Özet (TL;DR) @ 2018-04-22 16:19:57.224734: Yetişkinlerin elinde bulunan koltukları, 23 Nisan’da çocuklara devretmek gelenektendir. Çocuklar bu önemli koltuklara oturtulur ama fikirleri, söyledikleri pek de ciddiye alınmaz. Etraflarını saran…
Öyku, Mercan, Nisan, Deniz, Julia, Bora, Mete, Ferhan, Kuzey, Zeynep... Yaşları 8-9 arasında değişen bu 10 çocuk, felsefe eğitmeni Özge Özdemir'in kurduğu Little Thinkers Society'nin (Kuçuk Duşunurler Cemiyeti) uyeleri. Belirli aralıklarla toplanıp bir hikaye uzerinden felsefi tartışmalar yapıyorlar. İstanbul'daki Irmak Okulları'nda duzenledikleri sohbete biz de katıldık ve sadece dinledik. Yetişkinlerin uğruna dunyayı yangın yerine çevirdiği guç kullanımı, iyilik ve kotuluk gibi kavramları ne kadar yalın ama doğru tarif ettiklerine şahit olduk.
Ö zge Özdemir, tartışmayı başlatmak uzere çocuklara her seferinde farklı bir oyku anlatıyor. Öykuler genellikle mitolojiden seçiliyor. Bu kez Platon'un 'Devlet' eserinde yer alan 'Giges'in Yuzuğu' adlı hikaye uzerinden tartıştılar. "Seni gorunmez yapan bir yuzuğun olsaydı, ne yapardın?"Aşağıda okuyacaklarınız, çocukların arasında geçen tartışmanın dokumu. Fikirlerini, kendi kelimeleriyle anlatsınlar istedik.
Ö zge: Lidya kralının hizmetinde çalışan, Giges adında bir çoban varmış.
İyi bir adam olan Giges, bir gun koyunlarını otlatırken deprem olmuş, yer
yarılmış. O da merak edip yarıktan içeri girmiş. Üzerinde kral elbiseleri olan
bir iskelet gorunce buranın bir mezar odası olduğunu anlamış. İskeletin
parmağında altın bir yuzuk varmış. Giges, dayanamayıp bu yuzuğu almış ve
oradan kaçmış. Lidya kralı ayda bir kere çobanları toplar, onlara hayvanların
durumunu sorarmış. Giges de o toplantıya gitmiş. Parmağındaki yuzukle
oynarken, yuzuğu çevirince gorunmez olduğunu fark etmiş. Meğer yuzuğun boyle
bir gucu varmış. Sorum şu: Giges 'in yuzuğu sizde olsa ne yapardınız?
Nisan : Gizlice şeker alırdım. Ya da sihirbazlıktan çok para kazanırdım.
Julia : Arkadaşlarımla saklambaç oynardım, beni hiç bulamazlardı.
Bora: Basketbol ma çında rakiplerden top çalardım.
Mercan: Girmemin yasak oldu ğu yerlere girerdim.
Ö yku: Annem dondurma yememe izin vermediği zaman gizlice dondurma alıp
yerdim.
Ferhan: Banka soymay ı denerdim.
Zeynep : İnsanlara şaka yapardım.
Kuzey: Saklamba çta kazanmak için hile yapardım.
Mete: ABD 'nin en guzel evini seçer, içeridekileri atıp eve yerleşirdim.
Mercan : İnsanlar guzel guzel yaşarken evlerine girmek bence kotu bir şey.
Mete: Ama onlar zengin, neden uzuluyorsun ki?
Mercan: Kendini onlar ın yerine koysana. Sana yapılmasını ister misin?
Ö yku: İnsanlar evlerinde çaylarını içerken, bir adam kapılarını kırıp
içeri giriyor... Bu çok adaletsiz.
Mete: O zaman evde gizlice ya şarım.
Mercan : Belki sorsan onlarla yaşamana izin verirler...
Mete: Ama beni tan ımıyorlar ki!
Mercan: E tan ıışş.
Mete: O zaman paralar ını çalıp kendi guzel evimi alayım.
Ö yku: Kapılarını çalıp "Merhaba, evinizi çok beğendim. Benim evim de çok
uzakta. Burada sizinle yaşayabilir miyim?" desen ne olur ki sanki? Huzurlarını
bozmadan onlarla yaşasan?
Mete: Ba şka çozum bulamadım.
Julia: İnsanlar zaten başka çozum hiç bulamıyor. Önce kusuyorlar, sonra
vuruyorlar, sonra itiyorlar, en sonunda da olduruyorlar.
Deniz: Hem o y uzukle hırsızlık yapılabildiğini biri gorurse yuzuğu bizden
alabilir ve o da başkalarına yapar. Sonra bir başkası da ondan alır ve bu hep
boyle devam eder. Biri kotuluk yaparsa, herkes aynısını yapar.
Mete: Tamam o zaman, ben evdeki paray ı çalayım, sonra geri getireyim.
Onlar da sevinip evi bana versinler.
Ö zge: Mete neden paraları gorunmezlik gucun yokken çalmıyorsun?
Mete: Nas ıl çalayım, kameralar var. Polisler yakalar.
Ö zge: Önemli olan cezalandırılmak mı?
Mercan : Evet.
Ö zge: Peki bu yuzuğu başkasına vermek zorunda kaldık diyelim. O ne
yapmalı bu yuzukle?
Kuzey: İyilik için kullanmalı.
Mete: Ba şkasına vermem, yere atıp kırarım yuzuğu.
Deniz: Y uzuğu kimsenin açıp bulamayacağı bir yere koymak lazım bence. Bir
daha kimse kullanamasın.
