Özet (TL;DR) @ 2018-04-22 16:21:11.557025: 18 Mayıs 2017’de oğlunun babası Salih Öncel’i, 5 gün sonra da 30 yıllık yol arkadaşı Akşit Togay’ı kaybeden Nazan Öncel’le bu büyük acıların birinci yıldönümü yaklaşırken buluştum. “Bir gecede altüst…



◊ Nazan Han ım, sizinle en son 2016 Ekim'inde oturup konuşmuştuk. "Keşke 1.5 yıl oncesinde kalsaydık" diyor musunuz?

- Bildiğin gibi geçen sene mayıs ayının 18'inde oğlumun babası Salih Öncel'i, 5 gun sonra da Akşit'i kaybettim. O gunden onceki tarihlere asla bakamıyorum.

◊ Ak şit Bey'i kaybettiğiniz yaz, hayatınızın en zor donemi miydi?

- Geçen sene nisan ayında bahçe hazırlıkları yapıyorduk. Bahçeyi çiçeklendirip mutlu oluyorduk. Bu sene bunu yapmak içimden gelmiyor. Geçen sene şubat ayında pasaportunu yenilemişti, kullanmak nasip olmadı. O yuzden bir yerlere gitmek de içime sinmiyor. Yarım kalan hayalleri vardı çunku. Artık ne kadar zor olduğunu siz anlayın.

◊ Üzerinden neredeyse 1 yıl geçti. Hayatınızda neler değişti bu sureçte? Acılar insanı olgunlaştırıyor mu?

- Farkında olmazsın ama olgunlaştırır. Çiğliğini, hamlığını alır, pişirir, adam eder... "Hayat devam ediyor" klişesini bir kenara koyarsak, bir gecede hayatı altust olmuş biri olarak, kaldığımız yerden yurumeye çalışıyorum. Kah beceriyor, kah beceremiyorum.

Bir başkasının ozgurluk dediği şey sana acı verebiliyor. Bunun için hiçbir değişikliğe ihtiyaç duymuyorum. Yarın ne gosterecek bilmiyorum.

Nazan Öncel: Geride kalmak daha
zormuş

AK ŞİT GİBİ DOST BİR ÖMÜR YETER

◊ Nas ıl bir ilişkiniz vardı Akşit Bey'le?

  • "Bir Hadise Var" albumumle başlayan iş ortaklığımız bugunlere uzandı. Hiç kimseden gormediğim insanlığı gordum ondan.

Üniversite sınavına gireceğim donemde gider kayıtlarımı yaptırır, kitaplarımı alır, 1 gun oncesinden hangi kampuste, kaçıncı sırada oturacağıma kadar tespit eder, sonra dışarıda bir baba gibi beklerdi beni. Ne yapılması gerekiyorsa o planlar, duzenlerdi. Benim işimi benim yerime duşunurdu. Ben işin butunune saygı duyarak uyum gosterirdim.

Hayatta yalandan beş kişi olacağına Akşit gibi bir dostun olsun, bir omur yeter. Bu anlamda çok şanslı biriyim ben.

Bizde hiçbir iş için "Aman bekleyiversin" denilmez, her şey saati saatine yapılırdı. Son gun bana telefon açarak "Yaşar Gaga albumu için verdiğin şarkıya noterden vekalet gerekiyor. Musaitsen seninle notere kadar gidebilir miyiz?" diye sordu. Ki her zaman noteri alıp getirir, işi evde bitirirdi. O gun bunu onerdiğinde zaman sorunu yaşadığımdan, "Yarın yapalım" dedim. "Asla yarın olamaz, bugun soz verdim" deyince de kuzu kuzu gittim geldim.

Canım Yaşar'ımız ertesi gun gozyaşlarına boğularak aramıştı beni. En ışıklı yerlerde uyuyorlardır umarım. Umarım bizi bir şekilde duyuyorlardır.

◊ Son g unleriniz nasıl geçmişti?

- Son hafta ofisi boşaltmış, yeni duzenlemeler yapıyordu. Beni çağırdı, "Bak arşivlerin burada, odullerin şurada. Burada bu, şurada şu var" diyerek sanki emanetlerini teslim edermiş gibi her şeyi gosterdi. Bir baktım elinde valiz var. "O ne?" dedim, "Bu Serkan'ın (Öncel) bebeklik çeyizlerinin valizi. Geldiğinde Serkan'a teslim edeceğim" cevabını verdi. Yani kaç kişi birinin bebekliklerine 40 sene sahip çıkabilir ki? Bunu ancak sorumluluk sahibi bir insan yapabilir.

