Özet (TL;DR) @ 2018-05-06 13:53:47.645241: Bazı şehirler size dünyanın merkezinde olduğunuzu hissettirir. Geçmişinden gelen; havasında, suyunda hissettiğiniz bir gücü vardır. Zor dönemlerde bile ışığını, rengini kaybetmeyen, umudu devam…
Caddede in cin top oynuyor. 4 milyonluk İzmir'in ışıkları denizi, Korfez'i aydınlatıyor. Burası ise ayın karanlık yuzu gibi...
Surucu sessizce sağa çekiyor, farları sonduruyor, kontağı kapatıyor. T urkiye'nin en tehlikeli mahallesinin girişindeyiz. İki gun onceki silahlı tarama haberi aklımızda, arabada konuşmadan bekliyoruz.
Derken iki sarı ışık, karanlığı yırtıyor; semte giriş biletimiz olan eskort araç geliyor. Peşine duşuyoruz. Bir-iki katlı gecekonduların dizildiği dar sokaklardan ulkenin en buyuk Roman yerleşimine ulaşıyoruz. Me şhur Tenekeli Mahalle'nin kalbindeyiz.
Arabadan inip bize eşlik eden gence soruyorum:
- Etrafta kimse yok gibi. Kimi çekeceğiz?
Cebinden bir kutu kibrit çıkarıyor:
- Saat daha erken abi. İstersen şurada bir lastik yakalım. Guzel resim çekersiniz.
- Yok yok, gerek yok. Mahalleyi gezsek yeter.
Karanlık sokaklara dalıyoruz. Muazzam bir yer... En heyecanlı haberlerde sırtımda beliren o urpertiyi hissediyorum.
Rio 'nun favelaları, Ortadoğu'nun dev multeci kampları gibi mekansız, kopuk... İçinde yer aldığı ulkeden, zamandan, sistemden... Yine de Turkiye'nin birinci, dunyanın 37'nci tehlikeli mahallesi.
En canl ı yere giriyoruz: 'Muzisyenler Kahvesi'. Kafalar bize çevriliyor. Mihmandarımızın "Arkadaşlar gazeteci" izahatı uzerine kahveci, "Hamdi Hoca'ya haber verelim" diyor.
Ağzında sigara, kağıt oynayan bir adamın kulağına eğiliyor. Hamdi Hoca,
Robert De Niro 'nun gozluklu, Roman versiyonu. Yanımıza gelip
eliyle bir masayı işaret ediyor, oturuyoruz.
Sesime hafif sert bir hava vererek "Haber yapacağız; İzmir'le, buradaki hayatla ilgili" diyorum. Sessizce dinliyor, sonra bir İstanbul beyefendisi şivesiyle başlıyor konuşmaya. Berklee 'den, cazdan, Berlin Filarmoni'den bahsediyor.
Me ğer karşımızda unlu caz ustası Hamdi Akatay varmış!
Kahve ahalisi etrafımıza toplanıyor. 'Çingeneler Zamanı'nın Marquez romanlarıyla buluşması... Her biri film karakteri, sıradan tek tip yok! Kahvenin girişinde rengarenk arabalar, işe çıkmaya hazırlanan muzisyenler, kafası bir dunya, laf atan meraklılar...
Bir ara gozum stajyerimiz Tuna'ya takılıyor. Kendinden geçmiş, yolun ortasında fotoğraf çekiyor. Araba çarpacak ama umursadığı yok. "Sakin ol" diye işaret ediyorum, dinlemiyor.
Hamdi Hoca, "Bu gece geç oldu. Yarın gelin, benim evin çatısında size biraz muzik yapalım" diyor. Otele donerken Tuna hala şokta: "Bu, hayatımın ilk haberiydi. Bir daha boyle bir şey gorecek miyim? Bu çıtayı tutturabilecek miyim?"
En tehlikeli mahalleden, en g orkemli malikaneye...
Napoli, Marsilya, Barselona, Venedik...
