Özet (TL;DR) @ 2018-04-22 16:20:21.046117: Fotoğraf çerçeveleri, yastıklar, şallar, fincanlar, porselenler, kahve sehpasının üzerine yerleştirilmiş içi meyve dolu kaseler ve kitaplar... Parvus karakterini canlandırdığı ‘Payitaht Abdülhamit’…



' Önune geleni yaşamak' diye bir şey varsa, hayatınız bu felsefesinin vucuda gelmiş hali gibi. Yaşamınızla ilgili onemli kararları hep başkaları almış.

- Hakikaten oyle ama bazı yalnız zamanlarımda duşunuyorum da, iradem olsaydı ve bazı şeylere de "Yok" deseydim.

Bu şansınız olsaydı, hayatınızda nelere hayır derdiniz?

- Ülkeden ayrılıp İngiltere'de tiyatro eğitimi almaya gitmeseydim ne olurdu acaba? Ya da Diyarbakır'dan İstanbul'a gelmeyi kabul etmeseydim... Bizim kulturumuzde itiraz yoktu, ailen ne derse, buyuklerin ne derse onu yapardın. Bugun de bizim ulkede boyle yapmıyor muyuz? Her şeye evet dedim.

'Payitaht Abdulhamit'in 'Parvus'u Kevork Malikyan:İsim değiştirmek
istemedim

" Sadece diyalog kurmak sorunlara çozum olabilir. Tanrı bize konuşalım diye ağız, dinleyelim diye kulak, gorelim diye goz vermiş. Sadece bunları yerinde kullansak yeter. Silahlara ihtiyacımız yok. Keşke uzayda yeni bir ideal gezegen kurabilsek, bu dunya için umut gormuyorum artık."

Ama sonu ç kotu olmamış...

- Hayır olmadı. Bunu şimdi konuşmak kolay tabii ama yaratıcı birinin daha devrimci olması gerekir. Yaratıcı biri her şeye evet demez, araştırır. Diyarbakır'da, 10 yaşında dunyadan haberim yoktu ki benim, nerede gelip de İstanbul'da ruhban okulunda rahip olmak için eğitim alayım. 1953'te, Ermeni rahip Sahak Papazyan, yetenekli oğrencileri seçip goturmek için Diyarbakır'a gelmişti. Babam aldı beni karşısına, "Bak oğlum, ben her şeyimi kaybettim. Çocuklarıma eğitim verecek varlığım kalmadı. Ama sen İstanbul'a gidersen iyi bir eğitim alabilirsin. Bizi hiç duşunme, git" dedi. Dunyanın en açık zihinli insanlarından biriydi. Sivas'taki evlerinin kapısı 1915'te çalındığında 11 yaşındaymış ve daha o yaşta Ermenice'nin yanı sıra akıcı bir Fransızca, Turkçe, Kurtçe konuşuyormuş. Sivas'taki Fransız lisesinde oğrenciymiş. Neleri kaçırdığının farkındaydı, çocuklarına neleri veremeyeceğinin de... Benim için fırsat penceresinin açıldığını gordu ve gonderdi. Hayat onumuze çıkan fırsatlardan ibarettir, o fırsatları değerlendirmek gerek.

Ü skudar'daki Surp Haç Tıbrevank'ta bir fırsat daha çıkıyor onunuze...

- Okulda Shakespeare'in Hamlet'ini sahneliyorduk. İngiliz rahip Harding, beni sahnede gorunce İngiltere'de oyunculuk eğitimi almam gerektiğini duşundu ve Başpatrik Kalustyan'la konuşup tum girişimleri, ayarlamaları kendisi yaptı. Gulbenkyan Vakfı'ndan, Ermeni Genel Hayırseverlik Derneği'nden burslar ayarlardı. Elbette benim de giriş sınavlarını geçmem gerekiyordu.

'Payitaht Abdulhamit'in 'Parvus'u Kevork Malikyan:İsim değiştirmek
istemedim

" Herkes "Sen nasıl 74'sun, 60 yaşında gosteriyorsun' diyor. Belki meselelere takılıp kalmadığımdandır. Duşunmek, saplanıp kalmak yalnızca acı getirir. Hayatım boyunca yoluma devam ettim. Hiçbir şeyin kanserleşmesine izin vermemek lazım."

Evlilik teklifi de sizden de ğil eşinizden gelmiş...

- Evet. Evliliğin ne demek olduğunu bilmem gereken yaştaydım, 24'umdeydim ama bilmiyordum. Bildiğim tek evlilik annemle babamınkiydi. Onlar da, 1915'te kendilerini evlerine alan iki Kurt aile tarafından evlendirilmişti. Uzun sure birer Ermeni çocuk sakladıklarını korkudan kimseye soylememişler. Eşim Maida "Benimle evlenir misin" dedi, ben de "evet dedim. Bazı şeyleri uzerinde fazla duşunmeden yapmak belki de daha iyi. Baştan hayır derseniz, neyi kaçırdığınızı bilemezsiniz. İki çocuğumuz (Sonia ile Sevan) oldu, muhteşemdi.