Özetle; bir suru guzellik yaptı ve gitti. Üzerimde sonsuz emeği var. Sadece bende değil, tanıdığı, çalıştığı herkese emek verdi. Tam 30 sene hiç sızlanmadan kahrımızı çekti. Ödemeye kalksak odeyemeyeceğimiz bir omurluk gonul borcumuz var.

Çok acayip bir durustluğu vardı Akşit'in. Manavda bir kirazın tadına baksa, çekirdeğini gosterecek kadar durust adamdı. Herkesin Akşit Abi'siydi, sevip sayanı çoktu. O gidişin mutlu eden tek tarafı da bu...

SANIRIM HAYALLERiMiN ÖTESiNE GEÇTiM

◊ Gen çken hayallerinizde nasıl bir Nazan Öncel vardı? Hayalinizdeki kadın olabildiniz mi?

- Mutlu çocuklar hayal kurabilir, mutsuz çocukların hayalleri bile ellerinde kalıyor... Ama buyume hayalleri kuruyordum, buyuyup ozgur olabilmeyi duşluyordum. Hayattaki en onemli şeydir hurriyet. Sonra 15 yaşımda orkestramı kurmuş, kendimi sahnelere atmıştım zaten. İzmir Fuarı'na gider, gozume kestirdiğim sanatçının sahnesine çıkardım. Her festivalde yer alırdım, şarkıcı olmaktan ote bir hayal kurmaya zaman kalmadan şarkıcı oldum. Sanırım hayallerimin de otesine geçtim.

◊ "Demirden Leblebi" şarkınızda çocukluğunuzda uvey babanız tarafından maruz kaldığınız tacizi anlatıyorsunuz. Bu travmayı hala omuzlarınızda taşıyor musunuz?

- Bu insanın içinde taşıdığı bir yuktur, boyle yukler bir yumurta kufesi olmadığı için "Bir atayım da kurtulayım" demekle atılmaz.

◊ Hayata kar şı bu anlamda bir ofkeniz var mı? Kadınların çığlığı sizce artık duyuluyor mu? 

- Ölumun bile normalleştirildiği tuhaf bir zamandayız. Kimsenin çığlığının duyulduğunu duşunmuyorum. Başkalarının acısına bakmayı, empati yapmayı ne yazık ki bilmiyoruz.

CUMHURBA ŞKANI OLSAYDIM

24 Haziran 'da erken seçim var. 100 bin imza toplayıp aday olsanız ve Cumhurbaşkanı seçilseniz, ilk icraatınız ne olurdu?

- Kadın ve insan hakları ile hukuku one alırdım; cinsel istismar, işsizlik, hissizlik,

asgari ucret
vesaire...

TURNEYE ÇIKACAĞIM

**◊ Yeni alb um için konserler verecek misiniz?

- Şu sıralar turne planlaması yapıyoruz. Beklerim gel. Bizim konserler çok heyecanlı geçiyor.

Nazan Öncel: Geride kalmak daha
zormuş

SEZEN 'LE DÜET YAPMAYI ÇOK iSTERiM

◊ Alb umde Manuş Baba'yla duetiniz de var. Seviyor muydunuz şarkıcıyı? Duet fikri nereden çıktı?

- Manuş Baba'yı 2012 senesinde iki şarkımı seslendirdiğinde tanımış, sesine bayılmıştım. Sosyal medya hesaplarımdan çalışmalarını paylaşıyordum. Elim de, gozum de ustundeydi.

3 sene sonra konserlerime gelmeye başladığında tanıştık. "Senin için ne yapabilirim?" diye konuşurken, "Bir gun sizinle bir şey yapmadan şu hayattan gitmeyeceğim" dedi. Ben de "Hadi gel o zaman" dedim, geldi.

Populer olmak kolaydır ama bozulmadan kalabilmektir zor olan. Manuş işte boyle bir adam. Bu yuzden hem gurur duyuyor, hem seviyorum onu. Manuş candır, evlattır. Hayat elverirse yanında olurum.

◊ D uet yapmak istediğiniz başka isimler var mı?

