Özet (TL;DR) @ 2018-04-25 11:21:44.702138: Yonca Saraçoğlu’nun “Gaia’nın Güncesi” başlıklı heykel ve desen sergisi Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire KSM, Tek Kubbe Salonu’nda sanatseverlerin ilgisine…



Evet, bu feminist bir sergi!

-Son serginiz i çin yuksek kubbeli, geniş bir yapı olan Tophane-i Amire Kultur Sanat Merkezi, Tek kubbe Salonu'nu seçmenizin ozel bir sebebi var mı?

- Tarihi binalara ve şehirlere zaten duşkunum ama burası ozellikle buyulu bir mekan benim için… Kubbesi, hacmi, buyukluğu, orantıları beni cezbediyor. Yaşadığım yerde de çalıştığım yerde de hacim, yukseklik, espas ararım. Heykel de espas ister, yukseklik, derinlik ister. Mekanı, ışığı doğru kullanırsam sergime katkı yapacağını duşundum ve oyle de oldu.

- Serginizin Ad ı 'Gaia'nın Guncesi'. Bu isim nereden geliyor?

- Gaia yeryuzunun Yunan mitolojisindeki kişileşmiş temsilidir, tanrıça değil kozmik bir varlıktır. Dağları, denizleri, gokyuzunu ve diğer canlıları, tanrıları kendisinden yaratmıştır.

Bu ismi tum işlerimi kapsadığından seçtim. Gaia kaos ile doğan dişil bir varlık, dunyanın kendisi. Daha sonra yeryuzu, hava ve deniz olarak bolunuyor. Gaia bir yandan da toprak ana kulturune analık ediyor. Çamur ya da kil benim çok sevdiğim bir malzeme. Çocuklukta, bahçeden ya da sokaktan toplanan çamurlarla başlayan bir sevgim var. Hakikaten çamur ona aktarılan duygusal titreşimi sadakatle kaydeden ve iletebilen doğal bir malzeme. Parmak izleri gibi her şeyin, o anki ruh halinizin bile izinin kaldığı bir malzeme, bu yuzden de çok seviyorum.

- Siz mermer, metal gibi malzemelerle de çalıştınız...

- Mermer yonttum, metal çalıştım, kaynak ve bakır dovme olarak, pişmiş toprak yaptım, biraz ahşap tırtıkladım ama yıllar sonra yeniden daha yoğun bir şekilde heykel çalışmaya başladığımda ilk elime aldığım malzeme kil oldu. Çok fazla duşunmedim. Çamura doğal bir eğilimim var.

- Gaia 'nın Guncesi bir yandan kendi gunceniz mi?

**

Evet, bu feminist bir
sergi

**

Tabii. Gaia zaten 'kadın'ın metaforu olarak da kullanılıyor. Burada ben de kadın olarak, kadın
ozne olarak, en iyi bildiğim yerden konuşuyorum. Beni de temsil ediyor Gaia. Bir yandan da biziz aslında. Yer yuzunden ayrı birer varlık olduğumuzu duşunmuyorum. Her şeyin bir olması fikri bana mantıklı geliyor. Yani ezoterik anlamda değil, gayet gerçek anlamda mantıklı geliyor. Aynı malzemeden yapılmışız yıldızlarla bile… Kadınların ortaklaştığı acılar, ozellikle bu gunlerde dunyanın başına gelenlerle çok benzeşiyor. Mulkleştirilen, kendisi mulksuz, ezilen, hor gorulen, hakları yenen, hala haklarını almaya çalışan hatta bu haklardan geriye duşen kadınların durumuyla dunyanın durumu paralel gidiyor. Tum zulume ve aşındırmaya karşı bunları soğuran ve tamir etmeye çalışan kadınla dunyanın durumu bu anlamda paralellik gosteriyor.

- Kar şımızdaki feminist bir sergi mi?

- Kadının feminist olmasından daha doğal birşey yok. Bunun adını bile koymak gerekmez. Açıkça mizojin-kadın duşmanı bir dunyada kendi haklarını savunan her kadın feministtir. Haklarını talep eden, diğer kadınlar için de eyleyen, duşunen her kadın bu kapsama girer, ister bunun altını çizerek soylesin, ister amblem olarak taşısın, ister belirtmesin veya farkında bile olmasın.

- Serginizde erkek fig uru var mı?

- Elbete. Olumlu rollerde de kalabalıklar içinde de erkek figurler var, ayrımclık yok . Mesela 'Melek Çopçu'. Proleter, ilahi bir çopçu figuru var, dunyanın kotuluklerini, pisliklerini sabırla supuren, temizleyen…

İşlerinizde sık rastlanan bir formdan bahsetmek istiyorum. Major bir kadın figuru ve ondan yer yer fışkıran, ondan çıkmaya çalışan kuçuk figurler...

Etinden, kanından, canından, ruhundan parçalanarak çoğalmak, can vermek, dağılmak, yol almak, donuşmek, kurtulmak gibi anlamlara hizmet ediyor bu figurlendirme, biçimlendirme… Kendini tanımlı ve sınırlandırılmış bir ortamda ve bedende buluveren canlılığın varoluşa hayatıyla verdiği cevabı… Bu zorlu sureçte geçirdiği donuşum, her duzeyde yeniden doğuş, varoluşun her an yenilenmesi, tekrarlanmaması beni meşgul eden, huzursuz eden meseleler…