Özet (TL;DR) @ 2018-05-12T10:06:57.000Z: İstanbul'da konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "25 Haziran sabahı OHAL'i kaldıracağız" dedi. Cumhurbaşkanı adayı olmamasının nedenini de açıklayan Kılıçdaroğlu, "Parti başkanından tarafsız…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Maltepe Turkan Saylan Kultur Merkezi'nde duzenlenen CHP Yurtdışı Birlikleri 2018 Genel Değerlendirme Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, genel başkan olarak uzerine duşen gorevleri olabildiğince yerine getirmeye çalıştığını soyledi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bizim ustumuzdeki yuk çok ağırdır. Sanmayın ki sadece sokaktaki vatandaş için biz bir umuduz. Biz şu anda Turkiye'de demokrasi isteyen butun dunyanın umuduyuz" dedi.Siyasetçi olarak gorevi ne kadar ağırsa her vatandaşın da ulkesi, vatanı, bayrağı, çocuklarına karşı gorevi olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, aydınlık Turkiye için hep birlikte mucadele edeceklerini kaydetti. Kılıçdaroğlu, sorumluluklarını toplumu aydınlatarak, kavga etmeyerek, bilgiyi paylaşarak, kişisel hırs ve beklentisinin olmadığını gostererek yerine getireceğini anlattı. Kadın, erkek, yaşlı ve genciyle herkese bu gorevin duştuğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şoyle konuştu:"Bu gorevi hepimiz yaparsak, 25 Haziran sabahı aydınlık bir Turkiye'ye, guzel bir Turkiye'ye hep beraber uyanacağız. Bundan benim en ufak bir endişem yok. Nedeni de şu: Dune kadar diyorlardı ki 'Biz oyun kurucuyuz, biz her turlu politikayı belirliyoruz.' Şimdi urettikleri politikanın altında kaldılar. Aslında sureci yoneten, sağlıklı yoneten, demokrasiye doğru yoneten biziz ve oyle olacağız ve bunu gerçekleştireceğiz. Bilinçli bir politikayla yolumuza devam ettiğimiz zaman çozemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur. Şunu çok iyi biliyorum, Turkiye'nin sorunları var mı? Elbette var. Beş temel sorunumuz var ama bu sorunları aşma iradesi, bilgisi ve kapasitesi sadece ve sadece Cumhuriyet Halk Partisi'nde var. Butun dunyaya ilan ediyorum, sorunları aşma kapasitesi bizde var. Neden? Bizim soylemlerimiz bilgiye dayalı soylemler. Olayı tahlil ederiz, sorunu masaya yatırırız, butun ayrıntıları goruşuruz, ondan sonra çozum uretiriz. Biz diğer partilerin olduğu gibi gecekondu partisi değiliz. Biz koklerini Kuvayı Milliye'den alan, ulkenin çıkarlarını savunan, kişisel beklentileri olmayan ve bu beklentileri geriye atan bir partinin mensuplarıyız."
" BÜTÜN GÜÇLERİYLE ÜZERİMİZE GELİYORLAR"
Kemal Kılıçdaroğlu, dunyadaki en koklu partilerden birisinin CHP olduğunu belirterek, "Turk siyaset tarihinin çopluğune, arşivine bakın, pek çok siyasi parti gorursunuz. Hepsinin vadesi dolmuş ve hepsi tarihin çop sepetinde yerini almıştır. Ama ayakta duran, 100 yıla yakındır ayakta duran, Turkiye Cumhuriyeti tarihiyle bir anlamda aynı sureci yaşayan tek parti vardır, o parti de Cumhuriyet Halk Partisi'dir ve biz de onun onurlu birer uyesiyiz" ifadelerini kullandı.CHP'li olmanın da kolay olmadığının altını çizen Kılıçdaroğlu, sozlerini şoyle surdurdu:"Yolsuzluklara karşı çıkmak demektir Cumhuriyet Halk Partili olmak. Cumhuriyet Halk Partili olmak demek, yonetim kademesine gelince her kuruşun hesabını vatandaşına vermek demektir. Hesap vermeyi bir ucuzluk, bir kavga nedeni olarak gormeyen, hesap vermeyi namuslu bir gorev olarak bilmek demektir Cumhuriyet Halk Partili olmak. Bizim işimiz bu açıdan kolay değildir, zordur. Bize her turlu saldırı yapılır. Tarihte de orneklerini goruyoruz, bugun de orneklerini goruyoruz. Çunku Turkiye Cumhuriyeti tarihinde yıkamadıkları bir kale vardır, o kalenin adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Butun guçleriyle uzerimize geliyorlar, butun guçleriyle. Dune kadar 'Vesayet, vesayet, vesayet.' diyorlardı. 'Demokrasinin uzerinde vesayet.' diyorlardı. Şimdi demokrasiye tahammul edemiyorlar. Hiçbir vatandaşım unutmasın. 20 Temmuz darbesinden sonra Turkiye farklı bir surecin içine evrilmiştir. Turkiye ağır sorunlarla karşı karşıyadır."
