Özet (TL;DR) @ 2018-04-24 10:45:12.623852: Demet Akalın, müzik sektöründe geçen 21 yıl, sayısız hit ve zaman zaman karıştığı polemiklerle hem magazin dünyasının hem de sahnelerin en renkli isimlerinden biri. Gölcük’te içe dönük bir çocukken…



Demet Han ım, 20 yıldır şarkılarınızı dinliyor, şarkılarınızla eğleniyoruz ama... Ben bu başarı hikayesinin en başını merak ediyorum. Nasıl bir çocuktunuz, nasıl bir ailede buyudunuz?

- Çok içime kapanık bir çocuktum. Baba olmadığı için biraz fazla mahalle baskısı hissettim.

Çevre baskısıyla mı buyudunuz yani?

- Yok, aslında o mahalle baskısını bizzat ben, kendi kendime yarattım. Aman şuranın onunden geçmeyeyim, aman laf gelmesin diye hep kısıtlıyordum kendimi.

İyi ama neden?

- Çunku anne dul... Bir dukkanın onunden ikinci kez geçmezdim mesela, sırf anneme laf gelmesin diye. Kızlar normalde formalarının belini kıvırıp mini yaparlar ya, ben tersine uzattırırdım. Zaten uzun boyluyum, saçlar belime kadar, çok dikkat çekiyorum. Bir de etek kısaltmak ne demek! Hatta hiç unutmuyorum; Murat diye bir çocuk bana çıkma teklif etti...

Mutlu olmu şsunuzdur, genç kızsınız sonuçta... Beğenilmek guzel şey...

- Hiç oyle değil işte. Oturdum ağladım "Ben ne yaptım bilmeden de bana çıkma teklif etti!" diye... 17-18 yaşıma kadar boyle devam etti.

Sonra a çıldınız...

- Yok. Annem, ben biraz insan içine, arkadaş ortamlarına gireyim, açılayım, sosyalleşeyim diye uğraşmaya başladı. İzmit'te çok gezen bir tayfa vardı, onlarla tanıştırdı. O zamanlar Galleria yeni açılmış, "Alın şunu Allah aşkına Galleria'ya mı goturuyorsunuz ne yapıyorsanız" dedi (guluyor). Boyle içe donuk bir genç kızlığım oldu.

Sonunda siz mi a çıldınız yoksa anneniz mi pes edip durumu kabullendi?

- Kabullenmedi (guluyor). Beni Yaşar Alptekin'in mankenlik kursuna yazdırdı. Ama yine kendi başıma değilim, o getirip goturuyor beni hep. Haftanın iki gunu, salı-perşembe hiç unutmuyorum... Ve ben daha kurs bitmeden çok buyuk bir iç çamaşırı markasının defilesine çıktım. Zaten kursu da birincilikle bitirdim.

Peki o zamanki hedefiniz neydi?

- Sadece manken olmak, iyi para kazanmak... Bir hedefim yok aslında yani.

B İR SUBAYLA EVLENMEYİ HAYAL EDİYORDUM

S ıfır hayal bir çocukluk ve genç kızlık... Mumkun mu?

- Vardı aslında. Çocukluk hayalim -Golcuk'te yaşayan her Turk kızı gibi- bir subayla evlenip çocuk çocuğa karışmaktı (kahkaha atıyor). Ama zamanla hayaller değişti. Mankenlik yapmaya başladım, çok guzel defilelere çıkıyordum.

Mesela?

- Vakko'nun seçmeleri oldu. Nasılsa beni seçmezler diye gittim en arkaya geçtim. Sadece bir topuklu ayakkabı giymişim, o kadar ozensizim.

Buna ra ğmen fark ettiler mi sizi?

- Evet. İki Fransız koreograf parmağını gozume soktu neredeyse, oyle işaret ettiler beni "bu" diye. Duşunun sadece sekiz kişiyi alıyorlar. Şaka sandım başta, değildi.

Yurtd ışında podyuma çıktınız mı hiç?

- Yok. Hiç... Ben biraz fazla milliyetçi olduğum için, aklımdan bile geçmedi. Bir de zaten yabancı dilim yok. Kaldı ki o zamanlar kimsede yurtdışı hayali falan yoktu. Gunde kaç defileye çıktığımızı hatırlamıyorum, oyle bir yoğunluk.

DEN İZ AKKAYA'DAN DERS ALINMASI LAZIM

O yo ğunlukta, o çekingen kıza destek olanlar kimlerdi?

