Özet (TL;DR) @ 2018-05-17T08:08:00.000Z: CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, aday olduktan sonra yaşantısında herhangi bir değişiklik olmadığını vurguladı ve "Ben muhafazakarlara göz kırpmıyorum, solcuların eleştirilerinden de…



CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, aday olduktan sonra yaşantısında herhangi bir değişiklik olmadığını vurguladı ve "Ben muhafazakarlara goz kırpmıyorum, solcuların eleştirilerinden de korkmuyorum. Ben boyle yaşıyorum" dedi. İnce, aday olacağını partisinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile daha onceden de konuştuğunu soyledi.

Cumhuriyet gazetesi, 24 Haziran'daki seçimler oncesi 'Adaylarla yuzyuze' adıyla bir dizi başlattı. Dizinin ilk konuğu Muharrem İnce oldu.

' EĞİTİMDE UZLAŞACAĞIZ'

İnce dun İstanbul'da Cumhuriyet'in genel yayın yonetmeni Murat Sabuncu, dijital medya koordinatoru Bulent Mumay, yazarları Çiğdem Toker ve Tayfun Atay'ın sorularına verdiği cevaplar şoyle:

Siz asl ında Turkiye'de sinir uçları uzerinden bir birlikte yaşam manifestosunun da temellerini atabilecek mesajlarla gidiyorsunuz. Bir mitinginizde en çılgın projem 'herkesin birlikte yaşaması ve huzur' dediniz. Bunun devamı nasıl gelecek?

Birincisi geleceğimizi geri almamız lazım, biz geleceğimizi kaybettik. Geleceğimizi nasıl geri alacağız, eğitimle geri alacağız. Eğitim son 20 yılda 10 bakan, 5 sınav sistemi değişti. Uluslararası sınavlarda çocuklarımız dokuluyor. Laboratuvarları yok, tuvaletleri pis. Benim çocukluğumla şimdilik çocuklar arasındaki fark şu. Ben ağzımı musluğa dayayarak kana kana su içiyordum. Şimdiki çocuklar 3 liraya su içiyor. Peki bu eğitimi sorgulayan, ureten, eleştiren milli duyguları gelişmiş, yeni bir nesil yetiştiremezsek geleceği kaybedeceğiz. Peki eğitimi nasıl çozeceğiz? Her gelen reform yapıyor. Ben Cumhurbaşkanı olduğumda reform sozu vermiyorum. Siyasal uzlaşma sozu veriyorum. Uzlaşacağız, eğitimde uzlaşacağız, dayatma olmayacak. Bunun için de muhafazakarlar, milliyetçiler, Kurtler, Aleviler, hepimiz, solcular hepimiz uzlaşacağız. Eğitimde uzlaşacağız, siyasal olarak uzlaşmadığımız surece bizim eğitimi surdurebilmemiz mumkun değil. Peki uzlaştık. Bize para lazım, kaynak lazım. Yatırım yapmamız lazım, yeni okullar, yurtlar kuracağız, teknoloji olacak. Bunu nasıl yapacağız. Ekonomiyi nasıl duzelteceğiz? Eğitimi duzeltmemiz için para lazım, o da bozuk ekonomi de bozuk. Ekonomiyi nasıl duzelteceğiz? Yargıyı duzelterek ekonomiyi duzelteceğiz.

' YÜKSEK YARGIÇLARIN AYAĞA KALKMASI REZALET'

Bunu biraz a çar mısınız?