Hay ır dediğiniz tek şey, kariyer için isminizi değiştirme onerisi olmuş sanırım.

- Dunyada bir miktar ırkçılığın olmadığı ulke yok. 1967'de ajansım ismimi değiştirmeyi onerdiğinde, benim henuz farkında olmadığım bir şey biliyordu. Ama bana neden değiştirmem gerektiğini soylemediler. "İsmini değiştirmek ister misin" diye sordular, istemedim. Neden istemedim onu bile bilmiyorum. Kevork Malikyan, saf Ermeni bir isim. Pek çok Yahudi aktorun, şohreti yakalamak için ismini değiştirdiğini sonradan oğrendim. O gunlerde Hollywood da ırkçıydı. Charles Aznavour bir keresinde, değiştirmese Ermeni isminin Fransa'daki kariyerinde engel olacağını soylemişti. İsmimi değiştirsem ne olurdu bilmiyorum, "şoyle yapsaydım ne olurdu" diye duşunerek tum hayatınızı gozden geçiremezsiniz.

De ğiştirseniz, hangi ismi alırdınız?

- Kevork'un İngilizce karşılığı George. Malikyan da Malik olurdu sanırım.

Kitapta "Hayat ille de tek bir yerde yaşayınca değil ama yaşadığın yerde barış, uyum ve rahat içinde olunca guzel. Sanırım bizim kuşağımız bu huzuru bulamadığı için hep kaçtı" diyorsunuz. Gittiğiniz yerlerde huzur bulabildiniz mi?

- Nasıl bulabilirsin?... İngiltere'de kuçuk olaylar dışında huzurumuz vardı, bir olumsuzlukla karşılaşmadım. Üzerimde bir baskı yoktu. Ama doğduğun toprakta ozgurluk bulamıyorsan, başka yerde nasıl bulasın? 20 yaşında tek kelime İngilizce bilmeden gittim. Kendimi yeniden yabancı olarak buldum, adapte olmaya çalıştım. Hayat gailesi içinde sistemin bir parçası olup uzerine duşunmeye vakit bulamıyorsun.

Ev sizin i çin neresi?

- Neredeysem orası ev artık bana.

Kitapta, T urkiye'ye donuşunuzu mesleki bir karar gibi anlatıyorsunuz. Turkçe'de oyunculuk yapmak istediğinizi soyluyorsunuz. 2011'de donmenizin tek sebebi bu mu?

- Hasret de var. Doğduğu toprağı kimse unutamaz, unutmaması lazım. Turkçe oynamak nasıl, bakmak da istedim. Becerdim mi, bilmiyorum. İngiltere'de oyunculuk sınavlarına girmeden once, 1962 yazında, İstanbul'da da konservatuvar sınavına girmiştim. Oyunculuğumu beğenmelerine rağmen, şivem yuzunden almadılar. Sonra tek kelime bilmediğim İngilizceyle, İngiltere'de sınav kazandım. Ülkenin en iyi tiyatro okullarından biriydi. Oyunculukta 50. yılımı burada kutlamak da o kadar yerinde oldu ki... O gece, bana bin tane Oscar odulune bedeldi. Donmek, yapmam gereken bir şeydi.

Ama sonra yeniden ayr ılıp Kıbrıs'a yerleştiniz...

- Çok yoruldum. Turkiye'de yaşamak zor. Dizi, sinema ve tiyatro endustrisi de benim alıştığım gibi değil. Çok zor koşullarda çalışılıyor. Ama yine de enteresan diziler, filmler yapılıyor. Anlamadığım biçimde enerjik bir tiyatro ortamı da var.

'Payitaht Abdulhamit'in 'Parvus'u Kevork Malikyan:İsim değiştirmek
istemedim

Ben şimdi hayattaki tek Malikyan'ım benim de herkes gibi akrabalarım olmalıydı

1915 'ten sağ kurtulmuş bir ailenin çocuğu olmak ne demektir?

- Öksuzluk demektir... Yalnızlık demektir... Haksızlık demektir... Diyarbakır'da arkadaşlarımla sokakta oynarken, "Bu akşam bize dedemler geliyor, halamlar geliyor" deyip eve erken donerlerdi. Anama babama sorardım "Neden benim dedem yok, nenem yok" diye. Hep "Sonra anlatırız" dediler ama o 'sonra' hiç gelmedi. Benim gibi boyle bir dolu çocuk vardır; ne dede ne nene gorduler. Bugun annemle babam İstanbul'da gomulu. İki ağabeyim Almanya'nın farklı şehirlerinde vefat etti. Ablam birkaç ay evvel Paris'te hayatını kaybetti ve orada toprağa verildi. Ben şimdi yalnız, tek Malikyan'ım. Nerede benim amcalarım, dayılarım? Herhalde benim de, hepimiz gibi akrabalarım vardı. Dunyanın farklı yerlerine dağıldık, benim gibi çocuklarım da buyukbaba gormedi. Eşimin ailesi ve akrabaları 1915'te gemiyle hep birlikte Mısır'a kaçmış. O sayede anne tarafından teyze, dayı, dede gorduler en azından.