- Sırada tribute albumum var. Henuz yapım aşamasında. Var olsunlar Tarkan'dan Sezen Aksu'ya kadar pek çok değerli insan şarkı soyluyor. Kafamıza eserse bir şey yapabiliriz. Sezen'le birlikte hiç şarkı soylemedik mesela. Çok isterim.

NERESiNDEN TUTSAN ELiNDE KALAN BiR ÇARESiZLiK

◊ Ölumu nasıl tanımlıyorsunuz?

- Ölum de hayatın bir parçasıdır. Her şeyi burada olduğu gibi bırakıp bir bilinmeze yolculuk yapıyoruz. Gitmekle kalmak arasındaki zorluğu kendi adıma 'kalmak' olarak yorumlayabilirim. Buyuk bir acı seni bekliyor. Neresinden tutsan elinde kalan bir çaresizlikle baş etmeye çalışıyorsun.

Diğer taraftan gidenlerin arkasından bir rontgenci gibi her şeyini nasıl kurcalarlar diye duşunuyor insan. Ben sosyal medya hesaplarına bile bakamıyorum. Bu her giden için boyle; bir anne olabilir, dost ya da eş. Bıraktığı her şey sonsuz acı veriyor. Hırkası, kitapları, telefonu, bilgisayarı, gozluğu, fotoğrafları, arabası falan. Hala elim hiçbir şeye gitmiyor, gidemiyor. Ölum insanlığın en buyuk çaresizliği, başka bir açıklaması yok. Sonrasında gidenden uzaklaşmak istemediğinden çok yaşayacağım diye korkuyorsun. Ölumun gidenlerle arayı boyle açtığını duşunuyorsun.

◊ Yeni alb umunuz "Durum Şarkıları"nın tamamını Akşit Togay'a ithaf ettiniz ama ozellikle onun için yazdığınız bir şarkı var mı?

- "Umut" ve "Yaniler". "Siyahlar"ı da daha once demo olarak dinlemişti ama ardından ufak dokunuşlarla bugunku ruh halime gore revize etmiş oldum.

◊ Nedir bug unku durumunuz, halet-i ruhiyeniz?

- Bazen gunlerce susuyorum, bazen kendimi deli deli sokaklara atıyorum. Hiç bu kadar çok susmamış, hiç bu kadar çok konuşmamış gibiyim.

Açıkçası kendimi kurtarmaya çalışıyorum ama henuz becerebilmiş değilim. Surekli çalışıyorum. "Hiç yapmam" dediğim şeyleri yaparken buluyorum kendimi. Hayatın kendi rutini içinde yuruyup giderken bile kafanı surekli meşgul etmek zorunda kalıyorsun.

◊ Ac ı çekmemiş bir insan, guzel şarkılar yazabilir mi sizce? 

- Belki bir yere kadar evet ama iyi şarkı yazmak eğitim ve kulturle de ilgili bir şeydir. Acının bittiği yerde saz el değiştiriyor, bunlar giriyor devreye.

YASAKLAR, ŞARKILARIN DAHA  ÇOK SAHiPLENiLMESiNi SAĞLIYOR

◊ "Gidelim Buralardan" odule doymayan bir şarkı. En son "Kelebekler" filminde kullanıldı hatta. Şarkılarınızın modası neden geçmiyor sizce?

- Gerçek duyguların şarkıları olduğu için olabilir. Yapay olmayışlarından denilebilir belki. Evet, "Gidelim Buralardan" bizi yine mutlu etti, "Kelebekler" filmi Sundance Film Festivali'nde 'en iyi film' odulunu aldı. Şarkının da filmin bir parçası olması mutluluk sebebimiz oldu. Şarkılarımı zamansız kılan dinleyicisine de sonsuz minnettarım. Tolga Karaçelik'i de canı gonulden kutluyorum.

◊ TRT 'nin yasakladığı şarkılar arasında sizin "Sakin Ol Şampiyon" şarkınız da var. Bu yasağa ne diyorsunuz?

- İyi n'apalım, oyleyse oyle diyoruz. Şarkıların yasaklanması, onların daha çok sahiplenilmesini sağlıyor. Bu da kotunun iyisi demek oluyor.

FiKiRLERiMi KENDiME SAKLIYORUM

◊ "Nedir Bu Koku Yokluğun Boku" diye bir kitap yazacağınızı anlatmıştınız bana. Devam ediyor musunuz yazmaya, durdunuz mu?