Turkiye'nin yargısı adil olacak. Mahkemeleri bağımsız olacak, hukukun evrensel kurallara uygulanacak. Ben Cumhurbaşkanı olduğumda yuksek yargıçlar yargıtay salonuna girdiğimde ayağa kalkmayacak. Rezillik bu. Beni de yargılayabilecek yargıçlar bulacağız. Çay toplayan yargı değil. Bugunkulerin cubbelerinin onune çıt çıt yaptıracağım. Kolay açıp kapasınlar diye. Bunlardan bir umudum yok. Birinci sınıf hakimler arasında, kura ile mi yapacağız, bulacağız yolunu, yeni bir yargı duzeni kuracağız. Buna mecburuz. Bu yargı duzenini kurduğumuzda dış dunyaya bir mesaj vereceğiz. 'Biz bir hukuk devletiyiz. Bizim mahkemelerimiz bağımsız, bizim mahkemelerimiz Cumhurbaşkanı Muharrem İnce'yi dahi yargılayabilir.' Şeffaf, hesap verebilir bir yonetim. Kamuda yukselmenin koşulları adil, Yuksekova'daki Kurt çocuk bilecek ki genel mudur olmasının onunde hiçbir engel yok.

' TUNCELİ'DEKİ ALEVİ ÇOCUK VALİ OLABİLECEĞİNE İNANACAK'

(C) AA / Arşiv

Tunceli'deki Alevi çocuk vali olabileceğine inanacak, aidiyet duygusunu geliştireceğiz. Peki şimdi gelelim ekonomi ayağına. Bir, araba yapıyoruz bir araçtan 100 Avro kazanıyoruz. Televizyon yapıyoruz bir televizyondan 10 Avro kazanıyoruz. Hamallık yapıyoruz yani. Hamallık yaptığımız için yani fason çalışıyoruz. Bizim fason uretimden, tekstilde de boyle, araçta da boyle, televizyonda da boyle hepsinde boyle. Neden fason çalışıyoruz, neden ucuza çalışıyoruz. Avare kasnak gibi çalışıyoruz, çok yoruluyoruz, çok çalışıyoruz ama boşa donuyor. Neden? Bir: Markalaşma yok. İki: Patentimiz yok. Üç: Teknolojimiz yok. Bunlar olmadığı için dunyada ilk 100 marka arasında bir tek Turk markası yok.

' PASSOLİG BAŞLI BAŞINA BİR BASKI'

(C) AA / Engin Özekinci

Markayı, tasarımı, teknolojiyi kim yaratır. Özgur bireyler yaratır. Özgur bireyler. Yani Wikipedia'ya ulaşamayan bir gençlik tasarımı gerçekleştiremez. Cumhurbaşkanını eleştiren bir tweet atamayan gençlik marka yaratamaz. Cumhurbaşkanı olduğumda kesinlikle Cumhurbaşkanına hakareti duzenleyen maddeleri parlamentoda kaldıracağız. Sizi koruyan yasalar ne ise beni koruyan yasalar da o olmalı, ekstra bir şeye ihtiyaç yok. Çunku Cumhurbaşkanı milletine hakaret etmediği surece, millet de ona hakaret etmez. Cumhurbaşkanı tezek demezse, çopluk demezse, pislik demezse, ayyaş demezse millet de ona hakaret etmez. Passolig bunun en guzel orneklerinden birisidir. Neden 'Passolig'i kaldıracağız' dedim. Passolig başlı başına bir baskıdır. Kontrol sistemidir.

' DAHA BÜYÜK BİR ŞEMSİYE LAZIM: CUMHURİYET'

Bir diğeri de buyuk uzlaşma. Buna ihtiyacımız var. Mesela 50+1'in bir faydası var aslında. Mesela bu ulkede yıllarca seçimler oncesinde solun birlikteliğini konuşuyorduk. Artık solun birlikteliği diye bir şey konuşan var mı? Yok. Çunku solun birlikteliği bir işe yaramaz artık. Daha buyuk bir şemsiye lazım. O şemsiye ne? Cumhuriyet… Yani solun birlikteliği değil Cumhuriyetçilerin birlikteliği. Kim var bunun içinde: Solcular var, liberaller var, sosyalistler var, sosyal demokratlar var, muhafazakarların bir kısmı var, ulkuculer var. Daha buyuk bir şemsiye. Boyle de bir faydası oldu aslında.