- Atilla Saral bana çok yardımcı olmuştu sağ olsun. Yaşar Alptekin keza oyle. Guzel donemlerdi.

Şimdi artık o guzel ortamlar yok galiba.

- Yani... Sosyal medya çok farklı bir yone kaydığı için belki de, modellik eskisi kadar revaçta değil. Tabii çok guzel şekilde yapanlar var hala...

Kimler mesela?

- Bizden sonraki jenerasyonda mesela bir Deniz Akkaya vardır. Bayılıyorum, acayip hoştur. Yurumesi, podyumu; ders alınması lazım. Ondan sonraki jenerasyonda Didem Soydan var. Yurtdışında da guzel şeyler yaptığını biliyorum. Bir-iki kere defilede seyrettim. Muhteşem. Bizim kızlarımızın bence hiçbir eksiği yok ki yabancı mankenlerden. Bella'ları (Hadid) seyrediyorum, Victoria's Secret'a nasıl çıkıyorlar anlamıyorum!

Bizim mankenleri neden oralarda g ormeyelim yani...

- Evet... Belki de kendilerine guvenleri yoktur, bilemem. Belki biri yolu açsa devamı gelecek. Gerçi o başka bir kultur. Guzellik yarışmalarında da oyle. Brezilya'da, Kolombiya'da o yarışmalara katılmaları için aileler kızlarına ozel eğitimler aldırıyorlarmış biliyor musunuz? Yani bu işler ciddi bir disiplin gerektiriyor.

B İR TEK HADİSE'YE YAKIŞIYOR

S oz ettiğiniz o disiplin sahne şovları için de geçerli, değil mi?

- Sahne deyince... O biraz farklı. Bazı sanatçıların sahne şovlarına bakıyorum, o kadar komik
oluyor ki.

Ne anlamda?

- Ne bileyim, olmuyor yani, bizim ırkımıza oyle dans uymuyor. Bir tek Hadise'ye yakışıyor, niye, çunku o da yurtdışında yetişmiş, o kulturle buyumuş. Bizde çok sakil duruyor, komik buluyorum.

M uziğe geçiş nasıl oldu?

- Gazino sayesinde. Gazinolarda benden once İlknur Bozkurt vardı. O zamanlar bir dizide rol alıyordu, yer yerinden oynuyordu.

İlknur'la sizin ne ilginiz var?

- Çok yakın arkadaşımdı. Beni sahneye ilk o çıkardı, İlknur'un alt kadrosunda başladım.

"Yeni ses" olarak hemen kabul gordunuz mu?

- Aslında sadece guzel, zarif bir kızdım onların gozunde. Hani o zamanın tabiriyle "masası var", guzel bir renk... O şekilde başlamıştım.

GEC İKTİĞİM İÇİN HÜLYA AVŞAR'DAN FIRÇA YEDİM

Sahnede ilk hangi şarkıyı soylediğinizi hatırlıyor musunuz?

- Tabii canım, Sezen Aksu'nun "Kolay Olmayacak"ını soylemiştim.

Peki sahnelerde elinizden tutan, size destek veren biri var m ıydı?

- Hulya Avşar. Biz birlikte Ankara'ya giderdik programa. Disiplini, gazinonun bir ekmek kapısı olduğunu, bu işe emek verilmesi gerektiğini, kendine yatırım yapmanın zorunluluğunu, her şeyi Hulya Avşar'dan oğrendim.

Çok mu disiplinliydi?

- Hem de nasıl. Kulise en erken o gelirdi. Hatta bir gun geç kaldım diye bayağı bir fırçasını yemişliğim var. Gazino hayatıyla başladım, sonra albumler geldi işte.

Bazı sanatçıların sahne şovlarına
guluyorum

TİTİZLİĞİM YÜZÜNDEN NE ŞARKILAR NE KLİPLER ÇÖPE ATTIM

İ lk albumden bugune başarı grafiği de hep yukseldi. Hani bir albumde de çıta duşmez mi? Buna "şans" denemez herhalde. İşin sırrı nedir?

- Çunku hiçbir zaman "Bu sefer de boyle olsun" demedim. Mesela şimdi de bana "Yaz boş geçer mi, bir şarkı yapsana" diyorlar. E yoook, yapmak istemiyorum bir şey. Vokalistime yaptığım şarkı zaten bayağı yuruyor, diyorum ki "Bu yaz boyle idare edin". Zaten konserlerim çok fazla. Yeter. Dediğim gibi, bir şeyi yapmış olmak için yapmak içime sinmiyor. Ya doğru durust yaparım, ya hiç yapmam. Ben ne şarkılar, ne klipler çope atmışımdır sırf bu yuzden. Bu konuda biraz titizim, gozum hiçbir şey gormez.