İzmir bu kentlerin akrabası... Akdeniz'in tarihi bir limanı... Ç ocukken Narlıdere'de sallar yapıp denizle ilgili hayaller kuran Lucien Arkas'ın Urla'daki evindeyiz...
Bugun, deniz ticaretinde Akdeniz'in en buyuğu. Gizemli, gozlerden uzak yaşayan biri. Evini basına hiç açmadı. Sonunda Hurriyet'in Egeli yazarlarını kırmadı, bizi oğle yemeğine davet etti.
Burası adeta bir Akdeniz medeniyeti muzesi. Ama etrafta ne bir koruma ordusu var ne de koşuşturan hizmetçiler, sekreterler... Bildiğiniz zenginlerden değil. O İzmirli bir Levanten.
Ev antikalar, haritalar, kitaplarla dolu. Tablolara bakt ığınızda etkileyici imzalar goruyorsunuz: Pablo Picasso, Rembrandt, Hoca Ali Rıza...
Bir Ronesans insanının şatosundayız!
Salona açılan terastan dışarı adım attığımda kuçuk dilimi yutacak gibi oluyorum.
Heykeller, fıskiye, Japon kirazları, bonzailer... Ve masmavi Ege'ye uzanan bir bahçe...
Boyle bir yer sadece İzmir'de olabilirdi.
U çurumun iki ucu
Hamdi Hoca'nın çatısındayım...
Muzisyen gençlere bakıyorum.
Bir gecekonduda on ki şi yaşayıp akşamları barda muzik yapan bu insanlardaki muthiş yaşam enerjisine...
**
**
U çurumun iki ucunu gormek... Ve arada çok da fark olmadığını anlamak...
Gazeteciliğin bana en buyuk hediyesi bu oldu galiba.
Herkes bir şekilde, bir tane hayat yaşıyor işte.
İ zmir farkları goze sokmuyor, hafifletiyor.
Gelin, kuca ğında herkese yer açan bu dunya şehrinin sırlarını İzmirlilerden oğrenelim...
' Goç çok normal, şu anda yaşanacak en guzel yer burası'
Kentin en onemli kultur mirasını İzmir Musevi Vakfı Başkanı Sami Azar ve turist rehberi Sara Pardo'ya sorduk.
- İzmir'de kaç Yahudi var?
S.A.: Geçen yuzyılın başlarında 40-50 bin kişi vardı. 200 binlik nufusun yuzde 25'iydi bu. Bugun maalesef 1000 kişi kadarız. İstanbul'da 14-15 bin civarı olması lazım.
- İzmir'deki Yahudi cemaati İstanbul'dan farklı mı?
S.P.: Galiba biz daha sade, sevecen, sıcağız. Kuçuk şehirde yaşamanın farkı... Buyuk şehirde bir yaşam savaşı veriyorlar, karakterleri ona gore oluşuyor, bileniyorlar. Biz daha rahat bir hayata alıştık.
- Azalm ışsınız, eksilmişsiniz; diğer azınlıklar da oyle... İzmir yine de toleranslı, çokkulturlu olma ozelliğini korudu mu?
S.A.: Politik soylemler İstanbul'da buyuk tepki yaratabiliyor. İnsanlar konsolosluk onune gidebiliyor. Sinagog saldırıları oluyor. İzmir'de bunlar olmuyor. Şu anda yaşanacak en guzel yer İzmir'dir. Milletin buraya goç etmesi çok normal.
İ zmir'in en buyuk farkı, kadınlarının hayatın içinde olması
14 yıllık İzmir Buyukşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'na gore bu kentte tolerans nesilden nesle geçiyor.
- D un gece arabadayız. Bir baktık, yandaki Mercedes'te siz... Bayağı trafikte beklediniz, sonra da yanımızdan geçerken el salladınız...
Sirenle, eskortla yol açtırmıyoruz. Trafik neyse o.
- İnsanlarla şakalaşmayı, muhabbeti seviyorsunuz. Ama buraya yururken bir- iki kere "Oof, of!" diye iç çektiniz. Zor mu İzmir'i yonetmek?