- Yayınevleri sıkıştırıyor ama şimdilik bir kenarda bekletiyorum. Yeni hikayeler yazıyorum şu ara. Birazı ben, birazı kurgusal. Neye donuşur bilemiyorum.

◊ En son bir araya geldi ğimizde erkek çorabı giyiyordunuz. Var mı yeni çılgınlığınız moda adına?

- Bu noktada durust olmak gerekirse fikirlerimi kendime saklamaya soz verdim. Çoraba devam diyelim.

" BU DELiDiR, BiR ŞEY PATLATIR" DiYE BOŞUNA HEVESLENMEYİN

Instagram videolar ınız çok konuşuluyor. Konuşulsun diye mi çekiyorsunuz?

- Yok artık daha neler Cengiz!

Sezen Aksu sosyal medyay ı bırakırken, siz daha aktif kullanmaya başladınız. Memnunsunuz galiba sosyal medyanın enerjisinden?

- Çok sık olmamakla beraber, soyleyecek bir sozum olduğunda kafa dağıtmaya çalışıyorum. Sağ olsun ilgi gosteriyorlar ama benim için o kadardır. Yani hiç boşuna heveslenmeyin. "Bu delidir, bir gun bir şey patlatır" durumları olmaz.

T ÜRK SiNEMASININ SON STARI HÜLYA'DIR

Bir videonuzda "Hulya Avşar neden hiç salon kadını rolunde oynamadı?" diye sordunuz. Neden oynamadı sizce?

- Ben salon filminden şoyle bir şey anlıyorum, yanlışsam duzeltelim: Elinde bir mikrofonla, otrişli kostumler içinde şarkıların soylendiği melodramlardır. O donemin sineması buydu, ayıla bayıla seyrediyorduk. Hala da oyle. Ben Hulya boyle bir film çevirmedi diye biliyorum. Ki kadın çok guzel ve de iyi oyuncu. O melodramlar bir mikrofona bakıyordu, tercih etmedi demek.

Ki, o her rolun hakkını sonuna kadar verebilen bir oyuncu olmasına rağmen, toplumsal sorunları konu alan filmler çekerek kariyerine işin en zor kısmından başlamış ve başarmış oldu. Yani salon filmlerine ihtiyaç duymadan başarıyı bu filmlerle yakalamış olması, onun çok iyi oyuncu olduğunu gosteriyor.

Demem o ki, Turk sinemasının son starı Hulya'dır, daha da ustune çıkabilen olmamıştır. Turkçesi de, Çincesi de budur. Kimse boşuna heyecanlanmasın, ortalığı germeye çalışmasın.

Siz salon kad ını sorusunu sorunca, 1999'daki kavganız yeniden gundeme geldi ama. Onun programına katılmış ve sonrasında Hulya'ya "yalaka" demiştiniz. Kırgınlık var mı hala aranızda?

- Evet, oyle demiştim. Etki-tepki meselesi... Yıllar sonra annemin vefatında aradı beni, sağ olsun. Sonra Emral Hanım'ın vefatında goruşmuştuk. Sonraki bir goruşmemizde, o sozunu ettiğin programı hatırlatarak "Orada gorduğum ne Nazan'ı ne de Hulya'yı sevdim, biz bu değiliz, saçmalamışız" dedim, konu bizim için kapandı.

Bir ara Hulya'nın televizyon programına davet ettiler ama ben o defteri kapatalı bir 15 yıl kadar olduğundan "Ne işim var televizyonda?" deyip geçtim. İnsanların o olayı hatırlatmaları da normal. Sen unutursun, onlar unutmaz. Oysa bildiğimiz gibi hayat kalp kırmaya değmeyecek kadar kısa. Hoşgoru ve empati yeterli. Bir kırgınlığımız yok diye biliyorum.

Nazan Öncel: Geride kalmak daha
zormuş

B İR KERE ÂŞIK OLDUM

Ka ç kere aşık oldunuz?

- Bir kere.

Ka ç kere aşık olduğunuzu duşunup yanıldınız?

- O da bir kere.

Bundan sonra yeni bir a şk yaşamak ister misiniz?

- Eskisini de yenisini de sadece 5 gun arayla toprağa vermiş birinin boyle bir şansı kalmış mıdır sence? Kendi halime guleyim mi, ağlayayım mı bilemedim...