Özet (TL;DR) @ 2018-05-07T23:19:00.000Z: Hediye Levent'e göre Lübnan'da Hizbullah ve Emel hareketi ile Hıristiyan Cumhurbaşkanı Aun’un başını çektiği ittifakın seçim zaferinde, Başbakan Hariri’nin son dönemdeki hataları etkili oldu. Levent,…



Eksen

23:19 07.05.2018(Guncellendi 16:15 08.05.2018) URL'yi kısaltın

Hediye Levent'e gore Lubnan'da Hizbullah ve Emel hareketi ile Hıristiyan Cumhurbaşkanı Aun'un başını çektiği ittifakın seçim zaferinde, Başbakan Hariri'nin son donemdeki hataları etkili oldu. Levent, Hizbullah'ın ulkede Lubnan ordusuyla ortak operasyon yapan ve ulkeyi savunan guç olarak algılandığını belirtti.

Lubnan'da dokuz yıl aradan sonra gerçekleştirilen genel seçimlerde Hizbullah ve Emel hareketiyle Cumhurbaşkanı Mişel Aun'un partisi Özgur Yurtseverler Hareketi'nin başını çektiği ittifak, Başbakan Saad el Hariri'nin partisi Mustakbel Hareketi'nin başını çektiği ittifaka karşı onemli bir zafer elde etti. Katılım oranı yuzde 49.2 gibi duşuk bir oranda kalırken, bu durum Lubnan halkının siyasete ve işleyen bir devlet yapısına guvensizliğine yoruluyor. Diğer yandan da Hizbullah'ın Lubnan siyasetinde guçlenmesi ve meşruiyetinin artmasıyla ulkenin yeniden İsrail saldırısının hedefi olabileceği kaygıları artıyor. Lubnan'daki seçimleri ve ortaya çıkardığı tabloyu Beyrut'ta yaşayan Evrensel gazetesi yazarı Hediye Levent ile konuştuk.

' NASRALLAH'IN ÇAĞRISI ETKİLİ OLDU'

Hediye Levent'e gore Lubnan'da, Başbakan Hariri'nin son donemdeki politikalarıyla birlikte, ortaya yeni çıkan oluşumlara kayan oylar Hariri'nin partisi Mustakbel'in oy kaybı yaşamasına sebep olurken, Hizbullah lideri Nasrallah'ın 'sandığa gidin' çağrısı karşılık bulmuş gorunuyor:

"Lubnan'daki seçimlerden once Mustakbel'in yani Hariri'nin liderliğini yaptığı partinin oy kaybedebileceğini ve buna karşılık Hizbullah ve Emel'in olduğu cephenin oylarını arttırabileceği konuşuluyordu. Bunun birçok sebebi var. Hariri'nin yalanladığı kaçırılma olayı ve Suudi Arabistan'dan yaptığı basın açıklaması Lubnan içerisinde çok ciddi tepkilere sebep olmuştu. Lubnan zaten birçok ekonomik ve siyasi krizle uğraşıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi bile 27 aya yayılan bir krize donuşmuştu. Kabinenin dağılma ihtimali vardı ve bunun olması Lubnan'ın bir kez daha krize yuvarlanması anlamına geliyordu. Bu sebeplerden dolayı Hariri butun kesimlerden ciddi bir tepki almıştı. Hatta o donemlerde kanlı bıçaklı olan siyasi liderler bile bu konuda ortak açıklamalar yapmıştı. Yani Lubnan'daki seçimlerde ortaya çıkan tablonun birinci sebebi olarak Hariri'nin son donemdeki politikaları gosteriliyor. İkinci sebep olarak Mustakbel'in partisinin çeşitli yeni ortaya çıkan oluşumlara kayma olduğu soyleniyor. Üçuncu sebep de katılım oranıyla alakalı. Yuzde 50'inin altında katılım oranı var. Resmi olmayan sonuçlara bakacak olursak en yuksek katılım Hizbullah ve Emel'in olduğu bolgeden gerçekleşmiş. Onu da aslında seçmen lider ilişkisiyle de alakalı bir durum olarak yorumlamak lazım. En son iki yıl once yapılan yerel yonetim seçimlerinde katılım oranı yuzde 15 'e kadar duşmuştu. Dolayısıyla seçim kampanyaları surerken diğer yandan da sandığa gidin çağrıları da yapılıyordu. Hariri'nin kitlesiyle ilişkisi ve Hizbullah'ın kitlesiyle ilişkisi aynı değil. Hizbullah Genel Sekreteri Nasrallah, son konuşmasında herkese sandığa gidin ve oyunuzu kullanın şeklinde çağrıda bulunmuştu. Bu da liderler ve destekleyenler çerçevesi açısından bakıldığında karşılık bulmuş gibi gorunuyor."