Bir kentte ne kadar iş varsa hepsiyle uğraşıyorsunuz. Yoruluyorsunuz, biraz da espriye vurmak gerekiyor. Hep ciddi olursanız siz de gerilirsiniz, sistem de gerilir.
- İzmir'in en buyuk farkı ne?
Bence İzmir'in kadınlarının hayatın içinde olması... Kenti ve yaşam biçimini koruyor, savunuyor ve mucadelede en onde duruyorlar.
- Neden bunu di ğer şehirlerimizde İzmir'deki kadar goremiyoruz?
Burası Akdeniz ticaretinin dunyayı domine ettiği zamanlardan beri bir liman kenti. Her kulturden insan yaşamış. Tolerans, tahammul nesilden nesle geçiyor. Yonetimler de bunu desteklerse ayakta duruyor, desteklemezse gidiyor.
- 'Gavur İzmir' ne demek?
Yaşam biçimi olarak Anadolu'ya uymuyor, ozgur diye siyasetçiler boyle dedi. İzmirliler de "Bir yaşam biçimimiz var, bu gavursa yapacak bir şey yok" diyor.
- İstanbullu goçunu nasıl goruyorsunuz?
İzmir sıçrama yaptı, altyapısını tamamladı. 15 senedir ciddi uğraş veriliyor. Tarihteki gibi gorunur hale geldi.
- Bu g oçun siyasi boyutu var mı?
Tabii ki; ozgurlukten, demokrasiden, Ataturk'ten yanadır İzmir'in yaşam biçimi. Bundan taviz vermez, sahip çıkar.
- İstanbul'a rakip olmak gibi bir derdiniz var mı?
İstanbul bir dunya kenti. İzmir'in İstanbul'la yarışması soz konusu olamaz. Bu, doğru bir hedef değildir. İzmir, 13-15 milyon nufusun yaşadığı Ege Bolgesi'nin merkezi. Denizli'deki hali vakti yerinde olan insanların İzmir'de ya da Çeşme'de evi barkı vardır. Manisa, Uşak, Aydın'dakiler için de geçerli bu. Sıçrama, hizmet ve turizm sektorunde olacak. Kentimizin dokusunu bozmadan ama...
İ stanbul'da o kadar baskı altında yaşıyormuşuz ki...
**
**
Radyocu, m uzisyen ve yazar Ayça Şen, dort yıl once oğlu ve eşiyle taşındığı İzmir'ini anlattı:
- İstanbul'dan İzmir'e taşınmak kaybetmek gibi geliyordu bana. Sistemden atılmak, bitmiş olmak gibi... Şimdi samimiyetle soyluyorum, İstanbulluların gelmesini istemiyorum.
- O kadar bask ı altında yaşıyormuşuz ki... İlk geldiğimde sahilde yuruyuşe çıktım. Bir kadın, gunbatımına doğru bira içiyor. "Bir dakika, ne oluyor lan burada!" dedim. Sonra baktım, biraz ileride iki kadın daha oturmuş bira içiyor, sohbet ediyor. İstanbul'da yapamazsın, hemen gelirler.
- İstanbul'da ya unlu olacaksın, ya zengin ya da zayıf! O zaman kıymetlisin. Beni çeken, İzmir'de kadının ozgur oluşu oldu.
- İzmir'de tek siyasi goruş var: Ataturkçuluk. Ona yaslanmışlar, duvar gibi. AVM'de bir adam çocuğuna, "Bu kim oğlum?" dedi, biraz da bana gostererek... Çocuk fotoğrafa baktı, "Ataturk babacığım!" dedi. Normal şartlarda bu bana çok geyik gelebilirdi ama şu şartlarda yapsın yani!
- İzmir'e gelince sıkılacağımı sanıyordum. Şimdi gunun 24 saat olması haksızlık gibi geliyor. 72 saat olmalı! Sahilde, orman yollarında saatlerce yuruyesim geliyor.
Bu kentte kad ın olarak hiç sıkıntı yaşamadım
**
**
İ zmirli YouTube fenomeni Beliz Şen'le İstanbul'a taşınmadan hemen once konuştuk.