' TABANINA HOŞ GÖRÜNECEĞİM DİYE FAİZLE İLGİLİ BİLİME AYKIRI AÇIKLAMA YAPMAYACAKSIN'

Merkez bankas ı başkanı AKP Genel Merkezi'nde toplantı yaptı. Kotu ekonominin gidişinden çıkış programı kaçınılmaz deniyor. Bunun formulu ne olacak?

Sizin zihninizde buna yonelik tasavvur var mı? Dedim ya bilime inanacaksınız. Evrensel doğrular vardır. Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yoktur. Bunlardan birincisi hukuk devleti dedim, ikincisi liyakat. Ekonomi ile ilgili getireceğiniz yerlere liyakat sahibi insanları getireceksiniz, benim adamım demeyeceksiniz. Bir uçuncusu ideolojik saplantılarınızdan uzak olacaksınız. Tabanına hoş goruneceğim diye faiz ile ilgili açıklamalarını ekonomi bilimine aykırı yapmayacaksın. İdeolojik saplantılarını bir kenara bırakacaksın. Doğruları yapacaksın,. nitelikli insanlarla çalışacaksın, ideolojik kaygılardan uzak duracaksın, bağımsız olması gereken kurullar bağımsız olacak, ozerk olması gerekenler ozerk olacak. İşin doğrusunu yapacaksın. Ben belirlerim mantığında olmayacaksın. Üniversiteleri bolun diyince boluyorlar, TEOG'u kaldırın deyince kaldırıyorlar, Başakşehir maçına gidin deyince gidiyorlar ama doları indirin deyince dolar inmiyor. Bunlar farklı şeyler o yuzden bilim ve ekonominin gereğini yapacaksın.

' OLDUĞUM GİBİ YAŞIYORUM'

Dinbazl ık ve dindarlık uzerinden ve kendi başkanlık pratiğinizi, onerilerinizi, vaatlerinizi de içine alıp nasıl ayrım yaparsınız?

Ben olduğum gibi yaşamaya çalışıyorum. Cumhurbaşkanı adayı olmadan once nasılsam, milletvekili olmadan once nasılsam şimdi de aynı şekilde yaşıyorum. 15 yaşından bu yana yaşadığım gibi yaşıyorum. Yaşantımda bir değişiklik yok. Ne dindar goruneyim diye yapıyorum, ne de bana gelen bazı solcuların eleştirilerini takıyorum. Hiç birisi umurumda değil.

' YAŞAMA ŞEKLİMİN HESABINI VEREMEM'

Kimsenin beni sorgulamaya hakkı yok. Ben muhafazakarlara goz kırpmıyorum, solcuların eleştirilerinden de korkmuyorum. Ben boyle yaşıyorum, onceden de boyle yaşıyordum, şimdi de boyle yaşıyorum. Bunlar benim yaşam şeklim. Bunun hesabını vermem. Kimseye vermem.

' CAMİYE GİTMEK SUÇ MU? KARTAL'DAKİ CEMEVİNE DE GİDECEĞİM'

Ataturk'un yaptığını yapmak, Hacı Bayram Veli Camisi'ne gitmek suç mu? Bunun aynısını bir Perşembe akşamı Kartal'da Cemevi'ne de gideceğim. Bir itirazım yok buna. Kabul ederlerse ki beni kabul edeceklerdir, beni bağırlarına bastıklarını biliyorum, seve seve Kartal'daki Cemevi'ne de gideceğim. Benim bunlara hiçbir itirazım yok. Benim Yalova'daki Alevi arkadaşlarım beni çok iyi bilir. Yalova'daki Cemevin'de burası milletvekilimiz Muharrem İnce tarafından yaptırılmıştır diye. Onlar samimiyetime inanırlar. Bu gonul rahatlığıyla yapılacak iş olmalıdır. Bunları aşmış olmamız lazım. 40-45 milyon nufuslu Polonya'da,, 20 bin nufuslu bir mezhep var. O mezhepten biri Polonya'da başbakanlık yaptı, bunlar farklı şeyler. Benim kampanya Ramazan ayına denk gelmeseydi ben bambaşka bir dunyada idim şimdi. Şu anda koyde idim.

