Özet (TL;DR) @ 2018-04-17T07:12:22.000Z: 2017'de 'Din Karşıtı Çağdaş Akımlar ve Deizm' başlığı altında düzenlenen uluslararası bir sempozyumda İlahiyatçı Doç. Dr. Namık Kemal Okumuş’un deizm hakkında "Siyasetçilerin oy kaygısıyla bunların…
2017'de 'Din Karşıtı Çağdaş Akımlar ve Deizm' başlığı altında duzenlenen uluslararası bir sempozyumda İlahiyatçı Doç. Dr. Namık Kemal Okumuş'un deizm hakkında "Siyasetçilerin oy kaygısıyla bunların onunu açmış olmaları, adeta bir virus gibi bu tip duşuncelerin yaygınlaşmasına neden olmaktadır" dediği oğrenildi.
Turkiye'nin gundeminde yer alan deizm tartışmalarının 2017'de uluslararası bir sempozyumda ilahiyatçılar tarafından tartışıldığı oğrenildi.
Cumhuriyet'ten Ozan Çepni'nin haberine gore, 2016'da karar alan ilahiyat fakultelerinin, Van Yuzuncu Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakultesi'nin ev sahipliğinde 12-14 Mayıs 2017'de İlahiyat Fakulteleri 22. Kelam Anabilim Dalı Koordinasyon Toplantısı'nda 'Din Karşıtı Çağdaş Akımlar ve Deizm'başlığı altında uluslararası bir sempozyum duzenlendi.
' DİKKATE DEĞER BİR ARTIŞ VAR'
Habere gore Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakultesi'nden Prof. Dr. İbrahim Coşkun, deizm hakkında şu tespitleri yaptı:
"Son donemlerde araştırma şirketlerinin yaptıkları çalışmalarda 'Allah'ın varlığına ve birliğine bizi yaratıp yaşattığına inanıyor musunuz' şeklinde sorulan sorulara yaklaşık yuzde 4 oranında 'hayır' cevabının verildiği, bu soruya 'evet Allah'ın bizi yarattığım inanıyorum ama her şeye karıştığını duşunmuyorum' diyen deist duşunceye sahip olanların oranının ise yuzde 6 civarında olduğu goruluyor. Bu durum ozellikle gençler arasında din karşıtı akımların dikkate değer bir artış kaydettiğini gosteriyor. Genç kuşakların İslami-ahlaki değerler sistemine karşı ilgisiz bir goruşe meylettikleri gerçeğiyle karşılaşıyoruz."
' MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE DEİZM BESLENİYOR'
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakultesi'nden Doç. Dr. Namık Kemal Okumuş'un konu hakkındaki fikirleri de şoyle:
"Daha ziyade kişisel ve toplumsal gozlemlerimizden ortaya çıkmış olan bu tespitler, Musluman mahallesinde deizmin beslendiği sosyal ve kulturel ortam olarak gorulmelidir. Deistlik eğiliminin kokeninde dinsel olana karşı içten içe bir tepkiselliğin olduğu genç kuşaklar olduğunu rahatlıkla soyleyebiliriz. Dinsel sunumun bilimin kesin tespitlerine aykırı olması. Din anlatımının daha ziyade hikaye, masal, efsane, oyku, aldatma uzerinden yapılması. Din dilinin arkaik değerler taşıması. İletişim araçlarını kullanan bu kişilerin değindikleri konular, verdikleri ornekler ve anlatım biçimleri, bu çağın insanına değil, yuzyıllar oncesinin itaatkar insanına hitap eder gibidir. Bu neslin kendisini tatmin etmeyecek olan yanlış sunumlar yuzunden dine karşı kayıtsız ve ilgisiz kalması tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktayız. Son zamanlarda televizyonlarda kutuğu ağlatan soylemlerin revaç bulması, esasında din denilen şeyin akıl dışına çıkarılmasının bir adımı olarak gorulmelidir. Özellikle Musluman toplumlarda ateizm açıkça dillendirilemediğinden dolayı, adı geçen ortamlarda ateizmin farklı bir versiyonu olarak kabul edilen deizm, bugun sahada daha guçlu bir inanç haline gelmiş bulunmaktadır. Bu eğilimin bizde de ortaya çıkmış olması, ozellikle bu konuda; 'tehlikenin farkında mısınız?' denilmesini haklı çıkarmaktadır. Dun olduğu gibi bugun de cemaat ve tarikat cenneti haline gelmiş olan ulkemizde, deizm, Tanrı'yı her işe karıştıran algıya karşı koyma tavrı olarak benimsenmiş ise, neyin insanın sorumluluk alanında, neyin de Allah'ın sorumluluk alanında olduğunu ozenle karar vermemiz gerekmektedir.