Ö zge: Neden?
Deniz: Çunku biz iyilik için kullansak bile bizden biri yuzuğu alabilir
ve onunla bir suru kotuluk yapabilir, dunyayı ele geçirebilir.
Ö zge: Peki yuzuk iyi birini kotu birine donuşturebilir mi?Hepsi: Evet.
Mete: O zaman ben de y uzuğu iskeletin parmağına geri takarım. Hiç kimsenin olmaz.
Ö yku: Bence bu guç, yuzuğu takan kişiye ağır gelebilir.
Mete: Yeme ğin kokusu gibi mi?
Ö yku: Diyelim bir takıma girdik ama yuzuğumuz var. O zaman kendimizi
takımdaki herkesten yukarıda hissederiz. Bu iyi olmaz.
Zeynep: Şifreli buyuk bir kasaya koymalı. Takan kişi kendini şımartabilir.
Önce saklambaçta birinci olur. Sonra belki birilerini kandırmaya başlar.
Üçuncu olarak çalmaya geçer belki de. Dunyanın dongusu bozulur. Yuzuğu herkes
istediği için buyuk buyuk kavgalar çıkar.
Julia: Y uzuğu yetişkinler çoğunlukla kotu şekilde kullanır. Çunku
insanlar rahatına bakıyor. Yuzuğu sadece iyilik için kullananlar gerçek
Supermen oluyor.
Deniz: Y uzukle hep birinci olmaya alışmış biri yuzuk kaybolur da gucunu
kaybederse birden duşer ve çok kotu şeyler hissedebilir.
Zeynep: G ucu en kotu yetişkinler kullanır çunku çocuklar okulda
derslerini dinliyor. Mesela doğada kirliliği okuduk. Yuzuk bizde olsa
insanların yanına gizlice gidip tavsiye verirdik. İnandırıcı olurdu boylece.
Yetişkinler okuldan sonra kendi yollarında ilerledikleri için çocukken
oğrendikleri dersleri unuttular.
Mercan: Ben bir filmde g ormuştum. Çocuğun babasının parası yoktu ve
babanın ayağı kırıldı. Ameliyat parası o kadar yuksekti ki, çocuklar bankadan
para çalmıştı odemek için. İyilik için de hırsızlık yapılabilir.
Mete : Filmler gerçek değildir.
Mercan: Ama ger çek olabilir.
Julia: Bence y uzuğu denize atmayalım, balıklar olebilir. Mısır'a gidip
bir piramidin içine atalım. O yuzuk herkesi kotu yapabilir.
Bora : Bence yetişkinle çocuk her zaman fark etmiyor. Yemek çalmaya
çalışan, kufreden çocuk gordum.
Ö zge: O zaman şimdi size hikayenin devamını anlatayım. Giges, zaman
içinde gucunu adım adım kotuye kullanmaya başlamış. Sonra da kralı ortadan
kaldırıp tahtını ele geçirmiş...
Mete: Giges kral ı oldurduyse mezara gomsun, yoksa çok ayıp olur.
Ö zge: Giges iyi bir çobanken, yuzuğe sahip olunca değişmeye başladı.
Olabilir mi boyle bir şey, ne dersiniz?
Ö yku: Dediğim gibi guç ağır geldi.
Mercan: Herkes e şit olursa dunya da eşit olur.
Julia: Herkes e şit olmasın bence. Krallar, polis olmazsa kimse korkmamaya
başlar ve kotu insanlara donuşebilirler.
Ö zge: Ceza verenler olmazsa herkes kotuye donuşebilir mi?
Julia: D onuşebilir. Bence insanlar kusebilirler, tartışabilir ama sonra
barışmak iyi olur.
Mercan: Ama tart ışmalar oldurmeye kadar gidiyor. Öldurduğun kişiye "Hadi
gel barışalım" diyemezsin ki.
Ö zge: Polis olmasa, ceza olmasa, kotu davrandığımızda bizi kimse
cezalandırmasa, engellemese, o zaman kotu davranışı tercih eder misiniz?
Mercan: Hay ır, çunku sen herkese iyi davranırsan, dunya da sana iyi
davranır. Hayat ayna gibi.
Kuzey: Hocam konuyla alakas ı yok ama uçuncu dunya savaşı çıkacakmış.
Rusya fuze gonderecekmiş. Fuze başka ulkelere de gelebilirmiş, gelirse de
uçuncu dunya savaşı başlayacakmış.
Soldan sa ğa: Öyku Özbayır (8), Mercan Çelik (8), Nisan Özdamar (8), Deniz
Sicimoğlu (9), Julia Demirci (8), Bora Kale (8), Yiğit Mete Şen (8), Kuzey
Çetiner (8), Zeynep Gulfem Baş (8), Dr. Özge Özdemir, Ferhan Özaydın (8).
Çocuklar için felsefe nedir?
Çocuklar İçin Felsefe yontemi, 1970'lerde Amerika'da felsefeci Matthew
Lipman'ın çalışmalarıyla ortaya çıktı. Lipman'ın 'Soruşturan Topluluk' metodu,
bugun dunyada en çok kullanılan yontem. Çocuklar bir hikaye etrafında bir
araya toplanıyor, bir soruya ve felsefe yapmaya yonlendiriliyor. Çemberde yer
alan eğitmen doğru cevabı veren kişi değil, çocukları duşunmeye ve konuşmaya
teşvik eden kolaylaştırıcı rolu ustleniyor. Rekabete ve kazanmaya değil, tam
tersine birlikte anlama ilkesine dayanıyor. Amaç ise çocukların eleştirel
duşunme ve demokratik vatandaşlık becerilerinin gelişmesine katkı sağlamak.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.