Özet (TL;DR) @ 2018-04-20T01:38:43.000Z: Sırp uzman Milan Krstic, en erken 7 yıl sonra yeni üye alabileceğini belirttiği Avrupa Birliği’nin Balkan ülkelerinin, giderek etkisini artıran Rusya ve Türkiye’ye yakınlaşmasına da izin vermek…



Avrupa

01:38 20.04.2018URL'yi kısaltın

Sırp uzman Milan Krstic, en erken 7 yıl sonra yeni uye alabileceğini belirttiği Avrupa Birliği'nin Balkan ulkelerinin, giderek etkisini artıran Rusya ve Turkiye'ye yakınlaşmasına da izin vermek istemediğini belirtti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Birliği'nin genişlemesine birlik içinde reform olmadan destek vermeyecekleri ancak Balkan ulkelerinin Rusya ve Turkiye'ye meyletmesine de izin vermeyecekleri açıklamasını değerlendiren Belgrad Üniversitesi Politik Bilimler Fakultesi'nden Milan Krstic, Sputnik'e açıklamasında, bu konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

"Macron'un sozleri, AB'nin genişleme stratejisinden vazgeçtiği anlamına gelmez. 2025 yılı, Batı Balkan ulkelerinin AB'ye uye olması için en erken tarih olarak belirlendi. Yani en erken 7 yıl sonra. Ancak bu surecin daha uzun zaman alacağını duşunuyorum. Diğer yandan Macron'un açıklaması, Balkan bolgesinin son aylarda AB'den aldığı sinyallerden farklı. Oysa bu sinyaller genelde olumluydu. Onlar, ulkeleri AB uyeliğinin kolayca ulaşılabilecek bir hedef olduğu yonunde olumlu hava oluşturmaya çalıştı."

' ÜYELİK OLACAK AMA AB BİLE NE ZAMAN OLACAĞINI SÖYLEYEMİYOR'

Fransa liderinin açıklamasının toplumun ve siyasetçilerin ruh halini olumsuz etkileyeceğini belirten Krstic, bazı Balkan liderlerinin AB'ye alternatif arama konusunda duşunmeye başlayacağını belirterek, şu yorumda bulundu: "Avrupa gelecekte Batı Balkanlar'ın AB'ye entegrasyonundan vazgeçmiyor. Macron'un şunu ortaya koyması kotu: sakin olun, şimdi zamanı değil ama siz yanımızda durmaya devam edin. Yani uyelik olacak ama AB bile ne zaman olacağını soyleyemiyor. Macron'un onceliği AB içinde reformlar. Reformlar, onun seçim kampanyasının temel maddesiydi. Yani bu açıdan da yeni bir şey yok. Şu ana kadar Batı'nın Balkan ulkelerine sinyali çok farklıydı. Muhtemelen Rusya ve Turkiye'nin etkisinin guçlenmesi nedeniyle. Sessiz bir konsensus vardı, herkes AB içindeki krizlerden oldukça az konuşmaya çalışıyordu, bunun yerine Balkanların AB'ye uyeliği hakkında en azından kağıt uzerinde gerçekçi ve elle tutulur bir gelecek olarak konuşmayı yeğlediler".