Özet (TL;DR) @ 2018-04-20T13:22:00.000Z: İstanbul'da gerçekleşmekte olan 2. Avrupa İslamofobi Zirvesi'ne katılan Londra Eski Belediye Başkanı Ken Livingstone "İngiltere ve ABD petrolün peşinden giderek dünyayı felakete sürükledi. Zaten…
İstanbul'da gerçekleşmekte olan 2. Avrupa İslamofobi Zirvesi'ne katılan Londra Eski Belediye Başkanı Ken Livingstone "İngiltere ve ABD petrolun peşinden giderek dunyayı felakete surukledi. Zaten İslamofobi'yi tırmandıran da 11 Eylul sureciydi" dedi.
ABD'nin Kudus'u İsrail'in başkenti olarak tanıması kararı başta olmak uzere guncel gelişmeler ışığında İslamofobik eylem ve soylemlere karşı mucadelenin tartışılacağı 2. Avrupa İslamofobi Zirvesi, İstanbul'da başladı. Zirvenin açılış konuşmasını, etkinliği duzenleyen Ümraniye Belediyesi Başkanı Hasan Can yaptı. Can "İslamofobi kendini daha buyuk sorunlara yol açabilecek şekilde hissettirmeye başladı. Teknik olarak İslam korkusu olarak tanımlanan bu kavramın en doğru tanımı İslam karşıtlığıdır. Musluman karşıtı ırkçılık, dunya barışını tehdit eder vaziyette" dedi.
' İLK ZİRVE SARAYBOSNA'DAYDI, İKİNCİSİ İSTANBUL'DA'
Can "İslamofobi Zirvesi'nin ilki Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da gerçekleşmişti. Ümraniye Belediyesi tarafından Saraybosna'da gerçekleşen zirvemizde de dunyaya İslamofobi ile ilgili onemli mesajlar vermiştik. Saraybosna'nın İslam karşıtı ve ırkçı saldırıların en onemli noktalarından biri olması sebebiyle zirvenin yeri onemliydi. Orada uzun yıllar boyunca huzur içinde yaşayan insanlar bir takım tahrikler sebebiyle kendilerini bir kan golu içerisinde buldu" ifadelerini kullandı.
İslamofobinin yalnızca Doğu'da değil Batı'da da rahatsızlık yarattığına işaret eden Can "Gerçekleştirilen bu ikinci zirvede de başta Avrupa olmak uzere dunyanın her tarafından onemli temsilciler bir araya geldi. Şu an aramızda İsveç Eski Başbakanı Fredrik Reinfeldt ve Londra Eski Belediye Başkanı Ken Livingstone gibi dunyanın her yerinden pek çok temsilci bulunuyor " diye konuştu.
İ SVEÇ ESKİ BAŞBAKANI: SOSYAL MEDYA İSLAMOFOBİYİ ARTIRDI
İsveç Eski Başbakanı Fredrik Reinfeldt "İsveç'te 10 milyon nufus var ve bu nufusun beşte biri İsveç dışındaki topraklarda doğmuş kişilerden oluşuyor. Ayrıca İsveç'te 50 bin kişi de Turkiye'de doğanlar. Bu kişilerin bazıları Turkiye'ye geri dondu, bazıları ise orada yaşamaya devam ettiler; kendilerini hem İsveç hem Turkiye vatandaşı olarak goruyorlar" dedi.
İsveç'in pek çok İslam ulkesinden goç aldığına işaret eden Reinfeldt "İsveç'te işler uzun sure çok guzel gitti. Ancak işin kotu yanı, İsveç'te bir zamandan sonra İslamofobi gelişti ve bu goruşleri yansıtan aşırı sağcı bir parti kuruldu. Sosyal medyanın yaygınlaşması da İslamofobiyi artırdı. Sosyal medya artık doğrudan haber aldığımız değil, ideolojik duşuncelere maruz kaldığımız bir alan oldu" dedi.
**
(C) Sputnik /
'GÖÇMENLERDEN YÜK DİYE BAHSEDİLMESİ BAŞLI BAŞINA BİR HATA'**
Sağcı partilerin soylemlerinin, gerçeği yansıtmayan bir algı ve Muslumanlara karşı duşmanlığı tetiklediğine işaret eden Reinfeldt "İsveç tarihinde hiçbir zaman vatandaşına bu kadar çok refah sunmadı. Ama buna rağmen sosyal medyada bunu tersi bir tablo çiziliyor. Aşırı sağcılara gore ulke çokuyor ve bunun sebebi Muslumanlar, yani kendilerinden olmayanlar. Bu nefretle baş etmek için goçe ve dine karşıtlık birlikte ele alınmalı. Aşırı solcular dine goruşlere, aşırı sağcılar da goçe karşı. Bu yuzden birlikte çalışmış oluyorlar. İsveç'le ilgili SETA raporunu okudum. Çok doğru şekilde Muslumanlara yonelik istismarları raporlamışlar. Siyasi yaşam Avrupa'da aşırı sağa kayıyor. İslam karşıtlığının takipçileri de bunları destekliyor. Goçmenler çoğu zaman yuk olarak goruluyor. Ne zaman goçmen konusu açılsa avrupa ulkeleri yuk paylaşımından bahsetmeye başlıyor. Avrupa'da nufus yaşlanıyor. Azalan bir nufus var ve goç almamız gerekiyor. O yuzde yukten değil yardımdan bahsetmeliyiz" diye konuştu.