Her jenerasyona hitap etme gibi de bir ozelliğiniz var.

- 15 sene, hatta daha fazla olmuştur. İzmir'de bir yılbaşı sahnesindeyim. Otelin yeme-içme muduru, çocuğunu getirdi sahneye. Ufak bir erkek çocuğu. Tarkan gibi dans ediyor, uzatıyorum mikrofonu şarkılar soyluyor. Dedim bu çocuk bir şey olacak. O çocuk kim dersiniz?

Kim?

- Edis. Yıllar sonra çıktı karşıma "Beni hatırladınız mı?" diye. Az once bahsettiğiniz şu şans meselesine gelirsek... Bu sene 21 yıl oldu. İlk çıktığımda dediler ki "şans"... Şans tabii ki vardır, Allah'ın sevgili kuluymuşum. Ama 21 sene boyunca da insanın şansı yaver gitmez ki!

Sizin i çin "İyi şarkının kokusunu hemen alır" deniyor. Bu da ayrı bir yetenek.

- Ayrı yetenek ama arada kaçırdığım şarkılar da oluyor bakın.

Sahne çalışmaları tam gaz devam ediyor herhalde.

- Her hafta hem yurtdışı hem yurtiçi var... Çok şukur guzel gidiyor. Bu yaz da doluyuz. Ramazandan sonra bir koşturmaca başlayacak.

OKAN BEN İM HAYATIMIN ŞANSI

Bir de g uzel evliliğiniz var. Bu da bana gore başarı, çunku goz onunde insanların evlilikleri pek yolunda gitmiyor.

- (Tahtaya vuruyor)Aman maşallah. Okan benim hayatımın şansı. İş planlarımı da o yuruttuğu için hayatımda gerçekten buyuk bir destek. O benim hayatımı çok kolaylaştırıyor da aynı şeyi ben onun için yapabiliyor muyum, emin değilim.

Ailede biri on plandaysa diğeri ona destek vermeli, denge oyle sağlanıyor belki de... İki taraf birden "Ben on planda olmalıyım" deyince, işin içine hırslar ve ego girince, sorunlar başlıyor.

- Yoo Allah için Okan'ın hiç oyle bir durumu yoktur. Zaten kendi işi var. Gerçi bu aralar biraz DJ'liğe sardı. O da kafasını boşaltmak için. Ben o işe hiç karışmıyorum. Şimdi bir şarkı bulmuş, "Yaza bunu yapacağım" diyor. Aman dedim yap, n'olur yap (kahkaha atıyor). Geçen gun gittim onun çalıştığı yere, selam vererek girdi, çaldı, sonra indi, ben orada kaldım kızlarla. Öyle kaptırmış kendini. "Hayırdır" dedim, "İnsan geçerken alır beni de" (guluyor). O benim gerçekten şansım, Allah bozmasın.

İ KİMİZ DE GEZMEYE DOYMUŞUZ SOSYALLEŞME ÇABASINDA DEĞİLİZ

Peki bu uyumun, bu mutlulu ğun bir sırrı var mı?

- Yok bir sırrımız. Her Turk ailesi gibi yaşıyoruz. O da çok gezmiş zamanında, ben de çok gezdim, doydum. Artık bir yerlere gidelim, aşırı sosyalleşelim çabalarında değiliz.

K ısıtlı da bir arkadaş çevreniz var bildiğim kadarıyla...

- Mecburen (guluyor). Onlara da mudahale ediyor Okan. Bazen kızıyorum karıştığı için ama sonunda haklı çıktığı yerler oluyor.

Nas ıl bir ailesiniz?

- Pimpirikli (guluyor). Gunduzleri işim olmadığında, tum zamanımı Hira'yla geçirmeye çalışıyorum. Okuldan onu ben alıyorum, hafif işler olduğunda onu yanımda goturuyorum. Bir yere gidilecekse son uçakla gidiyor, ilk uçakla donuyorum.

Bazen konser saatlerini değiştirdiğim bile oluyor. E mumkunse yapılsın yani. Geçen hafta Osmaniye'ye gittim mesela, zaten AVM işiydi, akşama dondum. İşlerimi biraz Hira'ya gore ayarlamaya çalışıyorum ozetle. Çunku çok ufak.

