Özet (TL;DR) @ 2018-05-13 18:12:21.902776: Bugün 13 Mayıs... Hem Anneler Günü, hem de Soma maden faciasının dördüncü yıldönümü. Onlar bir annenin tecrübe edebileceği en derin acıyı yaşadılar. Dört yıl önce bugün, daha yirmili yaşlarındaki…
[email protected] - Selçuk ŞAMİLOĞLU

**
**G ulsum Çolak
O ğlumu bir daha buyutuyorum
Oğlu Uğur, 1988 doğumluydu. Babası gibi o da madende çalışmayı seçmişti. Babası İsmail, diğer ailelerle birlikte Ekim 2017'de Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği'ni kurdu. Madenciler anısına kutuphane kuruyor, dayanışma- bilgilendirme toplantıları duzenliyor, çocuklara burs buluyorlar.
"Hiçbirimiz mayısın gelmesini istemiyoruz. İçim hala yanıyor, daha çok yanıyor. Çocukları buyuyor... Buyuk oğlu İsmail Ayaz'ı okula başladığında ilk gun kim goturecek kavgası yapardık. İsmail Ayaz bu yıl ilkokula başladı, yaşı benzemesin aynı babası. Oğlumu bir daha buyutuyorum. Pedagoglar, baba disiplinini dededen gormesi gerektiğini soyluyor.
Sokağa çıkıp adalet dediğimizde, bize 'Gideni geri getirebilecek misiniz?' diye soruyorlar. Gidenler gelmeyecek ama siz de olmeyin diye bize sahip çıkın. Turkiye bir hukuk devleti diyebilmek için... Çocuklar en azından gelecekte guvenceli çalışsınlar.
Artık akrabalarımla değil, kader arkadaşlarımla daha iyi anlaşıyorum. Katliamdan evvel birbirimizi tanımazdık. Sokağa çıktığımda kalabalığın içinde kendimi yalnız hissediyorum. Bazen kafam dağılsın diye elime orgu alıyorum, sonra bir sıkıntı basıyor hepsini sobaya atıyorum.
Annelere bakıyorum, çoğu hayata kustu. Birinin de adaleti araması lazım. Kazadan once boyle biri değildim. Karşımda bir buyuğum varsa, saygıda kusur etmeyeyim derdim. Ovalarda çalışıyordum. Acı beni guçlu kıldı."
Elmas Kaya
**Her cuma yan ına gidiyorum
Tek oğlu Kader Yıldırım, 13 Mayıs 2014'te 33 yaşındaydı. O gunden beri
ilaçlarla ayakta duruyor. Elmas annenin iki kızı var. "Dun akşam acile gittim.
Buralar hep dar geldi, bastırmaya çalıştım, bastıramadım. Aklı başında olmek
de ne zor bir şey. Kafamı duvarlarda parçalayasım geliyor. Noroloğa gittim.
'Abla senin bu halin ne olacak, daha yeni geldin' dedi. Sevdalıktan kızım
dedim.
**
Faciadan sonra kar şıma 20 yaşında bir psikolog kız oturdu. 'Anlat bakalım Elmas Abla, oğlunla nasıl zaman geçirdin' dedi. Ben sana bir omru nasıl anlatayım? Anlatsam anlayabilir misin sadece kelimelerimden? Ancak 'Vah vah' dersin, içimdeki yangını gormezsin. İçim oyle yanıyor ki, dort yıldır çorap giyemiyorum. 'Kalk git, bir daha gelme' dedim kıza.
Bugun bu Soma'ya biraz daha kızdım. 13 Mayıs mitingi için dağıtılan broşurler pazarda hep yerlerdeydi. Mahkum gibiyim, çıkıp gidemiyorum da buradan. Sinopluyum ama oğlum burada yatıyor. Kar yağsın, fırtına çıksın, benim her cuma o mezarlığı bulmam lazım. Cuma selasında orada olmalıyım. 'Sela ile ezan arasında oğlun seni gorebilir' dediler. O yuzden ne once giderim ne sonra. Evde hiç fotoğrafı yok, bakamıyorum. Oğlumla evde bitmez tukenmez bir sohbetimiz vardı. Evliydi, iki torunum var. Altı yaşındaki kız torunum, 16 yaşında gibi. Hep gozleri buğulu, hep sesi titrek, her kelimesi 14'luden çıkan kurşun gibi. Erkek torunum ise çok az konuşur. Onlar Sinop'a dondu, omurler hasretle geçiyor.