" BİZİM ÜSTÜMÜZDEKİ YÜK ÇOK AĞIRDIR"
Kılıçdaroğlu, Turkiye'nin beş temel sorunu olduğunu, guçler ayrılığı ilkesinin ulkede kalmadığını, butun yetkilerin bir kişiye bağlandığını, yargının bağımsız karar veremediğini one surerek, şoyle devam etti:"Gozunu saraya dikiyor, 'Acaba nasıl karar vereyim? Sarayın hoşuna gider mi gitmez mi?' 1940'ların Almanya'sında Goebbels'in dediği gibi hukuk muşavirinin soylediği gibi diyor ki 'Hitler nasıl karar verecektiyse hakim de ona uygun karar verecektir.' Geldiğimiz sureç odur, yaşadığımız tablo budur. Suçsuz insanların hapislere atıldığını çok iyi biliyoruz. Gazetelerin kapatıldığını çok iyi biliyoruz. Üniversite oğrencilerinin tutuklandığını biliyoruz, hapislere atıldığını biliyoruz. Üniversitelerin susturulduğunu biliyoruz. Bize duşen gorevin ağırlığını sadece bu sorunlar bile tek başına anlatmaya yeterlidir. Bizim ustumuzdeki yuk çok ağırdır. Sanmayın ki sadece sokaktaki vatandaş için biz bir umuduz. Biz şu anda Turkiye'de demokrasi isteyen butun dunyanın umuduyuz. Medya ozgurluğune bakın. Medya ozgurluğu kalmadı. Yuzde 90'ından fazlasını bir kişi kontrol ediyor. Onun istediği haberler verilecek. Onun istediği gibi haber yapılacak. İstemediği haberler makaslanacak, yayınlanmayacak. Bunları biz 12 Eylul darbe doneminde gorduk, 12 Mart darbe doneminde gorduk. Şimdi 20 Temmuz darbe doneminde de goruyoruz. Daha fazlasını goruyoruz. O donemde bile kısmen universiteler konuşabiliyordu, kısmen medya yazabiliyordu. Şimdi tamamını susturdular. O donemde bile yurekli savcılar vardı, yurekli hakimler vardı. Bugun savcılar, hakimler tamamen susturulmuş vaziyette. Bu açıdan hepimizin sorumluluğu fazladır."
" YENİ BİR ANAYASA YAPACAĞIZ"
Seçimi kazanmaları halinde 25 Haziran sabahı ilk olarak OHAL'i kaldıracaklarını belirten Kılıçdaroğlu, butun dunyaya "Turkiye'ye bahar geldi, Turkiye'ye demokrasi geldi, Turkiye'ye ozgurluk geldi." mesajı vereceklerini dile getirdi.Turkiye'de demokrasinin vazgeçilmezleri olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, bunun ardından kuvvetler ayrılığı ilkesini guçlendireceklerini soyledi. Guçlu bir demokratik parlamenter sistem kuracaklarının altını çizen Kılıçdaroğlu, şoyle devam etti:"Toplumla uzlaşarak yeni bir anayasa, guzel bir anayasa, toplumun her kesimini kucaklayan bir anayasa, darbe hukukundan arındırılmış bir anayasa, kendi ozgur irademizle yapacağız. Hiçbir ayırım yapmadan, kimliği, inancı, yaşam tarzı, kulturu, siyasi bakışı ne olursa olsun yeni bir anayasa, demokratik, ozgurlukçu, yeni bir anayasa yapacağız ve her vatandaş anayasa kitapçığını eline aldığında, 'Evet bu benim anayasamdır.' diyecek, 'Bu benim guvencemdir.' diyecek. Bugun geldiğimiz noktada hiç kimsenin can ve mal guvenliği yok. Ben bunu soylediğimde kıyameti koparıyorlardı. 'Vay sen bunu nasıl soylersin.' diye. Ama geçen gun bir zat kalktı kendi manifestosunu açıkladı. 'Herkesin can ve mal guvenliği olacak.' diye. Ne demek bu? 16 yıldır geldiği noktada hiç kimsenin can ve mal guvenliği yok. Şimdi diyor ki 'Ben can ve mal guvenliğini geri getireceğim.' Geçmiş olsun Recep Bey, geçmiş olsun."
