Özet (TL;DR) @ 2018-04-16T07:21:37.000Z: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Türk Lirası'nın değer kaybı hakkında değerlendirmelerde bulunurken 'dış güçleri' işaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "Sen çocuk musun sana operasyon…



CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Turk Lirası'nın değer kaybı hakkında değerlendirmelerde bulunurken 'dış guçleri' işaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "Sen çocuk musun sana operasyon çekiyor. Aklın nerede? Kendi suçunu, beceriksizliğini hayali dış guçlerin uzerine atarak sorunlardan sıyrılmaya çalışıyor." diyerek tepki gosterdi.

(C) Fotoğraf : DHA

Kılıçdaroğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun açıklamaları ve ortaya koyduğu goruşler için "Turkiye'nin sorunlarını sağlıklı analiz ediyor. İktidarın, sorunların kaynağı olduğunu da gosteriyor" dedi. Kılıçdaroğlu, Karamollaoğlu'nun ilkelerle siyaset oluşturmanın doğru olacağını soylemesini de hatırlatarak "Bu, gelecek açısından, ortak yola çıkarken ileride bir olumsuz tabloya sebebiyet vermemesi açısından onemli" ifadesini kullandı.

' EKONOMİNİN DURUMU FELAKET'

Cumhuriyet'ten Erdem Gul'un haberine gore, Antalya'da bir gurp gazeteciye konuşan CHP liderinin değerlendirmeleri şoyle:

Yeni modelin, sorunları çozmediği, aksine sorunları buyuttuğu ve derinleştirdiği açık. Örneğin eğitim alanında tek adam çıktı, TEOG'u kaldırdığını soyledi. Boyle bir karar alırken danıştığı kimse yok. Eğitimi tamamen bir kaos ortamına soktu. Anne- babalar arayışta. Dış politikada, Dışişleri Bakanlığı devrede dışı bırakılmış, 100 yıllık tarih, deneyim, birikim bir kenara itilmiş. Ekonomiye gelince 'Faizleri indireceğim' diyor, 'indir' diyorsun indiremiyor. Sonra şikayet ediyor. Dolar yukselince 'Dış guçler bize operasyon çekiyor' diyor. Sen çocuk musun sana operasyon çekiyor. Aklın nerede? Kendi suçunu, beceriksizliğini hayali dış guçlerin uzerine atarak sorunlardan sıyrılmaya çalışıyor. Ekonominin durumu felaket bir tablo oluşturuyor.

' HAYALİ DÜŞMAN YARATIYORLAR'

Temel sorunlarından birisi de demokratikleşme. Demokrasi yok ortada. Yargı bağımsızlığı yok. Medya ozgurluğu yok. Duşunceyi ifade ozgurluğu yok. Üniversiteler baskı altında. Boyle bir baskı altında yabancı sermayeye 'Gel Turkiye'de yatırım yap' der misiniz? Tam tersine yatırımcı Turkiye'den kaçıyor. Cezaevleri tıka basa dolu. İnsanlar haksızlığa uğramasına rağmen hakkını arayacağı bir mecra yok. İnsanların yargıya erişim hakkı da yok. Çunku Kanun Hukmunde Kararnamelerle insanların dava açması da engelleniyor. Dış politika, ekonomi, demokratikleşme sorunları birbirlerini tetikleyen, etkileşime neden olan ve sorunların daha da derinleşmesine neden oluyor. Dış politikadaki bir sorun ekonomiyi etkiliyor. Demokratikleşmedeki bir sorun da ekonomiyi etkiliyor. Dolayısıyla bu sorunlara butuncul bir çozum uretilmesi gerekiyor. Ama bunlarda boyle bir kapasite yok. Devlette liyakatı bitirdikleri için sorunları çozemiyorlar. O yuzden de hayali duşmanlar, guçler yaratarak sorunları soyutlaştırmaya çalışıyorlar. Devlette liyakat sistemi çokertildi. İşin uzmanına verilmiyor. Sorunların sebebi olan iktidar, sebebi başkalarının uzerine atarak geçiştirmeye çalışıyor.

' TEK ADAM REJİMİ FİİLEN UYGULANIYOR'

Tek adam rejiminin fiilen uygulandığı son bir yılda, referandumda, anayasa değişikliğine 'evet' oyu veren kitle, verdiği 'evet' oyundan dolayı pişman. O zaman olayları pek goremediler ya da biz muhalefet olarak tehlikeyi dillendiremedik. Bugun, yaşayarak onlar da tehlikeyi goruyor, tek adam rejiminin Turkiye'yi nereye suruklediğini çok daha net olarak izliyorlar.

