Özet (TL;DR) @ 2018-05-10T23:05:00.000Z: Rus blog yazarı İvan Danilov, ABD’yi İran’la imzalanan ‘nükleer anlaşmadan’ çeken ve dünyanın ciddi jeopolitik aktörlerinin tümünün doğrudan ya da dolaylı olarak katılmak zorunda kalacağı büyük…
Rus blog yazarı İvan Danilov, ABD'yi İran'la imzalanan 'nukleer anlaşmadan' çeken ve dunyanın ciddi jeopolitik aktorlerinin tumunun doğrudan ya da dolaylı olarak katılmak zorunda kalacağı buyuk Ortadoğu savaşı senaryosunu yeniden gundeme getiren ABD Başkanı Donald Trump'ın aslında uluslararası arenada yalnız kalmaya mahkum olduğunu belirtti.
Crimson Alter bloğunun yazarı İvan Danilov, ADB'nin eskiden Avrupa ulkelerini jeopolitik seruvenlerine dahil etmeyi başardığını, ancak şimdi Fransız ve Alman diplomatlar bir kenara, (İngiltere Dışişleri Bakanı) Boris Johnson dahi İran'la zıtlaşma stratejisine şupheyle yaklaştıklarına dikkat çekti.
' TRUMP'IN İLK KURBANI DÜNYA DÜZENİ YA DA ONDAN GERİYE KALAN ŞEY'
Danilov, Financial Times'ın artık var olmayan 'kolektif Batıya' kitabe olarak adlandırılabilecek bir yazı yayınladığını vurgulayarak, şu alıntıyı yaptı:
"Trump'ın kararının ilk kurbanı dunya duzeni ya da ondan geri kalan şey oldu. Şu anda ABD, İsrail ve Suudi Arabistan'la birlikte yalnız kalan bir grup olarak uluslararası hukukun ihlal edildiği tarafta bulunuyor. Diğer taraftaysa Çin, Rusya, Avrupa ve İran var. Bu listeye neredeyse kesin olarak Japonya, Hindistan, Avustralya ve Kanada'yı eklemeliyiz. Bu boşluğun buyumeyeceğini hayal etmek zor. Trump, en yakın Amerikan muttefiklerinin ortak ricalarına kulak vermedi. Oraya giden ve son 2 hafta kendi pozisyonlarını savunan Emmanuel Macron ve Angela Merkel dahi, oradan elleri boş donduler."
' ABD, AVRUPALI MÜTTEFİKLERİYLE DOĞRUDAN ZITLAŞMAKTAN ÇEKİNMİYOR'
Danilov, yazısına şoyle devam etti:
"Yaklaşık bir yıl once ABD'nin İran'la kaçınılmaz bir askeri çatışmaya doğru ilerlediğini ve bu çatışmanın Amerikan siyaset yapısının ozelliklerinden, Trump'ın seçim kampanyasının ozgunluğunden ve ABD'nin jeopolitik ihtiyaçlarından kaynaklandığını yazmıştık. Mayıs 2017'de Suriye ve Kuzey Kore'de tırmanan gerilim ortamında boyle bir senaryo pek olası gorunmuyordu. Uygulamada, yayınlanan tahminin ve motivasyonunun doğru olduğu goruldu. Suriye ve Kuzey Kore'deki potansiyel seruvenler Trump'ın idaresine artıdan çok eksi getiriyor, ancak İran'a yapılacak bir saldırıda çıkar ve risk bilançosu tamamen farklı bir hale geliyor. Trump Kuzey Kore için Pyongyang'ın en onemli jeopolitik koruyucusu olan Çin yonetimiyle uzlaşmanın yollarını arıyor. İran konusundaysa Trump, meselenin askeri çozum olasılığını yaklaştırmak adına uzlaşma aramamanın da otesinde, ABD'nin Avrupalı muttefikleriyle doğrudan zıtlaşmaktan dahi çekinmiyor. Bu durumda, ABD Başkanı'nın şimdilik sadece yaptırımların soz konusu olduğu yonundeki ifadelerini tamamen gormezden gelmek gerekir."
' IRAK'TAKİ SAVAŞI ANDIRIYOR'
(C) REUTERS / Fabrizio Bensch
Financial Times yazarlarından Edward Luce'tan alıntı yapan Danilov, 'durumun Irak'taki savaşa yapılan hazırlıkları çok andırdığını', ancak bu kez ABD'nin Avrupalı muttefikleri olmadan hareket edeceğini aktardı ve şoyle devam etti:
"Bu durumda, ABD Başkanı'na destek vermek istemeyenlere yonelik geleneksel medya ve kamu uzerinden baskı taktiklerinin işe yaramaması dikkat çekici. İsrail yonetiminin sunduğu ve bazı Batı medya araçlarının azimle yazdığı 'İran'ın nukleer programıyla ilgili gizli belgeler' beklenen etkiyi yaratmadı, (Rothschild ailesinin de dahil olduğu İngiliz oligark ailelere ait olan) The Econoicst dergisiyse, 'Benyamin Netanyahu'nun İran'ın nukleer anlaşmayı ihlal ettiğine dair kanıtları sunamadığını' kaydetti. Bu durum, Trump'ın 'nukleer anlaşmadan' çekilmesine engel olmadı, fakat uluslararası İran yaptırımları rejiminin eksiksiz bir şekilde yeniden canlandırılması aslında yerine getirilmesi mumkun olmayan bir gorev.
' AB YANIT VERECEK'
Ciddi bir ekonomik zararı sağlamak için ABD'nin, İran petrolunun en baştaki alıcıları olan AB, Çin ve Hindistan'ı yaptırımlara katılmaya ikna etmesi gerekecek. ABD Maliye Bakanlığı'nın İran ile işbirliğine devam edecek olan Avrupalı petrol şirketlerine ve bankalara kısıtlama uygulama ya da ceza kesme çabaşarı, AB ile ABD arasındaki zıtlaşmanın daha da buyumesine ve muhtemelen AB'nin yanıt olarak Amerikan şirketlerine karşı kısıtlamalar getirmesine yol açacak.
Bu arada, Trump yonetiminin yaptırımlar uzerinde yoğunlaşmayıp, mumkun olduğu kadar hızlı bir şekilde askeri çatışma evresine geçiş yapacağı senaryo da dışlanmamalı. Eğer bu gelişmelere pragmatik açıdan bakılacak olursa bu durum Rusya'nın yararına. Petrol fiyatları artıyor ve jeopolitik gerilimle birlikte Rusya'nın silahlarına ve diplomatik desteğine yonelik artan bir talep var. Üstelik ABD'nin çirkin davranışları goz onune alındığında, jeopolitik diyalogda aklı başında ve guvenilir ortaklara olan talep, Avrupa'da bile buyuyor. Tum bu olumlu gelişmelerin Rusya için somut malzemeye ve siyasi çıkarlara donuşturulmesi teknik bir iş. Vladimir Putin kesinlikle bunun ustesinden gelebilir."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.