu da aşırı kilo ve kanser gibi hastalıkları tetikliyor.

Martijn Katan, Hur Amsterdam Üniversitesi Beslenme Bilimleri Kursusu emekli profesorudur. NRC Handelsblad adlı gunluk Hollanda gazetesinde koşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca "Ekmek bize neden zarar vermez ve mikrodalga fırınlar vitaminleri neden oldurmez" adlı kitabın yazarıdır.