**' GENEL OLARAK SANDIĞA GİTMEME DURUMU SÖZ KONUSU'

Levent, sandığa gitmeme durumunun sadece Sunniler açısından geçerli olmadığını ve diğer Hıristiyan ve Şii bolgelerine bakıldığında bunun genel bir durum olduğunun anlaşılabileceği yorumunu yaptı:

"Seçimlere az katılımın gerçekleşmesi meselesine sadece Sunniler açısından bakmamak lazım. Lubnan'ın tamamı 15 seçim bolgesine ayırılmıştı. Bazı Hıristiyan bolgelerindeki rakamlar yuzde 25'in altındaydı. Bu biraz değişiyor ama diğer taraftan mesela Hizbullah'ın çok guçlu olduğu bolgelerde de yuzde 60 civarında olan katılımı --Nasrallah'ın çağrılarını duşunduğumuzde- aslında Hizbullah'ın kendi kitlesiyle ilişkisi çerçevesinde değerlendirdiğimizde duşuk olduğunu soyleyebiliriz. Genel olarak bir sandığa gitmeme durumu soz konusu diyebiliriz."

' CUMHURBAŞKANI AUN'UN DENGELİ YAKLAŞIMI SANDIĞA YANSIDI'

Lubnan Cumhurbaşkanı Mişel Aun'un şaşırtıcı bir şekilde hem Hizbullah hem de Mustakbel'in uzerinde anlaştığı bir isim olduğu yorumunu yapan Levent'e gore Aun'un dengeli tutumu sandığa yansıdı:

"Beyrut'un içinde Hıristiyan bolgesi olarak bilinen bolgeler duşuk kaldı. Genel bir sandığa gitmeme durumu var. Cumhurbaşkanı Mişel Aun'un son donemdeki politikaları, Hariri krizindeki birleştirici tavrı gibi unsurlar da soz konusu. Aun'un Cumhurbaşkanı seçilememe kriz suresince Lubnan içerisinde epeyce bir çalkantı olmuştu. Aun ilginç bir şekilde hem Mustakbel hem de Hizbullah'ın anlaştığı bir isim oldu. Goreve geldikten sonraki donemde de dengeli ve yapıcı bir rol ustlenmeye devam etti. Kendisi hakkında Lubnan basınında one çıkan şeyler bunlar. Bu çerçevede Aun'un kişisel dengeli politik duruşu, kriz anlarındaki sağduyulu duruşu sandığa yansımış gibi gorunuyor."

**

(C) REUTERS / Aziz Taher

'HİZBULLAH, LÜBNAN ORDUSU İLE ORTAKLAŞA ÜLKEYİ KORUYABİLECEK GÜÇ OLARAK DEĞERLENDİRİLİYOR'**

Lubnan'da Hizbullah'a yonelik algının 2006 savaşıyla birlikte değiştiğine değinen Levent'e gore Suriye sınırındaki bazı cihatçı noktalarına Lubnan ordusu ile birlikte ortak operasyon yapar hale gelen Hizbullah, ulkeyi koruyabilecek bir guç olarak değerlendiriliyor:

"Hizbullah'a yaklaşımla ilgili bu kadar çok parçalı değerlendirmeleri ancak Lubnan dışında bulunduğumuzda yapıyoruz. Lubnan içerisinde durum biraz daha farklılaşıyor. Hizbullah'ın Lubnanlılar nezdindeki pozisyonu 2006 savaşıyla birlikte değişmeye başlamıştı. Sonraki donemde de Hizbullah yavaş yavaş iç siyasette --zaten varlardı- varlığını surdurmeye devam etti. Diğer taraftan Suriye'deki olaylar başladıktan sonra şunu ısrarla belirtmek gerekiyor: Lubnan ordusu, Hizbullah ile birlikte Suriye sınırındaki noktalara --ozellikle cihatçı ve radikal unsurlara karşı- birlikte operasyon yapmaya başladı. Hizbullah halihazırda Lubnan ordusunun Lubnan içerisindeki partneri konumunda. Diğer yandan Hizbullah'a yonelik ciddi eleştiriler var. İran ile ilişkilerine dair, Lubnan'ı Suriye savaşına suruklediğine dair eleştiriler var. Ancak diğer yandan 2006 savaşı da Lubnan'da bazı algıları alt ust eden bir donem oldu. O donemle birlikte Hizbullah, Lubnan'a karşı bir saldırı soz konusu olduğunda ulkeyi koruyabilecek organize silahlı bir guç olarak değerlendiriliyor. İşin diğer tarafında boyle bir nokta da soz konusu. Son donemde hatırlayacak olursak İsrail'in Hizbullah'a yonelik açıklamaları olmuştu ve çatışma olur mu diye tartışmıştık. Hizbullah; 'Lubnan ayrı Hizbullah ayrı' şeklinde açıklamalar yapıyordu ancak Hariri donemindeki krizde bir kere daha tansiyon yukseldiğinde Lubnan ordusu 'Lubnan'a yonelik Hizbullah adı altında herhangi bir saldırının Lubnan'a yonelik olarak algılanacağını' duyurdu. Aynı donemde de Lubnan Genelkurmay Başkanı ordusunun teyakkuza geçmesi için emirler vermişti ve o donemde İsrail'in Hizbullah'a saldırısı gundemdeydi. Hizbullah elbette tartışılıyor ancak ortada birtakım somut durumlar da soz konusu. Bu da insanların algılarını elbette etkiliyor."