- Bir kad ın olarak İzmir'de rahat mıydın?
Kız arkadaşlarımla gece dışarı çıkabiliyorum, eve yuruyebiliyorum. Hiçbir zaman sıkıntı yaşamadım.
- Hi ç sıkıntı yaşamadın mı?
Hiç!
- Hayat ın boyunca?
Hiç! Ama İstanbul'da yaşayabileceğimi duşunuyorum. Bu konuda biraz tedirginim.
Buraya kimse 'Seni yenmeye geldim İzmir!' diye gelmez
İzmirli gazeteci ve gurme Nedim Atilla ve Rum as ıllı gazeteci Teodora Hacudi 'yleyiz.
- İstiklal Savaşı'nı Yunanistan'a karşı vermiş, Yunan işgali yaşamış bir şehirde bir Rum olarak buyumek nasıldı?
T.H.: Herkes bir yerden gelmişti. Musluman Turk nufus da Selanik'ten, Girit'ten, Kavala'dan goçmeydi. Hoşgorulu, birbirini anlayan insanlardı.
- K otu anınız var mı hiç?
T.H.: 9 Eylul'de arkadaşlar şaka yapardı, "Seni denize dokme zamanı geldi" diye! Ama en ufak bir ırkçı saldırıda ilk onlar savunurdu. Camilerde "Solomon Efendi vefat etmiştir" gibi anonslar yapılır. Bir kere anons yapılmadı; esnaf ayağa kalktı, muftuluğe şikayet ettiler.
- Ne g uzel...
T.H.: Alsancak Camii'nde bir mevlitteyim. Yanımdaki kadın "Ne kadar surer takriben?" dedi. "Bilmiyorum, ben Hıristiyanım" dedim. O "Ben de Yahudiyim" dedi. Bir Hıristiyan ile Yahudinin camide rastlaşacağı tek yer İzmir'dir!
- Korkmuyor musunuz bu elimizden gidecek diye?
N.A.: Korkuyoruz tabii. Arkadaşlarımızla "Diren gevrek" deriz. Ama anons geçmedi diye camiyi şikayet eden insanlar enteller değil ki, oranın esnafı. Burası farklıdır.
- Bazen k otu olaylar oluyor. HDP otobusu taşlanıyor falan...
N.A. : Kotu ornektir, bir kere olmuştur. Ben onların İzmirli olduğuna da inanmıyorum. Başka yerlerden geliyorlar.
- T urkiye biraz gergin. Siz nasılsınız İzmir'de?
N.A.: En az yansıdığı yer diyebiliriz. Sokağa bir çıkın, İzmirlilerin hala guler yuzlu olduğunu goreceksiniz.
- İzmir bir kadın şehri değil mi?
N.A.: Evet. İzmir kadınının guzelliği, gorunumu değildir. Onun bir kadın olarak guzelliğidir, ozgurluğudur, yaşamasıdır.
- Nedir fark ınız?
T.H.: Serbest yetiştik. Erkekler tabu değildi. Çocukluktan itibaren oyun oynar, maçlara giderdik. İstanbul'da "Kadınlar maça gelsin!" diye çağrı yaptıklarında şaşırıyorduk. E daha doğal ne olabilir ki?
N.A.: Annem, kız kardeşim, eşim, kadın kadına meyhaneye giderler. Hiç kimse ne yapıyorlar diye bakmaz.
- Biz İstanbullular İstanbul'a aşığızdır. Ama onunla hep didişiriz. Siz uzerine titriyorsunuz.
N.A.: İzmir'de yaşamaktan buyuk keyif alıyoruz. Her şeyden eğlence çıkarabiliyoruz. Buraya kimse "Seni yenmeye geldim İzmir!" diye gelmez!
Meydanlarda esen r uzgarlar İzmir'e geldiğinde imbata donuşuyor. İmbat hafif esen, ılık bir ruzgardır. İzmir siyaseti farklı esiyor. (Hurriyet Ege Temsilcisi Deniz Sipahi)

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.