Kader, Anneler Gunumu kutlamayı hiç aksatmazdı. Askerdeyken bile kutlamak için firar etmeyi denemiş de tel orgulerin uzerinde yakalamışlar. Ceza diye tum koğuşu boyatmışlar. Her şeyinde çok inceydi.
Mahkemelere gidiyorum ve uygun bir ceza almalarını çok isterim. Sadece bizim için değil, bizden sonrakiler için. Öyle bir ceza olsun ki, işverenlerin aklında kalsın. Ermenek madenini açan kişi Soma'dan gitti. Burada iki sefer yangın çıktı. O zaman o yangınlarda bir kişi oldu diye adama ceza vermediler, gitti Ermenek madenini açtı, 18 kişi oldu. Buradayken caydırıcı bir ceza verselerdi, Ermenek kazası olmazdı. Şimdi bizim davaya çok unlu bir hakim getirdiler. 'Tatar Ramazan' gibi namı kendinden evvel geldi: 11 madencinin olduğu Maraş'taki Çollolar Komur İşletmesi'nde beraat veren hakim. Benim kimseye guvenim yok artık. Guvenirsen işin bitik demektir.
Önce PKK'lılar yaptı dediler, şimdi FETÖ'culer çıktı. Gonullu avukatlar olmasa, bu davalar buraya kadar da gelmezdi. Allah hepsinden razı olsun. Bizim avukatlar, Somalılarla işbirliği yapmış, orgut kurmuş diyorlar. Duruşma salonuna gel de bak, gulersin bunlar mı orgut kurdu diye. Bazı anneler 'Benim oğlum şehit oldu, ilahi dinliyorum, zaman geçiyor' diyor. Benim oğlum şehit olsaydı, askerde olurdu. Bizi bastırmak için şehit kelimesini kullanıyorlar. Cenabı Allah, katında ne kabul ederse odur. Hepimiz doğduk, oleceğiz elbette. Ama birilerinin para hırsı için değil, çaresizlikten değil... Benim oğlum yatakta olsaydı, hasta olsaydı, suyunu verseydim, doktor umut kesildi deseydi razı olurdum. Ama derilerini yuzduler, kanlarını emdiler sonra da canlarını aldılar. Benim oğlumun ayağına bir zincir takılmadığı kaldı. Son zamanlarda terden eve dort kirli tişort getirmeye başladı. Pantolonlarının dizden aşağısı hep ıslaktı. İşten gelince evin merdivenlerinde uyuya kalırdı yorgunluktan. Ha bu olum fıtrat... Ben bu ofkeyi nasıl bastırayım? Ağlamamak için dişlerimi sıkmaktan çenemin ağrısı kalbime vuruyor.
G ulten Kavas
**K ızım 13 Mayıs'ı dovme yaptırdı
**
Eşi Ali, facia yaşandığında 35 yaşındaydı. Madende uçuncu gunuydu. Bir kızı bir oğlu var. Davanın adaletli bir kararla sonuçlanacağına inancı kalmamış: "Birbirine destek olan aile de sayılı. Benim goruştuğum uç kişi var. Çoğunlukla duruşmadan duruşmaya goruşuyoruz. Turkiye'de adalet olsaydı, sorumlular dort senede çoktan cezasını alırdı.
Eşim olmeden once ben ne avukat, ne hakim, ne elektrik-su, ne odun-komur bilirdim. Gazeteci tanımazdım, valiyi-kaymakamı tanımazdım. Faciadan once tek tuk sigara içerdim. Artık ekmek gibi yiyorum.
Çocuklarımızın yarası daha buyuk. Kızım koluna babasının olum tarihini dovme yaptırdı. Öğretmeni oğlumdan babasının numarasını istemiş. Çocuk 'Benim babam oldu' diyememiş. Psikologlar geliyor, anlat diyorlar. Onlar ne anlar ne hissettiğimizi. Biz ancak birbirimizi anlarız. Hepimiz aynı acıdayız."
Ö ğretmeni oğlumdan babasının numarasını istemiş. Çocuk 'Benim babam oldu' diyememiş. 'Babam işte, annemin numarasını vereyim' demiş.
Zeher Duman
**İ laçlarla dayanıyorum
Tek oğlu İbrahim'i 27 yaşında kaybetti. İbrahim iki yaşındayken, Kutahya'dan
madende çalışmak için Soma'ya goç etmişler. Bir erkek torunu var. "Oğlum
Anneler Gunu'nde
motoruyla gezdirirdi, parklara, yemeğe gotururdu. 'Bugun sana iş yapmak yok'
derdi. Torunum aynı babasına benziyor, yaşı benzemesin. Onunla avunuyorum.