' İSRAİL'İN TANSİYONU YÜKSELTMESİ BEKLENİYORDU'

Lubnan'daki seçimlerde Hizbullah'ın guçlenmesiyle birlikte İsrail'in tansiyonu yukseltmesinin beklendiğini soyleyen Levent, kapsamlı bir saldırı yerine bazı Hizbullah noktalarına saldırı beklendiğine değindi:

"İnsanlar biraz diken ustundeler. Bu yeni bir durum değil. Yine Hariri'nin istifa krizi doneminde İsrail'den art arda sert açıklamalar gelmişti yine. O donemde de 'İsrail vurur mu' tartışması vardı. O gelişmelerden bu yana Lubnan'da insanlar tedirginler ve bir çatışma olur mu diye konuşuyorlar. Seçimlerde dramatik değişimler beklenmiyordu. Ama Mustakbel'in gerek yeni seçim yasası gerek seçim bolgelerinin yeniden belirlenmesi gerek de Hariri'nin politikaları nedeniyle oy kaybetmesi seçimlerden once konuşuluyordu. Buna bağlı olarak da Hizbullah'ın guçlenmesi halinde İsrail'in bir kez daha sozlu olarak tansiyonu yukseltmesi de bekleniyordu. Ama genel olarak İsrail'den bir saldırı zaten bekleniyor. Lubnan'a topyekun bir saldırı ihtimalinin ise duşuk olduğu duşunuluyor. Daha çok Hizbullah'ın kontrolundeki ve ona ait bazı noktalara yonelik İsrail'den saldırı gelebileceği belirtiliyor. En yuksek ihtimal buna veriliyor. Ama boylesi bir saldırı durumunda Lubnan ordusu nasıl karşılık verir bu çok henuz bilinmiyor. Hatırlarsak 2006 savaşı Hizbullah'ı neredeyse bolgesel guç haline getiren bir manevraydı. Şimdilerde savaş ihtimali değerlendirildiğinde bu ornek veriliyor. İsrail kesinlikle kazanacağından emin olmadan saldırmaz değerlendirmesi yapılıyor."

**

(C) REUTERS / Aziz Taher

'SUUDİLERE KARŞI ÇOK KESKİN BİR KARŞI ÇIKIŞ YA DA DESTEK YOK'**

Hediye Levent, son olarak Lubnan'da Suudilere karşı keskin bir karşı çıkış ya da destek tavrının bulunmadığı yorumunu yaptı:

"Lubnan'da Suudilere bakış bolgeden bolgeye değişiyor. Sunni kesimin yoğun olduğu yerlere gidildiği zaman ideolojik olarak ya da mezhepçi bakış açısı keskin olan Sunni bir kesim olduğu goruluyor. Bu kesin Suudilere oldukça sıcak yaklaşıyorlar. Ancak Şii bolgesinde Suudilerden elbette nefret ediyorlar. Beyrut açısından bakacak olursak Beyrut'un çok da Suudilerden haz eden bir yaşam kulturu olmadığını goruyoruz. Ama kozmopolit yapısı ve dışa açıklığı sebebiyle biraz daha ABD biraz da Avrupai bir bakış açısının bulunduğunu soyleyebiliriz. En nihayetinde Suudilerin ajandası ile Avrupalıların ajandalarını ust uste koyduğumuzda birçok ortuşen nokta da ortaya çıkıyor. Suudilere karşı Lubnan'daki insanların çok keskin bir karşı çıkış ya da desteğinin olmadığını soyleyebiliriz."