Özet (TL;DR) @ 2018-05-12 13:22:09.747798: Gazeteci Altan Öymen’in 2000’li yıllarda çalışmaya başladığı ‘Anılı Kitaplar’ın beşinci ve son cildi ‘Umutlar ve İdamlar 1960-61’ yayımlandı. Bu kez 27 Mayıs İhtilali öncesi yaşananlara odaklanan…
1960 ve 1961 y ıllarını anlatan kitabınız Gezi Parkı Olayları'yla başlıyor. Neden?
-Çunku zamanında Gezi Olayları'nda yaşananları 27 Mayıs surecine benzetmişlerdi. İki olayda da bir kesim insanlar anayasanın guvencesi altındaki toplantı ve gosteri yuruyuşu hakkını kullandı. İkisinde de sokaktakiler ağırlıklı olarak gençlerdi. Ama Gezi yeşili korumak, şehirlerin betonlaşmasını onlemek için bir uyarıyken, 27 Mayıs 1960'ta sokağa 'Tahkikat Encumeni'ni protesto etmek için çıkılmıştı . Özgurlukçu hareketler olmasının dışında bu iki olay arasında, iddia edildiği gibi bir gaye birliği olmadığını anlatmak istedim.
19 Nisan 1960 tarihli H urriyet… Manşette 'Tahkikat Encumeni'nin kuruluşu ve aldığı kararlar var. Ama Meclis oturumunda yapılan goruşmeler yok. Çunku Encumen, Anayasa'ya aykırı olduğu halde, o goruşmelerin yayımlanmasına yasak koymuş.
-27 Mayıs surecini anlamak için 'Tahkikat Encumeni'ni bilmek onemli. Bu, 15 Demokrat Parti (DP) milletvekilinin yer aldığı, muhalefet ve basının faaliyetlerinin soruşturulması için kurulmuş bir komisyon. Mecliste Demokrat Parti çoğunluğu var. Çoğunluğu teşkil eden milletvekillerinin 15'i tahkikat encumeni oldu, Demokrat Parti'ye muhalif olan siyasileri ve muhalif basını soruşturdular. Haberleri yayınlatmadılar, gazeteleri kapattılar, insanları hapse attılar, siyasi faaliyetleri yasakladılar. Boyle bir adalet mekanizması! Turkiye'nin demokrasiye geçişte ilk ciddi tecrubesi 1945'te başladı. 1950'de iktidar değiştiğinde Turkiye'de demokrasi tecrubesinden geçmiş insan sayısı fevkalade azdı. İlk tecrube bir dizi yanlışla bir araya gelince sonuç bu oldu.
Enc umen'in kurulmasından sonra, ilk onemli olay 5 Mayıs'ta.
-Evet, 555K Olayı… Beşinci ayın, beşinci gununde saat 5'te Kızılay'da toplanıp 'Tahkikat Encumeni'nin faaliyetinin sona erdirilmesi istendi.
D onemin Başbakanı Adnan Menderes, o gun gostericilerin yanına gitmiş.
-Gitti. Üstelik başbakan fazla korunan bir başbakan değil, korumalar yeni verilmiş. Ama Menderes, korumaları kabul etmiyor, halkın içine karışmak, gençlerle tartışmak istiyor. Menderes, 1946-50 yılları arasında muhalefetin unlu bir hatibiydi. Halk arasında sevilen bir politikacıydı. Fakat Tahkikat Encumeni'nin kurulması, o encumene, sorguya çektikleri kişileri tutuklama yetkisi verilmesi, gece-gunduz sokağa çıkma yasakları, gozaltılar, Topkapı hadiseleri, İnonu'ye hucum edilmesi, Ankara'da askerlere, Siyasal Bilgiler oğrencilerine ateş etme yetkisi verilmesiyle durum değişti. Menderes, 5 Mayıs'ta gostericilerin yanına gittiğinde, eski sempatinin azaldığını bizzat kendisi goruyor. 555K Olayı, bir anlamda devrin iktidarıyla gençliğin yuzleşmesi oldu. 21 Mayıs'ta da Harbiyeliler Yuruyuşu yapıldı.
T urkiye tarihinde ilk kez askerler yuruyuş yapmış oldu, değil mi?