Anne-baban ız, 1915'te sağ kalmayı nasıl başarmışlar?

- Babamın hikayesini yedi yaşındayken, hamama gittiğimizde oğrenmiştim. Omzunun iki tarafındaki yara izini gorunce sordum. Babam Mardiros, Sivas'ın Divriği ilçesine bağlı Gasma (Kesme) koyunden. 1915'te, bunları koyun dışına çıkarıp sıraya sokuyorlar ve vurmaya başlıyorlar. Yakınlarında da bir koru var, oraya doğru kaçmaya başlıyor. Arkasından ateş ediyorlar, omzundan vurulup duşuyor. Adamlar da kuçuk çocuk, olmuştur deyip gidip bakmıyorlar. Bir sure sonra kendine geliyor. Kurşun omzunun arkasından girip onden çıkmış. Ormanın içinden Diyarbakır'a kadar yuruyor. Orada bir Kurt aile ona bakıyor. Ama hangi yollardan,  kaç gun yuruyor hiç bilmiyorum. Annem Tuma ise Diyarbakır Eğil doğumlu. 1915'te dort yaşında. Kadınları, çocukları ve yaşlıları topluyorlar. Annem, anneannemin kucağında. Annesinin vucudu koruyor, hayatta kalıyor. Ortalık sessizleşince o da yurumeye başlıyor ve bir başka Kurt aile de onu yanına alıyor. Annem neredeyse hiç konuşmazdı, çok sessiz bir kadındı. O şoktan olmalı.

Gavur Mahallesi 'ndeki çocuklukÇocukluğum Diyarbakır Hançepek'te, yani Sur'daki Gavur Mahallesi'nde geçti. Sur'a en son 2012'de Surp Giragos kilisesinin restorasyon sonrası açılışına gitmiştim. Şimdi Sur'dan geriye pek bir şey kalmadı. Dort Ayaklı Minare'ye giderdim çocukken, altında oturup seyrederdim. Aklım ermezdi o koca minare, dort tane ayağın uzerinde nasıl duruyor diye. O kadar guzeldi ki... Biz beş ayrı evde kiracı oturmuştuk. Genelde tek goz odalı evlerde yaşardık. Birden fazla ailenin bir avlu etrafındaki odalara yerleştiği, ortak bir mutfağı ve tuvaleti kullandığı evlerdi. Eski, taştan, buyuk, buyulu evler... 200 Ermeni aile vardı Diyarbakır'da o zamanlar. Biz neden gavurduk, mahalle neden 'Gavur Mahallesi'ydi, hiç anlayamazdım. Babama sorardım; "Dinleme oğlum, çocuklar oyle soyler" derdi.

'Payitaht Abdulhamit'in 'Parvus'u Kevork Malikyan:İsim değiştirmek
istemedim

" Dunyaya oyuncu olarak tekrar gelsem, Tanrı'dan beni 1.80 metre boyunda ve kalın dudaklı yaratmasını rica ederdim. Boylece gerçek bir yıldız olabilirdim.

Talih benim y uzume guldu

Ünu Turkiye sınırlarını aşmış mucevher tasarımcısı Sevan Bıçakçı, bir gun beni Çemberlitaş civarında bir restorana goturdu. "Kevork Abi, seninle tanışmayı o kadar istiyordum ki.... Babam ismini ağzından duşurmezdi. Kevork İngiltere'de şunu yaptı, bu filmde oynadı, kraliçeyle el sıkıştı..." diye anlatırdı hep" dedi. Kader işte... Rahip Harding, İngiltere'ye gondermek için beni değil Sevan'ın babası, benim okul arkadaşım Sımpat'ı da seçebilirdi, o da çok yetenekliydi."

'Payitaht Abdulhamit'in 'Parvus'u Kevork Malikyan:İsim değiştirmek
istemedim

Filmografisinden...

2016 The Promise - Teryy George

2014 Exodus: Tanrılar ve Krallar - Ridley Scott

2014 Kesik - Fatih Akın

2013 Şarkı Soyleyen Kadınlar - Reha Erdem

2012 Babalar ve Evlatlar (Dizi)  - Cemal Şan

2004 Anka'nın Uyanışı - John Moore

1989 Indiana Jones -  Steven Spielberg

1978 Geceyarısı Ekspresi  - Alan Parker

1977 Mind Your Language  - Stuart Allen