YENİ İSİMLER DE BİZİM GİBİ SIRTLARINDAN HANÇERLENECEK

* ◊ *Yeni jenerasyondan be ğendiğiniz kimler var?

- Hepsini çok beğeniyorum. Simge, Derya Uluğ, Edis. Acayip yetenekli ve çok saygılılar. Bence 10 yıl sonra da hepsini sahnelerde goreceğiz, geçici değiller.

Yeni isimlere tavsiye vermenizi istesem...

- Bize tavsiye veren olmadı, onlar da her şeyi bizzat gorup yaşayacaklar. Onların da duşmanları olacak, onlar da sırtlarından hançerlenecek.

Bence zaten yaşasınlar da bunu.

Çunku insan oyle buyuyor. Affetmeyi de, yaşamayı da oyle oğreniyor. Steril bir hayat yaşama çabası boş, hatta o bana biraz fake hayat gibi geliyor.

İ Kİ-ÜÇ ÇOCUĞUM OLSA BEN TIRLATIRIM!

Hira hen uz çok kuçuk olduğu için dışarıdayken aklınız evde kalıyordur.

- Kalmaz mı? Surekli bana "Anne yoruldun mu?" diye soruyor. O soruyu duyduğum anda mahvoluyorum. Geçenlerde de babasına "Çok mutsuzsun baba, gulmuyorsun" dedi, Okan'ın içi paramparça oldu. Çunku normalde kızının yanında hep neşelidir. Ondan sonra dondum dedim ama "Bak bir de çocuk istiyorsun daha. Hira gibi iki-uç tane olduğunu duşunsene" diye...

Ne olur iki- uç çocuk olsa?

- Ben tırlatırım! Üç-beş çocuk yapan kadınları beyler başlarının ustunde gumuş tepsilerle taşımalı.

Sizin çocuk konusunda çok hassas olduğunuzu biliyorum. Geçenlerde bir bakanı ziyaret etmiştiniz çocuk istismarı konusuyla ilgili. Bir de kaybolan Suriyeli çocuklara dikkat çekmek için duzenlediğim projeye Hira'nın iki resmiyle destek vermiştiniz. Her zaman muteşekkirim bunun için size...

- Sosyal medyada biraz gucum var, bunu da mumkun olduğunca boyle işler için kullanmaya çalışıyorum.

Bazı sanatçıların sahne şovlarına
guluyorum

ANNE OLMADAN ÖNCE Ç OCUK SESİNE BİLE TAHAMMÜLÜM YOKTU

Hep mi b oyle duyarlıydınız?

- Açıkçası çocuk konusu anne olduktan sonra bambaşka bir boyuta geçti. Açık soyleyeyim, anne olmadan once uçakta çocuk sesine bile tahammul edemezdim, yerimi değiştirirdim, o derece...

Ya şimdi?

- Şimdi çantadan ne bulayım da onu oyalayayım diyorum ya da izin alıp direkt kucaklıyorum. O duruma geldi olay.

Eskiden çocuk istemiyor muydunuz? Doğru mu anladım?

- Doğru, istemiyordum. Bir gun bu konuda bir psikologla konuşuyorum. Tuttu bana "Sen çok evhamlı bir anne olacağın için bu fikri itiyorsun. Çocuk istemediğini sanıyorsun ama aslında oyle değil" dedi.

İ kna oldunuz mu?

- Yok canım. "Saçmalama, çocuk yapacağım da ne olacak? Benim kendime tahammulum yok, bir tane daha benden nasıl olur" diye karşılık verdim.

H İRA'YI ALIP GÖTÜRDÜLER, ODADA BATTANİYESİYLE KALDIM

Ve g un geldi, Hira'yı kucağınıza aldınız. Buyuk konuşmuşsunuz.

- Bir şey soyleyeyim mi, ilk anda yine anne olduğumu çok anlamadım. Ama uç- dort gun sonra sarılık oldu, Hira'yı goturduler, battaniyeyle bir kaldım ben odada, başladım ağlamaya. Üç gun surdu o ağlama. O zaman anladım anne olduğumu işte.

O yuzden artık soz konusu benim çocuğum da olsa, başkasının çocuğu da, bendeki his değişmiyor. Elim kolum ne kadar uzanabilirse ulaşmaya çalışıyorum. Birkaç sosyal sorumluluk projesinde de aktif olarak yer alıyorum. Allah sağlık verdiği, Demet Akalın adı bazı kapıları açabildiği surece çocukların yanındayım.