-Bildiğim kadarıyla ilk. Harbiye oğrencileriyle fakultelerdeki sivil oğrencilerin dunyaya bakışı arasında fark çok yoktu. 20 Mayıs 1960'ta Hindistan Başbakanı Nehru, Ankara'ya geldi. Nehru'yla beraberken oğrenciler Menderes için 'İstifa' sloganı attı. Ve bu oğrencilere polis 'mudahale' etti. Harbiyelerin bir kısmı, o gun sivillerle berabermiş gibi davrandı. Davranmayanlara da halk "Kardeşlerinizi dovuyorlar, siz burada duruyorsunuz" sozleriyle tepki gosterdi. Ertesi gun olduğunda, askerler de siviller gibi, haksızlığa karşı tavır koymak için sokaktaydılar. Duygusal bir andı. Harbiyeliler once sessiz yurudu, sonra Harbiye Marşı'nı sivillerle beraber soylediler. Yuruyenlerin sayısı bini buldu.
Sonra?
-Sonra, 27 Mayıs'ta askeri mudahale oldu. Askerler, ihtilalin nedenini anayasanın çiğnenmesi, insan hakları ve ozgurluklerinin goz ardı edilmesi olarak açıkladı. "Biz bir anayasa yapıp iktidarı sivil politikacılara teslim edeceğiz" dediler. 1961 Anayasası, dunyanın en modern anayasalarından ornekler alınarak beş ay gibi kısa bir zamanda once Kurucu Meclis'ten, sonra da halkoyundan geçti; yururluğe girdi. Fakat idamlar, anayasayı ve anayasanın getirdiği o değerli ilkeleri, ozgurlukleri golgede bıraktı. Buyuk acılara neden oldu. Çok yanlış bir şeydi. Toplumda buyuk sarsıntılara yol açtı.
Kitapta şoyle yazmışsınız: "Referandumdan sonra hiç kimsenin onceden hazırlığı olmadan bir Anayasa Bayramı başlamış gibiydi. Temmuz ve Ağustos ayı bu havada geçti. Yassıada'daki duruşmaların tamamlanması, kararların açıklanması bekleniyordu. Turkiye'nin buyuk çoğunluğu, o davalardan çıkacak sonuçta idam cezası olabileceğini duşunmuyordu."
-Duşunmuyordu çunku duruşmalar neredeyse bir Meclis tartışması havasında geçmeye başlamıştı. Ve mahkemeden oyle bir karar çıksa bile, Milli Birlik Komitesi'nin o kararı kaldıracağı, hapis cezalarının 'af'fa uğrayacağı tahmin ediliyordu. 15 idam cezasının, uçu tasdik edildi.
Adnan Menderes ve iki bakanFatin Ruştu Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idam edilmesine bugun hala şaşırıyor musunuz?
-Hala şaşırıyorum. Sonradan ortaya çıktı ki, idam kararı Milli Birlik Komitesi'nden çok az, 2-3 oy farkla çıkmış. Komitenin yarısı idam edilmelerini istemiyor ama bazı mufrit subaylar ve komitenin dışından olan kimselerin baskısı sonucu, birbirinin fikirlerini değiştiriyorlar. Bu olay sonrasında Turkiye'de geniş kesimlerde ıstırap hali yaygınlaştı. Daha sonra o idamların rovanşı da alınmak istendi. İki asker, Talat Aydemir ve Fethi Gurcan yeni bir darbe girişiminde bulunmak suçundan idam edildi. Daha sonraları da, Deniz Gezmiş'lerin -Deniz Gezmiş, Huseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın- idamı da '3'e 3' parolası altında Meclis'ten geçirildi ve idam edildiler. Memleket, kan davası gudulur gibi bir hale geldi.
1960-1961 'de yaşananların bugunun Turkiye'sinde bıraktığı en guçlu iz sizce ne?
-1960-61'de yaşananların iki sonucu var. 1961 Anayasası gibi demokratik bir anayasa Kurucu Meclis'çe çıkarıldı ve referandumdan geçerek yururluğe girdi. Yassıada mahkemesi kararları, anayasayla elde edilen olumlu sorunları golgede bırakan acılara, sarsıntılara yol açtı. Bu iki olayın bugune yansımasında şoyle bir durum var: İdam cezaları, artık çok şukur, ulkemizdeki cezalar arasından çıktı. Gerçi o cezaları yeniden geriye getirmek isteyenler hala var. Siyasi hayatımızda da var... İkincisi, 1961 Anayasası'ndaki demokrasi değerleri, bugun yeniden hatırlanıyor. Ve bugunku anti-demokratik gelişmelerin sona ermesi isteniyor. Demokrasiye, tum gerçekleriyle yeniden kavuşmamız isteniyor. Dilerim onumuzdeki seçimde o dilekler de gerçekleşir. Demokrasiyi tum gerçekleriyle birlikte yeniden yaşamamızı sağlayacak bir iktidar iş başına gelir.
_ 'Umutlar ve İdamlar 1960-61' Doğan Kitap 448 sayfa 49 TL _

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.