' BEREKET, HALK HALA DİNDARLARI CİDDİYE ALIP SORU SORUYOR'
Bereket, hala bize soru soruluyor. Halkımız, hala dindarları ciddiye alıp soru soruyor. Okullarda eğitimin ustlenmiş olduğumuz çocuklarımız, henuz ağzımıza bakıyorlar. Yarın bizleri muhatap bile almayacakları bir ortam mutlaka gelecektir. O gun, her yanımızda dinin kendisini ve din adamlarını ciddiye almayan, umursamaz bir nesil bulacağız. Mamafih din adamlarının anlatımları boyle giderse, bir sure sonra din olgusu, akıl ve mantığın dışında kendisine yer edinecektir. Zira bu denli hurafenin din diye sunulduğu her ortam, doğal olarak; 'din, esasında akıl dışı ve akıl ustudur' algısının guçlenmesine neden olacaktır. Bunun uzerinde çokça duşunmeliyiz. Yoksa duşunmenin fayda vermeyeceği, din ve dindarlığın para etmeyeceği bir zamanı gormek yakındır."
' KORKARIM Kİ YERYÜZÜNDE AKIL SAHİBİ İNSAN BIRAKMAZDI'
Okumuş, şoyle devam etti:
"İlahiyatların derdinin din eğitimini vahiy merkezli olması lazımken, bahsedilen bu ortamlarda ise aklını kapı dışarıda bırakmış oğrenciler el ustunde tutulmaktadır. Okudukları eserleri kutsal metin, uydukları şeyhleri kutsal kişi, yaşadıkları yerleri kutsal mekan olarak goren bir zihniyetin din adına soyleyeceği bir sozunun olmaması gerekir. Eğer ki bu din, cemaatlerin adam kazanma modelini uygulasaydı, korkarım ki yeryuzunde akıl sahibi insan bırakmazdı. Oysaki grup, parti, cemaat ve tarikat yapılanmasının çekirdeğini oluşturan 'adanmışlık psikolojisi', beraberinde akıl etmeden itaat eden guçlu bir kitleyi barındırıyor.
Gerek teşkilatlanmış dinsel orgutlerin eğitim kurumlarında ve gerekse de diğer eğitim kurumlarında yetiştirilmesi arzulanan dindar tipinin; 'her şeye burnunu sokmayan ve her şeyi araştırmayan' hatta 'tahkiki değil taklidi iman'ın ve dolayısıyla da 'kocakarı inancı'nın kutsandığı bir kişiliğe evrilmesidir. Kanımca 'akleden dindarlık' surecinin başlaması, bu tip sorumsuzluğu kutsayan insan yetiştirme metodunun panzehiri olacaktır" d
' SİYASETÇİLER OY KAYGISIYLA ÖNÜNÜ AÇTI'
(C) Sputnik / Elif Ilgaz
Deizmin okullarda yaygınlaşmasına ilişkin 'propagandanın gucu'ne işaret eden Okumuş, "İletişim ve eğitim ortamlarında verilen bilgiler, takip edilen din sunumu hatta ekranın cazibesi uzerinden meydana gelen etkileşim, gerçek din olgusuna zarar veren boyutlara varmış gibidir. Siyasetçilerin oy kaygısıyla bunların onunu açmış olmaları, adeta bir virus gibi bu tip duşuncelerin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Bunun yanında, yasal eğitim kurumlarına alternatif olarak kurulan paralel medreselerde anlatılanlar, toplumun din algısını kokunden değiştirmektedir" ifadelerini kullandı.
' İNANCA DAİR SORU VE SORGULAMALAR VAR'
Duzce Üniversitesi İlahiyat Fakultesi'nden Yrd. Doç. Dr. Fatma Gunaydın'da 'İmam hatip liselerinde inanç soru(n)ları' başlığı altında yaptığı gozlem ve mulakat verilerini paylaştı. 10 yıldır gorev yaptığı imam hatip lisesindeki çalışmalarını aktaran Gunaydın, "Kelam derslerindeki gozlemlerim ve zaman zaman uyguladığım anketlere gore İmam hatip liselerinde eğitim goren oğrencilerin de inanca dair ciddi soru ve sorgulamalarının olduğunu muşahede ettim. 'Dindar nesil' olarak yetiştirmeye çalıştığımız bu gençlerimiz için akaid kelam dersi ozelinde daha itinalı çalışmaların yapılması gerekliliğini ifade etmek isterim" dedi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.