' ADAYLIĞIMI ÇOK ÖNCESİNDEN BİLİYORDUM'

Anıtkabir'e gittiğimde Ataturk'e niye Fatiha okumuşum. Umurumda değil ne dedikleri, hiç ilgilenmiyorum. Ben yaptığımın doğru olduğunu duşunuyorum, ben babamın mezarına gittiğimde Fatiha okuyorum, o zaman Ataturk'un mezarına gittiğimde de Fatiha okurum. Bunun hesabını da kimseye vermem. Cumhurbaşkanlığı adaylığım açıklanınca cuma gunuydu. Hacı Bayram Veli Camisi'ne gittim. Evet Sayın Kılıçdaroğlu beni evine davet ettiğinde, ben çok oncesinden biliyordum, basının yazdıklarına bakmayın, hepsi palavradır. Ben biliyordum onceden Cumhurbaşkanı adayı olacağımı…Evinde konuştuk Kılıçdaroğlu'nun. Ve cuma gunu uygun olacağını soyledi. Cuma gunu de olunca ben de saatinin bana gore ayarlanmasını soyledim. Bu doğrudur, şimdi soyluyorum bunu. Nasıl dedi? Dedim ki 23 Nisan 1920'de Mustafa Kemal Ataturk cuma namazını kıldı Hacı Bayram Veli Camisi'nde. Sonra da saat 14.00'te TBMM'ni açtı. Bizde yola aynı Ataturk gibi koyulmalıyız dedim. Ben boyle yapmak istiyorum, saatini bana gore ayarlar mısınız dedim. Memnuniyetle dedi. O yuzden saat 10.00 dedik. Bunun hesabını mı vereceğiz. Boyle kompleksim yok. Bazı insanların var kompleksleri.

' BARIŞ ATAY'IN GÖZALTINA ALINMASI ANTİDEMOKRATİK'

Öncelikle Barış Atay'ın gozaltına alınmasını doğru bulmuyorum. Bu ulkede herkes ozgurce goruşlerini dile getirebilmeli. İnsanların tweet attılar diye atar topar gozaltına alınmaları, demokrasi iddiasındaki bir ulkeye yakışmıyor. Ama ben Atay gibi duşunmuyorum. Bu ulke siyasetçilerin birbirine yonelik 'Seni Yuce Divan'a gondereceğim' tehditleriyle çok zaman kaybetti. Ben siyasetçiyim. Yapmam gereken mevcut siyasetçileri tehdit etmek değil, adil bir yargı duzeni kurmaktır. O yargı gerekirse eskiden gorev yapanların, gerekirse de beni yargılasın. Ben kendime guveniyorum, yolsuzluk yapmayacağım, bu milletin parasını çalmayacağım, ihaleye fesat karıştırmayacağım. Bunlara inanıyorum. Adil bir yargı duzeni kurulması için çalışırım, o ister beni gelecekte yargılar, ister geçmişi yargılar.

' ERDOĞAN NORMAL İNSAN OLMAYI UNUTMUŞ"

Şunu fark ettim: Erdoğan normal insanlarla bir araya gelmeyi, onlarla konuşmayı, temas etmeyi unutmuş. Üzucu aslında. Çevresinde ona yanlış yaptığını soyleyecek tek kişi yok.

' Beyefendi'yi kızdırmayalım' diye ozetlenebilecek bir çekinmeden mi kaynaklanıyor?

Boyle olmaması gerekiyor. Çok yanlış. İnsan ozellikle cumhurbaşkanıysa mesela çocukluk arkadaşlarıyla bağını koparmamalı. Onlar insanı yanıltmaz."