Özet (TL;DR) @ 2018-05-15 11:01:10.265484: Türk sanat müziğinin en sevilen, en sempatik isimlerinden Safiye Soyman, son çalışmasıyla sevenlerini şaşırttı. Kendi tabiriyle ters köşe yapan, slow şarkı beklentisindeki müzikseverleri Karadeniz…



Safiye Hanım, oncelikle hayırlı olsun diyeyim. Yeni single'ınız "Ya Ben Anlatamadum" geçen ay çıktı. Ama açıkçası beni şaşırttınız, sizden Karadeniz turkusu beklemiyordum.

- Değil mi? Kimse beklemiyordu aslında, ters koşe yaptım.

Nereden, kimden çıktı bu fikir?

- Konser için defalarca Amerika'ya gittim, Almanya'ya gittim, oralarda o kadar çok Karadenizli var ki. Özellikle de Amerika'da... Geçen sene Hollywood'da, single'da okuduğum bu turkuyle horon tepmiştim mesela. Buyuk ilgi gordu. Sosyal medya hesaplarıma like yağdı. Devamında "Ne olur bir Karadeniz turkusu okuyun" diye istekler gelmeye başladı. Ben de girdim studyoya, "Ya ben anlatamadum ya sen anlamayisun" dedim.

Kimindi bu eser?

- Turan Şahin'in bestesi. Daha once de o okumuştu zaten. Ama dort sene evvel çıkmış onun albumu.

Sizden slow eser bekleyenler neye uğradığını şaşırdı tabii...

- Biraz oyle oldu (guluyor). Beklediklerinin tam tersine hareketli, bomba gibi bir parça. Bir şey soyleyeyim mi, aslında biz Faik (Özturk) Bey'le bir duet yapmıştık. O single olacaktı. Ama sonra solo single'da karar kıldım.

Milletvekili karısı olmak
istiyorum

Foto ğraflar: Selçuk ŞAMİLOĞLU

FA İK BEY'İN ŞAMATASINA  BEN DE ALI ŞTIM HALK DA

Zaten soracaktım, siz benden once konuyu Faik Bey'e getirdiniz. Kendisinin milletvekilliği aday adaylığı soz konusu. Bir anda mı karar verdi?

- Yok, bir anda sayılmaz. O zaten Elazığlı. Tam bir Elazığ aşığıdır. Orada doğup buyumuş. Ağzından Elazığ'ı duşurmez. Ondan dolayı da yıllardır içinde bir hizmet arzusu vardı. Valla kafasına koyduğunu yapıyor.

Siz ne duşunuyorsunuz?

- Onu canı gonulden destekliyor, "Yolu açık olsun" diyorum. Yapabileceğim tek şey bu. Desteklemek adına gittiği yerlerde tabii ki yanında olacağım, neticede 19 yıllık hayat arkadaşım.

Sizin gerçekten çok guzel, çok keyifli bir beraberliğiniz var. Gerçi bazen ağır şakalarından dolayı Faik Bey'i, bunlara sesinizi çıkarmadığınız için de sizi eleştirenler oluyor ama...

- Ben onun şamatasına, gırgırlığına ayak uydurdum. Evet, once halk bir kızdı, "Neden yıllardır tanıdığımız Safiye Soyman'a boyle şakalar yapıyor?" falan dedi. Ama zamanla onu çok sevdiler. Ben de alıştım, halk da...

Ne değişti?

- Baktılar ki hayatı ti'ye alan, kendisiyle de dalga geçen bir adam... İkimiz de kendimizle dalga geçmeyi seviyoruz, birlikte guluyoruz. Onlar şaka olmasa, ciddiye alınacak şeyler olsa tabii ki alınırım. Ama biliyorum ki takılıyor. İçi dışı bir adamın. Herkes onu çok seviyor. Ben de çok seviyorum.

O da sizi çok seviyor olmalı...

- Çoook çok. Birbirimize her konuda desteğiz. Konserlerde de hep ikili istiyorlar bizi zaten.