Y ÜKSEK FAİZ ELEŞTİRİSİ
Ekonomik anlamda da Turkiye'nin "başlı başına bir felaketin içinde" olduğunu iddia eden Kemal Kılıçdaroğlu, çok ağır bir tablo yaşandığını savundu. Esnaf, sanayici, çiftçi, emekliye "Tablo nedir?" diye sorulmasını isteyen Kılıçdaroğlu, şoyle konuştu:"16 yılın sonunda devraldıkları mirası perişan ettiler. Faizden şikayet ediyorlar. Sanki bu memleketi şimdiye kadar Fransızlar yonetiyordu. Yahu sen yonetiyordun. Açıklama yapıyor, Allah aşkına dinleyin. Daha dun açıklama yapıyor. 'Faiz her kotuluğun hem anası hem babasıdır.' Gunaydın Recep Bey. Gozlerinden opuyorum senin, nihayet en sonunda bunu anladın sen. Daha guzel bir şey soyluyor. 'Bizim faizi aşağı çekmemiz lazım.' Bravo vallahi, demek ki faizi aşağı çekmeyi oğrenmiş, faiz aşağı çekilecek. E guzel. Devam ediyor, 'Amerika'da, Japonya'da, Avrupa'da, İsrail'de boyle mi? Boyle.' Yani o ulkelerde faiz aşağı çekilmiş, itiraf ediyor bizdeki çok yukarıda, aşağı çekmemiz lazım. Devam ediyor, 'Biz faizi yuksek tutmakla ovunuyoruz.' Sen ovunuyorsun, biz ovunmuyoruz. Sen faizcisin, sen tefecilere teslim olmuşsun. Bizim oyle bir niyetimiz yok. 'Oyuna geliyoruz.' diyor yani itiraf ediyor. 'Oyuna geldik.' Dune kadar 'Kandırıldık.' diyordu şimdi de 'Oyuna geldik.' diyor. Kim seninle oynadı, kim seni kandırdı? Kim seni oyuna getirdi? Açık ve net, 80 milyonun onunde Turkiye'nin kaynaklarını tefecilere tahsis eden Recep Tayyip Erdoğan'a çok açık ve net, çok namuslu bir soru soruyorum, faiz konusunda seni kim oyuna getirdi, çık anlat. Dune kadar sesin çıkmıyordu, ne zaman ki Turkiye'de milletin sırtına yıktıkları faizi anlattım, şimdi faizden şikayet ediyor. 151 milyar dolar, dışarıdaki bir avuç tefeciye faiz odedi bu millet. İçeride ne kadar odediler? 687 milyar lira faiz odediler. 'Faizi aşağı indirmeliyiz.' E indir kardeşim. Devlet elinde, hakimi emrinde, valisi emrinde, genel muduru emrinde, efendim Merkez Bankası emrinde, BDDK emrinde. Her şey senin emrinde. Niye indirmiyorsun? Kim sana engel oldu? Tefeciler istemiyor, tefeciler. Yakayı tefeciye kaptırmışsın. Bir ulkenin yoneticileri yakayı tefecilere kaptırmışsa onları oradan alaşağı etmek bizim gorevimizdir artık."
Kılıçdaroğlu, Ziraat Bankası'na ev satışlarında yaşanan sorun nedeniyle faizlerin indirilmesi talimatı verildiğini de belirterek, "Çunku muteahhitlerin sorunu var. Daire satamıyorlar, iş yeri satamıyorlar. 'Faizi indir.' Ziraat Bankası dedi ki 'Emredersiniz.' Hemen indirdi mi? İndirdi. Ne olacak? Sektor rahat edecek. Bir de vatandaş rahat etsin. Bir indir bakalım. Demek ki inebiliyormuş. Talimatınla inebiliyormuş. Şimdi Meclis'ten kanun hukmunde kararname çıkarma yetkisi de aldılar, ayrıca yeni duzenlemeler yapacaklar. Yap, oraya 'Faiz yuzde 1'dir.' de, 'Faiz odemeyeceğiz.' de. Niye demiyorsun, gucun yetiyor, imkanın var, yetkin var, yeri gelince konuşuyorsun, bir karış da dil var. Çıkar bunu, 'İptal ediyorum.' de, 'Kaldırıyorum.' de, 'İndiriyorum.' de . Bunu yapamazlar" dedi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.