Özet (TL;DR) @ 2018-05-04T00:23:04.000Z: Rus köşe yazarı İrina Alksnis, Sputnik için kaleme aldığı makalede İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun İran ile imzalanan nükleer anlaşmanın Tahran yönetiminin yalan ve aldatmalarına dayandığı…



Rus koşe yazarı İrina Alksnis, Sputnik için kaleme aldığı makalede İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun İran ile imzalanan nukleer anlaşmanın Tahran yonetiminin yalan ve aldatmalarına dayandığı yonundeki açıklamalarını değerlendirdi ve bu açıklamaların bolge için yol açacağı muhtemel sonuçlara değindi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun geçenleri son derece guçlu bir siyasi ve bilgi bombası patlattığını belirten Alksnis, yazıya şoyle devam etti: "O (Netanyahu), canlı yayında İsrail istihbaratının İran'ın nukleer anlaşmasının 'Amad Projesi' kod adlı gizli askeri içeriğinin de bulunduğunu kanıtlayan yaklaşık 100 bin belgeden oluşan bir arşivi ele geçirdiğini soyledi.

'Amad Projesi' uzerindeki çalışmalar 1999-2003 doneminde yapılmış, İran'ın uzerindeki uluslararası baskının artması nedeniyle proje askıya alınmıştı. Tel Aviv'e gore İran, programla ilgili bilgileri gelecekte kullanabileceği hesabı yapıp gizli tutarak zaten uluslararası taahhutlerini ihlal etmiş oldu.

TEL AV İV, ABD'YE İRAN'LA ANLAŞMADAN ÇEKİLME KONUSUNDA DESTEK VERİYOR

Bilindiği uzere İran'la yapılan nukleer anlaşmadan çekilme konusu, (ABD Başkanı) Donald Trump ve idaresinin en onemli uluslararası onceliklerinden biri. ABD Başkanı birçok kez, Barack Obama'nın neredeyse en onemli dış siyaset başarısı olarak kabul edilen bu anlaşmanın 'faydasız' olduğunu soylemiş ve 12 Mayıs'a kadar bu konuda kesin kararını açıklayacağını belirtmişti. Dunyanın en etkili ulkelerin liderleri arasında son gunlerde yapılan goruşmelerin gundeminin buyuk bir bolumunu de bu konu oluşturuyor. Tel Aviv'in Washington ile ilişkileri dikkate alındığında onun da ABD'ye bu konuda tamamen ve sonuna kadar destek verdiği ortada.

' BİLGİLER UAEK'NİN 10 YILLIK BELGELERİNE YANSIMIŞTI'

Uzmanlar ve siyasetçiler, İran ve nukleer programıyla ilgili olarak ortaya çıkan yeni faktor konusunda bolca analiz ve tahmin, bazen de spekulasyon yapmaktan çekinmiyor. Sıklıkla zıt fikirlerin karşı karşıya geldiği gorulebiliyor. Kimileri, 'Arşivin doğru olup olmadığı kontrol edilmeli, bu sahte bilgi olabilir', ya da  'Bu bilgilerde yeni herhangi bir şey yok, çunku tumu Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun 10 yıl onceki belgelerine yansımıştı' derken, kimileri de 'İsraillilerin ifşa ettiği bilgi, nukleer anlaşmaya olumcul darbe indirdi, ayrıca Rusya da dahil olmak uzere anlaşmanın taraflarının saygınlığına zarar verdi' şeklinde ifadeler kullanıyor.

GER ÇEKLER VE HAKİKAT, BATI'NIN KARARLARI ÜZERİNDE ETKİLİ DEĞİL

Aslındaysa gerçekliğin çok daha yavan olduğu goruluyor, İsrail'in sunduğu belgelerin çok buyuk bir onemi yok, zira mevcut durumda gerçeklerin ve hakikatin Batı'nın aldığı kararlar uzerinde hiçbir etkisi bulunmuyor. Bu, geçen hafta Rusya'nın Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgutu'nun (OPCW) Lahey'deki merkez ofisine Suriye'nin Duma kentindeki kimyasal saldırı iddialarını yalanlayan 17 tanık getirmesine ABD'nin ve 'ekip arkadaşlarının' topluca gozlerini yumup kulaklarını tıkamasıyla bir kez daha gorulmuş oldu.

Bu hikayenin entrikasıysa tamamen farklı, burada Washington'un Avrupa'daki başkentleri İran'ın nukleer anlaşmasından çekilmesi konusunda kıvama getirmeyi başarıp başaramayacağı soz konusu.

Bilindiği uzere Trump'ın yolundaki en onemli engeli Avrupa oluşturuyor, (Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel) Macron ve (Almanya Başbakanı Angela) Merkel'in Beyaz Saray ziyaretleri, tutumlarını değiştirtmedi. Eski Dunya, Amerikan ekonomisini kurtarmak adına kurban edilmeye inatla direniyor.

Aslında son olaylar, ABD-Avrupa ilişkilerindeki kapsamlı değişikliği açıkça ortaya çıkarıyor.

AVRUPA, KEND İSİ İÇİN 2. PLANDA OLAN KONULARDA WASHINGTON'LA DAYANIŞMA GÖSTERİYOR

Avrupa, kendisi için 2. planda olan konularda (sıfır gerekçeye dayandırılan Suriye saldırısı) Washington'la tam dayanışma içinde olduğunu gosteriyor, fakat kendisi için gerçekten çok onemli konularda (Kuzey Akım-2) kendi istediklerini alıyor.

İran'la imzalanan nukleer anlaşma gerçekten Avrupa için onemli bir konu, çunku arkasında Tahran ile imzalanan milyarlarca dolarlık kontratlar ve buyuk Avrupalı işadamlarının çıkarları duruyor.

Boylelikle Netanyahu'nun ifşa ettiği bilgileri Washington, şuphesiz İran'la anlaşmayı bozma konusunda Avrupa'nın desteğinden yararlanmak için azami olçude kullanacak. Fakat daha once de ifade edildiği gibi bu anlaşma, gerçekliğine ve onemine bağlı olmaksızın bir ağırlık teşkil etmiyor.

Buna gore, olaydaki en ilginç soru şu: ABD, Avrupalı ortaklarından istediklerini almayı başaracak mı? Çunku eğer başaramazsa, dunyanın nihai olarak yeni bir çağa girdiği anlamına gelecek."