Nasıl bir gorev dağılımı var sahnede?

- Ben şarkılarımı soyluyorum, o şov yapıyor. Ayrıca halk muziği okuyor. Konserler olmadığında o kendi işiyle ilgileniyor. Genelde konserden konsere goruşebiliyoruz zaten. O işadamı, kendine ait işleri de var. Bazen havaalanında opuşup sarılıp ayrıldığımız oluyor, o derece.

Sanat ve şov dunyasındaki birliktelikler zordur. İki taraf da tanınmış insanlar olunca devreye hırslar, egolar giriyor. Bu da surtuşmelere yol açıyor.

- Yok yok yok... Sıfır ego bizde. Kompleksi olmayan insanlarız. Ne o beni kıskanır, ne ben onu... Mesela milletvekilliğine adaylığını koymak istedi, "Seni gonulden destekliyorum" dedim, o kadar. İnşallah milletvekili karısı olmak istiyorum, Allah gonlumuze gore versin.

E Faik Bey milletvekili seçilirse sizin sahne çalışmaları ne olacak?

- O zaman ben tek başıma devam edeceğim tabii. Kısmetse, halk onaylar da seçilirse o artık Meclis'te olacak.

Siz birlikte televizyon programı da yapmıştınız.

- Evet, yaptık. Yine çok teklif geliyor.

Kabul edecek misiniz?

- Bakalım, seçimden sonra belli olur o... Eğer kazanamazsa yine birlikte televizyon programı, sahne çalışmaları yaparız. Ama milletvekili seçilirse ben tek başıma, Safiye Soyman olarak devam ederim.

Umutlu musunuz?

- Ne diyeyim... Bugune kadar halkı gulduren adamdı, kazanırsa Meclis'i gulduren adam olur.

BABAM ERM İŞTİ ÖLECEĞİ GÜNÜ BİLE BİLİYORDU

Sizi ilk olarak bir televizyon programında gormuştum. Hem de şarkı, turku değil kaside okuyordunuz.

- Evet, ilahiler de okudum. Hafız kızıyım ben çunku. İlk Maksim'e çıktığımda "Hafız kızı sahneye çıktı" diye yazmışlardı. Kuran sesleriyle, ezan sesleriyle buyudum. Babam oleceği gunu biliyordu.

Nasıl yani, ne demek o?

- Vallahi... Ölmeden uç gun once kendi cenaze namazını kılmıştı. Ermişti benim babam. Elektrikli battaniyeyle yatıyordu rahmetli, bir gun elektrikli battaniyesi tutuştu. Yatağı yandı, yorganı yandı ama onun pijamasına bile bir şey olmadı. Kız kardeşim o zaman 7 yaşındaydı, hiç unutmuyorum dumanların içinden babamı kolundan tutup çıkarmaya çalışıyordu. Ben çığlığına koştum.

Babanız ne durumdaydı?

- İnanır mısınız, "Ne oluyor evladım? Beni huriler, melekler cennete goturuyor" diyordu şaşkınlıkla.
Babam yangın çıktığını bile fark etmedi, cennet yolunda goruyordu kendini. Öyle ermiş bir insandı. Dediğim gibi her şeyini bildi. Ölumunden uç gun once bizi karşısına aldı, "Ağlamayın. Annenizle aynı mezara yatırın beni" dedi. İkisi de oyle istemişti zaten, diledikleri gibi oldu.

FAİK BEY BENİM OĞLUMU SIRTINDA TAŞIDI, ÖMÜR BOYU MİNNETTARIM

Hem başarılı bir sanatçı, fedakar bir annesiniz hem de eğlenceli, renkli bir hayat arkadaşı... Oğlunuzu hiç ihmal etmeden bugunlere geldiniz. Buna rağmen durumu ajite etmediniz, kendinizi acındırmadınız. Örnek alınacak bir insansınız gerçekten.