BENİ ÇEKEMEMEYE DEVAM ETSİNLER

Sizi çok sevenler de var, sevmeyen, çekemeyenler de...

- Çekememeye devam etsinler, ne diyeyim (kahkaha atıyor). Ben hiç konuşmak istemediğim halde bana laf soylenilmesi meselesi senelerdir var, ona yapacak bir şey yok. Eskiden hep mucadele ediyordum, "Ben haklıyım" diye bağırıyordum. Baktım bağırmamın bir faydası yok, isteyen istediğini duşunebilir, soyleyebilir dedim. Hakaret boyutuna varanlarla zaten avukatlarım ilgileniyor. Onun için hiç cevap vermiyorum.

Zaman zaman haks ızlığa uğradığınızı duşunuyor musunuz?

- Haksızlığa uğradığımı duşunduğum pek bir konu yok. Yaptığım iş belli, arkadaş çevrem belli. Kimseyle de uğraşmadığım için haksızlığın hayatımda yeri yok.

İnsanlar sizden çekiniyor gibi geliyor bana...

- Dışarıdan oyle mi gorunuyor? Beni aksi bulanlar, çekinenler, demek ki hayatımda yoklar. Aksi durumda o arkadaşlık yurumez yani. Çekindiğiniz insanla arkadaşlık eder misiniz?

SINIRA GİTMEK İÇİN  IŞIN KARACA'YLA İKİ AY ÖNCE BAŞVURMUŞTUK

Hatay 'daki sınır birliklerini ziyaret eden unluler arasında neden yer almadığınız konusunda bir polemik yaşandı. O konuda bir yanlış anlaşılma oldu sanırım.

- Aslında orada çok fazla konuşulacak bir şey yok. Bana mazeret sordular "Neden gelmediniz?" diye, ben de çağrılmadığım için bir mazeret gosteremedim ve sadece bunu soyledim. "Aman onlar gidiyor, biz niye gidemiyoruz" değildi mevzu. Tabii ki herkes gitmeli, sanatçılar da, halk da. Ama biz iki ay once Işın Karaca'yla başvurmuştuk zaten gitmek için. O zaman çok sıcaktı bolge ve bize dediler ki "Siz sosyal medyadan destek olun". "Tamam" dedik. Orada bir sıkıntı yok yani. Giden sanatçıların yorumları da kendilerini bağlar.

NEDEN FAT İH'E GİDİYOR BU ŞARKI GÜLŞEN? BEN VARIM BEN!

Yeni alb um hazırlığı ne aşamada?

- Beş-altı şarkım hazır. Ayla Çelik'ten var, Fettah Can'dan, Cansu'dan, Serdar Ortaç'tan, Aleyna Tilki'den var... Derya Uluğ ve Edis'ten gelecek. Yetişirse bir tane de Gulşen'den... Bu arada Fatih'e (Ürek) bir şarkı vermiş, şimdi arayacağım, bir kalaylayacağım onu (kahkaha atıyor). Acayip bir şarkı yapmış yani. Neden neden neden Fatih'e gidiyor bu şarkı arkadaşım, ben varım ben (guluyor). Bir tek şarkı konusunda bencilim yani. Bu arada her zaman aynı şeyi soyluyorum; Gulşen'i asla kendime rakip falan gormuyorum.

Neden?

- E Gulşen her zaman bizden bir adım onde çunku. O kadar guzel şarkılar yapıp sonra bunları başkalarına vermek... Kadın başka bir boyutta. "Pop dunyasının yeni ozanı" diyorum ona. Önce Sezen Hanım var tabii.

Ne zaman çıkar yeni album?

- Herhalde yazdan sonra... Ekimi falan bulur.

VE SONU Ç: BAŞARININ TEMELİNDE SORUMLULUK BİLİNCİ YATIYOR

Demet Akalın'ın en belirgin ozelliği, sorumluluk bilinci... Kendini muhatap olduğu her konudan sorumlu hissediyor.

Bu durum kendini evlat olarak annesine sorumlu hissetmesinden eşine, çocuğuna ve tum sevenlerine kadar uzanıyor, her adımını bu bilinçle atıyor. İşinde yakaladığı başarının temelinde de bu yatıyor.

Başka bir sektorde, başka bir işte de olsaydı aynı başarı grafiğini sergileyeceğinden şuphe yok.

SON 24 SAATTE YA ŞANANLAR