' ŞİMDİ İSLAMOFOBİYLE BAŞ ETMEK ESKİYE GÖRE DAHA ZOR'
Kendisinin başbakanlığı doneminde de İslamofobik saldırıların gerçekleştiğini ancak krizi iletişimi artırarak bulma yoluna gittiğini açıklayan Reinfeldt "Danimarka'da Hz Muhammed karşıtı karikaturler yayınlandı. Benzer olay İsveç'te de yaşandı. Bu yuzden İsveç'te de aynı Danimarka'daki gibi yerel urunlerin boykot edilmesi gundeme geldi. O donem Başbakandım. Bana 'Hz Muhammed'i hedef alan karikatur yayınlayan o gazeteyi kapa' dediler ama ben yapamazdım çunku bu anayasa ihlali olurdu. Onun yerine Stockholm'de bir camiye gidip nasıl bir İsveç'te yaşamak istediklerini sordum. Boykot etmek veya aramızdaki duvarı daha da yukseltmek yerine İsveç'in ozunu oluşturan bir mesaj vermek dedim. O yuzden boykot konusu bir son buldu. Şu an çok daha duşmanca bir ortam var ve boyle bir olayı yonetmek eskiye gore çok daha zor" diye konuştu.
Ç ARE HOŞGÖRÜ, GÜVEN, TİCARET VE TURİZM'
ABD Başkanı Donald Trump'ın soylemlerinin de İslamofobiyi artırır nitelikte olduğuna işaret eden Reinfeldt "Donald Trump'ın gelmesiyle 'biz ve onlar' mantığı giderek arttı. Duvarların inşa edilmesinden bile bahsediyor. Avrupa'ya da bu tutum yansıdı. Avrupa'da 20-30 milyon Musluman var. Avrupa Birliği'nde 500 milyon yaşıyor. Yani Muslumanlar, çoğunluğu filan oluşturmayacak. Aşırı sağcıların bu tezi doğruyu yansıtmıyor" dedi.
Hoşgoru, guven, ticaret ve turizmin ilişkiler için onemli olduğuna değinen Reinfeldt "Kurallar dahilinde yapılan ticaret, hoşgoru, guven ve turizm insanları birleştirir. Bu dort kavramı kullanırsak nefret ortamını aralamak için gerekli ortamı sağlamış oluruz. Goçmenler yonelik nefret için de bunlar anahtar olacaktır. Benim gormek istediğim İsveç, nefreti sınırlarına almayan bir İsveç " diye ekledi.
**
ESK İ LONDRA BELEDİYE BAŞKANI: İSLAMOFOBİ 11 EYLÜL SONRASI TIRMANIŞA GEÇTİ**
Eski Londra Belediye Başkanı Ken Livingstone ise bugun Muslumanlara yonelik olarak nefret ve ayrımcılığın farklı donemlerde farklı grupları hedef aldığını aktardı:
"Çocukluğumun geçtiği kasabada 'siyahi bir insana dokunma çunku o kirli' deniyordu. Ancak bundan 100 yıl onceye gittiğimizde; tehdit olarak gorulen grup Yahudilerdi. Hatta Daily Mail gazetesi goçmenlere karşı kampanyaları bizzat yurutuyordu. 1903 yılında 'Yahudiler, İngiltere'ye suç ve hastalık getiriyor' dediler. 10 yıl sonra bu İrlandalılar oldu. Babam gemilerde çalışmış her ırka ve dine hoşgorulu bir adamdı. Amcam ise bir faşist ve bana hep ikinci bir baba gibiydi. Ancak zaman içinde faşist partiye uye amcamla ayrıştık. Hatta ben siyasete atılıp bu tutuma karşı savaşmaya başladığımda, beni bir daha gormek istemedi" dedi.
İslamofobinin 11 Eylul ile birlikte tırmanışa geçtiğini hatırlayan Livingstone "Islamofobi, 11 Eylul'den sonra ciddi bir boyuta vardı. Medya, 'İslami terorist' kavramına kafayı taktı. Bin Ladin uzerinden 'Musluman teroristlerle' ilgili basına yansıyanlar son derece ağırdı. Örneğin Musluman teroristlerin nasıl avlandığına dair programlar yapılıyordu" dedi.
Gunumuzde pek çok siyasetçinin ve siyasi liderin goçu olumsuz bir şey gibi gostermesinin yanlış olduğunu savunan Livingstone "Goç, ekonomi için iyidir. Trump'ın sınırları kapatma tehdidinin bir karşılığı yok. Goçmenler, geldikleri ulkelerdeki evleri insanların ellerinden alıyormuş gibi bir algı yaratılıyor Halbuki bu yanlış, onlar ekonomiye katkı sağlıyor" diye konuştu.
' İNGİLTERE VE ABD PETROL UĞRUNA DÜNYAYI FELAKETE SÜRÜKLEDİ'
ABD ve İngiltere'nin petrol ve kazanç uğruna insanlığı felakete suruklediğine işaret eden Livingstone "Ingiltere ve Amerika hep petrolun peşinden giden taraf oldular ve boylece insanlığı felakete suruklediler. Bu Suveyş Kanalı'nı ele geçirmek için Mısır'ı işgallerinde de boyle oldu, Libya'da Kaddafi'yi duşurduklerinde de, Suriye'deki sureçte de. Onların o topraklara sozde demokrasi goturme peşindeydi. Halbuki arka planda başka bir oyun vardı" dedi.
İslamofobi'nin bizzat donemin ABD Başkanı Jimmy Carter tarafından koruklendiğine işaret eden Livingstone "Tum bunların otesinde İslamofobi uzerine yağ doken Jimmy Carter'dı. Regan'a karşı kaybedeceğini anlayınca oval ofiste CIA ile birlikte Afganistan'ı işgal etmeye karar verdiler" diye ekledi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.