**
O ğlum madende iki yılı doldurmuştu. İş bulamadı, madene girdi. Yapma oğlum
dedik ama dinlemedi. Burada başka iş yok ki. Hep yorgundu, evdeki zamanı
uyumakla geçerdi.
Dort yıldır ilaçlarla dayanıyorum. Oğlumun fotoğraflarına bakamıyorum. Kazadan
once ovaya giderdim, çalışmaya. Artık gidemiyorum, elim ayağım zangırdıyor. Ne
komşuya, ne duğune gitmek istiyorum. İbrahim burada olmasa memlekete
donerdik."
Fatma Özcan
**Ç areyi Soma'dan ayrılmakta buldum
**Oğlu Tolga, 11 akrabasıyla birlikte olduğunde 23 yaşındaydı. İki de kızı var. Tolga altı aylık evliydi. Bir kızı var ama hiç oğrenemedi. Facia yaşandığında eşi iki haftalık hamileydi, kendisinin bile haberi yoktu. "Avunmak için Soma'yı terk ettim, koye gittim. El işi yapıyorum, bahçeyi ekip biçiyorum. Aydan aya torunumu gormeye geliyorum. İlk iki ay devamlı doktor gozetimindeydim.
Çocuğumu hep yanımda hissediyordum. Oturduğunu kalktığını, evin içinde
gezindiğini... Sonra ilaçlarımı değiştirdiler. Çocuğumu bir daha ne gordum ne
hissettim. Keşke ilacı değiştirmeselerdi. Ruyalarıma bile girmiyor şimdi.
Kazadan once aşçılık yapıyordum, artık çalışamıyorum. Son Anneler Gunu'nde
hanımına rica etmiş bana hediye alsın diye. O da baharat takımı almış. Hala
kullanıyorum."
Naciye Kaya
**Geceleri kalk ıp sigara içiyorum
**Eşi Mustafa facia meydana geldiğinde 38 yaşındaydı. Bir kızı bir oğlu var. Ağustosta evlenecek kızı için duğun hazırlıkları yapıyor şu sıralar ama 13 Mayıs yaklaştıkça unutkanlıkları artmış. "Bu yıl hem Anneler Gunu hem 13 Mayıs. Eş için de zor ama anne-baba için evladını kaybetmek daha zor, hep kanayacak bir yara. Benim abim de başka bir madende oldu, annem hiç toparlayamadı. Allah kimseyi evladıyla sınamasın.
13 Mayıs ve duruşma gunleri yaklaşırken bize 10 gun onceden stres basıyor. Ben oyle sigara filan içmem ama yıldonumu ve duruşma yaklaşınca gece bile kalkıp sigara içiyorum. Ne olacak ne bitecek, kim tahliye olacak? Sanıklar bazen donup pişkin pişkin yuzune bakarak guluyor, sana cevap veriyor. Sanık avukatı, 'İşçiler basiretsizdi oradan çıkamadı. İsteseler çıkarlardı' bile dedi. Gel de ondan sonra delirme. Duruşmadan sonra mide kanaması geçirdim bir sefer. En yakınımızdakiler bile 'Evinizi, maaşınızı aldınız, niye hala mahkeme peşinde koşturuyorsun' bakış açısına sahip. Çocuklarımın babası gitmiş, bana trilyonlar versen ne olacak?"
Ne olmu ştu?
**301 madencinin hayat ına malolan Soma faciası, 13 Mayıs 2014'te meydana geldi. Turkiye tarihinin en çok can kaybı ile sonuçlanan iş ve madencilik kazası olarak kayıtlara geçti. Soma Holding şirketlerinden Soma Komur İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen maden ocağında patlama sonrası yangın çıktı, 787 işçi yer altında kaldı. Davada 5'i tutuklu 8 kişi için 'Olası kastla oldurme' suçundan 301 kez ve 20 ila 25 yıl, 'Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama' suçundan ise 162 kez 2 ila 6 yıl arası hapis cezası isteniyor. Tutuksuz yargılanan 43 kişi hakkında ise, 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin olumu ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma' suçundan 2 ila 15 yıl hapisle cezalandırılmaları isteniyor. 22. duruşma 19 Haziran'da yapılacak.
**

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.