- Faik Bey'i 1999'un sonunda tanıdım ben. O donemde oğluma daha yeni MS teşhisi konmuştu. Çok uzgundum. Kendime sığınacak bir liman ararken Faik Bey karşıma çıktı. Bir tarafta beni gulduren insan, diğer tarafta çok derin bir uzuntu.

◊   Belli ki size çok destek vermiş.

- Hem de nasıl. Varlığı ilaç gibi geldi bana. Kimsenin yapmayacağı, yapamayacağı bir şeyi yaptı, benim oğlumu sırtında taşıdı Faik Bey. Onun için kendisine omur boyu minnettarım, onun için hep yanındayım, hep de yanında olacağım. Bugunlerde halka nasıl ihtiyacı varsa bana da oyle ihtiyacı var.

◊   Hangi anlamda?

- Manevi olarak yani... Hiçbir zaman maddi varlığıma bakmamıştır, goz koymamıştır. Asla o karakterde biri değildir. Aç kalır, kuru ekmek yer, yine de kimseye minnet etmez. Bir sigara parası olmadığı gunler oldu, onu bile istemedi benden, oyle karakterli bir adam. Hayat muşterektir, tabii ki bende varsa ben ona, onda varsa o bana... Ama boyle bir talebi hiç olmadı.

Ç ADIRDA DA YAŞASAM MUTLU OLURUM BEN

Sizin jenerasyondan olan sanatçılar, bugunkulere nazaran biraz daha naif geliyor bana...

- Şoyle bir durum var; birbirimizi hiç kırmayız biz. Hal ve gidiş çok onemli. Neden bana iyi diyecekleri yerde kotu desinler ki... Bu dunyanın bir de obur tarafı var. Hepimiz bu dunyada misafiriz. Ölup de kefene girdiğimizde hepimiz aynı, hepimiz bir oluyoruz. Orada bakanlıkmış, sanatçılıkmış oyle bir şey yok. Herkes aynı. Amelimiz guzel olsun yeter. Bunun için tum gayretim. Gorduğume "gormedim", duyduğuma "duymadım" derim, kimse için bir şey soylemem, kimseyle kimsenin dedikodusunu yapmam. En çok sevdiğim yanım da budur. "Aaaa oyle mi?" der geçerim. Hatta aksine kusleri barıştırmak için uğraşırım. Allah da kalbimi biliyor.

Şohret, para... Bunlar hiç mi başınızı dondurmedi?

- Beni ne para ne de şohret şımarttı. Başbakanlara, cumhurbaşkanlarına, tum Turkiye'ye konser vermiş, ulkemi yurtdışında temsil etmiş insanım. Buna rağmen durum değişmedi. Ukala, burnu havada insanları da sevmiyorum. Hem tavandan hem tabandan insanım. Yer sofrasında da yemek yiyorum, şık bir mekanda da. Çadırda da yaşasam mutluyum ben.

HARUN ASKERE G İDEBİLMEK İÇİN MS RAPORUNU SAKLADI

Oğlunuz Harun'un durumu nasıl?

- Eskiden hastaneden çıkmıyorduk. Şimdi Bodrum'da yaşıyor, havası çok iyi geldi ona.

Ya oncesinde?

- Önceden Ankara'da yaşıyorduk. Ardından İstanbul'a geldik. Ama İstanbul'un nemli havası ona yaramadı. Bir ara tatil için Erdek'e gitti. Kaz Dağları'nın havası çok iyi geldi. Sonra Bodrum'a geçti. İlk bir ay kaldılar. Sonra iki ay, uç ay kalmaya başladılar.

Sağlık durumunu nasıl etkiledi Bodrum ziyaretleri?

- Nefes almaya, kendine gelmeye başladı çocuğum. Rengi duzeldi. Ben de hem o hem de kendim için oradan bir ev tuttum. Harun artık yaz-kış orada yaşıyor, denizin kenarında bir evde. Yardımcısı var yanında, abisi demek daha doğru. Bir de hasta bakıcısı. Yaşantısı çok guzel. Kendisi orada kalmak istedi zaten.