(C) AA /

' AKP'NİN ÜST YÖNETİMİNDEN ÇOK SERT ELEŞTİRİLER VAR'

Tek adam rejimine, AKP tabanından da, ust yonetiminden de çok sert eleştiriler var. Ama bu eleştiriler Saray'a ne olçude yansıyor bilmiyorum. Başbakan'ın, bakanların hiçbir fonksiyonu yok. Musteşarlar doğrudan Saray'la goruşuyor. Üst yonetimde ciddi bir rahatsızlık var. İlerde sorunların çok daha fazla olacağını devlet burokrasisi de goruyor. Kamuoyu araştırma şirketinin sonuçları da, AKP'ye oy veren seçmenlerin bugun yuzde 55'inin, "tarafsız cumhurbaşkanından yana' olduğunu gosteriyor. Yani, onlar da taraflı cumhurbaşkanı istemiyorlar.

' NASIL RİSKİ AZALTIRLAR ONA BAKIYORLAR'

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile yaptığı goruşmenin gundeminin ağırlıklı olarak sandık guvenliği olduğuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu, ittifakı konuşmak için Cumhurbaşkanlığı seçiminin esaslarını belirleyecek yasal duzenlenmenin beklenmesi gerektiğini soyledi. Kılıçdaroğlu, "Yasanın once çıkması lazım. Bağımsız birisi nasıl Cumhurbaşkanlığı adayı olacak, imzalar nasıl toplanacak? Şimdi duşunuyorlar. Masa başında yaptıkları duzenlemeyle, kendi ayaklarına kurşun sıkma gibi bir şeyi onleyecekler, riski nasıl azaltabilecekler ona bakıyorlar" diye konuştu.

' SABAH ABD YANLISI AKŞAM RUSYA YANLISI'

Kılıçdaroğlu, Suriye'ye ABD onculuğunde yapılan saldırı ile ilgili olarak da dış politikada hata yapıldığını soyledi. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'la tek kişi uzerinden yapılan bir siyaset olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, Turkiye'nin her şeyini tamamen Esad'ın gitmesine bağladığını, boyle 'tek yanlı siyaset' olamayacağını soyledi. Kılıçdaroğlu, "Suriye'ye yapılan her mudahale, Esad'ın kalıcılığını guçlendiriyor. Turkiye, Suriye, İran, Irak birlikte olsa çok kolay bir çozum sağlayabilirler. Batılı egemen guçlerin çıkarlarına değil, bolgesel guçlerin çıkarlarına odaklanmalı. Turkiye dış politikada o kadar yalpalıyor ki, sabahtan oğlene kadar ABD yanlısı, oğleden sonra da Rusya yanlısı oluyor. Son derece ilkesiz bir diplomasi izleniyor. Dışişleri Bakanlığı'nın devre dışı bırakıp, diplomasiyi sozcu İbrahim Kalın'a ihale ederseniz, o da sahibinin sesi olarak konuşur. Dışişleri Bakanlığı'nın 100 senelik birikimini bir tarafa atıyorsanız, bu da başarısızlığı zorunlu hale getirir" dedi.

' 2019, 2 D ARASINDA BİR SEÇİM OLACAK'

Seçimde yuzde 60 oy hedeflediklerini soyleyen Kılıçdaroğlu, şoyle devam etti:

Cumhurbaşkanlığı seçiminde yuzde 60 oy hedefliyoruz. Çunku hangi goruşten olursa olsun, insanların demokrasiyi savunacağına inanıyorum. Herkes 'tek adam rejimi'nin yarattığı sonuçları goruyor. Seçmenlerin, ağırlıklı olarak demokrasiden yana oy kullanacaklarını ve bunun oy oranının da en az yuzde 60 civarında olacağını duşunuyorum. 2019 seçimi 2-D arasında bir seçim olacaktır. Demokrasi mi, diktatorluk mu? Çare 2019 yılında herkesin sandığa duşunerek gitmesidir. Demokrasi mi, diktatorluk mu? Duşunerek sandığa gitmelerini derken kendilerini değil çocuklarını, torunlarını ve Turkiye'yi duşunerek sandığa gitmeleridir. Demokrasi bizim neyimize yetmiyor? Diktatorluk rejimi bizi ileriye taşımış olsaydı 12 Mart 1971, 12 Eylul 1980 darbelerinde bunu gorurduk.

' PARTİ DEĞİL, MEMLEKET SORUNU'

Şimdi ulkenin haline bakın. Faize, ekonomiye, çiftçinin haline bakın. Dış politikada ki tutarsızlığa bakın. 'Tek adam rejiminin' Turkiye'yi getirdiği nokta bu. Vatandaşlar 2019'da demokrasiden yana oy kullanmak zorundalar. 'Kullansın' demiyorum, kullanmak zorundalar. Muhafazakar demokratlar, ulkucu demokratlar, liberal demokratlar, dindar demokratlar, sosyal demokratlar, sosyalist demokratlar… Bu hepsine duşen ortak gorevdir. Yani, 2019 bir Kuvayi milliye hareketi olmalıdır. Biz, Kuvayi Milli surecinde olduğu gibi yaşam tarzı, etnik, dinsel ayrım yapmadık. Tek amaç Turkiye'yi bağımsız hale getirmek. Şimdi de amacımız Turkiye'ye demokrasiyi getirmek. Çunku bu sureç bir parti değil, memleket sorunudur