Niye benim başıma geldi bu diye isyan etmiyor musunuz hiç?

- İsyan etmem. Hatta buna da şukrediyorum; gozunu açıp bakıyor, nefes alıyor, gozleriyle bana cevap veriyor. Akıl kupudur de. İki universite okudu. Önce Bilkent Üniversitesi'nde dort yıllık turizmi bitirdi. Sonra rahatsızlanınca Açıkoğretim'e girdi, uluslararası işletme okudu. Rahatsızlığı ilerleyince diplomasını alamadı ama bitirdi sayılır. Askere de gitti.

Gerçekten mi?

- Tabii... Bazıları askere gitmekten kaçar falan ya, benim oğlum MS raporunu sakladı da gitti askere. 28 gun de olsa yapmak istedi.

O ĞLUMUN BİR GÜN  BANA YEN İDEN "ANNE"  DEMES İNİ DİLİYORUM

Zamanla ilerledi değil mi hastalığı?

- Evet. Çok hızlı yaşadı aslında benim çocuğum. Araba hobisi vardı. Eski, iskelet halinde arabaları alırdı. Lastiğini başka ulkeden getirttirir, kornasını obur ulkeden, bir guzel toparlayıp sıfır gibi yapardı. İnşallah Allah şifa verir. Rabbimden diliyorum, bekliyorum ki bir gun bana yeniden "Anne" diyecek. Dunyam o benim.

Yeterince vakit ayırabiliyor musunuz ona?

- Konserlerim olmadığında soluğu hemen yanında alıyorum. Çok genç yaşta eve bağlandı ama onu evde yaşatmamak için elimden geleni yapıyorum. Konserlerime goturuyorum, yemeklere çıkarıyorum, Bodrum'da sabahları kahvaltılara gidiyoruz. Eve ve yatağa bağlı yaşatmıyorum oğlumu. Muziğimde bile onun izi var.

Ne gibi bir iz?

- Muzikle de ilgiliydi, Bilkent Üniversitesi'ndeyken DJ'lik yapıyordu. Şimdi şarkılarım once onun onayından geçiyor, onun sevdiği şarkıları albume koyuyorum.

BAZILARI YA ŞI ORTAYA ÇIKMASIN DİYE ÇOCUKLARINI SAKLIYOR

Sizin torunlarınız da var, değil mi?

- Evet, bir oğlum, bir kızım, iki de torunum var. Ömrumun sonuna kadar onlar için çalışacağım. Bu arada ben hiçbir zaman evlatlarımı basından saklamadım.

Kim niye çocuklarını saklasın ki?

- İşte yaşı ortaya çıkmasın falan... Kocasını saklayan var, sevgilisini saklayan var. Ben oyle yapmadım, hepsini doktum ortaya. Sonra herkes beni ornek almaya başladı.

SEDA 'NIN OĞLU KUCAĞIMDA BÜYÜDÜ

◊  Sanat çılar arasında hep bir yarış, sert bir rekabet vardır ya genelde... Neden kimse sizi hedef almıyor bu camiada?

- Mutevazıyım, ondandır. Kıskançlık nedir bilmem. Mesela bana bir iş geldi, programım uymadı da gidemiyorum diyelim, hemen başka arkadaşıma yonlendiririm. Muhtemelen başkası yapmaz bunu.

◊  Neden?

- Yerini kaptırmamak için. Ama dedim ya bende oyle bir şey yok. Allah insana kalbinin ekmeğini yedirir, ona inanıyorum.

◊  Bu camiadan en yak ın dostlarınız kimler?

- En samimi arkadaşım Seda Sayan. Diğer arkadaşlarımı da çok severim; Ebru Gundeş olsun, Sibel Can olsun, Muazzez Ersoy olsun. Hepsiyle iyiyimdir. Ama en kanka olduğum Seda. 30 senelik arkadaşım. Oğlu kucağımda buyudu. O da benim çocuklarıma ablalık yaptı.

SON 24 SAATTE YA ŞANANLAR